Dünya genelinde en sık rastlanan kanser türlerinin başında gelen meme kanseri, son yıllarda özellikle 40 yaşın altındaki genç kadınlarda belirgin bir artış gösteriyor. Vakaların yalnızca gelişen tarama yöntemleriyle açıklanamaması gözleri çevresel faktörlere çevirirken; Silent Spring Enstitüsü tarafından yürütülen ve saygın tıp dergisi Environmental Health Perspectives’te yayımlanan kapsamlı çalışma, tarım ilaçları ile kanser riski arasındaki çarpıcı ilişkiyi gözler önüne serdi.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, araştırmanın detaylarını paylaşarak hem tarımsal üretimde hem de gündelik ev yaşamında maruz kalınan kimyasal yüke dikkat çekti.

"YALNIZCA AKTİF MADDEYE BAKILIYOR, İNSANLAR ÜRÜNÜN TAMAMINI SOLUYOR"
Araştırmanın başyazarı Dr. Jennifer Kay’in tespitlerine değinen Prof. Dr. Uğur Coşkun, tarım ilaçlarının güvenlik analizlerindeki en büyük açığın yalnızca "aktif maddelere" odaklanılması olduğunu vurguladı. Coşkun, konuya ilişkin şu bilgileri aktardı:
"Tarım ilaçlarının güvenliği değerlendirilirken genellikle yalnızca 'aktif madde' üzerine odaklanılıyor, ancak insanlar ürünün tamamına maruz kalıyor. Yapılan araştırmalarda hayvanlarda meme tümörüne yol açtığı veya hormonları meme kanserini destekleyecek şekilde bozduğu belirlenen 900’den fazla kimyasal listelendi. Bu kimyasalların yarısından fazlası, hücrelerin meme kanseri gelişiminde doğrudan rol oynayan östrojen veya progesteron hormonlarını gereğinden fazla üretmesine yol açıyor."
485 KİMYASALDAN YALNIZCA ÜÇTE BİRİ DENETLENİYOR
ABD hükümetine ait emisyon ve toksik madde veri tabanlarının incelendiği raporda, tarım ilacı formülasyonlarında 485 farklı kimyasal tespit edildi. Bu maddelerden yalnızca 145’inin ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) tarafından resmi olarak "aktif madde" statüsünde kayıt altına alındığına dikkat çeken Prof. Dr. Coşkun; "inaktif" veya "yardımcı madde" adı altında kullanılan yüzlerce bileşenin herhangi bir güvenlik denetimine tabi tutulmadan piyasada yer bulabildiğini aktardı.
"EVDEKİ HAŞERE İLAÇLARINA VE DEZENFEKTANLARA ÇOK DİKKAT EDİLMELİ"
Kimyasallara maruziyetin yalnızca tarım arazileriyle sınırlı kalmadığını belirten Prof. Dr. Uğur Coşkun; içme suları, tarımsal gıdalar, bahçe bakım ürünleri, bit ve mantar ilaçları, hatta evlerde sıklıkla sıkılan sinek-böcek kovucular üzerinden bu maddelerin vücuda girdiğini söyledi.
Tüketicilere korunma yollarını hatırlatan Coşkun, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu bulgular kesin bir neden-sonuç ilişkisini tek başına kanıtlamasa da, düzenleyici kurumların sadece aktif maddeleri değil, ürünlerin içindeki tüm formülasyonu denetlemesi gerektiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Bireysel olarak ise evde kullanılan haşere ilaçları ve böcek kovucuların seçiminde çok dikkatli olunmalı, kimyasal içerikler yerine mümkün olduğunca doğal alternatifler tercih edilmeli ve ürün etiketleri mutlaka okunmalıdır."
