Kamu yağmasına halkı ortak ederek seçim kazanmak

Ak Parti önümüzdeki seçimi kazanmaya mahkûmdur.

Bu zorunluluk Ak Parti’ye, aklen, yapılmaması gerektiği halde yapılabilecek her şeyi yaptırır.

Modern zamanlarda ve neredeyse dünyanın her yerinde Hükümetler, toplum nezdinde itibarı yüksek ve özlük hakları ballı börekli makam ve mevkileri kendi yandaşları arasında paylaştırırlar.

Bundan daha önemlisi, bütçeyi diledikleri şekilde harcama tekeli de hükümetlerindir.

Gelişmiş demokrasilerde makam ve mevkilerin üleştirilmesi liyakat gibi nispeten daha az tarafgir ilkelere göre yapılırken, az gelişmiş demokrasilerde “muktedirlere sadakat” ilkesi esastır.

Keza gelişmiş ülkelerde, kamu harcamaları ve şirket teşvikleri objektif ilkelerle kurgulanırken, az gelişmiş demokrasilerde her harcama ve teşvik iktidardakilerin menfaati gözetilerek yapılır.

TARİHİ BİR OLGU OLARAK YAĞMA

Genelde doğu toplumları, özelde Türkler, yağmayı sever. Türklerin yağmalayarak temin ettiği menfaatlere karşı bir zaafları olduğu bile söylenebilir.

Babür İmparatorluğu Türk ve İslam tarihinin en büyük ve en önemli devletlerinden biridir, 1526-1858. Bu İmparatorluğun kurucusu Babür Şah’ın şahsi hatıratı, Türk-İslam tarihinin yazılı, en güzel otobiyografisidir. Bu eşi benzeri olmayan kitap Türkiye Türkçesine “BABÜRNAME” olarak tercüme edilip yayınlanmış.

Hatıratında, defalarca “…bastım Türkmen/Kıpçak obasını kilimlerini, çadırlarını, davarlarını ve sahip oldukları her şeylerini yağmaladım… erkeklerin kellelerinden kule… kadınlarını karavaş…” mealinde övünerek anlattığı ifadeleri var. Muhtemelen sonraki yıllarda, Babür Devletinin büyümesiyle bu yağmaların yüzlerce katı vergi toplanmıştır fakat hatıratında topladığı vergilerle hiç övünmüyor.

Keza “Timur’un hayatı yağmalamalarla geçmiş” dense yeridir. Timur, kuşattığı Müslüman şehirlerin barış karşılığı önerdikleri yüksek savaş tazminatlarını yağma hakkından vaz geçmemek için defalarca reddeder ve gerekirse bazı askeri kayıplara katlanır. Hristiyan Gürcüleri saymasak, Timur’un yağmaladıklarının tamamı Müslümandı.

Tarihte bazı İslam Hukukçuları “teslim olmayan şehirler yenilince, şehirdeki herkes ve her şey bir ganimete dönüşür ve sistemli bir şekilde yağmalanır” mealinde onlarca fetva vermiştir.

Saygıdeğer okuyucular, yağmacılık, bu toplumun genetik kodlarında hala yaşıyor. İzlenim olarak söyleyebilirim ki halkımız, özde, yağmacılığı bir hak olarak görür ve asla kınamaz; kınadığı şey “yağmaya katılma hakkından mahrum bırakılma”sıdır.

Ak Parti bu “genetik miras”ın farkında olduğu için bu seçim öncesinde, halka “gelin siz de yağmaya katılın” diyerek haklarını verecek ve seçimi kazanmaya çalışacaktır.

Daha önce bu köşede,

a) Hazinenin, kişilere (Kur Korumalı Mevduat, KKM)

b) TL Tasarruf sahiplerinin, TL kredi kullananlara (düşük mevduat ve kredi faiz oranları)

c) Bankaların, şirketlere ve hükümete, (şirketlere ucuz kredi ve Hazine’den düşük faizli hazine tahvili alımına zorlanmak)

d) TCMB’nin, bankalara (Bankaların TCMB’den ucuz faizle borçlanması) yağmalatılmasıyla ilgili pek çok yazı yazdım.

Öyle görünüyor ki, “Yağma” derinleşip yaygınlaştırılarak devam edecek ve bu yağma sayesinde Ak Parti seçimleri kazanacak, demiştim.

Ak Parti’nin aşağıda biraz daha ayrıntısını vereceğim bu “yağma ortaklığı düzeni” önerisine, muhalefetin liberal hurafelere inanan centilmen yöneticilerinin, cevap verme ihtimali neredeyse sıfırdır.

Bu yağma düzeni sonucunda Türkiye’nin bütçe açığının %10’ları aşacağı kesindir. İlaveten cari açık da öyle çok artacak ki, döviz rezervleri eriyecek ve ülke ekonomisinin yönetilmesi çok zor hale gelecek.

Soru: Ülke ekonomisinin enkaza dönmesi, Ak Parti’yi, seçim kazandıracak “zararlı” politikalarından vaz geçirir mi?

Siz bir Ak Parti yetkilisi olsanız çekimser davranır mısınız?

SORULAR

Aşağıdaki soruların Ak Parti’nin seçim işlerinden sorumlu en üst kurulundaki heyete sorulduğunu varsayıyorum.

Soru 1) “100.000 kişilik arsa projemize 1.750.000 kişi müracaat etti. Herkese arsa vermeye kalksak bütçe açığı artacak, vermezsek, seçimi kaybederiz; ne yapalım?”

Soru 2) “250.000 konutla ilgili talebi aldık fakat müracaat sayısı beş milyon civarında. Her müracaat edene konut vermeye kalkarsak bütçe açığı artar, vermesek seçimi kaybederiz; ne yapalım?

Soru 3) “Bankalara, varlık yönetim şirketlerine, dijital aboneliklere, sadece borcu 2.000 TL’ye kadar olan kişilerin borcunu affedersek dışarıda milyonlarca insan kalıyor. Rakamı 10.000 TL’ye yükseltir ve bütçeden ödersek, bütçe açığı artacak; ödemezsek seçimi kaybedebiliriz, ne yapalım?”

Soru 4) “Asgari ücretin net 10.000 TL’ye çıkmasına esnafın tamamı itiraz ediyor. 2.000 TL’yi hükümet ödesin diyor, eğer ödersek, bütçe açığı artacak; ödemezsek seçimi kaybederiz; ne yapalım?”

Soru 5a) “Memur ve emekliler yılbaşında maaşlarına enflasyon oranında artış yapılmasından rahatsız ve en az %50 zam istiyorlar; verirsek emeklilik sistemimiz çökecek; yapmasak seçimi kaybederiz; ne yapalım?”

Soru 5b) EYT’lilerde emeklilik yaşını 50’ye düşürmezsek, milyonlarca insan emekli olamıyor, erken yaşta emeklilik yaşını 50’ye çekersek, SGK bütçesi gerçekten iflas eder, etmezsek seçimi kaybederiz; ne yapalım?

Soru 6) “Firmalar TL krediye yeterince ulaşamıyor. Bankalara kredi verin desek enflasyon şahlanacak, kredi verdirmesek seçimi kaybederiz, ne yapalım?”

Soru 7) Vatandaş araba alamamaktan şikâyetçi. ÖTV oranlarının indirilmesini istiyor, indirirsek araba ithalatı ve satışları çok artacak; fakat ÖTV oranlarını indirirsek döviz rezervlerimiz erir ve yönetilmez hale gelir, indirmezsek seçimi kaybederiz; ne yapalım?

Soru 8) Daha önce yaptığımız “varlık barışı”, “stok affı”, “imar affı” ve “kamuya olan borçların yeniden yapılandırılması” gibi düzenlemelerin tekrar gündeme getirilmesi isteniyor; gündeme getirirsek bütçe açığı artacak ve borcunu düzenli ödeyen firmalar bozulacak; yapmasak, bu firmalar bize küsecek ve seçimi kaybederiz, ne yapalım?

Soru 9) BES’te devlet katkısını %30’a çıkarmıştık, bize, devlet katkısının %40’a yükseltilmesi öneriliyor; artırsak bütçe açığı artar, artırmasak seçimi kaybedebiliriz; ne yapalım?

Soru 10) Fakir Fukara Fonu’nun (Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu) imkânlarını 60 Milyar TL’ye çıkarmamız öneriliyor, artırırsak bütçe açığı çok artacak artırmasak seçimi kaybedebiliriz; ne yapalım?

ORTAKLAŞA YAĞMA TEKLİFİ SEÇMENİN AKLINI BAŞINDAN ALIR MI?

Ak Parti’nin “Seçim İşleri Yüksek Kurulu”nun, ya da kim yetkiliyse onun, bu sorulara “ne istiyorlarsa verelim” diyeceklerine inanıyorsanız, seçimi de kazanacaklarına da inanıyorsunuz demektir. Çünkü yukarıda sorduğum sorular toplumun %80’ini ilgilendiriyor.

Bazı borçlar siliniyor, erken emeklilik mümkün oluyor, yüksek maaşlar garantileniyor, ev alıyorsunuz, arsa almak da mümkün, araba alımı kolaylaşıyor, ucuz ve bol TL krediye ulaşmak mümkün vs. vs.

Bu dünyada bir vatandaş, kendi hükümetinden başka ne isteyebilir ki…

Ak Parti seçimi kazanırsa devrisaadetleri beş yıl daha sürecek; kaybederlerse ne gam, kazanacak olanlar bu sorunların altında kalıp bir sonraki seçimi kaybedecek.

Bazıları diyebilir ki her şey ekonomi değil, insanların seçim tercihini belirleyen başka olgular da var; mesela iç barışın sağlanması, yolsuzlukların önlenmesi, PKK ve terör sorunu, göçmenlerin ülkelerine dönmesi, uluslararası arenada Türkiye’nin itibarının artması vs. vs. vs.

Dileyen bu tip soru formatını, başta iç ve dış politik olgular olmak üzere, diğer konulara da uyarlayabilir.

İki tanesini hem de cevaplı olarak ben uyarlıyayım.

Örnek 1) “HDP seçmenleri, bize oy vermek için PKK’yla “yeni bir açılım ve çözüm önerisi” istiyor. Yeni bir çözüm önerisi sunarsak MHP bize kızabilir ve desteğini çekebilir, yeni bir çözüm önerisi sözü vermesek seçimi kaybederiz; ne yapalım?”

Cevap 1): “Sadece PKK’yla değil, İrlanda Cumhuriyet Ordusu, IRA’yla da, Polisariyo Gerillalarıyla da yeni bir açalım ve çözüm önerisini kabul ediyoruz. MHP bir şey demez korkmayın, numara yaptığımızı bilir.”

Örnek 2) “Yeni bir savaşa girsek halkımız etrafımızda kenetlenir, millet Suriye’deki savaşlara artık savaş demiyor. Yunanistan’la savaşa girersek hem savaş kayıpları halkımızı üzebilir hem de Avrupa Birliği ve Amerika bize saldırabilir, savaşa girmesek, bu defa da seçimleri kaybedebiliriz; ne yapalım?

Cevap 2): “Yunanistan şart değil. Myanmar’a derhal savaş ilan edelim çünkü oradaki Müslümanlara çok zulmedildi. Keşif için derhal donanmayı yola çıkaralım. Orta Afrika Cumhuriyeti de oradaki Müslümanlara kötü davranıyor, onlara da savaş ilan edelim. Bir küçük Güney Amerika ülkesine daha savaş açabiliriz, araştıralım.”

Bu iki soru ve cevabın ne kadarının doğru ne kadarının şaka olduğunun bir önemi var mı?

TÜRK TOPLUMUNUN HEPSİ YAĞMACI DEĞİL

Türk toplumunun hepsinin yağmacı olduğu ve sağduyusunu kaybettiği görüşüne, haşa, ben de inanmıyorum. Her toplumda, iyilik yönünde hareket eden bir topluluk her zaman vardır; Türkler arasında da kesinlikle vardır ve bu sayı çok fazladır.

Fakat istisnalar, kaideyi tarif ve teyit eder; değiştirmez ve dönüştüremez; bunu da akılda tutmakta fayda var.

Tevfik Fikret’in eşsiz şiiri Han-ı Yağma şiirinin bir kıtasını küçük değişikliklerle okumanın zamanı geldi.

Ey seçmenler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir

Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?

Bu eşsiz fırsatlar nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!

Bu hakkıdır reyinizin, evet, o hak da elde bir…

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

YORUMLAR (35)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
35 Yorum