“Ne Putin kalır, ne Rusya kalır ne de dünya kalır”

Başlık, Rus düşünür Aleksandr Dugin’in, “Rusya, Ukrayna’ya yenilirse ne olur” sorusuna verdiği tehditkar cevabın bir özetidir.

Kamuoyunun İsrail-Amerika ve İran savaşına odaklandığı bir dönemde Ukrayna’daki savaşa bir başka boyuta evrildi: Cephede Rus ilerlemeleri durdu ve tarafların saldırıları “cephe gerileri”ne yöneldi.

Geçen yıl Trump’ın, V. Zelenski’yi barışa zorladığı dönemler geride kalmış görünüyor.

Rusya-Ukrayna cephesinden gelen haberlere göre Rusya’nın hakim pozisyonu her geçen gün biraz daha etkisizleşiyor.

Son aylarda tarafların kazandığı ve kaybettiği topraklar neredeyse birbirine eşit.

Saldırı halinde olduğu için Rusya’nın askeri kayıpları, savunma pozisyonundaki Ukrayna’dan çok daha fazla artıyor.

Rusya’nın asker kayıpları, (ölüm, yaralanma, hastalanma ve firar) ‘askere alma’ sayılarını geçmiş olabilir.

(Not: Rusya kayıplarını açıklamıyor; tahminler, bir milyon 325 bine kadar yükseliyor)

Ukrayna, Rusya’nın sadece Karadenizdeki savaş gemileri filosunu değil Baltık denizindeki filosunu da etkisiz hale getirmeye başladı.

Ruslar, o kadar çok tank kaybetti ki; artık cepheye yakın bölgelere ilave tank sürmüyorlar.

Savaş tank ve savaş gemisi olmaksızın devam ediyor.

Bütün dünya, büyüklüğü ve donanımı ne olursa olsun savaş gemilerinin ve tankların ‘her savaşta ve her cephede’ işe yaramadığını anladı.

Hareketli obüsler ve denizaltılar artık daha işlevsel görünüyor.

Tank ve gemilere ayrılan finansal kaynakların füzeler, denizaltılar ve dronlara ayrılması artık herkese daha makul görünüyor.

Türkiye’nin tank ve savaş gemisi envanterinin çok eski olduğu ve yenilenmesi gerektiği söyleniyor.

Türkiye’nin de “patika bağımlılığı”ndan kurtulup, son gelişmelere göre durumunu tekrar gözden geçirmesi isabetli bir yaklaşım olur.

Ukrayna’nın başarılarının temelinde bu yıl, düşük bütçelerle üreteceğini beyan ettiği 5 - 7 milyon dron üretimi yatıyor.

Batılı devletler ucuz ve etkili dron üretimini Ukrayna’ya öğretmek ve/veya Ukrayna’dan öğrenmek için büyük çabalar gösteriyorlar.

Bu silahlı dronlar (siha) sadece cephede değil Rusya içlerindeki stratejik askeri ve endüstriyel tesisleri de vurmaya başladı.

SİHA saldırılarından dolayı Rusya’nın petrol ihracatının %40 düştüğünü Rus medyası da ifade etti.

Rusya’nın tankerlerle yaptığı petrol ihracatı neredeyse durdu.

Elbette, Rusya’da boş durmuyor ve o da hem dronlar hem de füzelerle Ukrayna’nın cephe gerilerini vurmaya devam ediyor.

Rusya da arada sırada, nükleer silah atmak amaçlı geliştirdiği ve saatteki hızı 10.000 km’yi aşan “Oreşnik Füzeleri”ni Ukrayna’ya atıp büyük hasarlar oluşturabiliyor.

Beşinci yılına girmiş olan savaş artık cephelerde değil, cephe gerilerinde devam ediyor.

Bir “yenişememezlik” veya “pat” durumu oluşmuş durumda.

Peki bundan sonra ne olacak?

PUTİN ÇAĞI

Bu savaşa Putin karar verdiği için biz de Putin’in ilk yıllarına dönelim.

1) Eski devlet yıkılmış ve yerine adeta bir mafya devleti geçmişti.

Kamu malları adeta yağmalanıyordu, Hukuk Sistemi çökmüştü.

Alacak verecek işleri mafyanın kanlı hesaplaşmalarıyla hallediliyordu.

İş dünyası ayakta kalabilmek için Mafyaya “korunma parası” anlamına gelen “krişa” ödemek zorundaydı.

2) Oligarklar Çağı başlamıştı. Mafyatik gruplar çok komik paralarla ve sahte özelleştirmelerle Rusya’nın en değerli petrol ve maden yataklarına adeta çökmüştü.

3) Bir Hiperenflasyon dönemi başladı ve bankalardaki bütün birikimler pul oldu.

Bazı fabrikalar maaş yerine çalışanlarına ürettikleri eşyalar verildi.

Öğretmenler, doktorlar, subaylar dahil neredeyse herkese aylarca maaş ödenmiyordu.

4) 1998 yılında Rusya iflas etti. Ruble bir gecede %300 değer kaybetti. Sonuçta Rusya, Moratoryum ilan etti; yani hem iç hem de dış borçlarını ödeyemeyeceğini duyurdu.

Yeltsin döneminde oluşan kaos, yoksulluk ve devlet acziyeti Rus Halkında “güçlü bir devlet ve devlet adamı” arayışı oluşturmuştu.

İşte Putin böyle bir ortamda ortaya çıktı.

Önce İkinci Çeçen Savaşıyla Grozniyi yerle bir etti ve orada kendisine bağlı bir düzen kurdu.

2008’de Gürcistan’ı 5 günde yenilgiye uğratılarak Güney Osetya ve Abhazya’yı işgal etti.

Bu zaferler, Putin’in şanına şan kattı.

Sonra 2014’te Kırım’ı tereyağından kıl çeker gibi kolayca Rusya topraklarına dahil etti.

Ardından 2015 yılında Suriye müdahalesi Rus vatandaşlarında Büyük Devlet algısını beslemeye başladı.

Halk aradığı demir yumruklu liderini bulmuştu.

Bu dış zaferlere ilaveten oligarkların ellerindeki bütün mallar geri alındı.

Mafya örgütlerinin kökü kazındı.

Maaşlar ve gelirler yükseldi.

Rusya’ya yabancı sermaye aktı.

İhracatı 500 milyar dolara ulaştı.

Putin hem kanun ve nizam hakimiyetini kurdu hem de refahı artırdı.

Putin her alanda zafer üzerine zafer kazanıyordu.

Böyle olduğu için de Anayasayı çarpıtarak (geniş yorumlayarak) girdiği her seçimde oylarını artırıyordu: %53, %64, %72, %76 ve %88.

Agacin kurdu kendinden olmazsa bin yıl yaşarmış demişler.

Ağacın kurdu: Kurumsuzlaşma ve güçlerin tek elde toplanması.

Büyük ve layüsel adamların her zaferi, bağrında, büyük mağlubiyetlerin tohumunu da taşır; Putin’de bu tarihsel olgudan kaçamadı.

Şanı arttıkça otoriterleşti; otoriterleştikçe, etrafına dalkavukları topladı; dalkavukları ona, sadece egosunu şişirecek bilgiler ve analizler hazırladılar.

Sonuçta Putin çiçeklerle karşılanacağını umduğu Rus Ordusunu, Ukrayna’ya sürme kararını tek başına verdi; bu isabetsiz ve özensiz kararından dolayı artık jeostratejik bir bataklığın içinde debeleniyor.

ŞEREFLİ BİR BARIŞ MÜMKÜN MÜ

Ukrayna için şerefli barış işgal altındaki topraklarını kurtarmak, NATO’ya katılmak ve savaş tazminatı almaktır.

Rusya için şerefli barış mevcut işgallere ilaveten Donbas’ın işgalinin tamamlanması ve Ukrayna’nın NATO’ya girmemesidir.

Yani bu yenişememezlik durumu devam ettiği sürece şerefli bir barış mümkün değil.

Böyle giderse bu savaş on yıl daha devam edebilir.

Herkesin aklında tek bir soru var: Sıkışan Putin acaba bir atom bombası kullanır mı?

“Kullanamaz çünkü bu bombanın serpintileri etraftaki NATO üyesi ülkelere gidip insan kayıplarına yol açarsa 5. madde çalışır” diyenler var.

Fakat her şeye rağmen kullanırsa dünya, bir daha eski dünya olmayacaktır.

Putin’in bir devlet başkanı olarak Rusya için yaptıkları gerçekten muhteşem sonuçlar doğurmuştu fakat Ukrayna savaşı bütün bu getirileri sildi ve süpürdü.

Roma İmparatorları da Roma’ya çok şey katmışlardı fakat sonuçta çürüterek yıkılmasına yol açtılar.

380 yıl yaşayan Roma Cumhuriyeti devletin kurumlarının zayıflamasıyla tek adam diktatörlüğüne yani imparatorluğa dönüşmüştü.

PUTİN VE ROMA

İmparatorluk dönemi Roma İmparatorluğu (Pax Romana) tarihin gördüğü en muhteşem devleti oluşturmuştu.

Zamanla, imparatorlar bütün Roma kurumlarını imha edip bütün gücü tek bir merkezde yani kendi ellerinde toplayınca Roma İmparatorluğu çöküş sürecine girdi ve bir daha toparlanamadı.

Putin de çöken Yeltsin dönemi Rusyasını ayağa kaldırıp, Roma İmparatorları gibi müreffeh ve güçlü bir Rusya yarattı fakat tek adamlık hastalığı Rusya’yı bugün bir uçurumun kenarına kadar sürüklemiş görünüyor.

Tarihten ders alanlar Putin benzeri güçlü ve faydalı şahsiyetlerin “faydalarını artıracak ve zararlarını dengeleyebilecek kurumlar” oluşturmaya çalışmışlardır.

Bu yönetim tarzı “erkler ayrılığı esaslı sistemler” olarak sınıflandırılmaktadır.

Çatışmacı dönemler her zaman otoriter şahsiyetlere adeta davetiye çıkarır ve maalesef dünya çatışmacı bir evreye girmiş görünüyor.

Fakat güçlü liderler tek başlarına tehlike sayılmazlar; tehlike, bu güçlü liderlerin kapasitesini doğru yönlendirecek kurumların eksikliği veya zayıflığıdır.

Her toplum, ihtiraslarını dizginleyemediği güçlü liderlerin ağır faturasını öder.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.