Yer gök İstanbul...

Yer gök İstanbul...

‘1980 başlarıydı, Bâyezîd Kütüphânesi’nde Sermet Muhtar’ın makalelerine rastlamıştım. Cağaloğlu’nda birkaç yayıncı arkadaşa söyledim, ilgilenmediler. Aradan on yıl kadar geçti, ilk Sermet Muhtar kitaplarını İletişim basınca ‘olay’ oldu. Son birkaç yıl içindeyse ilk Büyüyenay Yayınları ‘Sermet Muhtar İstanbul Kitaplığı’ dizisine başladı. Son bir ay içinde iki yayınevi daha Sermet Muhtar basmaya başladı, Kopernik Kitap ve Ötüken Neşriyât. Kim Sermet Muhtar’a el atmışsa, hepsine müteşekkirim...

TANER AY

Sermet Muhtar’ı diğer İstanbul yazarlarından, Ahmed Rasim’den, Osman Cemal’den, Reşad Ekrem’den ve Mahmut Yesari’den farklılaştıtan birkaç özelliği vardır. Her şeyden önce, Ahmed Muhtar Paşa’nın oğludur, yaşamı boyunca Osman Cemal gibi fakirlikle boğuştuğu söylenemez. Ama, Sermet Muhtar’ın İstanbul’un fakir semtlerini Osman Cemal’den bile daha iyi anlattığı kanısındayım.

14kr02sermet2

Ahmed Rasim gibi hemen her gün edebiyat mahfillerinde görülmemesine karşın, hatta hiçbir edebiyat mahfiline de dahil olmadığı muhakkaktır, Göztepe yıllarında tanıdığı edebiyatçılara değinirken kalemine ip atlattırması yok mu, sanırsınız ki onlarla aydaki her düğüne merdiven kurup gitmiştir.

14kr02sermet9

Belki sadece şâir Necdet Rüştü Efe’yi yakından tanımıştır, o da zevcesi Semiha Hanım’ın kardeşi olduğu içindir. Mahmut Yesari kibar adamdır, bu yüzden onu dışarıda tutuyorum, ama Ahmed Rasim, Osman Cemal ve Reşad Ekrem sokaklardan gelmişlerdir, İstanbul argosunu çok iyi bilirler, argonun onların üslûplarına da hayli yakıştığını düşünüyorum.

14kr02sermet10

Bununla birlikte, argoyu hangi yazarın şehr-i İstanbul’un ayırıcı dili yaptığını bana sorarsanız, tereddütsüz, konaklarda ve köşklerde bir eli yağda bir eli balda büyümüş olan Sermet Muhtar’ı size söylerim.

14kr02sermet11

Onun Hüseyin Rahmi ve Nahid Sırrı kadar aynalı pembeleri, ateşli tazeleri, bodur tavuk her dem piliçleri, eteği belindeleri ve manda kasaları iyi bilmesi de şaşırtıcıdır, okuruna dakikada bin dil attırır. Eski kabadayılara gelince, inanın yarattığı havada Refi’ Cevad onun eline su dökemez, oysa bir kabadayıyı uzaktan bile olsa gördüğünü sanmıyorum.

14kr02sermet8

Büyük edebiyatçılar ve kendilerine has üslûp yaratanlar öyledir, onların cümbüşlü dilleri yüzünden hakikatı kurgudan, kurguyu hakikattan ayıramazsınız. Sermet Muhtar’ın Ahmed Rasim’den bir farkını daha söyleyeyim: Ahmed Rasim ustamızın yazılarında hiç İstanbul’un kendisinden sonra yok olup gideceği korkusu hissedilmez, oysa Sermet Muhtar Ankara’nın yıldızlaştığı ve vaktiyle payitaht olduğu için İstanbul’un gözden düştüğü yılların yazarıdır, bu yüzden hep gün gelecek kendisiyle birlikte İstanbul’un da kaybolacağı korkusunu yaşamıştır.

14kr02sermet7

Ben Reşad Ekrem’in de aynı korkuyla yazdığını düşünenlerdenim: Sermet Muhtar’ın ‘31 ile ‘52 arasında, İstanbul’un her semtinde değil ama Kadıköyü’nde kesin, çok tutulan bir yazar olmasına karşın, ölümünden sonra unutturulmasını bir İstanbul yazarı olmasına bağlıyorum.

14kr02sermet6

Cumhuriyetin ilk birkaç Batıcı kuşağı için şehir demek Ankara’ydı, İstanbul onlar için fazlasıyla Şarktı, muasır medeniyete İstanbul’un ahşap dünyasından değil, Lörcher ve Jansen planlarının Ankara’sından girilecekti.

14kr02sermet5

‘80 başlarıydı, Bâyezîd Kütüphânesi’nde ‘30’lu ve ‘40’lı yılların Akşam gazetelerini karıştırırken, Sermet Muhtar’ın makalelerine rastlamıştım. İsmen duymuş olsam da makalelerini bilmiyordum. Cağaloğlu’nda birkaç yayıncı arkadaşa söyledim, ilgilenmediler.

14kr02sermet3

Aynı yıllarda onlara Ahmed Rasim’in Ramazan yazılarını da, İslam Çupi’nin Tercüman’da kalan Fenerbahçe yazılarını da önermiştim ama beni şıppadak makaraya sardıklarını anımsıyorum. Aradan on yıl kadar geçti, ilk Sermet Muhtar kitaplarını İletişim basınca ‘olay’ oldu. Benim yirmi yıldan fazla sürecek olan Cağaloğlu’ndan çekilme dönemim başladığından, sonrasını pek bilmiyorum.

