Anadolu notları
Hafta başında iki gün süreyle, memleketim Yozgat’taydım. Bozok Üniversitesi’nin düzenlediği panele katıldım.
İzlenimim, çok basite indirgeyerek şu: Piyasa ekonomisinin ve eğitimin, özellikle de “üniversite”nin etkisiyle bireyleşme gelişiyor. Bu da “anadan babadan görme davranışlar” yerine, özgürlük ve kariyer yönünde davranışları geliştiriyor. Kalıplar gevşiyor, geçişkenlik artıyor.
Bu bütün Türkiye’de şu veya bu dozda gözlemlenebilecek sosyolojik bir dip dalgasıdır.
BOZOK ÜNİVERSİTESİ
2006 yılında kurulan Bozok Üniversitesi’ni bu gittiğimde daha bir gelişmiş buldum. Yeni Rektör Prof. Evren Yaşar, tepeler arasında baraj yaptırmış, kampüsün su ihtiyacı buradan karşılanıyor. Yeni fakülte binaları ve sosyal tesisler açılmış. Yozgatlı için en önemlisi Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi…
Muhalif, muvafık herkes, Rektör Evren Yaşar’ın gelmesinden itibaren hastanenin ayağa kalktığını anlattı. Hızlı tren sayesinde Ankara’dan çeşitli Tıp dallarında hocaların gelmesi de kolaylaşmış, halk memnun.
Rektör, Üniversite içinde etkinliklere büyük önem veriyor. Birkaç örnek… Yapay zeka odaklı pedagoji projesi… Sektör Günleri kapsamında adli ve idari yargıda kariyer imkanları… Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından başlatılan “Sektör Kampüste: Kariyer Buluşmaları”nın ilki Bozok’ta başlamış.
Ve çok ilginç iki etkinlik: “Yozgat Kadınlar Hentbol takımı süper ligde” ve “Enderun usulü ramazan ilahi konseri.”
İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Zülfiye Acar Şentürk… Babası açık fikirli bir imammış. Kendisi hem akademik kariyeriyle hem girişken ve sıcak kişiliğiyle tam bir iletişimci. Öğrencilerle sohbetimde, “dekan hanım beni kaptı getirdi, işte habercilik böyle bir şey, kaparsınız, peşini bırakmazsınız, haber yaparsınız” dedim. Habercilik ilkelerini örneklerle anlattım.
Bunları şunun için çok önemsiyorum: Üniversite bilgi öğrenilen yer olmanın ötesinde araştırma zihniyetini geliştiren ve öğrenciyi hayatla buluşturan yerler olmalıdır.
KIZ ÖĞRENCİLER
Kampüste yeni açılan “Ekmeleddin İhsanoğlu Tarih ve Kültür Uygulama ve Araştırma Merkezi”ni ziyaret ettim. Ekmeleddin Bey’in babasının konağı replike edilmiş. Kendisinin ve babasının kitaplarını ve arşivini buraya bağışlamış. Yakın tarihimiz için değerli araştırma merkezi.
Konak içinde çok güzel Mehmet Akif Müzesi var.
Kampüsü gezerken kız öğrencilerinin çoğunun başı açıktı. Hocalara sordum, doğruladılar. “Başı açık veya kapalı, artık fark etmiyor, hepsi arkadaş, hepsi özgür.”
Doğrusu da bu; hak ve saygı eşitliği.
Öğretim Görevlisi ve Rektör Danışmanı Kâmil Büyüker beni organize etti, bilgilendirdi. Entelektüel sohbetimizden de büyük zevk aldım.
İlahiyatçı Prof. Talip Özdeş, İslam düşüncesinde yeni ufukları yansıtan üç kitabını bana imzaladı: Biri Kur’an İstismarı, diğeri Sosyal Değişim Tarihsellik ve Nesh Bağlamında Şeriat, üçüncüsü Kur’an ve Nesh Problemi.
Kütüphaneci Selahattin Öztürk, Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Arslan ve gençlik yıllarından dostum Yozgatlı gazeteci Osman Hakan Kiracı beni yalnız bırakmadılar.
Hepsine çok teşekkür ederim.
‘BÜYÜK MÜFTÜ’
Yozgat’ta “Büyük Müftü” olarak tanınan merhum Mehmet Hulusi (Akyol), benim büyük amcamdır. Bozok Üniversitesi’nin düzenlediği panelden önce Rektör Prof. Evren Yaşar’ın da katılımıyla, mezarını ziyaret ettik, fatiha okuduk
Panel’de Yozgat’ın saygın şahsiyetlerinden Dr. Şakir Ergin, Bozok İlahiyat’tan Doç. Dr. Nilüfer Ateş, Samsun 19 Mayıs Üniversitesinden Dr. Büşra Nur Topal, Hulusi Efendi hakkında benim de ilk defa öğrendiğim tarihsel bilgiler verdiler.
Panelde ben de konuştum.
Hulusi Efendi’nin, Ermeni tehcirinde Kaymakam Kemal Bey aleyhine şahitlik ettiği iftirası… Oysa o zaman Hulusi Efendi askerdi, 1919’da Yozgat’a müftü atanmıştı.
İstanbul fetvasına karşı Milli Mücadale’ye destek fetvası veren Anadolu müftülerinden biridir. Yozgat Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin başkanıdır. Çapanoğulları’yla çatışmasının sebebi, Müdafaa-i Hukuk hareketinde kendisinin ön plana çıkmasıdır. Birinci Meclis’te Yozgat Mebusudur.
Meclis’te. “Kayıtsız şartsız yetki” kavramını eleştirmiş, “sınırlı yetki” kavramını fıkıh terimleriyle savunmuştur.
İnkılapçılar tarafından “gerici” diye suçlandığı “frengi kontrolü” tartışmasında, “evlenmemiş kızların” istisna edilmesini savunmuş, sonunda önerge sahibi Op. Dr. Emlin Bey’le birlikte verdikleri önergede “evlenecek dul kadınlara ve tüm erkeklere mutlaka doktor tarafından frengi muayenesi yapılması, fakat bakire kızların hariç tutulması” kabul edilmiştir.
Ben de ayrıntılarıyla bunları anlattım.
