Back To Top
Tanrı, siyaset ve demokrasi

Tanrı, siyaset ve demokrasi

- A +

İslam toplumlarında demokrasi tartışmaları, ister istemez ‘din-siyaset’ ilişkisinin bağlamı içinde yapılmaktadır. Bu konuda zihni bir karışıklık olmaması açısından şunu öncelikle belirtmek gerekiyor ki, dinin temelini oluşturan Kur’an ve Sünnet’te genel ahlaki ilkeler dışında bir siyasi modele atıf yapılmamış, dolayısıyla siyaset insanların içinde yaşadıkları toplumsal şartlar ve ihtiyaçlar muvacehesinde doğrudan beşeri inisiyatif kullanarak çözecekleri bir alan olarak görülmüştür.

***

İslam’ın ilk yıllarında özellikle Hulefa’yi Raşidin döneminde halifeler toplumu Tanrı adına ve O’ndan alınan güçle değil, ümmetten alınan yetkiyle yönetmişlerdir. Prof. Dr. Ali Bardakoğlu Hoca ‘Yüzleşme’ adlı eserinde bu konuda diyor ki: “Hz. Peygamber’in Medine dönemindeki yönetim tarzını, onun peygamberliğinin, nübüvvet ve risaletinin ayrılmaz bir parçası görmek yerine, adalet, ehliyet, emanet ve hukuka riayet, kamu düzenini koruma, kamu yararını sağlama gibi teme hukuki ve ahlaki ilkelerin mevcut şartlar içinde uygulama örnekleri olarak görmek gerekir.”

Ancak dört Halife sonrasında özellikle Emevi ve Abbasi dönemleri, maalesef Müslümanlar açısından tarihe talihsiz tecrübeler olarak kaydedilmiştir. Emevi devletinin ve sonrasında Abbasilerin, Sasani’lerin temelini oluşturan Kirsracı modeli benimsemesiyle birlikte İslam toplumlarında kelimenin tam anlamıyla bir ‘itaat ahlakı’ yerleşmeye başlamış ve devleti yönetenler de doğrudan Tanrı adına yetki kullanan, krallar ve sultanlara dönüşmüşlerdir. Kisracı anlayışın Emevi ve Abbasilere Fars kültüründen miras kaldığını belirten Muhammed el Cabiri’nin ‘Arap Ahlaki Aklı’ adlı kitabında Kisra konusunda çok dikkat çekici bir ifadesi var: “Kisra’ya itaatten ayrılış, yürürlükteki dinden çıkmakla başlıyordu.” Ne yazık ki bu anlayış, İslam devletlerinde daha baskıcı ve otoriter zihniyetin hakim olmasına yol açmış, Cabiri’nin ifadesiyle, Emevi halifesinden yeni bir Kisra yaratarak, Mecusi Kisra’nın yerine Müslümanların Kisra’sı gelmiştir.

Oysa İslam’ın özündeki biat uygulamaları gerek Hz. Peygamber’e yapılan birinci ve ikinci Akabe’deki biatler, gerekse dört halifeye yapılan biatler belli istişareler ve düzenlemeler yapılarak ve belli şartlara bağlanarak gerçekleşmiştir.

Açıkça ifade etmek gerekirse, geleneksel İslam kültürüne sadık kalınarak İslam toplumlarında demokrasi üretmek ne yazık ki pek mümkün gözükmüyor. Zira klasik doktrinle ilgili tarihsel tecrübe, İslam devletlerinde bütün gücün devletin tepesindeki kişide toplandığını, sultanın ya da kralın Tanrı’dan aldığı yetkiyle ülkeyi yönettiğini göstermektedir. Bu öylesine sınırsız bir güçtür ki, devlet başkanının uygulamalarına karşı bir tavır geliştirmek dine ve Allah’a karşı çıkmakla eş görülmektedir.

Hatta geleneksel İslam kültürünün tarihsel tecrübesi içinde pek çok
ulema, aslında sahih olmayan “Sultan Allah’ın yeryüzündeki gölgesidir” hadisi üzerinden devlet başkanlarının Tanrı adına siyaset yapabileceklerini
bile savunmuşlardır.

***

Muhammed el Cabiri ‘Arap Ahlaki Aklı’ adlı eserinde, Maverdi’nin içinde ‘melik’ ve ‘mülük’ geçen ayetlerle delillendirerek krallara nasıl bir güç aktardığına işaret ederek Maverdi’nin şu ifadelerine yer veriyor: “O halde hiç kimse fazilete krallardan daha layık değildir ve derece bakımından hiç kimse onlardan daha üstün değildir. Çünkü insanlar onların emri altına girmiş, onların hizmetine koşmuştur. Ve ayrıca krallardır insanlara emretme ve yasak koyma yetkisini elinde bulunduranlar. (Allah’ın kralları diğer insanlara üstün kıldığına dair delillerden) biri de, kralları Allah’ın o ülkedeki kendi halifeleri, kuralların koyucuları, yarattıkları arasında kendi hüküm ve cezalarının uygulayıcıları kılmasıdır. Ve yine krallar hakkında ‘sultan Allah’ın yeryüzündeki gölgesidir’ denilmiştir. Çünkü yeryüzünde kullar arasında (Allah’ın) yaptığını yapmaya çalışmak, onun yolunu izlemek, ülkesinde onun çizgilerini diriltmeye çalışmak kralların hakkıdır.”

Bu metinlerden de anlaşılacağı üzere, geleneksel İslam kültürünün tarihsel tecrübesiyle yaşadığımız dünyada bireyin haklarını, özgürlüklerini önceleyen bir siyaset modeli üretmek mümkün değildir.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
EMG 18 Ekim 2017 22:05
İlk paragrafın tamamı yanlış bir saptamadır. Kur’an ve Sünnet’te genel ahlaki ilkeler dışında bir siyasi modele atıf yapılmamıştır da ne demek. Peygamber döneminde siyaset kelimesi kullanılmamıştır belki de. Ama bir toplum düzeni kurulmuş, peygamber ve sonra halifesi onun tam ortasında olmuştur. İnsanların çoğunluğuna bırakılan birşey olmamıştır. Ne kırallık ne de demokrasi. Halife ve sahabeden oluşan ümmet. Başka kelimeye ne hacet.
Abdullah birisi 18 Ekim 2017 21:37
En sonunda anladınız vedahi anladık müslümanlardan yada müslüman görünümlü dünyaperestlerden bi cacik olmaz...öbür tarafdaki cenneti hayal ede ede burdaki dünyayı yaşanmaz hale getire getire biyolojik cesetlerini/mizi sürüye sürüye geberip gideceğiz işte..nokta...
Melih 18 Ekim 2017 16:56
Artık gerçek İslam aydınlanıyor. Yönetim ve hukuk sistemi olarak olarak alındığunda, köleliğe dönüştüğü görüldü. Ahlak ve vicdan sistemi olduğu anlaşıldı. İslam, yalnız ibadet olarak alındığı için, adalet ve doğruluk özelliği göz ardı edildi.
KARAR OKURU 18 Ekim 2017 16:21
mesele aslında şu, birilerini antidemokrat, cahil, günahkar falan gibi suçlamalarda bulunmadan önce kendimize şunu sormalıyız, ben nekadar dürüst, demokrat, masum ve akıllı biriyim... ne diyor hz isa efendimiz, ''sanki insanların tanrısıymış gibi onların günahlarına bakıp durma'' da ne desin anlayana.
tetkik 18 Ekim 2017 12:47
İslami naslarda mevcut olan siyasi idare sistemi olmadığını ileri sürmek olsa olsa açık bir cehaletten kaynaklanabilir. Ancak sizin gibi batı düşüncesi ve hayat tarzına mahkum ve mağlub insanlar böyle düşünebilir. Batı sistemi batı düşüncesi batı hukuku batı hayat tarzı sizin gibilerin kemiklerine işlemiştir. önce nerde duruyorsunuz bir düşünün ve islami kaynakları doğru dürüst okuyun. batıcı ezbere uygun bir eser görüp burda yaptığınız gibi kullanmaya kalkmayın.
KARAR OKURU 18 Ekim 2017 20:08
1
Sen Afganlılar dan islamı daha iyi mi bildiğini sanıyorsun ey araştırmacı?
......... 18 Ekim 2017 20:09
0
Allah aşkına bir aydınlat bizi de öğrenelim Islam'in öngördüğü siyasi sistem neymiş...madem herkes cahil cuhela,baticilik kemiklerine islemis, kaynaklari doğru düzgün okumaktan aciz bari sen lütfette bir özet geç bize......Allahim islamı Bu kafaların eline birakma (amiin)
Köroğlu 18 Ekim 2017 11:53
İnsanların talepleri, yaşadıkları hayattan ve ihtiyaçlardan kaynaklanır. İhtiyaç varsa, demokrasiye talep vardır. Yoksa yoktur. Neredeyse hiç kimse felsefi sorgulamalarla kararlar almaz (Felsefe yaşanana anlam verme çabasıdır, ötesi değil) Demokrasi iktidar sahibi birilerinin durum değerlendirmesi sonucu aldığı kararlar ile gelmez. Gelişmeler sonucu kendiliğinden belirir. Kabaca şöyle bir mekanizması vardır: herkes kendi hakikatinin tek hakikat oluğundan emindir (olmasa onun hakikat olduğunu düşünmez). Diğer herkesin de buna uyması gerektiğini düşünür. Oysa böyle bir ortak hakikat yoktur. Olsaydı şimdiye çoktan görülür ve herkes tarafından kabul edilirdi - kimse kendini kandırmak istemez son tahlilde. Algılanan göreli hakikatler (hikayeler de diyebiliriz) çevresinde katı sosyoekonomik örüntüler oluşur ve bu sosyoekonomik örüntüler kıt kaynakların kontrolü için rekabet eder. Başlangıç durumunda kimin hakikatinin kabul edileceğine 'güç' karar verir. Farklı farklı güç kaynakları vardır: ilkel kas kuvveti olur, en iyi avların nerede olduğu bilgisi olur, hangi hastalığı ne iyi eder bilgisi olur, hikaye anlatma becerisi olur (hikayeler geniş grupları disiplin içinde organize eder), strateji geliştirme becerisi olur, seksilik olur, ve daha bir çok şey. Nitekim insanlık tarihi dediğimiz şey, kendi hakikatini diğerlerine kabul ettirmek (ve dolayısı ile kendi sosyoekonomik kümesinin daha fazla kaynağa sahip olmasını sağlamak) isteyen kümelerin gücü ele geçirme ve kullanma uğraşının hikayesidir. Gel gör ki deneyim güce güvenilmeyeceğini gösterir: dün ondadır, bugün sende, yarın şunda. Üstelik yoğunlaştıkça ve genişledikçe bölünme eğilimindedir güç. Hep böyle olmuştur. Game of Thrones'u izleyin. Ya da çocuklarını/babalarını/kardeşlerini öldüren Roma imparatorlarının veya Çin imparatorlarının hikayelerini okuyun. Sonunda İngiltere diye dış kapının mandalı sevimsiz iklime sahip küçük bir adada bir denge durumu ortaya çıkar. İnsanlar hala kendi hakikatlerinin tek hakikat olduğuna inanmakla birlikte, başkalarının bunu - henüz :) - göremediği gerçeğini kabul etmek zorunda kalır. "Başkaları" da hiç bitmez. Hep vardır. Farklı hakikatlerin sosyoekonomik kümeleri arasındaki rekabeti, gücü gücü yetene olmaktan çıkarıp kurala bağlayalım, öbür türlü can ve mal maliyeti yüksek oluyor derler. Hukuk bir iktidar aracı olmaktan çıkıp bir hakeme dönüşür. Demokrasiye giden bir yol açılır... Bu yolun demokrasi şuna uyar mı uymaz mı ile ilgisi yoktur. Hayat seni oraya götürür. Yani İslam'a uysa da uymasa da demokrasi zamanı geldiğinde gelir. Zamanı gelmezse de gelmez. Gelmezse kötü çünkü ortada empirik bir olgu var: demokrasi çok daha verimli ve esnek - hem hayatta kalma becerisi çok daha yüksek, hem de daha mutlu hayatlara ortam sağlıyor.
KARAR OKURU 18 Ekim 2017 10:14
Zaten demokrasi en iyi İngiltere, Almanya, Hollanda, İskandinav ülkeleri gibi Anglosakson toplumlarda uygulanıyor. Fransa, İtalya, İspanya gibi Latin ülkelerinde kalitesi biraz azalıyor. Bize gelene kadar da tavşanın suyunun suyu oluyor.
KARAR OKURU 18 Ekim 2017 09:56
Demokrasi ya da saltanat islama aykırı demek yanlis evet
M can 18 Ekim 2017 06:48
Ama dört Halife bile vefat edene veya şehit edilene kadar yönetim ve hilafetten vazgeçmemiş ki. vefatla son bulan hilafetten demokrasi çıkmaz . sadece anası Emeviler veya Osmanlı değil maalesef
cevat karakalem 18 Ekim 2017 05:29
"Tehlikeli ve zor sular" bunlar. Geleneksel Islam Kulturun'den ne cikacagi onemli degil ama gercek inanan icin "Islam'dan" ne cikacagi onemli ve belirleyicidir. Bu butun dinler icin gecerli, o dine inananlar acisindan. Sonucta Islamiyet'in "kendisinden" tam bir "yonetim nasil olmali manifestosu" cikmasa da belirledigi kurallar, ilkeler ve sinirlar ile bu konuda soylecek bayagi sozu vardir. Bunlari goz ardi etmek mantikli olur mu? Bunlardan "gunumuz" anlaminda demokrasi cikar mi? Ya da asil soru su: Cikmali midir? Ille de bu ilkeleri "demokrasiye" su ya da bu sekilde "uygun sekilde gostermeye" mi calismaliyiz? Bence inanan once Islam'i temel alir ve sonra ondan neciktigina bakar, tersi yonde hareket etmek yerine. Hem yazarin hem de Bardakci'nin iyi niyetine inansam da uyguladiklari yanlis "siralama" dedikleri faydali olabilecek seyleri de gecersiz kiliyor gorusumce.
KARAR OKURU 18 Ekim 2017 15:53
1
Kul hakkı, adalet, can, mal emniyeti görevde liyakat gibi temel haklar güvence altında olsa sistemin adı önemli değil maalesef çeşitli bahanelere sığınılarak en temel insan haklar ki bunlar dini veya seküler bütün nizamların kabul ettiği haklardır maalesef bizde ve diğer İslam ülkelerinde yok Batı'nın her seferinde sömürgeciliği v.s kötülükleri anlatılır doğrudur da ama batılı en azından kendi vatanında bu haklara sahiptir ve batılı devletler bu hakları vatandaşlarından esirgemez kere.
evin 18 Ekim 2017 04:34
birbirinden yapay sınırlarla ayrılan aslında aynı toplum olan pakistan ve hindistana bakın...hindistan inanılmaz nüfus artışına rağmen sefaleti azaltıyor, ekonomisi hızla büyüyor...pakistan ise battıkça batıyor...
Ben 18 Ekim 2017 02:26
Gerçekten de Emevi, Abbasi ve hatta Seçuklu ve Osmanlı örneklerinden demokrasi çıkmaz. Saltanatın günümüz için geçerli bir yönetim tarzı olmadığını bir kere ortaya koymak lazım. O zamanlar için saltanat belki iyi bir yönetim olabilirdi ama artık değil. 'Ulul emre itaat' ve benzeri hadislerin de Emevilerin kendi saltanatlarını güçlendirmek için uydurmuş oldukları hadisler olduğunu düşünmek gerekir. Şu an için tarihi tecrübelere değil, aklımıza dayanmaktan başka seçenek yok.
KARAR OKURU 18 Ekim 2017 02:03
Mehmet Bey, kafanızda uydurduğunuz bir Geleneksel İslam ucubeniz var. Ona çamur atmak için, uysa da, uymasa da her mevzuyu alet ediyorsunuz... Yazdıklarınızın makalenizin başlığı ile ne alakası var. Tanrı, siyaset ve demokrasiyi sizin gibilerin şerrinden korusun.
KARAR OKURU 18 Ekim 2017 11:26
2
Valla öncelikle senin gibilerin desteğinden korusun. çünkü en tehlikelisi mehmet bey gibilerin şerrinden çok, senin gibilerin hayrı. kafasında şablonlar olanların hayrı, şablon olmayanların şerrinden daha çok zarar verir çünkü.
KARAR OKURU 24 Ekim 2017 15:20
0
Şablon!.. Dört cümlelik yorumdan ne şablonu çıkardınız? Dikkat edin, şablon beyninizde olmasın!..
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN