Back To Top
İmanın tabiatı ve imancılık

İmanın tabiatı ve imancılık

 - Son Güncelleme: 16.11.2019 Cumartesi 09:28
- A +

İman dinî-ahlâkî tecrübenin medarıdır. Bu yüzden, imanın tabiatı adamakıllı biçimde irdelenmesi gereken bir konudur. İslam kelam geleneğinde iman “tasdik” kavramına bağlanarak tanımlanır. Fakat tasdik denen şey, imandan ziyade, aklın ve akıl yürütmenin çok işlevsel olduğu ve belirleyici denebilecek bir rol oynadığı önermesel inançla alakalıdır. Kaldı ki iman kelimesinin tasdik manasına geldiği yönündeki hâkim görüş, İbn Teymiyye’nin de uzun uzadıya anlattığı üzere sağlam bir lisani temele dayanmamaktadır. Gerçekte iman, Arap dilindeki kelime kökü itibariyle güven duygusuna dayalıdır. İbrancada da iman “güven” manasındaki “emunah” kelimesiyle karşılanır. Güven (itimat) bilgi, kanıt, ispat konusu olan şeylerden öte, insanın duygu dünyasıyla alakalıdır. İman-gayb ilişkisi de meselenin bilgi, kanıt ve ispatla alakalı olmadığını ortaya koymaktadır. Çünkü gayb, akıl ve duyular vasıtasıyla hakkında bilgi edinilemeyen varlık alanını ifade eden bir kavramdır. Bu açıdan bakıldığında, İslam kelamında “isbât-ı vâcib” diye adlandırılan hudûs, nizam, gâiyyet gibi delillerin tartışmasız şekilde Allah’ın varlığını kanıtlamaktan öte, inançsız birini bu konuda az çok müspet kanaat sahibi kılmaktan fazla bir işlev görmedikleri anlaşılır. 

***

Allah’ın varlığı nesnel/objektif/somut bir hakikat meselesi olmadığından, inanmak isteyen kişi, peşinen iman kararı almayı ve Allah ile mutlak teslimiyete dayalı sübjektif bir ilişki kurmayı seçmek durumundadır. İslam kelamcıları imanın salt güven duygusu temelinde bireysel ve öznel bir tecrübe olmasını problemli gördüklerinden, meseleye akıl ve düşünce temelinde az çok nesnel bir boyut katmaya çalışmışlardır. Bu çaba kuşkusuz takdire şayandır; fakat sonuçta her türlü ilmî ve entelektüel çabaya rağmen imanın bireysel ve öznel bir tecrübe olduğu da tartışma götürmez bir hakikattir. Klasik İslami kaynaklarda, “sağlam hale getirmek, tasdik etmek” manasındaki “akd” kökünden türeyen itikâd terimi de “iman” karşılığında kullanılır. Oysa iman başka, itikad çok daha başkadır. Nitekim “Ehl-i Sünnet itikadı” denilmesine karşın, “Ehl-i Sünnet imanı” diye bir tabir kullanılmamaktadır.

İman, deyim yerindeyse, sivil ve bireysel, itikâd ise resmi ve kurumsal niteliklidir. Ayrıca iman duygu temelli ve dinamik olduğu için artar ve eksilir. İtikâd ise statik olduğundan ne artar ne de eksilir. Bir benzetme yapmak gerekirse, iman aşk denilen duygunun kendisi, itikâd da aşkın tanımı gibidir. Kısacası, iman tepeden tırnağa öznelliktir. Daha açıkçası, iman, Kierkegaard’ın dediği gibi müminin kendi varlığını Tanrı huzurunda bulundurma çabasının içtenlikli ifadesidir. Nitekim Hz. İbrahim’in Allah’tan aldığı işaretle oğlu İshak veya İsmail’i kurban etme hususunda sergilediği kendinden emin ve istekli halin aklî ya da nesnel bir temele dayanmadığı, bunun koşulsuz bağlılık ve güven (iman) duygusundan başka şekilde açıklanmasının pek mümkün olmadığı şüphesizdir. Tam bu noktada, “fideizm” (imancılık) kavramı akla gelmektedir. Fideizm, dinî hakikatlerin ve bilhassa iman gibi öznel tecrübelerin temellendirilmesinde akıl ve aklî yetilere abartılı bir anlam ve işlev yükleyen çevrelerce burun kıvrılan, hatta kimi çevrelerde domates fidesi gibi absürt çağrışımlara konu olacak kadar kendisine bigane kalınan bir görüş olsa da imanın tabiatını anlama ve açıklama hususunda bize göre en ikna edici felsefî ve teolojik yaklaşımı temsil etmektedir. Herkesin ittifakla kabul ettiği bir tanımı bulunmamakla birlikte fideizm hakkında şunlar söylenebilir: Dinî hakikat akıl yürütme veya delile değil, nihai olarak iman tecrübesine dayanır. Dinî görüşleri belirleme ve kabullenmede iman ilk, akıl ikinci sırada yer alır. İman aklın ürettiği gerekçeler olmadan da sübut bulur. İmanın makul ya da kabul edilebilir olup olmadığı rasyonellikle ilişkisiz bir konudur. Dinî inancı veya imanı rasyonel temellendirmeye tabi tutmanın lüzumu yoktur.

***

Bir kişi düşünün ki akıl yürütme ve delil tedarik etme peşinde koşarak imana ulaşmaya çalışmaktadır. Böyle bir kişinin kendini içinde bulacağı hâl, iman edip etmeme yönündeki kararını süresiz olarak ertelemek mecburiyetinde kalacağı bir hâl olacaktır. Şayet kişi bu konudaki kararını ertelemezse, her an gözden geçirilmeye ve gerektiğinde tashih edilmeye açık olan böyle bir karar, muvakkat olarak verilmiş bir karar olmak durumundadır. Bu kararın kesinlik ve nihailik gibi vasıflardan yoksun olacağı kuşkusuzdur. Hâlbuki iman hem kesin ve nihai bir kararı hem de koşulsuz bağlılık ve sadakati gerektirir. İnancını hiçbir zaman sona ermeyecek bir rasyonel araştırma prosedürüne bağlayan kişinin dinî bağlılığını da sürekli olarak erteleyeceğini söylemek kehanet olmasa gerektir. Bir inanca sımsıkı bağlanabilmenin temel şartı bu inancın bilişsel ve rasyonel bir temele sahip olup olmadığı meselesinin sorgulanmaması, dolayısıyla inancı terk etmemekte kesin kararlı olunmasıdır. Sözün özü, imanın olmazsa olmazı denebilecek şey, aslında tutkuya benzer bir duygu ve koşulsuz bağlılıktır. Aklın tasarrufuna havale edildiğinde böyle bir duygunun ve koşulsuz bağlılığın ortaya çıkma imkânı pek yoktur. Çünkü akıl her zaman delil ve gerekçe peşinde koştuğundan, zihin ve fikir hep huzursuz olur. Oysa iman huzursuzluk değil, huzur ve sükûndur. Kendi imanını rasyonel açıdan temellendirme gayretinde olan herkese saygım sonsuzdur; fakat en azından benim iman konusunda böyle bir temellendirme ihtiyacım yoktur. “Âmentü billâh” (Allah’a iman ettim, güvendim) demek benim bilgim değil, güven duygumdur ve ben bu güven duygusunu yaşamaktan son derece mutlu, son derece huzurluyumdur.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
osman nuri ulus 22 Kasım 2019 06:58
sayın hocam uzun yıllardır yazılarınızı okur düşüncelerinizin akifin dediği gibi asrın idrakine yansıdığını düşünürüm lakin bu son yazınızı hangi atmosferde hangi vakitte hangi ruh halinde yazdığınızı anlayamadım bilmediğiniz şeyin ardına düşmeyin derken bilmek kavramının sanırım akılla ilgili olduğu emrediliyor biraz ironi yapayım istedim bu son yazıyı yazarken müslüm gürsesi mi dinliyordunuz bu yazı üzerine bir kere daha düşünün derim akıl süzgecinden geçirmek kaydıyla çok daha uzun yazardım ama aklım dıyor ki hoca ne söylemek istediğini anlamıştır sağlıklar saygılar
Tuna 21 Kasım 2019 19:46
Bu görüşünüze katılmıyorum. Iman akila dayanmıyorsa, budist olanda iman ediyor, pagan olanda, hıristiyan olanda, iman ediyor. Her inanç kendisinin doğru olduğunu söylüyor. Sizde müslüman ülkede doğduğunuz dan, imaniniz islam dini üzerinde. Bir insan akli ile dinlerin icinde doğru olani bulamaz ise imtihan bunun neresinde? Yada hangi inancin doğru olduğunu akıl ile bilinmeyecek ise , herkes atalarinin dini üzerinde olması gayet normal ve doğru olur bu söyleme göre.
ahmet bulut 20 Kasım 2019 13:59
TARİHSELCİLİK- FİDEİZM İKİLEMİ Bugünlerde gurubumuzda Mustafa Öztürk hocanın fideizm ve imanın öznelliği üzerine yazılarına İbrahim Maraş hocanın cevabı ile tartışılan iman-fideizm-akıl tartışmaları damga vuruyor. Bu konuya açıklık getirmek için düşüncelerimi paylaşmak istedim. Dinin, imanın bireysel ve öznel bir tecrübe olduğunu iddia etmek, bir başka inancı,yahudiliği, hristiyanlığı, putperestliği eleştirmekten uzak durmayı gerektirir. çünkü islamın imanının da akli bir yanı yok ise ,bireysel ve fideist bir iman gerektiriyor ise, yahudilik ve putperestlikte öznel ve fideist bir y
ÖMER AKBULUT 20 Kasım 2019 09:56
Aklın tasarrufundan azade "iman" bir nevi aşk ise, yani gönül işi ise bu gönlün Aka değilde Bo...ka konmayacğının garantisi nedir? Ozaman bir budist ve bir müslümanın imanı elbette kavramsal olarak aynı gözüksede müslüman açısından nesnel olarak farklı olmak zorundandır. yaşayan bir delil üzere yaşasın ve helak olanda bir delil üzere helak olsun ayeti tamda buna işaret ediyor gibi geldi bana
Takipçi 19 Kasım 2019 19:22
Ayet-el kürsi'deki şu ayetlere bakınız.-Göklerdeki ve yerdeki herşey O'nundur. O'nun izni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine! Onların önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar- Bu ayetler bizim anladıklarımızın, cüzi bir kısım olduğunu belirtiyor. Bilimin insanoğlunun anladıklarından ibaret olduğu düşünülürse, Allah alim sıfatıyla bunun sadece izin verilen bir kısım olduğunu beyan ediyor. Bu durumda rasyonel delile ihtiyaç olmadan, iman edilebilir.
Mehmet 19 Kasım 2019 15:58
Hocam düşüncenize katılmıyorum. İslamın ilk ayetleri bilimle alakalı. Elbette Kur'an bir bilim kitabı değil ancak bir çok ayet pozitif bilimle örtüşen konularla ilgili. Akıl yürütmeden nasıl iman noktasına gelinir. Akıl yürütmeyi de yaşadığımız dünyanın hakikatlerine göre yapabiliriz. Elbette Allah'ı görmüyoruz, işitmiyoruz, dokunamıyoruz ancak ayetler öyle şeyler söylüyor ki bilim dünyasının yeni anlayabildiği konular. O sebeple dediğiniz şekilde aklını kullanmadan iman etmeyi sadece güven duygusuyla açıklamak bence yetersiz. Zira imanı da kabul edecek olan akıl olmalı. Saygılarımla
KARAR OKURU 19 Kasım 2019 10:11
İman güven duymak hali olsa da iman etmenin öncesinde zihinsel bir itminan yaşamak gerekmez mi?
Allah Kulu 18 Kasım 2019 17:21
''Nitekim Hz. İbrahim’in Allah’tan aldığı işaretle oğlu İshak veya İsmail’i kurban etme hususunda sergilediği kendinden emin ve istekli halin aklî ya da nesnel bir temele dayanmadığı, bunun koşulsuz bağlılık ve güven (iman) duygusundan başka şekilde açıklanmasının pek mümkün olmadığı şüphesizdir.'' Bu durumda; Ömer İbn-i Hattab'ın, Hudeybiye anlaşması ile ilgili olarak ''Hudeybiye'de şüphe ettiğim kadar, Muhammed'in peygamberliğinde şüphe etmedim'' sözleri nasıl değerlendirilmelidir?
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 04:51
Bu yazıyı okuyunca aklıma şu takıldı: hocamız acaba hz.Adem (as) ın imanını nasıl değerlendirir?
Meçhulu sorgulamak, 17 Kasım 2019 20:56
İman nerde olabilir. Kalpte olabilir mi. Bazen koroner damarları tıkanan, bazen yetmezliğe giren dört odacıktan oluşan kalpte. Beyinde olabilirmi, iki yarım küresi var. Milyonlarca nöron var içinde. Sonuçta Yunus Emre nin dediğine geliriz. Bir ben vardır bende, benden içerde. Kimse bu fani varlığın çocukluk, gençlik, yetişkinliğinin kendisine ne kattığını bilmez. Hitap kulağımıza mı. aklımıza mı, Anlamadan kim hissedebilir ki. Anladıklarımızın integrali mi yoksa kalbimizin şahlanışı. Bize yazdıran, söyleten mi var ki acaba. Ezeli ve ebedi.
KARAR OKURU 17 Kasım 2019 16:07
Hocamız siyasal İslamcıların iman anlayışını seküler bir perspektiften anlatmış.
H.K. 17 Kasım 2019 06:48
Hcm kendinizi yeterince ifade edememişsiniz.Akıl, iman zaman zaman delilden bahsediyorsunuz.Bu konular Kuran'da yeterince var.Müslüman felsefesini bunlara göre geliştirmeli.Bunun için ayetler ışığında yeterince malzeme bulamadınız mı? Size&bütün okurlarınıza akıl ve iman diliyorum (kimseye akılsız&imansız diyemem, Allah korusun).Ancak sözünü ettiğim "akıl" & "iman"ın "Akıl*İman Sentezi"nin bileşenleri olan "akıl" ve "iman" olduğunu vurgulamış olayım.Bu konuda düşünün biraz hocam (ilahiyatçı değilim).Bu müslümana bencilce bir mutluluktan daha fazla bir sorumluluk yükler.
iman olgusu hakikati sizin nakıs iç tecrübenize subjektif yaklaşımınıza indirgenemeyecek kadar derindir geniş çaplı bir meseledir, rasyonaliteden uzak subjektif bir iç tecrübeden ibaretmiş falan.. kandırmayın kendinizi , okuduğumuz Kuran bıze imanı akli, nakli ve vicdani delillerle gözler kör kulakları sağır akılları küsufa uğramamış herkesin anlayacağı açık somut delillerle imanı temellendiriyor, iman duygusu hem tasdiktir, hem güvendir.. yazık ki bunu açıklayan eserlerden habersizsiniz, imana fideistlerden hareketle anlam veriyor ehli sünneti küçümsüyorsunuz, küçüksünüz hocam o kadar
KARAR OKURU 17 Kasım 2019 15:10
1
Olur mu Karar okuru, hoca küçük değil, sen çok büyüksün! Yazık ki ne yazık.
Muhtefi. . 18 Kasım 2019 00:15
0
02:41..Gayet net yazmişsiniz.Tebrik ederim ,,Düşünmek icin *Kalp* lazım bazılarımıza :))..Alzaymirin yediği Sadece Hafızayla bir yere kadar.!.. Kral,Allame vb ol. Alzaymir geldi mi dagilin ulan der *Sadece .İman karsi durabilir*...Sonra Maskara olur ona,buna o Kibir Dağı Ego. :)).ama İMANLI KULUNU maskara etmez.Yerin Göğün Sahibi. !..Imkani,ihtimali yok-tur..(Kişi Guvendigine terk olunur) .yazi-tura-atmayiz biz. ! :))..Var'la.. Var'ız. .acizane.
KARAR OKURU yazık 17 Kasım 2019 02:35
iman, taklidi iman tahkîki iman, tahkîki imanın ilmelyakin, aynel yakin hakkalyakin mertebeleri her mertebenin kendi arasında sayılamayacak kadar mertebeleri, bir mumdan güneşlere varıncaya kadar mertebeleri.. ne delilsiz rasyonal temellerden mahrum ne de tamamen vicdani bir mesele .. her iki niteliğe sahip bir güven duygusu.. asırlardan bu yana bilinen bir gerçek.. Kuran imanın akli, rasyonel, somut kanıtlarını izah, ıspat ve tespit ederken onu vicdani subjektif bir meseleye indirgemek Kurandan habersizliktir.. Ehli sünnet imanın his, vicdan, iç tecrübeye dair deruni boyutlarını açıklarken
KARAR OKURU 17 Kasım 2019 16:09
0
Hocamız bilimselci takılıyor.
Sevgili Mustafa Hocam, yazınıza yönelik yorumları okuyunca size inanın acıdım; siz ne anlatmışsınız güya yorum yazanlar ne anlamış... Bence siz artık kendinizi bir an önce bu çölden kurtarın; gidin kalan ömrünüzü kendinize harcayın. Bu topraklara fazlasınız...
Muhtefi. . 16 Kasım 2019 23:57
Laflar uzun. :)...İman ehli olduğumu söylersem karşı taraf ne.anlar. ?..sakal,bıyık, salvar,Kuran Okuma vb Bilgisi yeterli mi?.veya Siz İman ettiğinizi beyan ettiniz biz ne.anlarız. ?.ya da Fakirin İmanı başkası ni ne.kadar alakadar eder. Baskasnin İmanı bizi ne.kadar alakadar eder..! Kurufasulye piştigi zaman kokusu Duyulur. .İmanin kokusu var mı. ?.Bizce olmalı İman kokusu. **Kokusuz koku**... ..sadece lafta kalmamalı Müslüman. !...
Şahin Doğan 16 Kasım 2019 21:10
FİDEİZM (İMANCILIK) VE KUR’AN İman, bilişsel değil duygusal bir tecrübedir. İmanda rasyonellik aranmaz, imanın mantıki doğruluğu sorgulanamaz. Çünkü bu objektif ve deneysel bir bilgi değil, deruni bir tecrübe, sübjektif bir duygu ve keşiftir. İmanın alanı bilmenin, düşünmenin, saptamanın, kanıtlamanın alanı değildir. İnanma bir sıçrama edimidir. Kişi adım adım ilerleyerek değil sıçrayarak imana ulaşır. Bu sıçramada etkin olan şey, dinin ve dolayısıyla ilahi fiillerin akılsallığı değil akıl dışılığı, anlaşılabilirliği değil anlaşılamazlığı, kanıtlanabilirliği değil kanıtlanamazlığı, bilineb
Samsunlu 16 Kasım 2019 20:51
Nesnel/objektif/somut delilleri olmayan/olamayan pek cok sey varken bunlarin icinden inanmak icin neden Allah i sectinizki.Birisi mi tavsiye etti.Allah a iman boyle " romantik " bir seymidir.Sasirtiyorsunuz dogrusu.
Akıl Versin Rabbim 16 Kasım 2019 20:02
Kuran demiyorki "Ey profesörler, imanın nasıl olduğunu anlatın insanlara"....nedir bu yorum yapma ve kavram bulma hastalığı. Kuran anlasilmasaydı " ey insanlar deyip, anlamalarını bekler miydi".1443 sene iman anlaşıldığına göre nedir yeni yorum yapma saplantısı.
KARAR OKURU 19 Kasım 2019 18:36
0
Kuran anlasilsaydi bu kadar çok çeşit islam mi olurdu.Bu kadar çok çeşit musluman mı olurdu?
"Allah’ın varlığı nesnel/objektif/somut bir hakikat meselesi olmadığından, inanmak isteyen kişi, peşinen iman kararı almayı ve Allah ile mutlak teslimiyete dayalı sübjektif bir ilişki kurmayı seçmek durumundadır."...işte her şey bu paragrafta mevcut...çok güzel bir yazı...çok teşekkürler
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 04:37
1
Aradığın delili bulmuşsun gibi sevinme hemen bence! bu görüş kabul gören bir düşünce değil ilim çevresinde.
KARAR OKURU 19 Kasım 2019 09:41
0
04.37 Sen iyisin ama çevren kötü...
Kul 16 Kasım 2019 18:57
Sayin Öztürk. Yapılan yorumlara bakılırsa, insanların düşünce dünyasına katkı sağlayan bir makale değil. Yazık harcadığınız zamana. Papalık gibi kavram uretiyorsunuz ama Kuran da papaliğa yer yok. Kuran açıklıyor imanı.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 17:24
1 milyon veya daha sonraki yıllarda insanlar müslüman imanına mı sahip olacaklar?Merak.
Muhtefi. . 17 Kasım 2019 00:06
0
1 milyon seneler önce de Hak vardı, 100 milyon seneler sonra da Hak var. Eğer varsa Hak. İnanan da olacaktır. Inanmayanda. :))..Her çağda,dilde farklı söylenir Musluman. :))..Tıpkı Ekmeğin, Suyun farklı söylendigi gibi. .ama Ekmek hep Ekmektir.
KARAR OKURU 17 Kasım 2019 17:46
0
Her çağda her dilde farklı söylenirse (tabi orta doğuda)müslüman ki,kuran son kitap olduğuna göre artık söylenemez,orada insani bazı şeyler ilahi kitaplara karışmış demektir.Bu zamanda deizme yöneliş ve Tanrı ile kitap arasındaki yarılma nın sebebi de bu.
Yorumculardan biri “Ey Hoca“ diye başlayıp “siz İbrahim’in hangi oğlunu kurban ettiğini hala kavrayamamışsınız” diyerek devam etmiş... Hocanın yazısında “temel idi hızır idi” gibi bir meseleye kafasını takmış. Oysa erken tefsir kaynaklarıdan haberi olsaydı yani sahabe ve tabiinin çoğunlukla İshak görüşünü savunduğunu bilseydi bu küstahlığı yapmazdı. Allah hocaya sabır versin, vallahi iyi dayanıyor.
KARAR OKURUMürsel 16 Kasım 2019 17:09
Gayba iman delilsiz iman değildir.Bir şeyin gayıp/ kayıp olması demek.Şu anda beş duyumuzla algılıyamıyoruz demek.Mesela; yer çekimini ne duyularımızla ne de; teleskop mikroskopla göremiyoruz.Ancak etki ve yansımalarından anlıyoruz.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 17:09
Cb:Erdoğan 45 yaşını bitirdiği gün emekli oldu şimdi gününü dolduran emekli olacak insanlaraerken emekli olunmaz diyor
KARAR OKURU 17 Kasım 2019 00:03
0
Şimdiden Bahanesini hazırlamış seçimleri kaybetsek bile diyerek.
Mustafa Bey, Hristiyan imanı ile İslâm imanı arasında bir fark görmüyor musunuz?
Karar Okuru 16 Kasım 2019 15:58
İman bilgisiz oluşamaz; vahiy imanı oluşturan bilgidir. Vahiy akıl devrede olmadan anlaşılamaz.Din değiştirmede güvenden ziyade bilgi -terk edilenle girilen dinin bilgisi-‘ nin mukayesesi rol oynar.Güven imanın bir derecesidir ama kendisi değildir; çünkü aklın devrede olmadığı bir inanç hurafeye güven manasında putçuluk, yani şirktir.Peygamberlerin imanı ile ona uyan bir kimsenin imanı aynı kategoride değildir. Peygamberin imanı güvene, dindarın imanı ise bilgi (vahiy) güven ve tecrübeye dayanır.Gayb bilgi (vahiy) konusudur...
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 18:06
6
bence, beyniyin hiçbir lobunu çalıştırmadan yorum yazmışın. Vahiy, sana melekler tarafından getirilmedi. sen hz. muhammede melekler tarafından vahiy getirildiğine inanıyorsun. Yani ortada safın da safı bir inanç var. hiçbir bilgi içermeyen bir inanç. taşıdığı tek bilgi, Hz. Muhammede vahiy geldiğini bildiren hocalar ve kitaplar.
Karar Okuru 16 Kasım 2019 21:55
2
Bilgiyi sadece duyularınla algıladığın unsurlardan ibaret gören bir anlayışın var. Bu bakış açısında bilgi nesnesinin elde edilişinin haricinde içeriğinin hiçbir değerinin olmadığı kabulünü esas alan bir körlük söz konusu. Vahyin içeriğine bir nebze bakmış olsan senin duyularınla elde ettiğin bilgi içeriğinden çok daha kapsamlı, anlamlı ve değer yüklü bilgiler içerdiğini görürdün. Tavsiyem vahiy diye küçümsediğin Kuranı ideoloji gözlüğünü çıkarıp indiriliş sırasına göre bir kere okuman. İnsana, kainata, hayata dair verdiği bilgileri yadırgayabilecek misin merak ediyorum.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 15:19
Hocam İbrahim'in teslimiyetinden bahsediyor.Okur Ishak değil İsmail'di kurban edilen diyor.Kim bir yetimin başını okşarsa ona kafasındaki saçlar adedince sevap verilir.Bu hadise adam cevap veriyor." Hocam çocuk kelse" sizin yorumlar da buna benziyor.
İbrahim Erdoğan 16 Kasım 2019 14:01
Değerli hocam! Camilerimizde yazılı veya levhalar halinde asılı halife isimlerinin dinimiz esaslarına uyup uymadığı ile bunun tarihçesi konusunda bir makale yazmanızı sabırla bekliyorum... Lutfen!..
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 17:46
1
Taktın arkadaş camideki levhalara, bu ne şekilcilik böyle , levhaya resime takılma bu kadar.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 12:44
İman ile anlam arasında Nasıl bir ilişki vardır? İmanı olan kişinin hayatın anlamını sorgulaması mümkün müdür? Bu bir Eksiklik midir?
Kartal Vakur 16 Kasım 2019 12:07
Yazar, "Âmentü billâh” (Allah’a iman ettim, güvendim) demek benim bilgim değil, güven duygumdur ve ben bu güven duygusunu yaşamaktan son derece mutlu, son derece huzurluyumdur" diyor. Evet iyi günlerinde bunu demek kolay ama zor günlerinde Allahtan beklediğin yardım gelmeyince hiçte kolay olmuyor.
İnsan 16 Kasım 2019 12:47
0
Kardeş, zor tabi haklısın. Hz. Yusuf, Hz. İsa, Hz. Muhammed bütün peygamberler zor günler yaşamışlar. Hatta Hz. İsa son ana kadar kanlar içinde kalmış. Herkesin sınav soruları başka. Sabret.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 17:14
0
Bu bence sizin imanı "iyi gün dostluğu" anlayışı gibi görmenizle ilgili bir sorun
yusuf 16 Kasım 2019 11:50
hocam belki konu ile alakasız ama tahrim süresi 4. ayet nüzul sebebi olarak söylenen ler size mantıklı geliyormu. bu ayette tarihsel olarak düşünebileceğimiz en önemli ayetlerden bence
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 11:42
"İman bireysel, itikad toplumsal" demek daha dogru olacaktı. İtikadın resmiyet ya da kurumsallık kesbetmesi ancak bir aidiyetin iradesi ile mümkündür. Lakin töre (gelenekleşmiş doğru-yanlış kalıplarının aidiyet yolu ile benimsenmesi) örneğinde görüleceği üzere ortada kurumlaşma (institutionalization) bulunmayabilir.
Yurdumun İnsanı 16 Kasım 2019 11:40
Ey Hoca, Hz.Ibrahim'in hangi oğlunu kurban etmek istediğini henüz kavrayamamışsınız ki zihnen bir ikilem arasında bulunuyorsunuz. Ayetlerin akışından ve hadislerden kurban edilmek istenmiş oğulun Hz. İsmail olduğu hiç şüphe götürmez. Anlaşılan o ki kaynak kitabınız ve dayanağınız bozulmuş Eski Ahit ve Israiliyet'tir. İslam İlahiyatçisi olarak böyle bir ikilemde bulunmanız anlaşılmaz bir durumdur. Gavur İslam bilginleri dahi "Kurban edilmek istenen oğul Kur'an ve hadislere göre Hz.İsmail, Eski Ahit'e göre ise Hz. İshak'tır."diyorlar.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 17:42
0
Konu bu mu simdi...
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 09:52
Hoca şunu söylemek istiyor : inanç bilgi değildir ,rasyonel temeli yoktur,inanç düşünce değildir ,ispat edemezsiniz ,tartışamazsınız ,kanıtlayamazsınız ,çürütmezsiniz çünkü subjektiftir ya inanırsınız ya İnan mazsınız hissi bir şeydir iman güvenmektir.hakikat gerçek doğru olup olmadığı önemli değil, Tanrı -vahiy -ahiret -cennet-cehennem vs tartışmalı açısından doğru bir bakış açısı,dinin temeli,düş-muhayyile rüya imgelemdir.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 13:17
0
Bana göre, siyah ile beyaz arasında biryerlerde olmak lazım. Kapının zili çaldığında, çalanın zenci mi beyaz mı olduğunu bilemezsin; ama, kapıda birinin olduğunu düşünmen hiç de saçma olmaz.
kARAR OKURU 16 Kasım 2019 14:35
1
13:17 olabilir, doğadaki bilinçli tasarıma bakıp tanrının var olduğunu düşünmek abes değil. elçiye de inanıyorsan, kitabı okuyabilirsin.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 18:09
1
14:35! doğada bilinçli tasarım diye birşey yoktur. Doğayı kirletirsen, bazı canlılar yaşayamaz, yeni çevrede yaşayabilen canlılar ürer veya çoğalır. Bu tasarım değil, bu doğal yaşamın, nesnelerin, canlıların doğal özelliklerine oluşan durum ya da olgudur.
Muhtefi. . 17 Kasım 2019 00:21
1
Bektasi Camiye gitmiş Hoca Vaazda Allah..ne Göktedir, Ne yerdedir, Ne orda,burda, sağda, solda Değildir. Bakmış,Bakmış Bektasi Kürsüdeki Hocaya Dilin varmıyor Yok diyeceksin. :))..Hakikat gerçek olup, olmadigi onemli degil oooh ne.güzel ..sadece kuru bir duygu :))..Valla güzelmiş. Zamane Ilahiyatciları.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 09:10
''Düşünme, itaat et diyenlere değil; düşün, sor, sorgula diyenlere kulak ver.'' Ali Şeriati
Tarık Selim 16 Kasım 2019 11:05
2
Elbette sorgula fakat zaman, mekan ve hatta dille kayıtlı insan zihninin zaman ve mekanın ötesinde olanı anlaması ne kadar mümkündür ki...
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 15:28
1
Yeterince kafa yorar çaba harcar ve düşünürsen insan aklının kavrayamayacagi şey yoktur.
Akademik camianın yanında biz avamlarda azıcık imam hatip kıyısından köşesinden geçmiş biri olarak yazılarınızı okuyup anlarken bu kadar çok muhalifiniz olmasını anlamakta cidden zorlanıyorum hocam, kaleminiz dert görmesin
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 07:41
Peki bütün bu anlattıklarınızın ehli sünnet itikatina ne faydası var?! Yazılarınızda satır aralarında sırıtan ehli sünnet düşmanlığınız yetti artık. Bu ilahiyat hocaları milleti deizme sürüklüyor.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 12:17
0
Niye gerçeklerle yüzleşmek veya itikadinizla ilgili tartışmalar sizi rahatsız ediyor. Kendinize ve itikadiniza guvenmediginizden olmasın?
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 07:25
Yorumcular Cebraili Muhammed(a.s) a Hirada vahiy getirirken gördü galiba..Hz Ebubekiri cevabı konuyu acıklıyor galiba" O söylüyorsa doğrudur". saygilar hocam....
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 06:01
İman, ölüm hakikati ve hayatın anlamı üzerinden yapılan akli çabaların çaresizlik ürettiği noktalardan hareketle varılan vicdani bir hal denilebilir.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 04:54
Sakın bu aldatıcı ve temelsiz bir güven duygusu olmasın
Tarık Selim 16 Kasım 2019 11:07
2
Olsun kardeş, aşık olurken de bile bile lades demiyor muyuz?
KARAR OKURUM 16 Kasım 2019 03:33
Bu yazı bana Feridüddin Attarı hatırlattı. Attar, 'aşkın hâli'ni üç kelebek ile anlatır; biri ateşe bakar, aşkı ben biliyorum, der. Öbürü, ateşe yaklaşır, ben aşkın nasıl yaktığını biliyorum, der. Üçüncü kelebek ise ateşe atlar ve yanar tutuşur. Artık ona suâl olunmaz.Sanki güvenerek iman edenler ateşin kalbine kendini atan ve orada kendini tüketen kelebek gibidir.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 16:46
3
Ben yanmak istemiyorum. Ne işim var ateşte. Yaşamak istiyorum....
Muhtefi. . 17 Kasım 2019 00:31
0
Bende istemiyorum yanmak. Enayimiyim,,:)))...fakat baska turlu olmuyor...YEMEGI görmek*kokusunu almak*ve de Kaşık sallamak. .Ateşe atlayan Kaşık sallayanlardır. :))........****Hak'kin Hatırını USTUN TUTMAK ****....Hz Yunuslar, Mevlana lar, Hacı Bektaslar. İbn.ı Arabiler.Sems i Tebriziler vd gibi.Sırları Ali olsun...Aşk Ehli onlar. Sefeatlarini Dileniriz...
KARAR OKURUM 17 Kasım 2019 22:37
0
İbrahim’i bir yanışa bence hepimizin ihtiyacı var.Zahirde ateş içinde görünenler,batında belki gül bahçesindedirler.
Adem 16 Kasım 2019 03:32
Hocam bu güzel yazı için teşekkürler, yalnız akil ile iman arasında doğrudan bir ilişki vardır. Mesela Maturidilik ve Mu’tezile, Allah’ın akıl yoluyla bilinmesini, insan için bir vucubiyet (zorunluluk) ve sorumluluk olarak görmüştür. Maturidiye göre gerçek bir dini bilgi ve iman, öncelikle kişiyi ikna edecek akli kanıtının (el-huccetu’l-akliyye) bulunmasına bağlıdır. İmam Eş’ari, Allah’ın bilgisine ulaşmada akıl yürütmenin gerekliliğini ifade eder. Mesela istidlal Allah hakkındaki bilgiye ulaştıran özel bir akıl yürütme tarzıdır. İmam Gazali ise Allah’ın varlığı ve evrenin yaratılmışlığı gibi
Tarık Selim 16 Kasım 2019 11:11
1
Kelamcıların yolunun saygıya değer ve fakat derde deva olmadığını söylüyor zaten hoca
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 03:26
Yani rasyonel olmayalım, uyuyalım diyorsun. O zaman daha huzurlu daha mutlu mu olacağız? Peki mutluluk endeksine bakınca niye Müslüman ülkeler dibe vuruyor? Ve de rasyonal olan, soran, gerekçe arayan ve dolayısı ile dini zayıflamış Batı ülkeleri bu endekste niye en üst sıralarda yer alıyor? Ben söyleyeyim ; çünkü onlar imanı değil bilimi seçmiş ve halkına refah sağlamış.
Karar Okuru 16 Kasım 2019 10:01
2
Yazarın seçmekten bahsettiği bir durum var da mı böyle yorumluyorsunuz? İman ile bilginin ayrı şeyler olduğunu, birinin diğerine etkisi olamayacağını, bidiğinize duyduğunuz güvenin iman olmadığını, iman ettiğinizi (tanrıyı) hiçbir zaman kanıtlayamayacağınızı ama yine imanınıza halel gelmeyeceğini anlatıyor. İmanı olmak size refah sağlayacak diye düşünüyorsanız dini kullanarak siyaset yapın daha iyi. Bilgi sayesinde toplumunuz olmasa da siz müreffeh olursunuz. Örnekleri çok.
Yurdumun İnsanı 16 Kasım 2019 11:19
0
Çünkü aklını kullanmıyor/uz/lar.! O zamanda ALLAHIN insanlar, toplumlar için geçerli olan yasası/sünneti tahakkuk ediyor. "ALLAH, AKLINI KULLNAMAYANLAR ÜZERİNE PİSLİK/MURDARLIK BIRAKIR" buyurmuştur.(Yunus /100)
Ebû garib 16 Kasım 2019 03:02
Mustafa hocanın bütün yazılarını videolarını takip etmiş birisi olarak,şunu kesin olarak ifade edebilirim ki;yazdıklarına yapılan yorumlar elma ile armut...Bana şu hadiseleri akıl sahibi olarak yorumlarmısınız...hangi baba oğlunu bogazlamak ister. hangi koca eşini kuş uçmak kervan geçmez bir yere bırakır,bir gece kulunu Mescidi haramdır bereketlendirdigimiz Mescid-i aksaya ayetini ve ben kulumun zannı uzereyim hadisini ...akıl ve mantık dairesinde kim yorumlamak ister..Allah rızasını gözeterek yorumlarınızı bekliyorum. ..
Adem 16 Kasım 2019 16:08
0
Ebû garib ustad, burada bahsettiklerinizin hepsi iman ettikten sonra "teslimiyet" ile alakalidir. Hz. Ibrahim zaten iman etmis bir insandir, sonra o imanin geregi olarak nasil teslim olmustur onunla ilgilidir sizin anlattiklariniz.
Muhtefi. . 17 Kasım 2019 00:38
0
Akıl Navigasyon gibidır. .ÇOK ÖNEMLİ. .Gideceğimiz istikameti belirler. Fakat *Yanılma* her zaman vardır. Dikkatli olmak. Onun Adıni da siz, size göre.seçiniz. !.Saygılar.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 02:46
Niye Batı’nın arkasından bin senedir nal topladığımızı ne güzel anlatmışsın.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 02:33
Kim demiş akıl yürütme ve delil tedariki ile iman olmaz diye. Allah'a ulaştıran yollar çoktur; kendinize göre kısıtlamayın. Akıl yürütme ile iman eden birsürü bilim adamı var. Hatta eski ateist bir filozofun kitabını okumuştum: "Yanılmışım Tanrı Varmış" isimli. Akıl yürütme doluydu.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 02:06
"akıl yürütme ve delil tedarik etme peşinde koşarak", "iman edip etmeme yönündeki kararını süresiz olarak ertelemek mecburiyetinde kalacağı" demişsiniz hocam. Bu niye illa böyle olsun ki hocam. Akıl yürütüp karar da verilebilir. Bilimadamları da akıl yürütüp, delil topluyor, doğa yasalarını ortaya koyuyor. Ben anlamadım belki.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 01:26
iman etme aslında bir teslimiyet olup beynin sorularına peşinen kabuller ile susturmaktır. iman aslında bilinmezlik içindeki hayatı kendini avutmaktır. bir sığınmadır. teslim olan bireylerin yönetilmesi ve korkutulması çok daha kolaydır bir yandan. yani yağmurdan kaçarken doluya tutulmaktır.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 01:11
Hocam,bence üzerinde düşünmeye devam etmelisiniz. Hem iman kesin bir karardır diyorsunuz,hem de artar eksilir diyorsunuz. Borsa endeksi gibi artıp eksilen bir imanın sağlıklı bir birey ortaya çıkarması mümkün değildir. Çünkü kuşkuya dayanır ve güveni esas almaz. İmanını güvensizlik üzerine kuran bir birey gerisini nasıl sağlıklı inşa etsin.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 12:35
0
Bir de kalp ile tasdiki Allah'ı akılla bilmek olarak anlamanızı doğru bulmuyorum. Tanıma dikkat ederseniz akılla tasdik demiyor, kalp ile tasdik diyor. Yani kalp ile tasdik bir gönül işidir ve akılla tasdik etmekten farklıdır. Akılla kalbi aynileştirenler modern ilahiyatçılarımız. Kendi oluşturduğumuz bu kabul üzerinden Ebu Hanife'nin de böyle düşündüğünü zannediyoruz.
Güven duyalım, iman edelim ama kime, neye; güven duydum=iman ettim diyebilmek bile bir karar verme süreci içermiyor mu? Olmadı herkes sırf bir yere yaslanayım diye içine doğduğu toplumun inancına iman ediversin, imanının gereği oğlunu kesmek veya kendini patlatmaksa eğer onu da yapsın, ne de olsa dinde rasyonel gerekçeler aranmaz.
Ahmet Asal 16 Kasım 2019 01:04
Öz Türkçede Tapma kelimesinin kökenine baktım hocam. Yine dediğiniz gibi güven vicdan gibi anlamlarla bağlantılı sanırım.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 07:39
2
İman kamuya açık bir alan değildir.Iman güvercinler kadar safdır.İmanda profosyenellik olmaz.
Muhtefi. . 17 Kasım 2019 00:46
0
İzninizle. El an günlük Azeri Türkçesinde TAPMAK bilmek, bulmak vb anlamlarda kullanılır. Bir yer,bir şey sorarsin Azeriye Taptım, taptim (buldum,bildim,biliyorum vb) der..Cok şaşırmıştım ilk defa duyunca Taptım kelimesini. Ayrica Hoşuma gitmişti. Tefekkür imkanı vermişti .Çok izler(Hikmet ) var Azeri Türkçesinde. Tavsiye ederim. !.
KARAR OKURU Mürsel 16 Kasım 2019 00:48
3-Sorusunu 4 kere tekrar eden ayet neyi gösteriyor neyi fehmettirip idrak ettiriyor?Kainat Adil isminin tecellileriyle dolu değil mi?Kainat matematiğindeki mükemmellik ADİL isminin adaletli rakam ve mühendisliğine dayanmıyor da; örümcek ağına yılan fısıltısına mı dayanıyor.Her şeyi okumuş gibi duruyorsunuz?Aynı yaştayız rica ediyorum hocama; bir de Mesnevi Nuriye'yi, Ayetül Kübra'yı,10.SÖZÜ okuyun ikna veya ilzam olmazsanız gözüme parmağınızı sokun.Kamuya açık bir yerde münazara yapalım.; İmanı duygudan ibaret olanın inancı örümcek ağından ibarettir.Sen niye tefsir yazdın ki?..
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 06:57
1
Farkli bir sey anlatmiyorsunuz ki...Dolayli olarak ayni şeyi söylüyorsunuz...
KARAR OKURU Mürsel 16 Kasım 2019 00:38
OLASILIKSIZLIK adlı bir eser var.Bu kitapta büyük mayematikçi Paskal'ın; mantık ve matematikle ahireti ispatı var.Siz Paskal'dan büyük matematikçi ve ispatçı mısınız?Hz Adem'den hz Peygambere kadar; resul sıddık salihler muhakkiklerin imanı saf duygusal mıydı?Kainata duygularıyla mı meydan okudular?Akıl ve mantıklarını niye kullanmadılar?İmam Azam'ın münazara temsili neyi anlatır?-Niye geciktin?Irmaktan geçmek için kayığın kendiliğinden yapılmasını bekledim...temsili.Pozitivizim tek ispat metodu mudur?Tanrı zar atmadı diyen Ayştayn zırvaladı mı?Çevir gözünü bak bir düzensizlik görebilir misin?
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 14:41
1
Einstein makro evrendeki düzeninin arkasında bir gücün olduğuna inandı ama bu semavi dinlerinde olduğu gibi kişisel bir Tanrı değildi ,hatta kendisi bu dinleri küçümsedi. Tanrının zar atmadığını söylemesi de kvantmekanikle ilgilidir. Kvantmekanik düzeyinde bir düzen yoktur, rastgelelik vardır. Einstein bunu kabullenemedi ama yanlış olduğu diğer fizikçiler tarafından ispatlandı.
H.K. 17 Kasım 2019 10:45
0
Sn numero 14:41: Dediklerini bir yerlerde okumuştum. Aynştayn semavi dinleri küçümsemekle bence kendi kendini küçülttü. O küçülmüşlükle gitti "siyonizm"e sığındı. Bilimle uğraşmış ve başarılı olmuş olabilir, bunu disiplinle çalışan başka bilim insanları da becerir. Atla deve değil. Öldükten sonra incelenen beyin yapısında farklı bir şey göze çarpmadı zaten. Bir "deist" ve "siyonisttir". Ahirette küçümsediği dinlerin peygamberlerini görünce o şaşkın halini görmek lazım!
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 00:28
Hocam müşrikler "inançlı" idi fakat "imanlı" değildi. Şirk bu anlamda bazen nüksedebiliyor, yalnız sahibini müşrik yapmaz.
KARAR OKURU Mürsel 16 Kasım 2019 00:27
İman-gayb ilişkisi de meselenin bilgi, kanıt ve ispatla alakalı olmadığını ortaya koymaktadır. Mustafa hocam artık size sadece acıyorum ve dua edeceğim.Mantık kanıtı diye bir şey var mı?Var.Peki soruyorum; bir iğne ustasız bir köy muhtarsız olur mu?Peki vicdan bir delil yakin midir? Soruyorum; vicdanın ve aklın Tanrı'sız bir kainatı ve sonsuz olmayan bir hayatı kabul ediyor mu?Felsefecisin.Soruyorum; mühendis ve sanatçı; bir makine, bir sanat eserinin içinde olmak zorunda mı?Mesela sizi daima kitabınız içinde heykel gibi görünce mi sizin yazdığınıza inanacağım.
H.K. 17 Kasım 2019 19:01
0
Sn numero "00:27", verdiğiniz örnekler iyi. Özellikle son verdiğiniz örnek hristiyanların gafletini ortaya koyan çok önemli bir örnek. Onlara göre Tanrı, İsa rolünde insanların arasına karıştı. İnsan nefsinin merkez alındığı bir model. Ancak doz aşılmış. Bu Şirk'in daniskasıdır. Kuran'ın gelmesinin nedeni bu yanlışın son bir kez daha düzeltilmesi. Ancak, "Gayb"e iman konusu ayrı bir şey. O insanın haddini ifade eden bilgi. Bilim zaten bu varsayımları olan devasa bir gerçeklik; bilmediğini varsaymak kendine güvenle, öğrenmek te öğrenmek! Bunu Kuran'da zaten Allah teşvik ediyor. Bu çok çok açık.
Bilimsel Bakış 16 Kasım 2019 00:15
Sayın Öztürk, günümüzün önemli ateistlerinden Hariri nin, "insanların dinden uzaklaşmasının bir nedeni de, İncilin yüzlerce yorumundandır" diye övündüğü bir dünyada, "iman" gibi kavramı güya bilimsel bir tespitmiş gibi yorumlar yapıp, Pavlus'un İncili değiştirmede oynadığı rol kapsamında başarılı olmanız mümkün değil. Çünkü, Kuran kendini anlatıyor ve Cenab-ı Allah koruyacağını Kuran'da ifade ediyor. Kuran, asırlardır, nicelerini bertaraf etti.
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 01:32
1
Hoca yazısında ne anlatmış, siz hocaya neler anlatıyorsunuz? hocanın yazısını bir kez daha okuyup kendi yorumunuzla bir mukayese ederseniz, ne demek istediğimi anlayabilirsiniz. Bu denli bir peşin hükümlülük reva mıdır?
Kartal Vakur 16 Kasım 2019 10:03
1
Okuduğunuz tek kitap pavlus mu her hafta pavlustan ornek veriyorsunuz..sinasi gunduze selam olsun o halde
Muhammet ünal 16 Kasım 2019 11:28
0
Bakışınız bilimsel olabilir ama iman bilimsel bir konu değildir,hadi Tanrı'ya iman ettiniz ya ahiret,nübüvvet,melekler,daha önce gönderilen kitaplar,cennet cehennem,isra,miraç gibi meseleleri bilimsel olarak nasıl anlatacaksınz?
KARAR OKURU 16 Kasım 2019 16:54
0
Nasıl yani. Diğer kitapları başka bir Allah mı indirdi. İncili indiren ile Kur'an'ı Kerim'i indiren rekabet halindemi. Kitaplara iman imanın şartlarındandır. Kur'an'ı Kerim son ilahi kitaptır. Böyle olması size incili kötüleme hakkı vermiyor. Oda Allah'ın kitabıdır.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN