McKinsey anlaşması gizlenebilir miydi?

Gizlenebilirmiş gibi, hariçten atıp tutan gayretkeşler var. Sanki McKinsey ile yapılan ‘denetçi’ anlaşması halktan gizlenebilirmiş ve kimsenin ruhu bile duymadan ekonomimiz bu firmanın denetimi altına sokulabilirmiş. Ama anlaşmayı gizli tutma yoluna gidilmemesi, büyük bir dürüstlük nişanesiymiş. Ve Ankara’nın bu konuda gocunacak, gizleyip saklayacak hiçbir yarası olmadığının göstergesiymiş...

McKinsey ile anlaşmayı savunmak için bin türlü açıklama bulabilirdim ama biri bile bu olmazdı.

Hayır, bu abullabut kafadan yönetimde şeffaflığın, hesap verebilirliğin ne olduğunu anlamasını beklemiyorum. Halktan böyle bir şeyi gizlemenin neden anti-demokratik rejimlerde bile savunulamayacak bir nane olduğunu anlamasını beklemiyorum.

Belli ki halka hesap vermeden halkın parasıyla oynamanın mümkün ve kabul edilebilir olduğunu sanıyor. Değmez, şeffaflığın neden hükümetlerin keyfine bağlı değil de ahlaki ve hukuki bir mecburiyet olduğunu izah zahmetine girmeye değmez.

Yahu; parayla dışarıdan gizli denetçi tutma, ülke ekonomisini halka duyurmadan bir dış denetçinin örtük denetimine sokma skandalını demokrasiye, hukuka sığdırsan bile... İşin mantığına sığar mı?

Sizin daha, hangi ihtiyaca binaen McKinsey gibi bir denetçiyle çalışmaya başlandığını bile kavrayamadığınıza delalet etmez mi?

Kendi halinde bir aile ekonomisinden, kendi yağında kavrulan bir baba işletmesinden, kurumsallaşmamış bir şirket ekonomisinden söz etmiyoruz...

Ülkede yabancı yatırımcıların görmek istediği şeffaf bir ekonomi yönetiminin teminatı olsun diye McKinsey’yi işin içine sokuyorsunuz, bu bir.

McKinsey’nin varlığının ekonomimize para yatırmaya çağrılan yabancılara güven vermesini, mali performansımızın geleceğine inanmalarını sağlayarak borçlanma şartlarını rahatlatmasını, geri ödeme kapasitemizin rasyonel tedbirlerle güçlendirildiğini garanti etmesini amaçlıyorsunuz, bu da etti mi size iki.

Üstümüzdeki dış borç ödeme baskısını gevşetmesi, ekonomimizde riski bulunan ecnebilerin panikle kaçışını durdurması beklenen bir ilişkiyi duyurmaz da gizlerseniz, nasıl hasıl olacak bu maksat? Ne yararını göreceksiniz?

Her çeyrekte raporlayacağı gözlem ve tespitlerini saklayarak anlamsızlaştırmak için mi para ödeyecektiniz el oğluna?

***

IMF komiserleri ile McKinsey denetçileri arasında kurulan benzerlikleri çürütmek, farklarını anlatmak çok gerekiyorsa, başka izahlar bulurdum propagandistliğe ben soyunsam.

Seçtiğim yolun, ikna edilmek istenen yabancıları daha da ürkütüp şeffaflaşma vaadine güvenlerini baştan kırmamasına dikkat ederdim.

Destek vereyim derken kompleksli mazeretler uydurarak çelişki ve tutarsızlıklarla McKinsey anlaşmasının etkisini baltalamaz, medya işgüzarlığıyla düşük doğum yaptırmazdım.

Mesela kıyasıya didişirken neyin değişip de Hans’la George’un paramıza saldırmayı bıraktığını ve bizi kendileriyle sulh yapmaya razı ettiğini anlatırdım.

McKinsey’le el sıkışmanın, bize savaş açan faiz lobisiyle ve küresel tefeci çeteleriyle masaya oturmak anlamına neden gelmediğini gerekçeleriyle açıklardım.

Geçmişte Ali Babacan ve Mehmet Şimşek gibi isimlerle yabancılara verilebilmiş güvenin bugün neden verilemediğine de bir değinirdim.

McKinsey adının, Babacan ve Şimşek gibi 'mahzurlu' diye karalanmış isimlerden mukayeseli üstünlüğünü, 'dış güçlere teslim olmak' türü sakıncaları onlara kıyasla nasıl taşımadığını sayıp dökerdim.

Ve Merkez Bankası’nın bozulan bağımsızlık algısını telafi için McKinsey’den yardım almanın niçin en doğrusu olduğunu dilim döndüğünce işlerdim.

Çok daha gerçekçi durmaz mıydı?

YORUMLAR (39)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
39 Yorum