Back To Top
Demokrasi için illa İslami bir temel aramaya ihtiyaç var mı?

Demokrasi için illa İslami bir temel aramaya ihtiyaç var mı?

- A +

Bir okurum geçen yazımdaki ‘Şura’ örneği konusunda haklı bir eleştiride bulundu. Diyor ki: “Nedense demokrasi konusu hep ŞURA kurumuna benzetilerek izah edilmek istenir. Bir kere demokrasi insanların yaşadıkları tecrübeler sonunda yöneten ve yönetilen arasındaki ilişkinin ne olması gerektiği sorusunun cevabı sadedinde üretilen sistemin adı.. Ama bunu sadece şura yönü ile izah eksiktir. Bir kere şurada muhalefet yoktur. Ama Müslümanların ilişkilerinde pratikte vardır.. Ve bu olgu önemsenmiştir. Ancak nedense iş devlet yönetim işine geldiğinde kurum olarak sistem içinde yer verilmemiş.. Üstelik muhalif tavırlar küfür ve mürtedlikten tutun da daha düşük derecede ithama muhatap edilerek pasifize edilmiştir.. Oysa sahabe ve Peygamberimiz arasında geçen değişik konulardaki ihtilaf/muhalif tavırlar kaynaklarımızda var. Yani işin esas ve özünde muhalefet olgusu var.”

***

Hemen belirtmekte yarar var, ben demokrasiye İslami bir referans aramak niyetinde değilim. Zira demokrasi esas itibariyle bir yönetim biçimidir. Oysa İslam evrensel bir dindir. İslam’ın herhangi bir yönetim modeli, rejim tarifi ve talebi yoktur. Din açısından önemli olan, adaletin sağlanmasıdır, hakikatin ve doğru olanın hakim olmasıdır, zulmün ortadan kaldırılmasıdır. Dolayısıyla nasıl bir siyasi modeli seçeceklerine, yani krallıkla mı, padişahlıkla mı yoksa demokrasiyle mi yönetileceklerine insanlar kendi özgür iradeleriyle karar verirler.

Hal böyleyken, Kur’an’ın “Şura ve istişare” ilkesine işaret ederek illa da demokrasiye referans aramanın zorlama bir gayretten öte bir ifade etmeyeceği açıktır. Her ne kadar dört başı mamur bir uygulama örneği olmasa da, özellikle dört Halife döneminde başvurulan ‘Şura’ sistemi o günün şartlarındaki küçük ölçekli site devleti modelinde hukuksal bir anlam ifade ediyordu. Zaten ‘Şura’ sistemi sonraki dönemlerde yönetimleri denetleyen, dengeleyen, hatta görevden alabilen anayasal bir yapıya dönüştürülemediği için sadece o döneme has bir uygulama olarak kaldı.

Dolayısıyla günümüzün İslam toplumlarında aydınların, ulemanın zaman zaman, “Demokrasi en kamil manada İslam’da vardır, Batı’nın icat ettiği demokrasiye ihtiyacımız yok” benzeri tartışmalarının yaşadığımız dünyanın gerçekleriyle çok da örtüştüğünü söylemek maalesef mümkün değildir. Ayrıca “Demokrasinin en mükemmeli İslam’da zaten vardır” benzeri söylemlerle tarif edilmeye çalışılan, tarih içinde ete kemiğe bürünmüş, yani hayata geçirilmiş bir İslam devleti modeli de yoktur.

Abdulvahhab el-Efendi “Nasıl Bir Devlet?” adlı eserinde bu konuda çok dikkat çekici bir tespitte bulunuyor: “Yıllardır var olagelen ve değişmeye devam eden, insanlara somut faydalar veren demokrasiler, halifelik hakkındaki yüzyıllardır süren bir tartışmanın kurbanı yapılıp göz ardı edilemez. Ve İslami kaynaklar  (şura, icma vs.) üzerinden, demokrasi için dolambaçlı, anlaşılması güç meşrulaştırmalar yapmaya gerek yoktur. Çünkü apaçık gerçek şu ki, demokratik düzen, kıyaslanamayacak ölçüde despotizme, tek adama dayalı ya da kliklere dayalı düzene tercih edilir. Ve demokrasinin dile getirdiği değerler, İslam ile uyum halindedir. İslam, asırlardır insanoğlunun benimsediği değerlerden farklı bir söylemle gelmedi. Ve insanoğlunun değerlerine, yeni ya da alışılmadık tanımlar getirmedi.”

***

Aslında bütün bu tartışmaların ötesinde günümüzde Müslümanlar açısından önemli olan, İslam’ın evrensel mesajını yaşadığımız dünyanın diliyle insanlara ulaştırabilmektir. Yüzyıllar boyunca insanlar uzun tarihsel tecrübelerden sonra, en ehven yönetim biçimi olarak demokrasiyi tercih etmişlerdir. Dolayısıyla siyasetin esas amacı, insanları barış içinde yaşatmak olduğuna göre, devlet dediğimiz aygıt da eşitlik ve adalet esası üzerine inşa edilmek durumundadır. Seçtiğimiz yönetim modelinin adı ne olursa olsun, insanlara özel normlar ve hayat tarzları empoze etmeye çalışan baskıcı, mütecaviz devlet yapıları insani de değildir, İslami de değildir, demokratik de değildir. Abdulvahhab el-Efendi’nin ifadesiyle devlet, “İnsanlara özgürlük ve serbestliğini sağlayan bir işbirliği kurumu olmalıdır.”

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Ali Adıyaman 13 Ekim 2017 00:48
Demokrasiyle islam bir arada olamaz çok zıtlar demokrasi insana islam yönetime değer verir ve islam kuşkulanmayı, araştırmayı içinde barındırırken islam biat ve sorgulamadan kabul et anlayışını öne çıkartır kısacası birisi beynini kullan der diğeri sen düşünme senin için seni yöneten düşünür der. Kadın, kız çocuk haklarını yazmama gerek yok sanırım
Zeki 12 Ekim 2017 14:03
Mehmet Bey, Maide-44, 45, 47, 48, 49 ayetleri, yönetimle alakalı olabilir mi?
KARAR OKURU 12 Ekim 2017 10:22
Devletlerin rengini yönetim biçimi değil hukuk sistemi belirler. Biz bir asırdır, Müslüman bir millet olarak, Hıristiyan Batının hukuk sistemi ile yönetiliyoruz. Devletle millet arasındaki doku uyuşmazlığının ana sebebi budur. Cumhuriyeti kuran zihniyet, padişahlıkla birlikte İslam hukukunu da ret etti. Oysa cumhuriyetin kuruluşunda demokrasiden eser yoktur. Asıl hedef padişahlıktan kurtulmak değil, İslam hukukuna son vermekti. Sorun, demokraside değil, Batı Hukuk sistemini dayatan Demokrasi anlayışındadır. Demokrasi için İslam hukukundan vazgeçme zorunululuğu varsa, demokrasi bir yönetim biçimi olmaktan çıkar İslam karşıtı bir hukuk sistemine dönüşür. O zaman "İslam için İslam Hukuku şart değildir" gibi komik bir durum oluşur. Bu hakikatı görmezden gelip ya da bu hakikate hiç değinmeden, temcit pilavı gibi İslam ve demokrasi ekseninde yazılar yazmak havanda su dövmektir.
KARAR OKURU 13 Ekim 2017 01:07
0
Afganistan,Pakistan,İran,S.Arabistan vs. İslam hukukuyla yönetiliyor kardeş.S.Ar,İran ın petrollerini çık ne hale geldiklerini görürsün...Zorlamaya gerek yok.Din bir vicdan meselesidir özünde.Dinciliğe gerek yok...
Semsur 11 Ekim 2017 22:17
İslam’ın herhangi bir yönetim modeli, rejim tarifi ve talebi yoktur.....?? Eminmisiniz ? Peygamber a.s in uygulamalari model olabilirmi ? cevap evet ise vede ; peygamber uygulamalari islamdaan baska bisey degilse...Islam bir yonetim modeli rejim tarifi ve talebi vardir.. Demek dogru olmazmi..Enteresan olani : Bunca zamandan sonra muslumanlarin halen boyle bir cumle kurabiyor olmasi.
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 18:27
40 yaşındayım demokrasinin ne olduğunu ne işe yaradığını anlamış değilim anlayan anlatsın .
