Rusya’yı neden mutlu edemiyoruz?

Dış politikada düşmanlıkları olduğu kadar bazen dostlukları yönetmek gibi bir zorluk vardır. Türkiye ile Rusya arasında bir benzeri görülmedik şekilde gelişen ve şimdi kabından taşmakta olan ilişki de bu gruba girer. Bizim “Stratejik ortaklık” olarak davulla zurnayla ilan ettiğimiz onların ise “Sadece partneriz” diyerek ayakları suya değdirdiği bir ilişkinin en zor evresinde bulunuyoruz.
 
Niye böyleyiz bakalım.

Öncelikle, Rusya ile Suriye’de karşılıklı bir güven ilişkisi kalmadı. PYD’nin tasfiyesi ve etkisizleştirilmesi talebimiz ve Rusya’nın bu bahiste verdiği sözler yerine gelmedi. PYD/YPG heyetleri, Türkiye’nin gözüne sokacak şekilde Rusya ile görüşüyor.

Geçelim öteki tarafa… Libya’da ise zaten baştan beri karşı saflardaydık.

Azerbaycan-Ermenistan çatışmasında ise söylemeye gerek yok, tamamen karşı karşıya bulunuyoruz. Moskova’nın Bakü ile ilişkileri Ankara ile olandan daha ileri ve hatta sempatik. O kadar ki Rusya Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını geri alma girişimine zımmen onay verir veya onay verir gibi görünürken Türkiye’ye asla tahammül göstermiyor. Dışişleri Bakanı Lavrov’un “Türkiye stratejik ortağımız değil. Hiçbir zaman da öyle bir şey demedik” sözü de bu tahammülsüzlükten çıktı.

Rusya’nın Türkiye’ye dost, müttefik ve hatta partner olamayacağını görmemek mümkün değildi. En baştan da en sondan da görülüyordu. Ne var ki S-400’den nükleer santrale, nükleer santral için sınırsız mali ayrıcalıklardan uluslararası alanda Putin’in PR’ını yapmaya kadar, dünyaları verdikten sonra bazılarımızın Rusya’yı “stratejik ortak” olarak zannetmesi çok normaldir. Bir ülkeye daha bundan ne kadar açık olunabilirdi ki? Kimseye yapmadığımız ve yapamayacağımız tek taraflı fedakarlığı Rusya’ya yaptık. Suriye’de askerlerimizin şehit olmasındaki Rus parmağını ya da etkisini görmezden gelmek dahil…

Yine de Putin’in gönlünü kazanamıyoruz! Rusya’nın Türkiye’ye tavrı bütün bu tek taraflı taviz ve kolaylıklar olmadan neyse, hala öyle. Bırakın stratejik ortaklığı, olup bitenlerin partnerlikle bile alakası yoktur. Putin, Ankara’nın ayağına basmak için Akdeniz geriliminde Yunanistan’ın yanında saf tutma fırsatını bile kaçırmadı. Üstelik bütün bunları biz hala S-400’lerin diplomatik faturasını ödemeyi beklerken, o defter bizim için kapanmamışken yapıyor.

Nereye gideceği belirsiz Suriye’nin, belirsiz bir yerindeki, belirsiz bir çıkar ortaklığı hariç Türkiye ile Rusya’nın yanyana durduğu hiçbir politika bulunmamaktadır. Orada da “belirli” olan kayıplarımız, “belirsiz”leri zaten götürür.

Bugün artık Rusya, nerede saklayacağımızı bilemediğimiz, nereye varacağını tahmin edemediğimiz ve hangi sürprizle karşılaşacağımızı hesaplayamadığımız bir ilişkinin adıdır. Başlangıçta Avrupa ve ABD’ye karşı bir koz veya denge olarak düşünülmüş olabilir ama artık o işe de yaramayacak bir proje haline gelmiş bulunuyor. Çünkü bizim gördüğümüzü bütün dünya görüyor. Kıskandırmak istediklerimizle aramızdaki meseleler de başka dert.

Rusya ile coşkulu ilişki, kontrolü elimizden çıkan, başarısız ve verimsiz bir yatırımdır. Bu ülkeyle eski dengeli ilişkiyi yönetmekten daha zor olan, verimsizleşen dostluğu yönetebilmektir. O zorluk da her gün bir başka olayla karşımıza çıkmaktadır.

YORUMLAR (59)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
59 Yorum