ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (HHS) ile Tarım Bakanlığı’nın (USDA) 2025–2030 Beslenme Rehberi kapsamında yayımlanan bilimsel rapor, beslenme politikalarına ilişkin yeni bir yaklaşımı gündeme getirdi. Raporu değerlendiren Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölgesi verilerine göre Türkiye’nin fazla kilo ve obezite oranlarında üst sıralarda yer aldığını belirtti.

Doç. Dr. Binnur Okan Bakır
Yaklaşık 50 yıldır uygulanan geleneksel beslenme modellerinin yeniden ele alındığını ifade eden Doç. Dr. Bakır, yeni rehberin beslenmeyi yalnızca hastalıklardan korunma aracı olarak değil, kronik hastalıkların yönetiminde ve iyileştirilmesinde de temel bir unsur olarak ele aldığını söyledi.
ABD VE TÜRKİYE VERİLERİ DİKKAT ÇEKİYOR
ABD’de yetişkin nüfusun büyük bölümünün fazla kilolu ya da obez olduğuna, diyabet ve prediyabet oranlarının da yüksek seyrettiğine dikkat çeken Bakır, bu tablonun beslenme politikalarında değişimi zorunlu kıldığını vurguladı. Türkiye’ye ilişkin değerlendirmesinde ise DSÖ Avrupa Bölgesi verilerine işaret eden Bakır, fazla kilo ve obezitenin ülkede önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıktığını kaydetti.
Yeni rehberde makro besin ögelerine yaklaşımın da değiştiğini belirten Bakır, uzun yıllar önerilen düşük yağlı ve yüksek karbonhidratlı beslenme modellerinin metabolik hastalıkların önlenmesinde beklenen etkiyi göstermediğinin görüldüğünü ifade etti. Rehberde, yaşa ve sağlık durumuna uygun yeterli protein alımının önemine dikkat çekildiğini aktardı.
Yağ tüketimine ilişkin değerlendirmelerde de miktardan çok niteliğin öne çıktığını belirten Bakır, sağlıklı ve az işlenmiş kaynaklardan alınan yağlar ile rafine ve yoğun işlenmiş yağlar arasında belirgin farklar bulunduğunun vurgulandığını söyledi.
AŞIRI İŞLENMİŞ GIDALARA SINIRLAMA VURGUSU
Aşırı işlenmiş gıdalarla ilgili uyarıların rehberde açık şekilde yer aldığına dikkat çeken Bakır, bu ürünlerin obezite, tip 2 diyabet ve kalp-damar hastalıklarıyla ilişkisine işaret edildiğini belirtti. Enerji alımında bu tür gıdaların sınırlandırılmasının altının çizildiğini ifade etti.
Çocuk beslenmesine özel başlıklar ayrıldığını aktaran Bakır, katkı maddeleri, eklenmiş şekerler ve yapay tatlandırıcıların çocuk sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekildiğini söyledi. Okul çağındaki beslenme programlarının bu kapsamda önem kazandığını belirtti.
Rehberde bağırsak mikrobiyomuna da yer verildiğini ifade eden Bakır, liften zengin sebzeler, fermente gıdalar ve az işlenmiş besinlerin sağlıklı beslenme önerilerinde öne çıktığını kaydetti.
Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, raporun genel yaklaşımının, aşırı işlenmiş ürünler yerine doğal ve az işlenmiş gıdaların tercih edilmesi, yeterli protein alınması ve yağın niteliğine odaklanılması yönünde olduğunu söyledi.