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 20:54
0
Daha görmedin demokrasiyi
E.M.G 11 Ekim 2017 14:21
Abdulvahhab efendiden alıntınıza da eleştirim var: "Çünkü apaçık gerçek şu ki, demokratik düzen, kıyaslanamayacak ölçüde despotizme, tek adama dayalı ya da kliklere dayalı düzene tercih edilir." BELKİ.  "Ve demokrasinin dile getirdiği değerler, İslam ile uyum halindedir."  ACABA? "İslam, asırlardır insanoğlunun benimsediği değerlerden farklı bir söylemle gelmedi. "  YANLIŞ "Ve insanoğlunun değerlerine, yeni ya da alışılmadık tanımlar getirmedi.” DOĞRU Abdulvahhab el efendinin kitabının Temel Tezi: “İslam devleti” idealinin reddidir. El-Efendi’ye göre “İslami siyaset tartışmalarının tutarlılık kazanabilmesi için, ‘İslami devlet’ kavramından tamamen vazgeçilmesi gereklidir.” Kitapta ortaya konmaya çalışılan en temel tez budur. Birisinden alıntı yapılıyor ve ordaki ana fikir bahsedilmiyorsa o zaman gelinmek istenen nokta ya bu kitaptaki ana fikirdir ya da daha da ilerisidir. Karşınızdaki okuyucu kitlesi ağırlıkla islamı önemseyenlerse buna rağmen yazı başlığınız  "Demokrasi için illa İslami bir temel aramaya ihtiyaç var mı?" olabiliyorsa sizin önce bir ciddiyete ihtiyacınız var demektir.
Mirza Fethali 11 Ekim 2017 14:15
Demokrasi için İslami bir Temel aramaya gerek yok.Sadece Allah'ın verdiği aklı iyi kullanmaya,tarihsel tecrübeleri değerlendirmeye ve gözleme ihtiyaç var.Ama birileri islam devleti diye kuyuya bir taş atmış...Marketin adı "islam marketi ve helal gıda".Ama marketin sahibi defolu mal satıyor ve üç kağıtçı.Birileri bunun farkında Ve alışveriş yapmıyor ama birileri farkında değil ve market sahibi kazanmaya devam ediyor.Şimdi Afganistan islam devleti olsa ne olur olmasa ne olur?
KARAR OKURU 12 Ekim 2017 23:58
0
İslam devleti, islam hukukunu gözeten devlettir, mesela nikahsız ilişkileri karşılıklı rıza var diye meşru görmez v.s..
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 13:49
Mehmet bey! bu günkü yazınız girişinde yorumundan alıntı yaptığınız okurunuz olarak ve tüm okurlar adına muhatap alınmamız dolayısı ile teşekkürler.Bunu gazetemiz Karar ve diğer yazarlar içinde ifade etmek istiyorum... Pro.Dr.Tayfun ATAY hoca'nın,"DİN HAYATTAN ÇIKAR"Antroplojik yöntem/ yaklaşımla din ve hayat ilişkisi üzerine araştırma,inceleme eseri var.Kitap adı hem bir tezi hemde vakıayı tespit eden , hayatı dini görüşle belirleriz tekçi ,ön kabule dayalı anlayışımıza yerinde eleştiridir..Bir bilgenin sözü idi," GÖRMEK ANLAMAKTIR" diye.. ..Ancak biz genelde sadece BAKIYOR ANCAK, GÖRMÜYORUZ..ÇÜNKÜ ANLAMIYORUZ.. Atay hoca "Din Hayattır" diye bir ay boyunca minarelerin arasından sokaklara akıp duran bu deyiş, garip bir şekilde hem huzur hem de tatlı bir ürperti verir insana... İnanan bir kalbin ve zihnin sesidir bu. Hayatın dinden, onun 'öznesi'nden kaynaklandığını anlatır. Hayat, '99 güzel ismi'nden biri de 'Hayy' olan Allah'tan çıkar. Böyle inanılır ve düşünülür.!!! Ama 'aktüel' olana ilişkin gözlemlere, hayatı dine bağlayan bu bakışın tersine düşünmeye kışkırtır insanı. Ne aynı toprak üzerinde eskiden yaşanan din şimdikine benzer, ne de iki ayrı yerde yaşanan 'aynı' din birbirine benzer. Zaman ve mekandaki farklı hayat biçimleri dinsel yaşantıyı belirler, ona yeni biçimlenmeler kazandırır. Hayat dinden değil, din hayattan çıkar. Bu kitap, dinin hayattan çıktığına, 'insanın dini yaptığı' na 'inanan' antropolojik bir bakış açısının ürünü." der..Allah'ta bizlere görüp gezmemizi ve YARATMANIN NASIL olduğunu anlamamızı buyurmuyor mu! Genel de biz bu yaratılış ile sadece canlı nesneler le ilgili olduğunu sanıyoruz..Oysa sosyal hayatta kendine mahsus hayatiyeti olan olgu değimi dir ? Demokrasi de belli tecrübeler ve yaşanmışlıklar üzerinden ihdas edilmiş bir YÖNETİLİŞ BİÇİMİDİR. Yani hayattan çıkarılmış biçimsel vasıta.. Birde Ali BARDAKOĞLU hoca ,gözden kaçırdığımız şöyle bir inceliğe işaret eder" İSLAMİ ANLAYIŞIMIZ İLE YÜZŞLEŞME"adlı eserinde. Esas olan NEYİN İSLAMA UYGUN OLDUĞUNU DEĞİL,NEYİN İSLAMİ AYKIRI OLMADIĞI AÇISINDAN BAKMAK...Bu bakış açısı değişikliği,bizleri belli zemin,zaman dilimi,şartlar, ihtiyaçlar, imkanlar gözetilerek üretilmiş çözümlerin, tek ve değişmez örnek olmadığını gerçeğini anlamamızı sağlar.. "...Zira demokrasi esas itibariyle bir yönetim biçimidir. Oysa İslam evrensel bir dindir. İslam’ın herhangi bir yönetim modeli, rejim tarifi ve talebi yoktur. Din açısından önemli olan, adaletin sağlanmasıdır, hakikatin ve doğru olanın hakim olmasıdır, zulmün ortadan kaldırılmasıdır...." diyorsunuz..Sayın Mehmet bey..Yanlışlarımızdan biri de DİN ile onun hayat içinde yaşanmasını sağlayacak,kurumsal,kurallar,biçimsel vasıtaların karşılaştırılmasıdır..Bu da farkın da olmadan "şeylere/eşyaya küfür dememiz gibi absürtlüğe neden oluyor.Yıllarca İslamcı radikal ağa beylerimiz de bunu söyletti bizlere .Bunu tekraren tartışmanın anlamı yok..Oysa hal,dil,fiil gibi şeyler küfrün konusu değil midir.??. Biz müslümanlar nedense zor ve zahmetli öğreniyoruz..Hayat ya Tecrübelilerden , ya da Tecrübe edilerek öğreniliyor..biz ikinciyi tercih ediyoruz..
Melih 11 Ekim 2017 12:53
Allah, kulundan bir şey beklemez, ölüm ötesini hatırlatarak kullarını uyarır. Yarın kullar "bu bize söylenmedi" demesinler diye. Bunun rejimle ilgisi yoktur.
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 23:05
7
Allah kulundan bir şey beklemez ne demek? Allah diyor ki: "Ben cinleri ve insanları ancak bana (ibadet ve itaatle) kulluk etsinler diye yarattım." (Kur'an 60/51) Rejim dediğin şey Tanrının olmadığı bir yer midir?... Beyler, seküler akıl Tanrıdan yardım istemez. Alaturka sekülerlik yapmayın... Seküler düşünüyorsanız, alafranga olmak zorundasınız...
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 12:05
müslüman dediğin yalan söylemez, yalan çıkarına olsa bile yalan söylemez, aldığı poziyona göre hakikati eğip bükmez, namazın selamdan sonra, orucun iftardan sonra, haccın hacdan sonra başladığının bilincinde olana denir müslüman. şimdi başkasını suçlarken bunları kendimize soralım baylar , kadınlar...
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 11:22
İslam'da, bütün faaliyetlerin ana hedefi bireyin Allah'a layıkıyla kulluk edebilmesidir. Müslüman için devlet faaliyetleri de bu amaç dahilindedir. Demokrasi buna razı ise mesele yok. Yani soru İslam'a değil, demokrasiye sorulmalı.
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 11:02
Nasıl tuvalete gideceğini bile İslami usullerle düzenlemeye çalışan bir ruhban takımı oldukça demokrasi için de elbet İslami temel aranır. Ruhbanın halk üzerindeki etkisi kırılmadıkça bu iş zor
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 23:38
0
Tuvalete gitmeyi küçümseme. Müdür bir grev ederse seni demokrasi bile kurtaramaz...
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 10:07
Demokrasi en azından teoride farklı inanç, düşünce ve yaşam tarzlarının eşitliği üzerine kurulmuş, yani farklılıkları eşit olarak yaşatmayı amaçlayan bir sistem. İslamcıların ise öyle bir derdi yok. Ben kendimce İslam dini kuralları üzerine bir devlet kurarım, öyle herkesi de eşit kabul etmem. İnsanları din ve mezheplerine göre sınıflandırır, diğer dinlere belki iyi davransam, haklarını korusam da onları zımni sayar, ikinci sınıf vatandaş kabul ederim. Devletin demografik yapısına göre İslam mezheplerinden biri hâkim durumda olabilir, yasalar ona göre çıkartılır, belki diğer mezhepler de hoş tutulmaya çalışılır. Dini tam anlamıyla yaşamayan, seküler bir yaşam süren büyük kalabalıkların durumu belirsiz ve pek parlak değildir. Böyle bir devlette ister istemez kılık kıyafet, yaşam ve düşünce tarzı gibi şeylere baskı uygulanacaktır. Sağ olun, ben almayayım.
E.M.G 11 Ekim 2017 13:38
0
Pardon neyi almayacaksın? İslamı mı İslam mı demokrasi mi oldu şimdi soru
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 16:54
0
Neyi almayacağı belli. Soru da cevap da bilgiden doğar.
İkbal 14 Ekim 2017 04:20
0
Size katılıyorum,fransada plajlarda uygulanmak istenen haşeme yasağına itiraz eder ,ama ne hikmetse irandaki,suudlardaki kıyafet yasaklarına kafayı takmaz islamcılar : batıyı yerden yere vurur ama batıya gider yerleşir ,bugüne kadar islam ülkelerine gidip yerleşen bir tane islamvı tanımadım : ))
ibrahim DİRİ 11 Ekim 2017 09:43
İslamda şura ve iştişare' nin,sol düşüncedeki halk komitelerine benzer bir işlevi vardır,varacağı nihai nokta DİKTATÖRLÜKTÜR.diktatörlüklerde'de adalet olmaz ancak cağına göre iyi diyebilirsin.bu hangi hanedan olursa olsun değişmez.DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ tek çıkar yol.
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 11:10
8
Şura ile hanedanın bir ilgisi yok. Hanedan devlet başkanının bir aileden olma mecburiyetidir. Şura ise istişare için toplanmak demektir. İslam hakkında bilgi edinemeden İslami kavramları yanlış yorumlarız.
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 08:36
Demokrasiyi, demokratik yönetim biçimini, 1400 yıl önceki durum ve şartlarda aramak, ne kadar hüzün verici Mehmet bey? Aslında kısa yoldan diyelim ki, en ufak eleştiri yapan küffardır.ulu,l emre itaat, farzdır. Geleceğimiz yer bu muydu? Çok yazık.
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 21:23
0
Bir düşüncenin doğruluğu zamanla değişmez. İslamı 1400 yıl öceki durumun şartları diye değersizleştirmek isteyen beyin, demokrasinin 2400 sene önceki durum ve şartların neticesi olduğunu unutuyor...
KARAR OKURU 12 Ekim 2017 10:10
0
21.23 karar okuru,haklısınız,sizin değer atfettikleriniz kadını soyulmuş domatese veya ambalajı açılmış ürüne benzeterek 2000 li yılların modern İslami düşüncesini yansıtıyorlar sanırım.1400 yıl önceki Arap kültür ve medeniyetinin,yaşayış ve geleneklerin, o şart duruma göre yaşayışının, günümüze uyarlaması kolay bir şeymidir? Not:ibadetlerini yapmaya çalışan biri olarak, İslami degersizlestirme iddianıza üzüldüm.
KARAR OKURU 12 Ekim 2017 12:56
0
10:10, yazdığımı anlamadınız. Ya da ben anlatamadım. İbadetlerini yapan bir Müslüman olarak, ibadetleri de neden 1400 sene önceki şartlar diye terk etmiyorsunuz. Yoksa dini sadece ibadetten ibaret mi görüyorsunuz? Oysa Kur'an mesajında ibadetler çok az bir er tutar. Bu makaleye "12 Ekim 2017 10:22" tarihli yaptığım yorumu okuyun. Anlatmak istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz.
KARAR OKURU 12 Ekim 2017 21:15
0
12,56 karar okuru, siz sanırım Batı'nın değerler sistemine karşısınız. İnsan hakları, birey odaklı vb. Size sormak lazım, hangi İslam hukuku bize uyar? Hangi hukuk veya değerler sistemi ülkeyi ki bu kadar farklı kimlik ve etnisitenin olduğu milleti bir çatı altında birleştirir? Yalnızca Sünni İslam hukuku buna yeter mi?İslami bir hukuk sistemi bu ülkenin sorunlarını çözer, diye düşünürseniz, zaten söyleyebileceğim bir şey yok size.saygilar.
sefure 11 Ekim 2017 08:20
kimse demokrasiyi kara kaşı gözü için istemiyor...insan toplumu deneyimleri sonucunda tarihin bu noktasında barış ve uzlaşı içinde yaşayabilmek için bu yönetim sistemini icat etti. ileride çok daha iyisi ve faydalısı bulunabilir ama şimdilik elimizde olan şey bu...
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 11:55
10
sefure, senin idealin insanları rengine, inancına göre tasnif eden faşist bir devlet anlayışı onu biliyoruz da ,çok beklemen lazım o günleri görmen için. belki kankan amerika lı bilim adamları insan ömrünü 10000 yıla uzatırlarsa görebilirsin
Köroğlu 11 Ekim 2017 12:27
0
11:55 obsesyon ve nefret seni yer bitirir. Kendine bunu yapma. Bir tane hayatın var, tadını çıkar.
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 23:44
0
11:55, Sen Ergun Göknel, Engin Civan, Yahya Demirel gibi önceki dönemlerinde duyduklarınla karıştırmışsın...
Has Parti 11 Ekim 2017 05:03
İslami temel aramak şart elbette yoksa 'Yolsuzluk hırsızlık değildir' fetvası ne işe yarar.
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 11:38
20
yolsuzluk hırsızlık demedi hoca, yalana , iftiraya gerek yok adam olmak lazım.
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 14:22
0
Yok, kulaklarımla duydum bu dönemde yolsuzluğa "bağış" diyorlar.
KARAR OKURU 11 Ekim 2017 04:43
Son paragrafını defterime kaydettim.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN