Küresel ambargolara ve yaptırımlara karşı teknolojik kalkan: ASELSAN, yerli akıllı telefon projesini başlattı

Küresel ambargolara ve yaptırımlara karşı teknolojik kalkan: ASELSAN, yerli akıllı telefon projesini başlattı

Türk Telekom ve ASELSAN, Türkiye'nin dijital egemenliğini güvence altına almak adına yerli akıllı telefon ve güvenli haberleşme altyapısı ortaklığı başlattı. 19 Mayıs 2026 tarihinde imzalanan stratejik anlaşma ile askeri savunma teknolojileri sivil akıllı telefonlara taşınacak. Üç aşamalı yol haritasıyla yerli işlemci ve milli ekosistemin kurulması hedefleniyor.

Türkiye, dijital bağımsızlık yolunda tarihi bir adım attı.

Teknolojide dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen stratejik bir hamle kapsamında, Türk Telekomünikasyon A.Ş. (Türk Telekom) ve Askeri Elektronik Sanayi (ASELSAN) yerli akıllı telefon ile haberleşme altyapısı geliştirmek üzere dev bir iş birliğine imza attı.

Bağımsızlığın sembolü olan 19 Mayıs 2026 tarihinde Ankara bünyesinde gerçekleşen kritik zirve, Türkiye'nin teknolojik geleceğini şekillendirecek adımların başlangıcı oldu.

Toplantıya Türk Telekom Üst Yöneticisi Ebubekir Şahin, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ve Türk Dünyası İş Konseyi Başkanı Aydın Erkoç katıldı.

Alınan ortak karar doğrultusunda Türkiye, kendi güvenli iletişim altyapısını ve yerli akıllı cep telefonu inşa etme sürecini başlattı.

TELEKOMÜNİKASYON DEVLERİNİN YERLİ PATENT GÜCÜ

Bu ortaklıkta Türk Telekom, küresel pazarda da rüştünü ispat eden araştırma-geliştirme (ar-ge) gücünü masaya koydu.

Şkicketin iştirakleri olan Argela ve Netsia; açık radyo ağı mimarisi (Open RAN), radyo zekası kontrolcüsü (RIC) ve geniş bant erişim yazılımı (SEBA) alanlarında 70 üzerinde uluslararası patente sahip.

Türk mühendislerin geliştirdiği bu yazılım kodları, günümüzde yabancı ülkelerin iletişim altyapılarında aktif olarak görev yapıyor.

Projenin diğer ortağı ASELSAN ise kuruluş felsefesi olan yerli askeri haberleşme sistemlerindeki muazzam birikimini sivil teknolojiye aktarıyor.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, kurumun savunma sanayisindeki başarısını şu sözlerle özetledi:

"ASELSAN'ın kuruluş felsefesi yerli askeri haberleşme sistemleri üretmek üzere kuruldu.

Bugüne kadar 1 milyondan fazla haberleşme sistemi sahaya sunuldu."

Şirket; Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) ve Jandarma Genel Komutanlığı için geliştirdiği JEMUS ve KETUN projeleriyle siber saldırılara, elektronik harbe karşı korumalı ve kriptolu devasa altyapılar kurdu.

Şimdi bu askeri koruma kalkanı, vatandaşların ceplerindeki akıllı telefonlara taşınıyor.

Ahmet Akyol, bu sürecin güvenli iletişim ile dijital vatan güvenliği açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.

KÜRESEL TEKNOLOJİ SAVAŞLARINDA DİJİTAL VATAN MÜCADELESİ

Türkiye, yerli teknoloji hamlesi yapan ilk ülke değil ancak dünyadaki diğer örnekler bu sürecin ne denli zorlu olduğunu gösteriyor.

Çin merkezli Huawei, 2019 yılında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından kara listeye alınınca Google servislerinden mahrum kaldı ve işlemci lisansları tehlikeye girdi.

Şirket pes etmeyerek kendi işletim sistemi HarmonyOS'i and uygulama mağazası AppGallery'yi kurdu, Kirin adını verdiği çipleri fabrikasız tasarım modeliyle imâl etti.

Huawei Çin iç pazarında hâlâ güçlü olsa da Google eksikliği nedeniyle küresel ekosistemde ciddi darboğazlar yaşıyor.

Rusya ise 2022 yılındaki Ukrayna işgali sonrası batılı ülkelerin yaptırımlarıyla teknoloji ithalatından tamamen kesildi.

Rus tanklarının içindeki gelişmiş çipleri ikame etmek adına çamaşır makinesi gibi ev aletlerinin sökülüp çiplerinin kullanılması, yarı iletken tedarik zincirinin kırılganlığını gözler önüne serdi.

Rusya, 2024 yılında Rosfon adında tamamen yerli bir telefon tanıtsa da seri üretimde büyük engellerle karşılaştı.

Bu tecrübeler, yaptırımlarla yüzleşmeden önce stratejik planlama yapmanın önemini kanıtlıyor.

HİNDİSTAN VE SUUDİ ARABİSTAN'IN GERÇEKÇİ STRATEJİLERİ

Hindistan, kendi teknolojisini üretme vizyonunu 'Make in India' politikasıyla yürütüyor.

Ülke, BharOS adını verdiği açık kaynaklı bir işletim sistemi geliştirdi ve Lava gibi yerel markalarla tamamen yerli telefon üretimine odaklandı.

Micron gibi küresel çip üreticilerini ülkeye çekerek yatırımları büyüyen Hindistan, 12 yerel dili destekleyen Indus App Store mağazasıyla gerçekçi ve aşamalı bir plan uyguluyor.

Suudi Arabistan ise Türkiye'nin modeline en yakın stratejiyi seçti.

Ülkenin savunma sanayisi şirketi SAMI ile telekomünikasyon devi STC, askeri şifreleme altyapısını sivil cihazlara entegre etmek üzere ortaklık kurdu.

Dünyadaki tüm bu örneklere bakıldığında, sıfırdan yüzde 100 yerli telefon üretmenin imkansız olduğu görülüyor zira Huawei bile temel mimaride lisans bağımlılığı yaşıyor.

Burada asıl amaç, her şeyi sıfırdan üretmek değil, kritik kontrol noktalarında tam egemenlik sağlamaktan geçiyor.

aselsan-turk-telekom-yerli-akilli-telefon-ne-zaman-cikacak.jpg

TÜRKİYE'NİN ÜÇ AŞAMALI YERLİ TELEFON YOL HARİTASI

Türk Telekom ve ASELSAN ortaklığı, yerli akıllı telefon üretimini üç temel aşamada planlıyor.

Birinci aşamada üretilecek ilk cihazlarda, işlemci olarak MediaTek veya Qualcomm gibi yabancı menşeli çipler kullanılacak ancak baskılı devre kartı (PCB) tasarımı, kasa üretimi ve bazı kritik güvenlik çipleri yerli olacak.

Yazılım tarafında ise Google servislerini barındırmayan, Android tabanlı açık kaynak kodlu işletim sistemi (AOSP) tercih edilecek.

Gmail veya harita uygulamalarının bulunmayacağı bu ilk telefonların hedef kitlesi kamu çalışanları, askeri personel ve güvenlik güçleri olacak.

İkinci aşamada, yani 2028 ile 2030 yılları arasında, ASELSAN'ın askeri savunma birikimi mobil güvenlik işlemcisine dönüştürülecek ve yerli hücresel modem yongası için tasarım çalışmaları başlayacak.

Tıpkı Huawei'nin yaptığı gibi Türkiye'nin kendi uygulama mağazası devreye girecek.

Üçüncü aşamada ise 2030 yılı ve sonrasında, RISC-V tabanlı tamamen özgür bir işlemci mimarisine geçilmesi hedefleniyor.

Bu nihai dönemde uydu haberleşmesi, afet modu ve elektronik harp koruması içeren yerli bir mobil işletim sistemi ekosistemi inşa edilecek.

Dünyada bu seviyeye sadece ABD, Çin ve Güney Kore yaklaşabiliyor.

EKONOMİK ÖLÇEK VE EKOSİSTEM RİSKLERİ KAPIDA

Bu devrimsel projenin önünde çok ciddi meydan okumalar ve riskler yer alıyor.

İlk büyük risk ölçek ekonomisi olarak öne çıkıyor.

Yerli telefon üretiminin küresel devlerle rekabet edebilmesi için yılda en az 5 ile 10 milyon adet satılması gerekiyor.

Bu nedenle başlangıçta kamu kurumlarına yönelik zorunlu satın alma politikaları hayati önem taşıyor.

İkinci büyük risk ise işlemci mimarisi lisansı olarak kayıtlara geçiyor.

Tasarım yerli olsa dahi batı dünyasıyla yaşanacak olası bir siyasi gerilimde lisansların iptal edilme tehlikesi bulunuyor.

Bu durum Rusya'da yaşandığı için Türkiye'nin şimdiden açık kaynaklı RISC-V mimarisine yatırım yapması öneriliyor.

Üçüncü büyük risk ise ekosistem sorunu olarak öne çıkıyor.

Google Play Store olmadan kullanıcıların mobil bankacılık, navigasyon ve sosyal medya uygulamalarına nasıl erişeceği büyük bir soru işareti oluşturuyor.

Eğer bu yazılımsal altyapı kurulamazsa, yerli telefonlar çekmecelerde saklanan birer hatıraya dönüşebilir.

Son olarak, projenin siyasi kırılganlıklardan uzak, hükümet değişikliklerinden etkilenmeyen uzun vadeli bir devlet politikası olarak sürdürülmesi gerekiyor.

Türkiye, akıllı telefon ithalatına yılda yaklaşık 3 milyar dolar harcıyor ve bu paranın yüzde 80 kadarı Çin ile Güney Kore'ye gidiyor.

Yerli üretim, bu devasa döviz çıkışını azaltırken mühendis istihdamı sağlayacak.

TÜRK DÜNYASINA YÖNELİK STRATEJİK İHRACAT VİZYONU

Projenin asıl büyük katma değeri, sadece bir cep telefonu üretmenin ötesinde arkasındaki devasa altyapı gücünde gizleniyor.

Türk Telekom'un Argela ve Netsia ile geliştirdiği Open RAN çözümleri, yabancı şirketlere bağımlı kalmadan yazılım tabanlı yerli baz istasyonları kurulmasına imkan tanıyor.

Baz istasyonunuz yerli olmadıkça elinizdeki telefonun yerli olmasının bir anlamı kalmıyor.

Projenin Türk Dünyası İş Konseyi ortaklığıyla yürütülmesi ise Orta Asya, Balkanlar ve Afrika pazarlarına yönelik güçlü bir ihracat vizyonuna işaret ediyor.

Türkmenistan'dan Azerbaycan'a, Bosna Hersek'ten Senegal'e kadar Türkiye'nin nüfuz alanındaki birçok ülke, güvenilir ve uygun maliyetli yerli iletişim altyapısı arayışı içinde bulunuyor.

Sonuç olarak bu ortaklık, sadece bir marka rakibi üretmekten ibaret kalmıyor; Türkiye'nin dijital egemenliğini korumak adına atılmış stratejik bir adım halini alıyor.

21. yüzyılda sınırlar tanklarla korunurken, veri merkezleri, uydular ve yerli işletim sistemleriyle savunuluyor zira artık sadece toprağın değil, verinin de egemenliği büyük önem kazanıyor.

aselsan-yerli-telefonun-isleti-msistemi-ne-olacak.jpg

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN