Son dönemde sosyal medya platformlarında "mucizevi bitki" ve "her derde deva" etiketleriyle milyonlarca kişiye pazarlanan sarı kantaron efsanesi çöküyor. Türk Toraks Derneği (TTD) Başkan Yardımcısı ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Kılınç, hiçbir bilimsel dayanağı olmayan bu bitkinin şifa dağıtmak bir yana, vücuttaki damarları büzerek organları adeta iflasın eşiğine getirdiğini açıkladı.
SARI KANTARON ZARARLI MI?
Doğada kolayca bulunabilen ve halk arasında geleneksel bir tedavi yöntemi olarak sıkça demlenip içilen sarı kantaronun, insan anatomisi üzerinde ciddi tahribatlara yol açtığı ortaya çıktı.
Prof. Dr. Oğuz Kılınç'ın çarpıcı uyarılarına göre; bu bitkinin vücuttaki temel işlevi damarları büzmek. Sarı kantaron ister çay olarak ister yağ olarak tüketilsin, vücuda girdiği andan itibaren damarlarda yarattığı bu büzülme etkisi nedeniyle iç organların kanla beslenmesini ciddi oranda bozuyor. Özellikle akciğer atardamarında yarattığı basınç, tıp dilinde "pulmoner hipertansiyon" olarak bilinen ölümcül akciğer damar tansiyonuna zemin hazırlıyor.

KANSER İLAÇLARININ ETKİSİNİ SIFIRLIYOR
Sosyal medyada dolaşıma sokulan "Sarı kantaron sigara bağımlılığını bitirir, akciğer kanserini tedavi eder" şeklindeki paylaşımların tamamen asılsız ve halk sağlığına yönelik bir tehdit olduğu vurgulandı.
Uzmanlar, kanser tedavisi gören hastaların "şifa bulmak" umuduyla başvurduğu bu otun aslında tam bir zehir etkisi yarattığını belirtiyor. Sarı kantaron, bilimselliği kanıtlanmış ve hayati öneme sahip akciğer kanseri ilaçlarıyla doğrudan etkileşime girerek bu ilaçların tedavi edici özelliklerini yok ediyor. Dahası, modern tıbbi ilaçlarla aynı anda kullanıldığında hastanın hayatını riske atacak derecede şiddetli yan etkilerin ortaya çıkmasına neden oluyor.
SÖZDE MUCİZELERE DİKKAT
Arama motorlarında hastalıklarına doğal çözüm arayan vatandaşların düştüğü tek tuzak sarı kantaron değil. Prof. Dr. Kılınç, toplumda yaygın olarak kullanılan ancak tıp literatüründe tedavi edici hiçbir karşılığı olmayan diğer popüler alternatif yöntemlere de sert bir çizgi çekti.

Özellikle kış aylarında öksürüğe iyi geldiği gerekçesiyle yok satan kozalak şurubu, kanser hastalarına umut tacirliği yapılarak satılan zakkum ve köpekbalığı yüzgeci ile ısırgan otu gibi maddelerin hiçbir hastalığı iyileştirmediği kesin bir dille ifade edildi. İnsan sağlığını doğrudan tehdit eden bu tür bilim dışı maddelerin, doktor tavsiyesi olmadan asla tüketilmemesi gerektiği hayati bir uyarı olarak kaydedildi.
SARI KANTARON KALBİ DE VURUYOR
Arama motorlarında "Sarı kantaron çayı uyku yapar mı, stresi alır mı?" şeklindeki sorguların son yıllarda rekor kırması, tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor. Birçok kişi rahatlamak ve uykusuzluğa çözüm bulmak amacıyla bu çayı günlük rutinine ekliyor. Ancak uzmanların dikkat çektiği "damar büzücü" etki, sadece akciğeri değil kardiyovasküler sistemi de vuruyor. Damarların aniden daralması, kan basıncının (tansiyon) kontrolsüz şekilde yükselmesine ve ritim bozukluklarına (çarpıntı) neden oluyor. Özellikle gizli kalp rahatsızlığı veya yüksek tansiyonu olan bireylerin bu çayı tüketmesi, ani kalp krizlerine ve inmelere davetiye çıkarabiliyor.
SARI KANTARON HANGİ İLAÇLARLA KULLANILMAZ
Sarı kantaronun tıp dünyasında "istenmeyen bitki" ilan edilmesinin en büyük nedeni, karaciğer enzimlerinin çalışma hızını dramatik şekilde değiştirmesidir. Sadece kanser ilaçları değil; günlük hayatta sıkça kullanılan kan sulandırıcılar, antidepresanlar, tansiyon hapları ve doğum kontrol ilaçları sarı kantaron ile ölümcül bir etkileşime giriyor. Bitki, karaciğerin bu ilaçları vücuttan atma hızını bozduğu için hastanın aldığı tıbbi ilaç ya kana karışmadan atılarak etkisiz hale geliyor ya da vücutta birikerek toksik (zehirli) bir şoka yol açıyor. Bu nedenle düzenli reçeteli ilaç kullananların bu bitkiden kesinlikle uzak durması gerekiyor.
