Back To Top
Nasrettin Hoca’yı Mevlâna mı öldürttü?

Nasrettin Hoca’yı Mevlâna mı öldürttü?

 - Son Güncelleme: 19.01.2019 Cumartesi 08:39
- A +

Önceki haftaki yazıyı “Anadolu Ahiliği konusundaki problemler üzerinde düşünmeye Selçuklu dönemi Anadolu tarihi sahasının dikkate değer uzmanlarından Prof. Mikail Bayram’ın bazı tartışmalı görüşleri üzerinden devam edelim…” diye bitirmiştik. Baştan belirtmem gerekir ki Bayram Hoca’nın bilimsel donanımını ve bu saha üzerindeki yetkisini tartışmak benim haddime değil. Bu konuda dile getirilen eleştirilerin bir kısmının ne yazık ki saygı sınırlarının uzağına düştüğünü gördüğüm için söylüyorum bunu. Bilgiye, uzmanlığa ve bilimsel bilginin gerektirdiği arayışa saygı olmazsa okumanın, düşünmenin, araştırmanın zemini bulunamaz. Keza mevcut bilgimizi ve kabullerimizi sorgulamamıza -veya geliştirmemize- yol açmayan bir çalışmanın değeri de olmaz.

Ne var ki Prof. Mikail Bayram’ın çalışmalarının da eleştirel bir gözle okunması, bilimsel araştırmaları neticesinde ulaştığı sonuçlara “nas” muamelesi yapılmaması lazım. Aksi takdirde bu eserlerden gerçek manada faydalanmamız mümkün olmaz.

***

Tarihçimizin Arapça ve Farsça literatüre hâkimiyeti yanında ilahiyat ve filoloji disiplinlerine vukufiyeti Selçuklu dönemi Anadolu tarihi sahasında çalışan bir bilim adamı için paha biçilemez vasıflar. Nitekim Prof. Bayram bilinen tarih kaynaklarının dışında başta Mevlana’nın eserleri olmak üzere dönemin edebi metinlerini toplumsal ve siyasi tarihle ilgili birer bilgi kaynağı olarak kullanması itibarıyla -hep söylenegelen “tarih araştırmalarında filolojiden de yararlanmak lazım azizim” laflarını hayata geçirerek- akademik dünyada ayrıcalıklı bir rol üstlenmiştir.

Bu çerçevede ulaştığı sonuçların tartışılması ise ayrı bir bahis elbette. Tartışılan görüşlerini, özellikle buradaki konumuz çerçevesinde özetleyecek olursak… Prof. Mikail Bayram’a göre Anadolu Ahiliğinin kurucusu Ahi Evren ile latifeleriyle tanıdığımız Nasrettin Hoca aynı kişidir. (Ahi Evren’in asıl adı Mahmud Nasıruddin.) Bu zat Mevlâna Celalettin Rumi ile giriştiği “siyasi” mücadele sonucunda Mevlâna’nın taraftarlarınca tasfiye edilmiş ve Konya’yı terk etmek zorunda kalmıştır. Mikail Bayram ayrıca Mevlana’nın işgalci Moğol yönetimiyle işbirliği yaptığını, Ahi Evren’le çekişmesinin ise Ahilerin Moğol zulmüne karşı başkaldıran Türkmen ahalinin temsilcileri olarak o günkü mücadelenin ön saflarında yer almalarından kaynaklandığını ileri sürmektedir.

Bu mücadele sırasında Mevlana’nın oğullarından Alâeddin’in de babasına karşı Ahîlerin safında yer aldığını, hatta Moğol yanlısı iktidara karşı Kırşehir’de başlatılan isyana iştirak ettiği için Ahi Evren’le birlikte öldürüldüğünü iddia eden Prof. Bayram’ın bu ilginç anlatısı -ileri sürdüğü kanıtlar dönemin genel atmosferi çerçevesinde değerlendirilirse- akla uzak görünmüyor. Nitekim büyük tarihçimiz Halil İnalcık “Bu konuda Prof. Bayram’ın tespitlerini kabule uygun veya inandırıcı bulmaktayız” demektedir.

Ancak başta Prof. Ahmet Yaşar Ocak olmak üzere dönemin diğer uzmanlarının bu tezleri çoğunlukla dayanaksız bulduklarını da kaydetmek gerekiyor. Bunun sebebi tarihçimizin bazı tespitlerine somut kanıtlara dayanmaksızın akıl yürütme ve tahmin yoluyla ulaşmış olması.

Prof. Bayram’ın yaklaşımındaki “sübjektif tutum” da eleştirilere yol açıyor. Ancak bilimsel bir çalışmada sübjektif yaklaşıma yer olmaz demek yanlış olur. Bilim adamı bir robot ya da bilgisayar programı olmadığına göre bu beklenti eşyanın tabiatına aykırı. Bilimin de tabiatına aykırı. Bununla birlikte bir bilim adamının sübjektif (yalnızca kendisini ilgilendiren) bir çıkış noktasından objektif (herkesi ilgilendiren) bir sonuca ulaşabilmesi için hiç değilse sübjektif pozisyonunu mümkün olduğunca duygusal yaklaşımdan uzak tutabilmesi gerekir.

Bana sorarsanız, Mikail Bayram’ın özellikle belirli konulara yaklaşımında duygusallık rol oynuyor. Bu duygusallık kimi zaman tutarsızlıklar ve inandırıcılık problemleri doğurabiliyor. Sözgelimi son derece olumsuz bir portre olarak çizdiği Şems-i Tebrizî’den dolayı Kalenderîleri Moğol işbirlikçisi olarak suçladığını düşünmenize yol açacak şekilde sübjektif bir dil kullanıyor. Diğer yandan Mevlana’nın ve Mevleviliğin karşısına Türkmen Sufîliğinin temsilcisi olarak yerleştirdiği Baba İlyas, Hacı Bektaş gibi figürlerin Sünni olduğunu ispatlama gayreti ise tezini zayıflatabilecek bir unsur görünümünde.

Aslına bakarsanız Kalenderîlerin Moğollarla işbirliği yapmış olması mantığa uygun. Çünkü nihayetinde Babailer İsyanından itibaren “kan davalı” oldukları Selçuklu Devletine karşı “düşmanımın düşmanı dostumdur” diyerek Moğolları desteklemiş olabilirler. Ancak Kalenderî babaları oldukları bilinen Baba İlyas’ın veya Hacı Bektaş’ın Sünni olarak tanımlanması, hatta Hacı Bektaş’ın “Eş’ari ve Şafi” olduğunun iddia edilmesi tezin bütününe yönelik bir inandırıcılık problemi oluşturuyor. (Gölpınarlı’nın fütüvvet geleneğinin Şii karakterine vurgusundaki “tavizsizliğin” yeri geldiğinde savunulması zorlaşan bir duygusallık öğesi olarak algılanma riski gibi…)

Yine Bayram’a göre Evhadüddin Kirmani ile öğrencisi Ahi Evren tasavvufi terbiye metodu olarak seyri sülukta enfüsi yolu tercih etmiş oldukları için göçebe Türkmenlerle kolayca anlaşmışlar, buna mukabil seyri sülukta afaki yolu benimseyen Mevlâna daha ziyade şehirli ve eğitimli bir zümreyi etkileyebilmiştir.

Oysa akıl yürüterek bir sonuca ulaşmak sözkonusu ise, “Eş’ari kelamcısı” Fahreddin Razi’nin talebesi olduğunu belirttiği Evhadüddin Kirmanî ile Ahi Evren’in din anlayışının şehirli ve eğitimli kesime, Mevlana’nın temsil ettiği çizginin de heterodoks göçebelere daha yakın gelmesi gerekmez mi? Eş’ari kelamını ve Şafii fıkhını benimsemiş “Ortodoks çizgideki” alimlerin o devirde eski inançlarıyla yeni dinleri arasında gidip gelen göçebe Türkmenlere cezbe, dans, müzik gibi unsurları kullanan “heterodoks” dervişlerden daha yakın görünmesi mantıklı mı?

Mevlâna ile Ahi Evren arasındaki siyasi anlaşmazlığın dinî zemininin de bulunması muhtemeldir ama konunun toplumsal boyutunu seyri süluk metoduna dayandırmak yeterli görünmüyor.

***

Tarihçimizin diğer tartışmalı görüşlerinden biri de Âşıkpaşazâde’nin zikrettiği “Baciyan-ı Rum” taifesini izah ederken dile getirdiği iddia. Bayram’ın daha çok akıl yürütmeye dayalı olarak ileri sürdüğü teze göre bu grup Ahilerin kadınlarından oluşmaktaydı ve başlarında Ahi Evren’in eşi Fatma Hanım vardı. Daha da ilginci, Anadolu Ahiliğinin kurucusu Ahi Evren ile latifeleriyle tanıdığımız Nasrettin Hoca aynı kişidir. (Ahi Evren’in asıl adı Mahmud Nasıruddin.)

Prof. Bayram’ın Ahi Evren ile Mevlâna arasındaki mücadele çerçevesinde kurguladığı anlatıya yukarıda değindik.

Kendi adıma pekâlâ akla uygun gördüğüm bu anlatı şimdiki haliyle daha ileri araştırmalara bir eşik oluşturma imkânı sunması bakımından önemli. Bu bakımdan Mikail Bayram’ın kurguladığı yeni ve özgün tarih anlatısını elimizdeki bilgilere veya kabul gören anlayışa uymuyor diye tamamıyla yok saymak hata olur.

Gerek Nasrettin Hoca gerekse Baciyanı Rum konusundaki iddialara bilimsel bir nitelik atfedilebilmesi için bu hususlarda daha fazla araştırmaya ve somut kanıtların ortaya çıkarılmasına ihtiyaç olduğu söylenmeli.

Diğer yandan, bazı tartışılan örneklere rağmen, Prof. Bayram’ın bütün tespit ve tezlerinin yalnızca akıl yürütmeye veya tahmine dayalı olduğunu söylemek büyük bir haksızlık olur.

Sözgelimi 13. yüzyıldaki Konya’da “Mevlâna Partisi” ile “Ahi Evren Partisi” arasındaki siyasi mücadeleyi tarihî belgeler ve filolojik delillerle göz önüne seren Hoca, bu çerçevede Ahi Evren’in ölüm tarihini araştırırken bütün akademisyenlere örnek olacak bir çaba sergiler.

Öncelikle tarih ve filoloji kaynaklarından derlediği bilgilere göre Ahi Evren’in ölüm tarihine ilişkin bir öngörü geliştiren Hoca, kaynaklarda konuyla ilgili olduğunu düşündüğü ifadelerde “ay tutulması” sözünün birden fazla geçtiğini fark ederek kendi tezini test etmek üzere üniversitenin “uzay araştırmaları” bölümüne başvurur ve ilgili tarihte bir ay tutulması gerçekleştiği bilgisine ulaşır.

Bilimsel araştırma işte böyle yapılır dercesine…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 24 Ocak 2019 12:36
O zat,İran ajanı olup sermayesi mevlana düşmanlığıdır.
KARAR OKURU 31 Ocak 2019 20:51
0
İran ajanı olduğunu nerden biliyorsun. Elinde bir belge var mı? Niye böyle yapıyorsunuz. Yalan, iftira ne demektir bilmiyor musunuz. Yada hiç Mesnevi ve Divan-ı kebir i okudunuz mu? Bence okuyun o kişi hakkında ki diğer iddiaları boş verin o ne diyor; okuduklarınızı en basit ahlak değerleri ile nasıl açıklayacaksınız.
KARAR OKURU 22 Ocak 2019 11:25
Nasreddin Hoca ile görüştüm, öyle bir şey yok diyor... Şimdi bana mı inanacaksınız...
KARAR OKURU 19 Ocak 2019 22:36
Hayret nasreddini ak parti oldurmustur dememis yorumcular :))
KARAR OKURU 19 Ocak 2019 22:29
HOCANIN YAŞAR OCAKTAN VERDİĞİ CEVAPLAR DA VAR, Sonunda tarih böyle bir şey ...Ama Mikail hocanın bu konudaki tüm eserlerini okumuş biri olarak Mikail hocanın yanındayım şahsen Yaşar Ocak da çok kıymetlimizdir aralarındaki sürtüşme keşke olmasyadı
KARAR OKURU 19 Ocak 2019 19:33
Yani 700 yıl önce ay tutulduğuna iliskin bir öngörü geliştirilmiş ve bu 700 yıl önceki öngörü Üniversiteye doğrulatılmış öyle mi sayın Kiras ?
Musa AYDIN-2 19 Ocak 2019 19:07
Sayın Kiras, Tarih öncesi bir milletiz diyoruz. Ama gelgelelim gençlerimize rol model olacak ve üzerinde ittifak ettiğimiz neredeyse hiçbir büyük şahsiyetimiz yok. Ne kadar büyük şahsiyet varsa hemen hemen hepsine bir kulp takıp alaşağı etmişiz. Gençlerimiz de kendi tarihlerinde büyük addedecekleri şahsiyet kalmayınca, ithal rol-model insanlar âlemlerinde edindiler. 1980 öncesi Maocu, Leninci, Stalinci; daha sonraları Humeynici gençleri hatırlayın lütfen... Acaba, tarihi şahsiyetlerimiz hakkında, sözüm ona bilimsel (!) çalışma yapan bilim insanlarım
okur 19 Ocak 2019 17:40
nasreddin hoca yaşadı mı? yoksa nasreddin hocalar mı vardı? balkanlardan orta asyaya nasreddin hocaları takip edebilirsiniz?
toto 19 Ocak 2019 17:37
boratavın çalışmasını okuyun.
KARAR OKURU 19 Ocak 2019 17:34
Tarihi olaylara ve içinde yaşayan insanlarla ilgili bilgiyi kullanma da dahi çarpıtma ve alakasız sonuca bağlama da üstümüze yok.Akademik tirti olan da olmayan da aynı.Bu nedenle içinde yaşadığımız tarihi,olay ve olguları günümüzde dahi anlamladıramıyoruz.!
Kazım Ceylan 19 Ocak 2019 17:05
Ahi Evran da Mevlana da bu milletin değerleridir.Aralarında metot farklılığı vardır.Ahiler,Moğollara karşı fiilen mücadele etmişler,işgalcilere karşı cihad etmişlerdir.Mevleviler daha yumuşak bir tavır sergilemişlerdir. Ahiler,teşkilatlı bir güç olduklarından bir taraftan kadın kolları olan Anadolu Kadın Teşkilatı/Bacıyan-ı Rum ile diğer taraftan savaşçı Alperen'lerle Moğol zulmüne direnmişlerdir. Ahi Evran ve Nasrettin Hoca ayrı dönemlerde yaşamışlardır.Ahiler, Tursun Bey tarihinde belirtildiği gibi"Haktan gelici Hakk'a gidici ,dünya malına minne
Adem Samsunlu 19 Ocak 2019 17:00
Sayin Kiras, Mikail Bayram hocamizin kiymetini simdi millet olarak bilsek ah keske. Biz hep vefat ettikden sonra ilim adamlarimizin kiymetini anliyoruz maalesef
Farklı bir şey söyleme arzusu aldı başını gidiyor... Bu "kendini çokbilmişliğe mahkum etmek" neyin nesidir? Üzerinde tefekkür edilmelidir... Nefsani bir nedenle ise; zikirle, tespihatla, tefekkürle halledilebilir. Maksatlı bir şeyse, maksadın istikametine göre Allah muhafaza helake sebep olur...
"Amerika bize düşman demek" komplo teorisi olur. Nerede ne zaman yaşadığı belli olmayan Nasreddin Hocayı Mevlana öldürttü demek bilimsel araştırma olur. Ya hu Türk tarihine bakın "Hoca Nasreddin" kimdir?.. Var mıdır, yok mudur? Kaç tanedir?... Mesela Azerilere bir sorun?.. Ay tutuldu ya, iddia palavraysa da artık bilimsel sayılır...
HÜSNÜZAN 19 Ocak 2019 15:49
Nur 12-21,Hucurat 12 ölçü olmalı.Gözümüzün önündeki olayların bile içyüzünü tam manasıyla bilemezken;zina gibi bir eylemin gerçekleştiğini ancak AÇIKÇA 4 şahidin görmesine bağlayan,aksini İFTİRA diyerek hadde bağlayan İSLAMA göre,750 yıl önce gerçekleşmiş,ne olup olmadığı bilinmeyen olaylara KATL gibi bir İSNATLA hiç kimsenin SUBJEKTİF yaklaşma hakkı yoktur.Aksi MÜSLÜMANA suizan,iftira,gıybet,fitne olur.Müslümanım deyipte bu ölçülere kulak asmayanın durumu da 2 cihanda Allaha kalmıştır.Biz Hz.Mevlanayı tozuna erişemeyeceğimiz samimi mü
Musa AYDIN 19 Ocak 2019 15:13
Sayın Kiras, Tarih öncesi bir milletiz diyoruz. Ama gelgelelim gençlerimize rol model olacak ve üzerinde ittifak ettiğimiz neredeyse hiçbir büyük şahsiyetimiz yok. Ne kadar büyük şahsiyet varsa hemen hemen hepsine bir kulp takıp alaşağı etmişiz. Gençlerimiz de kendi tarihlerinde büyük addedecekleri şahsiyet kalmayınca, ithal rol-model insanlar âlemlerinde edindiler. 1980 öncesi Maocu, Leninci, Stalinci; daha sonraları Humeynici gençleri hatırlayın lütfen... Acaba, tarihi şahsiyetlerimiz hakkında, sözüm ona bilimsel (!) çalışma yapan bilim insanlarım
erol karaca 19 Ocak 2019 14:50
Sn Kiras kaleminize saglik. Guzel yazilariniz icin size tesekur ediyoruz. Buyuk ustad, modern tarih yaziciliginin ulkemizdeki kurucu babasi sayilabilecek, M. Fuad Koprulu farkli disiplinlerin tarihi olaylari aydinlatmada kullanilmasinin elzem oldgunu israrla vurgulamistir. Hemde yuzyil once. Yani Sn Bayram hocanin yaptigi gibi. Ozelikle, Osmanli'nin kurulus yillarindaki kaynaklarin azligida goz onune alinirsa bu durum dahada bir onem arzetmektedir. Sosyal bilimlerde objektiflikten bahs etmek ne derece isabetli olur bilmiyorum. Belgeyi okuyan tarihci bir insan olduguna gore...
M.Bayram' ın rafine bir ırkçı olduğu kanaati oluştu yazııdan.Mevlana ra yüksekten bakan bir aynaya benzer.Moğol istilasına da böyle bakar. 50 yıldan fazla kalan Moğolu Anadoluda Türkleştiren Hz Mevlanadır. Ahi Evranın karşı çıkışı doğruysa, hazırlıksız acele bir karşı çıkış.Bu çıkış istilayı derinleştirmekten başka işe yaramayabilirdi.
Muhtefi. .. 19 Ocak 2019 11:06
:)))..çoban anlar. Mahallede bir iyilik ve kötülük olsa. İnsan hemen tahmin yürütür. :))..Hz Mevlana Mesnevi yazacak O Derinlikte bir RUH sonra onunla, bununla uğrasacak. Çok komik.Hz Mevlana irfanı, Hikmetinden hala Müslüman olan var. Neden acaba. ! ..İbn ı Teymiyenin görüşlerinden Vehhabi, Isid oluşuyor..Hz Mevlana gibi bir RUH mogoldan Kor-ka-cak. !..Okyanus Irmaktan korkarsa. Dediğin olur o zaman. :))))..hiç mi Mesnevi okumadınız. Kim yazabilir o Derinlikte. !..yazılıyor bugün evet ertesi günü uyutuluyor. En babası Bir nesil varlar. .acizane.
M.Rumi ve ardılı yapılar(feto ve tarikatlar) hep güce tapmışlar ve gücü elde etmek için her işgalciyle işbirliği yapmışlar. Ahi ve Türkmen ekolü kendilerini, devleti ele geçiren Rumi kafalı sömürgecilerden korumak için ayaklanma yolunu seçmişler. Burda Rumi kuvvetle muhtemel Moğol ajanı. Zaten 50 yıl öncesine kadar Konya dahil anadoluda sevilmeyen bir kişi iken Amerikan propagandası ile ve turistik para hırsıyla parlatılan bir haindir. Ha itikat dersen o beni ilgilendirmez. İki tarafın itikadı da sakıncalı. Amaçları dünya gücünü ele geçirip insanlar
KARAR OKURU 19 Ocak 2019 23:20
3
Tebrikler
KARAR OKURU 20 Ocak 2019 12:04
2
10.43, Senin aklında bir cacık olmaz.
Tarihci duygusal olamaz. Delil ve ispat peşinde olmalı. Artık ne Kemalist ne de A.hamidçi sözde tarihçileri okumuyorum. Okuyanlarda kıymetli zamanlarını öldürüp sadece duygularını tatmin etmiş olurlar.
KARAR OKURU 19 Ocak 2019 08:33
Rumi, sofizmin en uç felsefesi vahdet-i vucud ile din anlayışını, Moğol yanlısı partisi ile de siyaset alanını kirletti. Moğol aşkı ile öz oğlunu öldürten biri kimi öldürtmez ki ?
KARAR OKURU 19 Ocak 2019 02:24
Mikail bayram turkiyenin bu konuda yetistirdigi en buyuk uzman, ogrencisi olmaktan gurur duyuyorum, kitabini turkiyede bastiracak yayinevi bulamazken yazdiklari dunya kutuphanelerinde mevcut. oldukten sonra biliriz kiymetini.
KARAR OKUMAYAN I 19 Ocak 2019 18:36
2
ey GİDİ...NASRETTİN HOCA KİTABIN sayfalarının arasına MISIR koyarak.EŞEĞE OKUMAYI öğretmeye çalışırdı...HOCANA sorsana O BİLİR...EŞEĞİN OKUDUĞU KİTABIN ADI NEYDİ...
Hattori Hanzo 19 Ocak 2019 01:41
Valla artık kimseye güvenim kalmadı. Kime güvenip değer verdiysek pislik olup çıktı. Mevlana bile moğol ajanı olsa gayrı şaşırmam. O yüzden kimse hakkında kesin hüküm vermem. Mahkeme-i kübrada Allah herkese tektek en adaletli şekilde hesabını soracak. Sadece iyi insan olmak için mücadele ediyorum. Herkes kendi hesabını verebilecekmiş gibi başkalarını sorguluyor. Herkes kendini hak sanıyor. Ne Mevlâna'yı eleştiririm ne başkasını.
1918'de Anadolu işgal edildiğinde sıkışan bir Frenk Askeri, Nasreddin Hocayı bulmuş... vs. anlat gitsin... Dilin kemiği yok, kalemin mürekkebi çok...
KARAR OKURU 19 Ocak 2019 01:07
Ibrahim bey yeri degil ama baska yerim yok: Taha Akyol icin cok cok tesekkur ederiz...
KARAR OKURU 19 Ocak 2019 00:49
Yok bence Nasrettin Hocayı da fetö halletmiştir. (ALLAH bunca mazlumun acısına sebep olan Fetö alçaklarının ve onları bahane edip temiz insanlara hayatı zindan eden bu zalim düzenin ....... versin)
KARAR OKURU 19 Ocak 2019 00:42
Ben mikail bayramı tutarsız biri olarak görüyorum. Hatta kendisi fitne çıkaran bir kişidir.
Kasım Özdemir 19 Ocak 2019 00:30
Hakikat peşinde ter dökenlere selam olsun
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN