Back To Top
İslam demokrasiye engel mi?

İslam demokrasiye engel mi?

- A +

Tarihi süreç içinde İslam toplumlarının yaşadığı tecrübeye baktığımızda, ortaya çıkan fotoğrafın sanki bu tezi doğruladığı gibi yanıltıcı bir kanaat oluşabilir. Bu yüzden de demokrasi macerasının tarihsel serüvenini dikkate almadan İslam toplumlarına ilişkin genel yargılarda bulunmak hakkaniyetli bir yaklaşım olmayacağı gibi tarihi hakikatler anlamında da bir “doğru”ya tekabül etmeyecektir.

Biliyoruz ki demokrasi Antik Yunan’da icat edilmiş bir kavramdır. Zaman içinde toplumsal, siyasal ve düşünsel gelişmelerle birlikte demokrasinin niteliği de farklı değişimler göstermiştir.

Kısaca demokrasi, Yunanca  demokratia  sözcüğünden türemiş bir kavramdır. Antik Yunanlar, MÖ 500-300 yılları arasında polis olarak adlandırdıkları siyasal birimlerde uyguladıkları yönetim şekillerini  demokratia  olarak kavramsallaştırmışlardır, demokratia  halkın doğrudan kendi kendini yönetmesini, yani “halkın egemenliğini” ifade etmektedir.

***

Ancak unutmayalım ki Antik Yunan’daki bu demokrasi modelinde kölelik sistemi de devam etmektedir. Canlı bir araç ve eşya gibi görülmekten başka pek fazla bir şey ifade etmeyen köleler insan kategorisinde dahi sayılmıyorlardı.

Ta ki Avrupa’da 16. yüzyılda feodal sistemden ulus-devlet modeline geçişle birlikte demokraside de yeni arayışlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Ulus-devlet düzeyinde demokrasinin uygulanabilmesini mümkün kılan siyasal kurum, temsil mekanizmasını oluşturmuştur. Yani modern dönemde demokrasi varlığını ancak temsili demokrasi şeklinde sürdürebilmiştir. Huntington’a göre demokratik düşüncenin gelişimi Magna Carta, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi, Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi gibi gelişmeler neticesinde halkların genel ve eşit oy hakkına kavuşması, temel hak ve özgürlüklerin anayasal güvenceye bağlanmasıyla mümkün olmuştur. Ve bu aşamalardan sonra da “temsil” olgusuyla birlikte demokrasi yeni bir safhaya geçebilmiştir.

Tarihi tecrübenin ışığında söylemek gerekirse, Batı’da özgürlükler ve insan hakları alanındaki gelişmeler modern demokrasiye doğru evrilirken, Dört Halife dönemindeki pozitif örneklere rağmen, İslam toplumlarının istikameti zulüm ve baskının simgesi haline gelen despotik yönetimlere doğru olmuştur. Bugün bile İslam ülkeleri arasında tek demokrasi tecrübesi olan Türkiye’nin, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki Mustafa Kemal ve “Milli Şef” İnönü’yü referans alma noktasına gelmiş olması ibret vericidir.

Peki, İslam toplumlarındaki demokratik başarısızlıkta İslam’ın bir rolü olabilir mi? Tabii ki hayır, çünkü İslam bir siyasi model önermemiştir. Yönetim modelinin meşrutiyet mi, krallık mı, sultanlık mı yoksa demokrasi mi olacağı konusundaki kararı tamamen beşeri iradeye bırakmıştır. Bu konuda Prof. Dr. Ali Bardakoğlu Hoca’nın “Yüzleşme” kitabındaki şu tespit son derece önemlidir: “Din açısından önemli olan adalettir, adaletin gerçekleşmesidir. Önemli olan haktır, hakikattir, doğrunun egemen olmasıdır, zulmün haksızlığın olmamasıdır. Bunu kim sağlıyorsa İslam onu alkışlar, kim yapmıyorsa onun da karşısında olur. Böyle olduğu içindir ki Afrika’da yerel kültüre göre yönetilen kabile de şu veya bu şekilde yönetilen modern toplumlar da İslam’ın hitap halkasındadır.”

Ama bütün bu doğrular, halihazırda İslam toplumlarındaki demokrasi azlığını, hukuksuzluğu, hak ve hürriyetlerin, özgürlüklerin yokluğunu izaha yetmiyor.

***

Galiba günümüz İslam toplumlarındaki demokrasi mahrumiyetinin esas sebebi, İslam düşüncesinin modern zamanlarda kendisini yenileyememiş olmasıdır. Şu muhakkak ki geleneksel dini kültürün tarihsel hafızasını aynen koruyarak Batılı anlamda bir demokrasiyi inşa etmek ve özgürlüklerin önündeki engelleri kaldırmak mümkün değildir. Çünkü “nevi şahsına münhasır” bir demokrasi olamaz.

Demokrasi özünde farklılıkların uzlaşma zeminidir. Dolayısıyla İslam, “tek tipçi’ ve dayatmacı” bir anlayışa karşı çıkar. Farklı dinlere, dillere mensup kabilelerin, milletlerin mensubiyetlerini yok saymadan sosyal barış ortamı içinde uzlaşarak birlikte yaşamalarını ister. El-Maide suresindeki “Şayet Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı” ifadesinin hikmeti de bu olsa gerek... Dolayısıyla İslam, bir uzlaşı modeli olan demokrasiye engel değildir. Hz Peygamber’in Hicret’in akabinde çeşitli dini grup ve kabileler arasında gerçekleştirdiği “Medine Sözleşmesi” bu konuda çok önemli bir örnektir.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Yasakçısavar 10 Mayıs 2017 23:08
Ansiklopedi bile yasaklandı. Demokrasi mi dediniz? Ya bi geçin...
KARAR OKURU 10 Mayıs 2017 18:38
Yanlış sorunun doğru cevabı olmaz. Önce doğru soruyu sormak lazım: "Demokrasi İslam'a uygun mu?" Yani kaynağı vahiy olan bilgi, kaynağı seküler, pragmatik akıl olan bilgiden daha üstün olmalı Müslümanın gözünde. Böyle yaparsak "İslam bilime de çok uygun, demokrasiye de çok uygun" gibi acayipliklerden kurtuluruz inşallah.
KARAR OKURU 10 Mayıs 2017 21:50
1
Hangi İslam'a uygun? Kimin yorumuna?
KARAR OKURU 11 Mayıs 2017 03:18
0
Burada mesele yorumlar değil, daha öncesi. Yani meşhur deyimle "doğru bilginin kaynağı" meselesi. Biz buna vahiy diyorsak eğer, iman etmişiz demektir. Ama tamamen pragmatik akıl ürünü bir sistem üzerinden İslam'ı sorguya çekiyorsak, kaynağımız değişmiş demektir. Yani kavgamız aklın kendisiyle değil, kılavuzuyla...
Köroğlu 10 Mayıs 2017 18:09
Sanayileşen ve kentlileşen toplumlarda insanlar para kazanmak ve dost edinmek için başkalarına daha az bağımlı olur. Bu cemaatleri zayıflatır, bireyleşmeyi güçlendirir. Bireyleşmiş üyelerden oluşan toplumlarda demokrasi yeşerir. Diğerlerinde zor. Konunun İslam ile olumlu/olumsuz ilgisi yok (Nitekim Çin, Venezuella gibi ülkelerde de demokrasi zayıf) İslam'ın zamanda ve mekanda sayısız yorumu var. Demokrasi vakti geldiğinde uygun bir tanesine meyleder zaten insanlar.
KARAR OKURU 10 Mayıs 2017 15:53
Tarihe bir bakın Sıffin savaşı ile beraber müslümanların yönetmeye çalıştıkları sürece..ve şuan demokratik hukuk devleti olan kaç İslam ülkesi var.. Müslümanlar yönetime geçince neler oluyor tarih şahittir..
Takipci 10 Mayıs 2017 17:39
0
Cemel Savasi'nda da buyuk sahabeler birbirleriyle savastilar. Cennetle mujdelenmis Hz Ali'ye karsi savasan Cennetle mujdelenmis iki buyuk sahabe (Hz Talha ve Hz Zubeyir) bu savasta olduruldu.
KARAR OKURU 10 Mayıs 2017 15:48
1- İslam toplumu diye bir toplum artık yok. çünkü toplum, ilişkiler yumağıdır. Hali hazırda bu ilişkileri belirleyen de her ülkedeki demokratik sistemlerdir. Ancak Müslüman yoplukuklar vardır. İkisi farklı şeylerdir. 2- Başarısızlık konusuna gelince; müslüman halklar asla tam demokrat olamaz. Çünkü sahip olduğu İslam akidesi en başta buna müsade etmez. 3- İslam, kişinin rabbisiyle, nefsiyle ve toplumla ilişkilerini düzenleyen kapsamlı bir dindir. O halde nasıl "İslam siyasi bir model önermemiştir" dersiniz. 4- Medine vesikası örneğini vererek yazınızla çelişmişsiniz. 5- Bu yazıyı yazmanızın son günlerdeki tartışmalarla alakalı olduğunu düşünüyorum. Sizce yanılıyormuyum? 6- Bu tür yazılarla kimseyi razı edemezsiniz. Ama Allah'ı öfkelendirirsiniz!
KARAR OKURU 10 Mayıs 2017 18:19
0
Allah'ın neye öfkelenip neye öfkelenmeyeceğini bilmek de güzel. Ayrıca Allah'ın öfkelenmek gibi insani tepkileri mi varmış?
Halil Yavuzer 10 Mayıs 2017 14:08
aziz islam Allahın iradesine dayalı bir siyasal sistemdir, demokrasi ise halkın iradesi yani "hevaların/arzuların" iradesidir, rabbimiz olan Allah kur'anda "onlar hevalarına uyarlar" der, demokrasi hevalara uyma sistemidir, her yaşam biçimi bir dindir, demokrasi, monarşı, oligarşi, Marksist-Leninist/sosyalizm ve onun üst aşaması olan kominizm bunlar kur'anın tanımı ile batıl olan içinde şirki/küfürü barındıran yaşam biçimi/din dir, sayın yazar rabbimiz olana Allah Kur'an da "dini Allaha has kılın" buyurur toplumsal ve bireysel yaşamı Allahın iradesine has kılmak o iradeye teslim olmaktır, o açıdan "İslam bir siyasal model önermemiştir" demek islamın özüne terstir, medine sözleşmesinden örnekleme yapıyorsunuz, medine sözleşmesi islamın medinede devlet olma yolundaki ilk adımıdır, bir geçiş dönemiydi, medinedeki hiyarşiyi sağlamak adına yapılan bir anlaşmaydı, Yahudilerin ikiyüzlü tutumları yüzünden de medine sözleşmesi hiç bir zaman hayat bulmadı da, medine sözleşmesinin anan teması İslamın tevhid essasına asla ters bir durum yoktu, ne yazık ki hastalıklı kalpler bunu, demokrasinin içselleştirilmesi ve meşruiyet kazanması için çarpıtmaktadır, o açıdan size Allahtan korkun derim ve düşünmeye davet ediyorum
Okan Söyler 14 Mayıs 2018 00:27
0
o hevalarına uyarlar ayeti aslında senin anlattığın gibi değil. Şimdi senin Demokrasin diyor ki ''egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.'' Peki böyle bir şey var mı kur'an da? Yok. Kur'an diyor ki: ''Egemenlik Allah'ındır.''NÛR-42. Şimdi gelelim ayete. O ayette senin dediğin gibi değil demokrasi değil şeriat örülmüştür.
KARAR OKURU 10 Mayıs 2017 13:49
Kendi hayat tarzini baskalarina dayatanlar, ve baskalarinin dusuncelerine, tercihlerine, hayat tarzlarina, ozgurluklerine saygi gostermeyenler demokrat olamazlar, demokrasi de kuramazlar...
O k u r 10 Mayıs 2017 15:45
6
Tıpkı Türkiye'deki jakoben, sekülerlerin yaptığı gibi. "Benim başım açık, o zaman sen de açacaksın!.."
KARAR OKURU 10 Mayıs 2017 16:04
0
Ayni zamanda su anki islamcilarin yaptigi gibi. Kendileri gibi olmayanlari butun kurumlardan tasfiye, baska hayat tarzlarina fiziki saldiri, elestirel dusunenleri cezaevine tikma vb.vb..
O k u r 10 Mayıs 2017 17:16
5
Boş laflar bunlar. Darbeci FETÖ viyaklaması...Kimseye zorla başını kapattırmıyorlar. Başı açıkları üniversitelerden tekme, tokat kovmuyorlar. Asker anaları başı açık diye garnizonlardan geri çevrilmiyor. Darbeci hainlerin viyaklayarak cezadan kurtulamazlar.
KARAR OKURU 10 Mayıs 2017 13:44
Hocam islamla demokrasinin kan uyuşmazlığı vardır çünki islam tekkeci ve itaat ister demokrasiyse şeffaflık ve kuşku ister. Bu nedenle demokrasi islamcılar için bir hayat şekli olmayıp köprünün öbür ucuna geçmek için takkiye yapılıp araç olarak kullanılır tıpkı Türkiye'de olduğu gibi. An mazlum birini getirin en azılı diktatör olur islam ülkelerinde çünkü kesin itaat ister islam sorgulamadan yapmak, tapmak ve reis, saddam, Kaddafi örneklerdir
O k u r 10 Mayıs 2017 13:20
İslam demokrasiye engel değildir de, yeter ki demokrasi adı altında İslam'a engel olunmasın... Demokrasi, devlet hukukunun rengini belirlemez, sadece yöneticinin nasıl seçileceğini tayin eder. İslam da, kendi hukuku tatbik edildiği yerde buna karışmaz. İslam hukuku ile problemi olanlar, Müslümanlara demokrasi yerine seküler hukuku dayatmak istiyorlar. Arıza bundan çıkıyor. Ama düzelecek. Çünkü seküler düşünenlerin bile, başörtüsü yasağına Kur'an'dan delil getirdiği bir toplumda, başka bir hukuk maya tutmaz...
Mustafa Bağcılar 10 Mayıs 2017 12:33
Avrupa demokrasisi , sosyal devlet anlayışı , Hukukun üstünlüğü ilkesi birebir islam ile uyumludur. Efendimizin veda hutbesi , günümüzün insan hakları sözleşmesi ve kopenhag kriterleri gibi çağlar ötesine bu dünya imtihanını kazasız belasız atlatma rehberidir. Milyonlarca insanın telef olduğu bizim de başta rahmetli İnönü olmak üzere Türk Liderliğinin inisiyatif almasıyla katılmadığımız 2. Dünya savaşından sonra bir daha kıta avrupasında böyle savaşların olmaması için oluşturulmaya çalışılan Avrupa birliği fikrinin isim babası Churcil'dir. Fransa ve Almanya'nın birleşik avrupa devleti kurmasını önermiştir. Yine vizyon sahibi devlet adamları olan zamanın fransız planlama teşkilatı başkanı Monnet ve dış işler bakanı olan Rober Schuman savaş sanayinin ana maddeleri olan kömür ve çeliğin üretim ve kullanılmasının uluslararası bir organın sorumluluğu altında yönetilmesini öneren bir çağrıda bulundular.. " Schuman planı " diye tarihe geçen bu çağrıya Fedral Almanya, Fransa ,İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüxemburg olumlu cevap vermiş görüşmeler 18 nisan 1951 tarihinde " Avrupa Kömür ve Çelik topluluğu " anlaşması imzalanmıştır. anlaşmanın maksadı savaşları önlemekti bu anlaşma çercevesince önce Aet sonra Ab oluşmuş ve insanlık ailesine güzel bir rol modeli sunulmuştur. Hatta birlik fikri önce churcil'den çıkmasına rağmen daha sonra İngiltere'nin birliğe katılma isteği başta Fransız devlet adamı Degoulle olmak üzere topluluk tarafından Avrupanın sınırları manş denizi kıyılarında başlar Ural dağlarında biter siz avrupalı değilsiniz denilerek red edilmiştir. Önceleri dpt müsteşarı Turgut Özal tarafından şiddetle karşı çıkılan Türkiyenin topluluğa girme isteği daha sonraları bizzat Turgut Özal tarafından başbakan olduğu 80'li yıllarda girme yönünde çok ciddi bir irade gösterilmiştir. (Kaynak 2 Türkiye kitabı yazarı Ziya Müezzinoğlu) Ab herşey değildir , amma insanlık tarihinde önemli bir adımdır ve milyonlarca insanımız orada huzur ve refah içinde yaşamakta ülke ekonomimize ciddi bir katkı sağlamaktadır.
KARAR OKURU 10 Mayıs 2017 12:32
Bizdeki demokrasi sorunlari islemek ahlakken vicdanen daha insani
Abdullah hasan 10 Mayıs 2017 12:04
''Dört Halife dönemindeki pozitif örneklere rağmen, İslam toplumlarının istikameti zulüm ve baskının simgesi haline gelen despotik yönetimlere doğru olmuştur.'' Metod veya sistem Mutlak doğru oluştursaydı 4 Halifeden sonraki yönetimlerde 4 halifenin devfri gibi olur bunca arızalar oluşturmazdı. Sistemleri güzel kılacak olan İnsanın güzelliğidir veya güzel insandır. Güzel olmayan insan en güzel sistemi dahi en berbat bir yönetime dönbüştürebilir.
selim 10 Mayıs 2017 10:42
islamdan ne anladığınıza bağlı . mesela kavurmacıyı serbest bırakırken aynı statüdeki akpli akrabası olmayanlar hapis yatıyorsa böyle bir islam anlayışı demokrasiye engeldir
Abdullah hasan 10 Mayıs 2017 15:10
1
böyle bir islam anlayışı diye birşey olmaz, kavurmacı olayı islamdan anlamasına değil islamdan anlayamadığına ve o kişilerin arızalı tarafına gösterir. Kişilerin(Hepimiz) hangi konuda hata yapıyorsak o bizim kusurumuz olur İslamın değil. Her müslüman her emri uyuyor olsaydı zaten Dünyadaki yerimiz bu konuştuğumuz gibi yerlerde olmazdı.
KARAR OKURU 11 Mayıs 2017 10:24
0
o arızalı tiplerin arızalarını görmezden gelerek her arızalarına eyvallah dersek ve bunu da islam adına yaparsak al sana nur topu gibi engel biz burada islamı sorgulamıyoruz sorgulayamayız da yönetenlerin islamı nasıl anladıklarından bahsediyoruz . tabi ki her Müslüman her emre istenildiği gibi uymayabilir ama uymadiğinı gören biz neden uyarmayız acaba
Erkan Doğan 10 Mayıs 2017 10:24
Sayın Yazar İslam sadece kendine islamdır. Bırakın bu ayakları.Ayet araklama işi bayatlayalı çok oldu. İslam pozitif ayrımcıdır. Doğru benim der.Siz yanlış olmanıza rağmen ben size hoşgörü gösteriyorum gibi büyüklenme tarafı vardır. Diğer din ve inançları zimmen kabul etmiş gibi durup "Allah katında hakiki din İslamdır" der. Onun için demokrasi falan islam ile badaşmaz. Öyle olsa idi mekkeli müşrikler ile bu kadar savaşa ne gerek vardı.
Abdullah hasan 10 Mayıs 2017 11:55
1
Din Allah katından olduğuna göre "Allah katında hakiki din İslamdır'' diyecek tabi. İslam dan önce ki dinleri indiren Allah olduğuna göre de hükmünü kaldıran da Allah olacak tabiatıyla. Dinde , ayetlerde bayatlamaz ebedidir. Mehmet beyin dediği '' İslam belli bir yönetim şekli belirtmemiştir'' belirtmiş olsaydı zaten ona uymak farz olurdu.
Muhammet Yıldız 10 Mayıs 2017 09:17
çünkü İslam bir siyasi model önermemiştir. Çok yanlış İslam siyasetin ta kendisidir. ya niyetiniz bozuk yada cahilsiniz.
O k u r 10 Mayıs 2017 12:55
0
Siyasi model yani ülkeyi yönetecek kişilerin belirlenme şekli, zamana göre hatta coğrafyalara, medeniyetlere göre değişken bir şeydir. Önemli de değildir. İster padişahlık olsun, ister demokrasi olsun, ister monarşi olsun fark etmez; İslam, kendi hukukunu şart koşmuştur. 23 Yıllık Nebevi mücadele de bunun en belirgin örneğidir.
ramazan gün 10 Mayıs 2017 08:28
demokrasi... batının atom bombası veya uzay füzesinden daha büyük icadıdır... modern demokrasi, modern demagojinin adıdır... eski yunanda da zümre iktidarından ibaretti, eski romada da pülütokrasi idi... sezar seçimlerde galip gelmek için iki kasaba-şehir satmak zorunda kalmış adamdır; galiptir ama hem ekonomik hemde siyasi olarak belli zümrelere mahkumdur... demokrasi ne olduğundan çok ne olmadığı ile tarif edilmektedir günümüz siyaset felsefesinde; bu onun dört başı mamur bir düşünce sisteminden doğmayıp, el yordamı ile yol arayan batının pragmatik arayışlarından doğmuş olması sebebiyledir... demokrasi... batı için ve diğerleri için diye ikiye ayrılıp incelenmelidir... batı için makuliyetini kendi macerası olmasında bulur... özetle batı açısından demokrasi, bir batılının söylediği gibi 'gözyumuculuk teamülü'dür... diğerleri için ise, diğerlerinin yenilmiş ve mecbur bırakılmış olmasında... islam dairesi diğerleri içinde en önemli alanı ifade eder... mehmet beyin ve diğer tüm demokrasiye, alternatifsiz biat edilmesi gerektiği fikrinden sıyrılamayanların anlamadığı ve kafalarının karışmasına sebep olan ise, -ki batı demokrasi kavramını işte tam da bu kafa karışıklığı için icad etmiştir, yani icad edilen budur- islamın demokrasi için iki bakışı var olmalıdır; biri kendi hakimiyet dairesi içinde demokrasi, diğeri demokrasi kavramı ile temsil edilen bir rejim anlayışında, iktidarın niteliğine göre -iktidar bu mekanizmadan ve rejimden ayrı bir şeydir- demokrasi içinde islamın ne ve nasıl tavır alacağı meselesidir... iktidarın renklerine göre de türlü türlü tavırlar... yoksa sureta benzerliklere bakıp, islamda şura vardı, medine vesikası vardı dolayısı ile asıl demokrasiyi getiren islamdı gibi bir saçmalığa sapılır... medine vesikası hikayeleri 90 larda çok ısıtılmış, metinerler, türköneler, dilipaklar filan tarafından çok 'demokrasiyi tahkim' için denenmiştir... islam fert ve cemiyetle beraber bir nizam vazeder... onu bir şeyin kuyruğuna takarak ifadeye yeltenmek onun ortadan kaldırılması demektir... 'kendinden kıl kadar ayrıllındığında ortada hiç kalmayan yegane şey bizzat şeriattır' der bir islam büyüğü... olması gereken, batının kendi için bir gözyumuculuk teamülü olmasından başka anlam ifade etmeyen demokrasiyi, diğerleri için bir ihraç malı ve bozgun cihazı olarak kullandığını görüp, kavramın demagoji için 'herşeyi içeren kelime' halinde tecessüm ettirilmesinin sahteliğinin görülmesidir. herşeyi içeren, hiçbirşeyi içermeyendir; bunu görmek!.. bu yazı bu tip klikleri tümüyle gözden kaçırmış, bir paragrafta demokrasinin 'şu manası' diğerinde 'bu manası' üzerinden yürünmüş ve aynı demokrasi kelimesi kullanılıyor olmasından kelli bahsettiğim hususlar gözden kaçırılmış, tam da batının ihracat kültüne uygun kurulu kafanın mamülü olmuştur... demokrasi düşmanı olmak başka, islam aydınının yapması gereken, demokrasiye de yer ve yerini gösteren olmaktır... onun dümen suyuna düşmek ve demokratik islam gibi garabetler sergilememek...
Erkan Doğan 10 Mayıs 2017 11:13
0
Senin de anlamadığın bir şey var. İnancını evrenin realitesi diye evrene dayatıyorsun. Emin ol o güdük demokrasi bile senin inanç dayatmandan on kat evladır. Demokrasi iyi olduğu için değil biz daha iyisini henüz bulamadığımız için iyidir. İnsanlık tanrı adına konuşanlardan çok çekmiştir. İslam da güzellik olarak insanlara sunulmuştu. Fakat realitede öyle işlemediği ortada.
Akif 10 Mayıs 2017 11:27
0
İşe iki yüzlü Batının şu 'gözyumuculuk teamülü'nü uygulamakla başlasak bile ilk beş yüz yılda baya mesafe alırız. Yani demem o ki, göz yumarak kabullenmek bile Erkan Doğan'ın tasvir ettiği ayrımcılıktan daha "demokratik"tir. Ramazan Gün Ocaktan gibileri slogancılığa indirgemiş ama, kendisi slogancılığın zirvesinde : 'kendinden kıl kadar ayrıllındığında ortada hiç kalmayan yegane şey bizzat şeriattır'. Sanki tek bir İslam şeriatı varmış gibi formüle edilmiş bir lafügüzaf. Vaiz efendi anlatıyor : Hz. Ömer namazda arkadan bıçaklandı ama namazı terk etmedi, sonuna kadar kıldı. Peki namazı geçerli mi ? Değil ? Hanefi mezhebine göre, kan abdesti bozar !!!
O k u r 10 Mayıs 2017 12:48
3
Erkan Doğan, demokrasi ile seküler, jakoben düşünceyi karıştırmışsın. Çağdaş Batılı düşünürler bu ayırımı işaret etmek için göbek çatlatıyor... İngiltere'de krallığa razı olan demokrasinin, Türkiye'de İslam'la bir problemi olmaz. Problem, demokrasi yerine dipçikle hakimiyet kurmaya alışık seküler, jakoben kafalarda...
KARAR OKURU 10 Mayıs 2017 13:39
0
ramazan bey, haticeye değil neticeye bakın. dünyada egemen olanlar hangi görüş ve yaşam tarzında olanlar, öfke krizleri içinde önüne geleni öldürenler hangi inanç ve yaşam tarzında olanlar.
O k u r 10 Mayıs 2017 15:26
1
Akif, dinde reform denilince o dinin orijinalinin işe yaramadığı bazı tadilatların yapılması gerektiği anlamına gelir. Ama maksat sizin dediğiniz gibi, dini orijinilanden saptıran hurafelerin kaldırılması ise, onu zaten dinin kendisi de emrediyor.
Akif 10 Mayıs 2017 16:21
0
O k u r, kastım "hurafe" ile sınırlı değil. Dediğim şu : DİN VE ŞERİAT AYRI MÜESSESELERDİR. DİN SABİTTİR, ŞERİAT DEĞİŞKENDİR. DİNDE REFORM OLMAZ. Ancak Kuran'da açık lafız ile de yer alsa hukuka (şeriata) yönelik her hüküm, zamanın şartlarına göre yorumlanmaya açıktır. Örneğin, eğer Allah'ın, köleliğin kıyamete kadar baki kalmasını dilediğini düşünüyorsan, şeriat algılarımız farklı. İnsanlığın ortak aklının adalet anlayışı köleliği kaldırmıştır. Köleliğin yeniden ihyası Allah'ın hükümlerini hakim kılmak değildir. Hitap verili bir duruma, köleci bir topluma inmiştir. İnsanların geçimlerini ganimet ile sağladıkları bir toplumsal ortamda, ganimet içerisinde önemli bir pay alan köleliği o gün Allah kaldırsaydı, mesaja muhatap bulamazdı. Köleliği kaldırmadı ama köle azadını özendirerek, bize köleliği kaldırma hedefini gösterdi. O zaman fıkıh külliyatındaki, kölelikle ilgili hükümleri çöpe atarak başlayabiliriz "reform"a.
ramazan gün 10 Mayıs 2017 17:16
1
akif'e... o söylediğin bir slogan değil, (imam şafinindi galiba) bir sözü... şeriat, ukul, yol, hüküm, kanun vb demektir... hususen islam şeriatı islam dini hükümleri manasınadır... hal böyle olunca şeriat birdir (hristiyanlığı konuşmadığımıza göre, oturup ayrıca izaha gerek görmedim) din de birdir; böyle geçiyor, haliyle islama inanmıyorsan buna inanmak zorunda değilsin tabi... hoş benimde bu veya benzeri hususta bir talep ve izahım da yok; o sözün orada olması ocaktanın yazısında geçen islama ilave arayışına dair revizyona dair ibarelerle ilgili olması sebebiyledir... sonda verdiğin örnek... ilber ortaylı geliyor aklıma... ne demişti hani, caps mı ne zıkkım yapmışlardı: aynen...
ramazan gün 10 Mayıs 2017 17:24
0
haticeye değil neticeye... bakıyorda söylüyorum zaten... batı teknolojik zaferine 'demokrasinin nimeti olarak' kavuşmadı... hatta daha net bir örnek olması açısından, bugün dünyada teknoloji adına kullandığın ne varsa tümünü 1 ve 2. dünya savaşlarına, savaşın bir tarafı olan almanlara ve dahi hitler dönemine borçlusun, borçluyuz!.. cep telefonundan, aya seyahate, atom reaktörlerinden, kimya sanayine... amerikayı amerika yapanlar, rusları sovyet edenler almanlardan kapıştıkları adamlardır... kim daha çok adam öldürdü diye sorarsan; cevaba gerek var mı?.. katliamda ve diğerine zulümde kimse batının eline su dökemez; romaya dalan vandallar bile, zira kimse modern batı kadar organize hale getirmedi bu işi...
O k u r 10 Mayıs 2017 17:59
0
Akif, öncelikle verdiğiniz misal üzerinden İslam hukukunun değiştirilemeyeceğini, ancak zamanın şartlarına göre geliştirilebileceğini belirtmek isterim. İslam hukuku köleliği emretmemiştir. Yani kölelik İslam hukukunun emri değilidir. İslam Hukukunun emri olmayan bir işi hukukta yer vermemek, dini reforme etmek anlamına gelmez. İslam hukukunda ana kural; olmamış bir işe fetva verilmemesidir. Çünkü her meselenin zamana ve mekana ait bir özgünlüğü vardır. Ve değerlendirmede bu değişkenler dikkate alınmalıdır. İslam hukukunun bu değerlendirmedeki tek vazgeçilmezi; Allah'ın rızasına aykırı bir değerlendirme yapılmamasıdır. Esasında şeriat, meriat diye abartılan şeyin özü de budur. Yani hangi kuralı koyarsak koyalım, Allah'ı hesaba katarak koyalım. Yani senin imandan ayrı düşünmek lazım dediğin ahkam kısmı, imana hesaba katmak şartıyla geniş bir daire içinde yorumlanabilir. Günümüzde tartıştığımız çağdaş sıkıntımız şudur. İmana musallat olan seküler anlayış "Tanrı bu işlere karışamaz" diye Allah'ın iradesini top yekun reddediyor. Böyle düşünerek Müslüman kalınmaz. Belki tekrar olacak ama ben yine söyleyeyim; Kur'an'da başörtüsü var demek de, ya da (art niyet yok ise) Kur'an'a göre baş örtüsü yok demek de, şeriatçılıktır. Çünkü iki görüşte de kaynak Kur'an ise mesele yoktur. Ancak kendi işimize geliyor diye, Kur'an'ı yanlış biçimde kaynak gösteriyor isek, bu zaten üç kağıtçılık olur. Yani bütün mesele, Müslümanın her işinde, Allah'ı hesaba katma mecburiyetidir. Sekülerler, Müslümanın bu mecburiyetine sayı duymuyorlar. Hatta ve hatta kişilerin din ile münasebetlerine sınır koyma hakları olduğunu sanıyorlar. Yanılıyorlar ve bu yanılgı onları çok zavallı bir duruma düşürüyor. Bir insan seküler düşünebilir. Ama herkesi seküler düşünmeye mecbur edemez. Ben bir İslamcı olarak, herkesi Müslüman olmaya zorlayamayacağım gibi.
KARAR OKURU 10 Mayıs 2017 18:32
0
vallahi ramazan bey sizin kafanız çok karışmış gerçektende
Akif 10 Mayıs 2017 21:05
0
O k u r, bu yazına YEŞİL OY kullandım. Geçenlerde ortam uygun olsa, uzun uzun konuşsak daha çok ortak noktamız çıkar, demiştin. Haklıymışsın. Ufak bir tavsiyede bulunacağım : Çabuk sinirleniyorsun, bir de FETÖfobik olmuşsun. Bu nedenle bazı yorumlarında "sığ" kalıyorsun. Relax ... :)
O k u r 11 Mayıs 2017 00:47
1
Akif, eyvallah. İnsan hatadan beri değildir. Erken sinirlenme konusunda tavsiyenizi dikkate alacağız inş. Fetöfobik duruma gelince, 15 Temmuz gecesini Ankara'da geçirdim, ondan olabilir. Milli iradeyi korumak adına, Ak Parti genel merkezine hayatımda ilk ve son kez sadece o gece gittim. Bir ara gözü dönmüş o hainler yüzünden, o gece meydanlarda kırk, elli bin kişi öleceğiz diye düşündüm. Fantomların ses hızını aşarak çıkarttığı büyük gürültü ile tehdit ettiği savunmasız bir kalabalık için, selanın ne manaya geldiğini yaşayarak öğrendim. Bir tanıdığım, külliyeye sabaha karşı atılan ve altı kişiyi şehit eden bombadan, telefonunu şarj etmek için aracına gittiğiinden, canlı kurtulabildi. Allah bir daha yaşatmasın. Ondan olacak, şimdi klavyenin başında Fetö sevicilik yapanlara pek tahammül edemiyorum. Yapılan çok aşağılık bir şeydi, o yüzden tepkimiz haliyle normal olamıyor... Müslümanları siyasetten uzak tutmak için kırk yıl salya sümük vaaz et, ondan sonra fantomlarla katliam yaparak siyasetin tepesine konmaya çalış. Alçak, şerefsiz, hain... Ey Allah'ım beratları takdir ettiğin bu gecenin hürmetine, bu hainler çetesinin şerrinden vatanımızı muhafaza eyle...
evin 10 Mayıs 2017 06:53
21. yüzyılda erkekle kadının, "kafirle" müslümanın eşit olmadığını iddia eden bir zihniyetle demokrasi gelebilir mi? islamın reforma ve yeni yorumlara ihtiyacı var, bu şekilde devam edemez...
O k u r 10 Mayıs 2017 12:05
3
Seküler akıl bu kadar çalışır. İslam'da reform yapmak için yeni bir Tanrı bulmanız lazım. Bildiğimiz Tanrı "Bu son dindir, başkası gelmeyecek" dedi, bu defteri kapattı. Bunu anlamak için aklı geliştirmek lazım.
Akif 10 Mayıs 2017 12:57
0
O k u r'un kastı dinin iman alanı ise, haklı. İlk tebliğden son tebliğe kadar aynı olan "din"in, tahrif edilmiş şekillerini, yürürlükten kaldıran ve geçerli imanı tevhid şartına bağlayan İslam'da reform yapılamaz; bu başka bir Allah arayışı demektir. Kadınla erkeğin, kafirle Müslümanın hukuk karşısında ve vatandaşlık hakları açısından eşit olması gibi konular, din değil, şeriattır. Tabii ki, şeriat "zaman"a bağlı olarak değişir. Reform denilince benim anladığım şu : DİN ANLAYIŞIMIZIN REFORMA İHTİYACI VAR.
KARAR OKURU 10 Mayıs 2017 03:54
islam ulkelerinde demokrasi olmaz, insan haklari olmaz, hukuk devleti olmaz nokta
O k u r 10 Mayıs 2017 13:04
4
Muhafaza edilmesi için bir kişiye emanet edilen bir varlığa zimmet denir. İslam'ı kabul etmeyen insanlara bu manadan hareketle zimmi diyen bir dinde, insan hakları olmaz, hukuk olmaz demek; ya İslam'ı ya da insan haklarını bilmemektir.
KARAR OKURU 10 Mayıs 2017 14:03
0
Bir eşit olarak, başka bir eşitin beni zimmetine almaya kalkmasını gülerek karşılarım.
O k u r 10 Mayıs 2017 15:17
2
İstediğin gibi karşılayabilirsin, senin bileceğin iş. Bu gün seküler Batının, seküler olmayana yaptığı muameleyi midesi kaldıran kişi, isteği yerde gülebilir...
KARAR OKURU 10 Mayıs 2017 18:22
0
Yanlış anladın: istesen de yapamazsın demek istedim. Konunun Batı ile ilgisini de ben anlamadım.
O k u r 10 Mayıs 2017 19:03
6
1000 Yıl yapıldı. Zimmiler de memnundu. Seküler Batının Müslümana bakışı, zimmi hukuku yanında çok ilke kalır. Batı bu ayırımcılığı yaparken eşitlerin eşitliği akla neden gelmiyor. Not: Eşitlere eşit davranmamak ne ise, eşitsizlere eşit davranmak da odur. ikisi de sonunda anarşi doğurur...
Akif 10 Mayıs 2017 21:13
0
Çok merak ediyorum : 1000 yıl yaptığımızdan zimmiler memnundu da, ilk fırsatını bulunca hepsi birden niye ayaklandı acaba ? Bol miktarda köprü, yol, havaalanı :))) yaptığımız, Balkanlar değil miydi ilk kazan kaldıranlar ?
O k u r 11 Mayıs 2017 18:54
1
Akif, bu konu hakkında Osmanlının son asrından misal vermek uygun olmaz. Çünkü Osmanlının son yüzyılında yönetime ittihat terakki zihniyeti hakimdi. Ancak zimmilerin vefası için, fetret döneminde Rumeli'deki zimmilerin sadakati misal verilebilir. Ayrıca bu sadakat ne hikmetse, hiç bir kesimin tarihçileri tarafından da ele alınmamıştır.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN