Devletin koruması altındaki suç delilleri ve değerli eşyaların muhafaza edildiği adli emanet kasaları, bu kez bir hırsızlık vakasıyla gündemde. Ankara Batı Adliyesi’nde gerçekleştirilen rutin denetimler, adalet mekanizmasının güvenliğini sorgulatan bir skandalı gün yüzüne çıkardı.
RUTİN DENETİM İTİRAF GETİRDİ
Ankara Batı Adliyesi Adli Emanet Bürosu’nda yapılan envanter kontrolünde, kasada bulunması gereken 10 tam altın ve 5 çeyrek altının yerinde olmadığı fark edildi. İlk etapta güvenlik kameralarını inceleyen yetkililer bir bulguya rastlayamayınca, birim personelinin ifadelerine başvuruldu.
Sorgulanan bir adliye memuru, altınları çaldığını itiraf ederek kan donduran bir savunma yaptı:
"Maddi ihtiyacım olduğu için aldım. Bir kısmını bozdurdum, geri kalanını ise yerine koyacaktım. Ancak adli emanet bürosuna yeni kamera sistemi kurulunca korktum ve altınları kasaya geri yerleştiremedim."
Söz konusu memur, "Zimmet" ve "Hırsızlık" suçlamalarıyla çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
BÜYÜKÇEKMECE’DEKİ "75 KİLOLUK" VURGUNDA KIRMIZI BÜLTEN
Ankara’daki olay, gözleri geçtiğimiz aylarda Büyükçekmece Adliyesi’nde yaşanan ve "yüzyılın emanet soygunu" olarak nitelendirilen davaya çevirdi. Büyükçekmece’de yaklaşık 25 kilogram altın ve 50 kilogram gümüşün çalınmasıyla ilgili soruşturma derinleşiyor.
Olayın baş şüphelisi emanet memuru Erdal Timurtaş’ın, vurgun sonrası ailesiyle birlikte İngiltere’ye kaçtığı tespit edildi.
Timurtaş ve eşi hakkında çıkarılan Kırmızı Bülten doğrultusunda Interpol devreye girdi.
Soruşturma kapsamında zanlının kayınpederi, kayınbiraderi ve kayınvalidesinin de aralarında bulunduğu 16 şüpheli tutuklu bulunuyor.