14kr02sermet4

Son birkaç yıl içindeyse ilk Büyüyenay Yayınları ‘Sermet Muhtar İstanbul Kitaplığı’ dizisine başladı, Mustafa Kirenci’nin ve Eren Yavuz’un yayına hazırladıkları bu diziyi ustamızın diline dokunmadıkları için pek sevdim, oradan hangi Sermet Muhtar çıkarsa çıksın, yani daha önce İletişim’den çıkanlar da olsa, elimdekini bırakıp, onu yeniden okuyorum. Son bir ay içinde iki yayınevi daha Sermet Muhtar basmaya başladı, Kopernik Kitap ve Ötüken Neşriyât. Alâattin Karaca’nın ve Gülzar Mammadova’nın Kopernik Kitap için yayına hazırladıkları ‘Sermet Muhtar Külliyatı’ da Büyüyenay’ın ‘Sermet Muhtar İstanbul Kitaplığı’ dizisi kadar beni heyecanlandırıp sevindirdi. Bir kere işin içinde Alâattin Karaca dostumuz var, onun yayıncı kaprislerine boyun eğmeyeceğinden ve Sermet Muhtar’ın diline müdahaleye izin vermeyeceğinden emindim.

14kr02sermet1

Yanılmamışım, harika bir külliyata kavuştuk, ilk olarak on bir Sermet Muhtar yayınlandı, gerisi de geliyor. Bu dizide tek şeyde tereddüt ediyorum, o da kitapların kapak tasarımları. Kötü demiyorum, aksine düşünce olarak çok hoş, eski İstanbul’a temas eden hayli estetik bir yaklaşım, ama puntodan mı yoksa renklerin tercihinden midir nedir, bilemiyorum, raflarda sırt yazıları iki karış mesafeden dahi görülmüyor, oysa Karaca’nın ve Mammadova’nın değerli emeklerinin görülmesini ve okura ulaşmasını çok istiyorum.

İKİ KİTAP DA ÖTÜKEN’DEN

Son olarak Ötüken Neşriyât, Yakup Öztürk’ün yayına hazırladığı iki Sermet Muhtar bastı, birincisi ustamızın ‘Kıvırcık Paşa’ romanı, ikincisiyse onun Akbaba dergisindeki yazılarının derlendiği ‘Boğaziçi Uykuda’ kitabı, sanırım Sermet Muhtar’ın Amcabey yazıları da bu iki kitabın peşinden gelecek.

14kr02otuken-1

Sermet Muhtar’ın Akbaba yazılarının ‘Boğaziçi Uykuda’ ismiyle kitaplaşması ne kadar doğrudur, şüpheliyim. Bu isim Yakup Öztürk’ün tercihidir, elbette karışamayız, ama ben olsam başka bir isim düşünürdüm. Neyse, böyle şeylere takılmamamız gerekiyor, değerli olan çaba Sermet Muhtar basmaktır. Kim Sermet Muhtar’a el atmışsa, hepsine müteşekkirim.

14kr02otuken-iki

ŞEHİR YAZARLARINI BASARKEN ‘SADELEŞTİRME’ ZIRVALIĞINDAN UZAK DURMALI

Bir diğer yayıncılık olayı da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Ahmed Rasim ustamızın Malumat’taki mektuplarıyla Hâkimiyet-i Milliye’deki mektuplarını iki cilt olarak ‘İstanbul Mektupları’ ismiyle yayınlamasıdır. Sadeleştirmelerin ne gibi sonuçlar doğurduğunu Hüseyin Rahmi’den ve Refik Halit’ten iyi bildiğimden, ‘İstanbul Mektupları’nı korkarak okumaya başladığımı itiraf etmeliyim. Ama pek korktuğum gibi olmadı, rahatsızlık duyup da ‘İstanbul Mektupları’nı bırakmadım. Yine de, Şenol Topçu’nun ve Ahmet Ferhat Özkan’ın yayına hazırladığı ‘İstanbul Mektupları’nda, keşke hiç ustamızın diline dokunulmasaydı demekten kendimi alamıyorum.

Yayınevleri şu Türk Dil Kurumu’nun ‘Türkçe Sözlük’ takıntısından bir vazgeçseler, ne iyi olur, ama maalesef yapamıyorlar, bu yüzden çoğu defa ortaya takır tukur bir ‘Türkçe’ çıkıyor. Aksanı kaldırmak da nedir yahu! Oysa, alfabemiz fonetiktir, bu yüzden de aksanı kaldırdığımızda o kelimenin anlamı değişerek kargaşa neden olmaktadır. Bununla birlikte ‘İstanbul Mektupları’nı, Malumat’taki mektupların kitaplaşmasındaki bazı hataları düzeltip, 1899 ve 1913 baskılarına girmeyen on dokuz mektubu da içermesi açısından önemli bir çaba olarak değerlendiriyorum. Biliyorsunuz, 1899 baskısında iki yüz yetmiş altı mektubun elli dokuzu mükerrerdi, 1913 baskısındaysa onuncu mektupla iki yüz on beşinci mektup mükerrerdi, ilk baskıdaki dokuzuncu mektup 1913 baskısında yoktu ve bir numaralama hatası dahi bulunuyordu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni ‘İstanbul Mektupları’ için kutlarken, sanırım yaşça onlardan büyüğüm, Cengiz Özkarabekir’e ve Ahmet Bozkurt’a bir ağabey nasihatında bulunayım: İstanbul’un şehir yazarlarını basarken, lütfen şu ‘sadeleştirme’ zırvalığından uzak durun, İstanbul’un dili hep çok güzel ve hep fonetik oldu, mûsikîsini bozmayalım...

14kr02alt-kutu

YORUMLAR (3)
3 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN