Back To Top
15 Temmuz’dan sonra yine mi eski tas eski hamam…

15 Temmuz’dan sonra yine mi eski tas eski hamam…

 - Son Güncelleme: 20.07.2019 Cumartesi 12:37
- A +

15 Temmuz 2016 tarihli ve işgal garantili darbe girişimi Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan darbeler ve darbe teşebbüslerinin en iğrenci idi. Çünkü darbeciler çetesi ilk kez 15 Temmuz gecesi kendi milletine namlu doğrultup kurşun sıkabildi. Bereket versin ki milletin topyekûn direnişiyle bu menfur girişim bertaraf edilebildi. Malum, 15 Temmuz darbe girişiminin ön plandaki tüm failleri FETÖ diye tabir ettiğimiz terör örgütüne mensup idi.  Oysa bu örgütün mensupları özellikle dindar-muhafazakâr kitleler nezdinde yıllar yılı baş tacı edilmişti. Çünkü ne de olsa her bir FETÖ mensubu abdestli namazlı, üstelik en sahih ve sağlam cinsinden Sünnî itikatlı idi.

***

O kadar ki bunlar dinî alanda geleneğe aykırı görüş ve yorumlardan hiç hazzetmezlerdi. Bu yüzden de Yeni Ümit gibi İlahiyat dergilerinde Türkiye’deki dindar-muhafazakâr çevrelerin hâlen itibar ettikleri birçok İlahiyat hocasına tarihselcilik gibi sapkın(!) düşünceleri İslam düşmanı ilan eden yazılar yazdırmayı ve bu konuda özel sayı yayımlamayı dinî bir vecibe addederlerdi. Yine bunlar Abant Platformu diye bilinen organizasyonlar düzenler ve bu organizasyondaki toplantılara bugün FETÖ’ye nefret kusan birçok tanınmış entelektüel figür de bayıla bayıla iştirak ederdi. Keza Gazeteciler Yazarlar Vakfı marifetiyle gerçekleştirilen bir Mabeyn toplantıları da vardı ki dindar-muhafazakâr camiaya mensup hatırlı zevatın hemen her biri bu toplantıya davet edilmek için adeta can atıverirdi. Çünkü 15 Temmuz’dan önceki zamanlarda/yıllarda FETÖ elebaşlarıyla aynı fotoğraf karesinde yer almak, parlak istikbal ve ikbal demekti. Mesela, akademik camiada sözgelimi profesörseniz, bir üniversiteye rektör veya fakülteye dekan olmak yahut en azından istediğiniz akademik kuruma tereyağından kıl çeker gibi naklinizi aldırmak demekti.

İşte o zamanlar, sonradan her biri FETÖ’nün önde gelen bir mensubu olarak kodlanacak kimselerle dirsek temasında bulunup onlara yalakalık yapmak, ehliyet ve liyakat sahibi olmakla eşdeğerdi. Dahası, devlet kurumlarında önemli bir pozisyona gelmek istediğinizde işbu liyakat ve ehliyet(!) vasfınız kâfi idi. Nitekim Anadolu’nun dört bir köşesinde yeni açılan İlahiyat fakültelerine kurucu dekan olarak atanan birçok isim 15 Temmuz’dan sonra FETÖ müseccel markasıyla kodlanan ehliyet ve liyakat(!) vasfına sahipti. Gerçek kimliklerini gizleme konusunda hiç kimsenin ellerine su dökemeyeceği bilinen FETÖ, Türkiye sathında genel kabul gören dinî anlayışın Sünnî geleneği fetişleştirmekle eşdeğer olduğunu çok iyi bildiğinden, işbu takiyyeci kimlikle yönetici iradenin/idarenin gözüne girmeyi ve böylece birçok İlahiyat fakültesini parsellemeyi becerebildi. Ne var ki 15 Temmuz’dan sonra karşılaşılan sorun, taşın içinde pirinç ayıklamaktan farksız idi. 

İşte bu durumda “Demek ki neymiş…” diye başlayıp, “devlet katında ve kurumlarında ehliyet ve liyakat ölçütünün belli bir dinî kimliğe yahut belli bir dinî gruba aidiyete bağlanması durumunda taşın içinde pirinç aramak zorunda kalınırmış” diye noktalamak gerekir. Ancak biz burada ne söylersek söyleyelim, ne yazık ki mevcut durum yine “eski tas eski hamam, aynen yola devam” şeklindedir. Göründüğü kadarıyla hâlen birçok devlet kurumunda ehliyet ve liyakat yine belli dinî gruplara aidiyetle belirlenmekte, yine birçok devlet kurumu ganimet malı gibi görülmekte ve dolayısıyla sadece belli bir gruba mensup “mücahitler” arasında pay edilmektedir.

***

Ben bütün bunları tüm hayatı boyunca FETÖ denen yapıyla hiçbir fikrî ve fiilî ilişki kurmamış, buna mukabil 1980’li yılların ilk yarısında İskender Paşa - şimdilerde Hakyol Cemaati diye anılıyor, sanırım- cemaati içinde bulunmuş ve fakat bu cemaatle ilişkisini evradından efradına varıncaya kadar hep kendi özelinde tutmuş biri olarak yazıyorum. Bir müslüman dinî-ahlâkî yaşantısına kıvam kazandırmak niyetiyle belli bir dinî grup veya cemaate intisap edebilir. Gerçi oldum olası benim cemaatim hep tek kişiden müteşekkildir; fakat bilindik manada cemaate intisap ne benim ne de başka bir Allah kulunun müdahil olup engel koyabileceği bir tercih değildir. Dahası, kimin hangi cemaate intisap ettiği bizi ilgilendiren bir mesele değildir. Kişi kendine iyi geldiği düşüncesiyle istediği mahfile intisap edebilir ve dinî tecrübesini o mahfilde dilediği gibi yaşayabilir. Allah’ın yetkisindeki işleri uhdemize almak ve Allah adına vekil-i umur edasıyla konuşmak ne hakkımız ne de haddimizdir. Buna mukabil belli bir dinî grubun devlete ve tüm millete ait kurumlarda koloni kurup feodal beylikler gibi icraata soyunmasına itiraz etmek hem hakkımız hem haddimizdir. FETÖ tecrübesinden ve 15 Temmuz darbe girişiminden gereken dersi çıkarmamızın lüzumu konusunda bir kez daha ikazda bulunmak da yine hem hakkımız hem haddimiz ve hem de vatan evladı olarak vazifemizdir.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Takipçi 26 Temmuz 2019 00:19
Burada herhangi bir cemaatin yapısına bakılır. Parayla ilgilimi, verdiği eğitimde bir yanlışlık varmı, dünya için olan makam ve mevkilerle alakalı mı diye bakılır. Tevazu ne alemde, gösteriş var mı bakılır. Bunlar varsa zaten sapık oldukları anlaşılır.
Misafir 22 Temmuz 2019 11:59
Sevgili hocam; okuma imkânınız olup makale konusu yapabilirseniz sevineceğim bir sorum olacak. Bakara Sûresinin 282. ayetine verdiğiniz mealin dip notunda (92 numaralı dip not) kadının şahidliği ile ilgili olarak değerlendirmenizde ayeti kerimenin (vahyin) örnek bir toplum modeli hedeflediği ve bunu dönemin toplumu üzerinden gösterdiği (iletişemin bir başka şekli-Arapça hitaba dahil) ve bu durumun tarih üstü ve evrensel bir hedefe dönüşmesi istendiği düşünülebilir mi? Bu hususta değerlendirmenizi rica ederim? Selar...
KARAR OKURU 21 Temmuz 2019 15:00
Çok doğru tespitleri olan bir yazı. Mustafa hocayı tebrik ediyorum bu gerçekleri soyleyebildigi için. Bu ulkede atanma, yükselme, ödüllendirilme vb. ancak birilerine yalakalık yapmak ile mümkündür. Yalakalik yapmadan, onuruyla bir yerlere gelmeye çalışanlar bin çalışıp mucadele edip bir elde ederken, yalakalik yapanlar bir çalışıp bin elde edebilmektedir. Bu ulkede insanlar yalakaliga zorlanmaktadir. (Dindarlık taslayanlar da dahil) gücü ele gecirenler Allah'a degil kendilerine kulluk edilmesini istemektedir. Firavunlasmis bu zihniyeti ve sahiplerini Kadiri mutlak olan Allah'a havale ediyorum
zülal alışkan 21 Temmuz 2019 01:17
yaradılış gayesi konulu yazınızın ikinci bölümünü yazacağınızı vaadetmiştiniz hocam.ne zaman okuyabiliriz
KARAR OKURU 24 Temmuz 2019 11:08
0
Hoca 2 hafta bu konuyu yazmıştı
H.K. 21 Temmuz 2019 00:02
1-İstisnalar olabilir ama ben bu tür dini gruplara/cemaatlere "şirk içinde yaşam"ın bir çeşidi diyorum. Merkezinde “parasal-ulu-tanrı” (PUT) var! Şirk koştukları Allah’ın dininden de vazgeçemiyorlar. PUT’ları dolayısıyla, Allah ta onları kendi hallerine terkediyor, yanlarına onlara arkadaş olacak, kabile dini haline getirdikleri dini şirklerine uygun 1şekilde yorumlayacak 1er şeytan veriyor. Bu kanaate nereden vardın diye soracak olana: Şayet herkes layıkıyla aynı Allah’a inanıyorsa niye ayrı ayrı bu kadar cemaat var? Herbiri “nefsen, ben doğruyum ben haklıyım iddiasında”.
H.K. 21 Temmuz 2019 10:06
1
2-Buna ilaveten laikçilerin cemaatinin de nihai analizde bunlardan pek farkı yok. Devletin kaynaklarını (milletin vergilerini) iç etmek kendilerine yontmak için siyasi olarak cebelleşip dururlar. Dini cemaatler,1birinin üyeleri,ilahiyatcıların, STK temsilcileri, sosyolag & dine yatkın sanatçılardan müteşekkil karma heyetlerce kanunen denetilmeli. Halka yararı somut 1şekilde ölçülüp puanla derecelendirilmeli. Belli 1puanı alamayanlara halka yararsız belgesiyle mühlet verilmeli. Kendini geliştiremeyen topluma yararlı hale getiremeyenlere ruhsat verilmemeli veya kapatılmalı.
Hasan 21 Temmuz 2019 17:09
0
Yorumunuz şu ayeti hatırıma getirdirdi: “Dinlerini paramparça edip fırka fırka olanlara gelince: Senin onlarla hiçbir alakan yok. Zira onların işi yalnız Allah’a kalmıştır: Sonunda Allah onlara yaptıklarının hesabını soracaktır.” (En’am/159) Ve sonra da şu soruları: Bu ayetle mevcut fırkalaşma ve parçanlanma arasındaki çelişkiyi nasıl izah edeceğiz? Din meşru ve zaruri nedenlerden dolayı mı parçalanmış? Yoksa ilahi rıza yerine, insani ilişkileri şekillendiren ve bir türlü kıramadığımız servet, şehvet, şöhret ve kudret gibi putlarının etkisinden dolayı mı?
okur 20 Temmuz 2019 21:58
%99 umuz islami değerlere önem verdiğimizi ifade ederiz.Ancak ritüellerin dışında bildiğimiz anladığımız yok.Bildiğini varsaydığımız kesimlerin peşinden gidilerek dertlere derman bulacağımızı, işlerimizi yoluna koymayı umarak yaşıyoruz. İrademizi emanet ettiğimiz kesimler siyasal alanda yetki sahibi olma arzularına ulaştıklarında para ve iktidar gücü ile dua ya gerek kalmadan ,çaba göstermeden yaşamı sürdürmenin kolaylığını elde etmiş oluyorlar.İradesini kimseye emanet etmemiş insanlar arasında liyakat aranmalı.
Muhtefi. . 20 Temmuz 2019 21:18
Fetoslarin vb Geleneksel Anadolu irfanı (Horasan) Ekolü olduğunu söylemek çok komiktir.Alakası da yoktur. Bunu fark edememek Akademisyen için oldukça ilginç ve maksadli. !..Fetoslar Said I Nursi Efendinin Metodolijisini Referans yapıp Kend nefis $$$ Imparatorlugu kurmustur..ki Said ı Nursi'de Geleneksel Anadolu İrfanı De-gil-dır. !.Bunu yazmak Hakkım ve Haddimdir. !.Hz Mevlana, Ahi Evran, Yunus Emre vd Hamurlamis Mayamizi TARIKATLAR, Ocaklar, Dergahlarda Gönüller Uyandirmislar. Ehl ı Beyt Aşkıyla. !.Ehl ı Bilir. !..acizane.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 19:15
İlginç, Mustafa Öztürk, İskenderpaşa cemaatinden olduğunu açıklamış
okurrr 20 Temmuz 2019 18:03
Liyakat adalet konularında yanlış varsa ve bu yanlışlara eleştiri yapılırsa eyvallah... Lakin sizin bu yazınızın bütünü bunu ifade etmiyor. İfade ettiği şey şu: Bu cemaatler var ya bunlar.. Tarihselciyim diye hep beni eleştirdiler... Şimdi şunlara fetö bahanesiyle bir vurayım, hedef göstereyim de görsünler gününü. Zaten bunu pek çok kişi kurum yapıyor... Fetö bahanesiyle, şu diğerlerini de aradan çıkaralım diye. Netekim yazınızı ilk haber yapanlara bakarsanız bu sonucu görürsünüz.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 17:42
Gruplaşma her yerde var ve Türkiye 'nin değişmeyen bir gerçeğidir bu. Seküler kesim de dindar kesim kadar adamcılık yapıyor. 15 Temmuz sonrası olan şudur : Ali gitti Veli geldi. Eski tas eski hamam.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 16:08
İsteseydi kendi Tarikatı'nı ve Cemaat'ini kurabilirdi. Allah kendi mukaddes kitabında belirttiği üzere, tek yol Allah'ın yolu ve onun kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim olduğu halde ve ayrıca ne Türbelerden ne de Fanilerden medet ummayın diye belirtmişken, neden insanlar Tarikat ve Cemaatlerden "Din" anlamında medet umar? Nedeni çok açık Güç ve Maddiyat; yani para. Türkiye'de filanca Bakanlıklar falanca Cemaatte, falanca Bakanlıklar da filanca Tarikatın elinde. Ama Türkiye yolsuzluk, ehliyetsizlik ve haksızlıklar kaynıyor. Köşelerinizde uzun zamandır bunları yazıyorsunuz. Nerede o Dini vicdanınız?
Karar Okuru 20 Temmuz 2019 15:52
Yazınızı okudum, bir zamanlar bir Cemaat içinde yer aldığınız anlaşılıyor; belki hala bu Cemaat'te yer almaya devam ediyorsunuz. Sizin üzerinizden soruyorum; bir insan Allah yani Yaradan ve onun mukaddes kitabı Kur'an-ı Kerim ve onun Peygamberi Hz. Muhammed ve onun gerçek Hadisleri ve Sünnetleri var iken neden bir Fani'nin peşinden ve onunun kurduğu ama Tarikat ama Cemaat'in peşinden gider? Allah sizlere akıl vermiş ve bu Kur'an'da da yazıyor iken neden sizler Dünya Fanilerinin peşinden gitme sevdasındasınız? Hz. Muhammed istese idi geçmişte kendi Tarikatını yada Cemaatini kurmayı bilmezmiydi?
KARAR OKURU muro 20 Temmuz 2019 20:47
5
Paçalarını çorabının içine sok ... her taraf cahillik oldu...
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 15:51
Bu ülkede maalesef Ak parti döneminde en çok liyakatsiz insanlar kurumlara yerleştiler , önce FETÖcüler şimdide başkaları aslında değişen hiç bir şey olmadı. Sadece ezilen o kurumlarda çalışanlar bu liyakatsız insanlar kendilerini kral gibi gördükleri için personeller çok sıkıntı çektiler halende çekiyorlar
hangi müslüman tipolojisi ? Peygamberimizin cenazesini kaldırma çabası ve sorumluluğundaki 7 / 11 kişiden müteşekkil olanlar mı? yoksa peygamberin ölümünden sonra hilafet gayretine düşen müslüman tipolojisi mi? önce takvanın ne olduğunu ve herşeyde takvanın daha makbul ve makul olana uzanan bir yolculuk olduğunu her müslümanım iddiasındaki fert içselleştirecek. ve her konuda azamni ölçüde takvasını geliştirecek. bunun içinde niyet,özdüşünce, empati,vicdan ve ahlakını iyileştirecek, geliştirecek
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 14:20
1) Mütedeyyin tabanın kendinden gördüğü kişi ve kurumlara sempati duyması yadırganamaz. Ancak, devlet denen teşkilatın cemaat, sonradan "hizmet harekatı" diye kendini kamufle eden bu ihanet ocağının amacını bilmemesi kabullenilemez. Bu örgütün yaptığı operasyonlar, suç imal etmeleri, özel hayatın gizliliğini ifşaları, Üniversite ve memur imtihanı sorularını çalmla, ihalelere fesat karıştırma gibi gayri meşru hareketleri bal gibi de biliyor ve göz yumuluyordu. Bu gafletin bugün devam etmediğini söylemek de mümkün değil.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 16:54
0
Gaflet değil ki....İşbirliği... Koalisyon... Al ihaleyi... Al arsayı.... Ver oyları.... ver kula kulluk yapanları...
HÇGO 20 Temmuz 2019 13:49
Tespitleriniz doğrudur. Laiklik (gerçek manadaki) konusunu bir de bu açıdan değerlendirmek gerekir. Atatürk'ün yaklaşımındaki isabet ancak böyle zamanda anlaşılabiliyor (sevseniz de sevmeseniz de doğru). Özelde yaşanacak olan din siyasetten-kışlaya okuldan-camiye sanattan-spora kadar her alanda kullanışlı yapılınca artık kabak tadı vermeye, bıkkınlık ve yılgınlık oluşturmaya başlıyor. En kestirme yol din ile siyaset yapanlara destek vermeyerek sistemi rayına oturtmak. başka basit yol da yok maalesef.
İsimsiz, resimsiz. 24 Temmuz 2019 10:23
0
Bu hastalıktan laikliğe reçete yazmak bence yanlış. Dini alet gibi kullanmak ne ise, laiklik de aşağı yukarı o. Gerçek manada dini hayat neredeyse yok olduğu gibi laikliğin gerçeği de hiç yoktur. Bahtsızlığımız şu ki; başımızı bir duvardan alıp diğerine çarpmak durumunda kalmışız.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 13:11
O günlerden bu gunlere değişen bir şey yok, yine iman sorunu; o günun müslümanları (!) o zaman nereden çıkar elde edebileceklerse ona göre konumlandilar, bugunkuler bugün cikar saglayabilecekleri sekilde karelere giriyorlar, imanimiz dunya cikarimizdan ibaret.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 12:30
sayın Hocam kurumsallaşmış din ki buna emevi sonrası ehli sünnet geleneğini dahil edebiliriz din olmaktan ziyade toplumsal bir ticari şirkete veya kamusal bir paradigma ya dönüştüğünü görmekteyiz bu ahval içinde adına ister cemaat ister tarikat diyelim bütün mahviller de bu şirket tanımına otomatik olarak girmektedir öyleyse dini toplumsallastirmak yerine ferdilestirmek gerekmemektedir kanaatindeyim başka türlü bu sofralar da hem ac hemde hazım sıkıntısı çekerek kalkacağız vesselam
Hasan 2. Bölüm 20 Temmuz 2019 12:27
İşte 28 şubat, internet andıncı , üniversite ve bir çok kamu kuruluşunda inanan ve mütedeyyin insanlara her türlü iğrenç baskı hatırlanmıyor, çünkü şimdilik prim yapmıyor, prim yapsa her köşe yazısında onları okuyor olurduk. Atatürkçü, laik kesimin bu nefreti asla yok olmuş değildir, sadece cesaret bulamamakta yada onlarda ortamdan çıkar devriştirmek için nadasa bırakmış durumdalar, bu gün ilahiyatçılarımız bu suni gündemden kurtularak topluma hakikati anlatma yükümlülükleri vardır.
İsimsiz, resimsiz. 24 Temmuz 2019 10:28
0
Yerinde tespit. Hiç bir konuda ayarımız yok, bugün islamı temsil makamındakilerin yediği haltlar yüzünden, birileri islama da küsmüş bir de gitmiş keferenin kucağına oturup bizim mahalleye taş atıyorlar!!!
Hasan 1. Bölüm 20 Temmuz 2019 12:16
Güncel ilahiyatçı mantığı, prim yapma , menfaat devşirme yöntemi ; hiç bir ölçü ve adalet duygusu olmadan ortama uyarak "ilan edilmiş düşman düşmanımdır , vurun abalıya" bağnazlığı içinde garp kurnazlığı, yani olayları manüple ederek çıkarı için dizayn etmeye çalışmak iyice modalaştı, bütün ilahiyat camiatının ağzında aynı sakız, bal ve kaymak gibi yalanıp durmaktadır. Üstelik hepsi balık hafızalı, elbette fetö yü öğecek değilim ama dünü unutmadıkları halde hafıza krampı geçirmiş gibi hatırlamakta acz içindeler, inançlı bir çok kesime düne kadar hata hala devam eden bir baskı, devamediyor.
Zorkun 20 Temmuz 2019 15:26
0
Dün de bugünde evvelin de de bu baskı dediğiniz şey devleti felç edenlere engel olabilmistir. Ha asiriya kacarak bu odaklarin devleti ele geçirme hırsını kamcilamistir. Kaş yapalım derken göz çıkarılmıştır.. Ama Bize terane anlatmayın efendi. Cemaat tarikat yüzyıli rezillikle sonuçlandı.
Ahlaksız Din Olmaz 20 Temmuz 2019 12:14
KURANI,DİNİ,ALLAHIN AYETLERİNİ HALA CAMİLERDE KURAN KURSLARINDA SALLANA SALLANA OKUMAK EZBERLEMEK OLARAK KANIKSATAN BU KURNAZCA TASARIMI İLAHİYAT DİYANET SİSTEMİNİ SONLANDIRIP, ALLAHIN AYETLERİNİ LABORATURLARDA, DOĞADA, SOSYAL HAYATIN HER ALANINDA GERÇEKLERİNDE DOĞRU ŞAHİTLER OLARAK MÜŞAHEDE EDİP ''OKU'YUP ÖĞRENİP ÖĞRETMEDİKÇE KURNAZLARIN CEHALETİ ÖRGÜTLEYEREK TASARLADIKLARI BU YOBAZ DÜZEN, İNSANLIĞIN İSLAMLIĞIN BAŞDÜŞMANI OLARAK SİNSİCE İŞLEVİNE DEVAM EDECEKTİR.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 12:07
Sn. Cumhurbaşkanımız Erdoğan 'Asıl sorumluluğumuz FETÖ'yü doğuran ve besleyen ekosistemi yok etmek. Bunun yolu ehliyet ve liyakata dayalı sistemi inşa etmekten geçiyor' diyor. Konuyu en güzel yerinden yakalamış. Devlet büyüklerimiz kararlı ve azimli. Hele liyakata önem verdiğini belirtmesi ve uygulaması takdire şayandır.
Hakyolcu Öztürk kim bu mücahitler? Ben yazmıştım demen için adını vermen lazım.İskenderpaşa'cılar mı?
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 15:00
2
Tek bir cemaat-dernek-vakıf yok, ganimete saldıran "mücahitler" içinde, Çeşitçioğlu. Falanca bakanlık/belediye Menzil'e, filanca bakanlık/belediye İsmailağa'ya, bir başkası Hakyol'a, ötekisi Erenköy'e, hemen hepsi İlim Yayma'ya, Önder'e vs çalışıyor. Siz, Nurslu Said'in talebeleri siyasete mesafeli olduğunuz için, kursağınız temiz kaldı. Bu yönünüz takdire şayan.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 10:55
İşi ehline verin diye buyruk varken işi emrimde olacak olana vereyim akrabaya vereyim lazim olur düşüncesiyle hareket etmekden baska bi halt etmiyorlar ve böyle böyle kendilerine düşman bireyler yetistiriyorlar
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 15:10
0
kural öyle işliyor. çünkü bu islamcıların çoğunluğu, aslında bulundukları konumu haketmiyorlar. Eğer liyakat esasına göre hareket etseler, kendilerinin o konumda olmaması lazım. ticaretten, memurluğa kadar hepsinde durum aynı. bu nedenle de liyakat değil, tanıdık esası işliyor.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 10:26
110 civarında ilahiyat fakültemiz olmuş. Devasa bir atama yerleştirme deposu. Hangi cemaatler faydalanıyor bilmem. Eğer mesleğe yönelik kaliteli din görevlisi yetiştirilecekse değil ilahiyat 110 imam hatip lisesi bile fazla.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 09:46
Şu anda o tarikatın mensupları ya rektör ya rektör yardımcısı. Zaten bürokrasiye çoktan yerleştirilmiş durumdalar ve kendi mensuplarına yönetim ve danışma kurulu üyelikleri yaptırıp kaynakları yiyorlar. Konu menfaat olunca ganimete atlıyor ve şımarıyorlar.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 09:28
Ah keşke hakikat arayışı, Tefekkür vesaire saiklerle tarikata cemaate girilseydi. Halkımızın derdi şu; beleş cennet garantisini getiren Allah katında torpil yapabileceğini (haşa) umduğu bir kula kapilanmak. Sebep böyle zavallı olunca sonuçta zavallı oluyor.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 09:28
Bu tip cemaatler için, 32 farzcı "sünni" Erdoğan çok kullanışlı geldi.
Takipci 20 Temmuz 2019 09:22
Buyuk cokusu kisa ve net sekilde ozetlemissiniz hocam, isimiz zor...
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 08:21
"..bir altın nesil geldi ve bu davaya güç verdi" diyen zat bu gün bize hikaye anlatmaya devam ediyor hoca..
Karar Okuru 20 Temmuz 2019 08:03
Hocam o camiaların tamamına yakını aynı sakat kulvardadır. Bu tip zaaflar batı da özelliklede ABD de yaygın. Bu da tüm insanlık içinde birey olabilme özelliğindeki zayıflıktan kaynaklanıyor olmalı. Bunların bir kısmıda tamamen sapkın.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 07:05
Bunlar hak dine inanmiyorlarki hocam. kendilerine bir kabile dini uydurmuslar. ucan, kacan seyhlere , okuyup ufflemesiyle iyilestiren hocalara, inaniyorlar. dinin ne felsefesindeler ne icerigindeler , kabile seflerinin pesinde yagmur duasina cikiyorlar hala. yatirlara gidip dilek dileniyorlar. Dinimizde olmayan binlerce uygulamayi , dinin kendisi gibi yasayip yasatiyorlar. sevgi , saygi , adalet, guzel ahlak anlatan yok. Komsusuna bile kotu gozle bakan ama Kurban Bayraminda deve kestim diye ovunen insanlar.
KARAR OKURU Ahmedâ 20 Temmuz 2019 07:04
Sayın yazar teşekkürler. Emeviler ve onların geleneğini sürdüren idarî rejimlerde aslında zulme güç verenlerin başında (basit çıkar yada endişeleri için) din bilginleri olmuştur. Nitekim Hz.Peygamber, "Ruhum kudret elinde olan Allah'a yemin olsun ki, ümmetimden zulmü ve bâtılı engellemeye takatleri olduğu halde geri durup zalimlere yağcılık yapanlar, kabirlerinden maymunlar ve domuzlar suretinde diriltileceklerdir." (Deylemî, Kenz'ul Ummal, 5605, 3/83; Suyutî, Durr'ul Mensur, 3/127) buyurmuşlardır.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 06:43
Ah hocam ah, değişen hiç bir şey yok, akıllanmış bir idarecide yok. Aynı tas aynı hamam sonra yine kandırıldık.
İbrahim Erdoğan 20 Temmuz 2019 05:31
"Eski tas eski hamam" tabirini kullanmanızdan anlaşılıyor ki: Değişen bir şey yok. Senaryo aynen yürüyor ve ancak oyuncular değişiyor... Bâri tv ekranlarında her dakika bağırış-çağırış seansları sürmese!.. Sağlık ve selametler diliyorum...
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 01:31
Demekki Atatürk büyük adammış. Bu genetik miras gibi nesilden nesile geçen Dinbaz Hokkabaz hastalığını kaldırmak için ne yapmalı.. Di hade başedin bakalım. Şimdide Akape dinci siyasi cemaatin belasını çekecek bu millet. Ellerinde ki imkan ve silahlar daha beter. Fetö savarlık nişanı da varki. Ses eden dinden çıkar. Bu dalga da bittiğinde bu topraklarda dindarım diye gezmek zor.Harami = Müslüman anlamına getirdiler.
Zekiye Demir 20 Temmuz 2019 00:53
“Kişi kendine iyi geldiği düşüncesiyle istediği mahfile intisap edebilir ve dinî tecrübesini o mahfilde dilediği gibi yaşayabilir. “ Devlet yöneticileri için yazınızdan alıntıladığım hüküm sonuna kadar geçerlidir, amenna. Tekfir etmeyen ve can- mal- ırz emniyetini, adaleti ve özgürlüğü tehdit etmeyen her görüş kendini ifade edebilmeli,gruplar kurabilmelidir. Fakat zat-ı aliniz dahil “kitaptan bilgisi olanlar”, ilim sahipleri; doğru bildiklerini insanlara anlatmak ve tekrar tekrar hatırlatmak durumundadırlar. Doğrular çoğunluğun işine gelmese ve bazan kısa vadede bedel ödemek icap et
KARAR OKURU 19 Temmuz 2019 23:59
Bu yapıların amacı devleti ele geçirip bu gücü kullanarak kitleleri raptızap altına almaktır. En iyisini kendilerinin bildiği konusundaki kibirleri, egemen güç olmak için her yolu mübah görmelerine yol açıyor. Kitleleri sorgulamayan, bir faninin her dediğini doğru kabul edip bu yolda cinayet bile işleyecek noktaya getirmektedir.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 23:15
1
23:59, aynen! Bu yapilarin her dindeki ornekleri incelenip yapisal karakterleri formule edilmis. [ Cults, sects vs arastirmasi yaparsaniz yuzlerce ornegini gorursunuz.] Belli bir seviyeye gelince tumu siyasi yapiya donusuyor. Siyasi? Siyaset? Orgutlu cikar isbirligi... Uhrevilik yapiyi bir arada tutan sadece tutkal...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN