Back To Top
İslam’ı anlamak için toplumsal metot

İslam’ı anlamak için toplumsal metot

 - Son Güncelleme: 09.12.2019 Pazartesi 01:05
- A +

Eski Diyanet İşleri Başkanı ve KURAMER (Kuran Araştırmaları Merkezi) Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu yeni çıkan ‘İslam’ı Doğru Anlıyor muyuz?’ kitabı üzerine Taha Akyol’un sorularını cevapladı.

Taliban dahil her cemaat ve grup kendi İslam anlayışını doğru sayıyor. Siz de “Kitapları yakılan İbn Hazm, tekfir edilen İbn Rüşd ve Arabi mi… Teymiye mi?..” diye örneklerle bu sorunu ortaya koyuyorsunuz. Bu sorunuzun cevabı nedir?

İslam dininin kaynağı Kur’an ve Sünnettir. Allah son dinini insanlığa vahyi olan Kur’an’la bildirmiş, Peygamberimiz Kur’an’ı açıklamış ve onun ilkelerinin hayata nasıl yansıtılabileceğini o günün koşulları içinde örneklendirmiştir. Ancak bugün Müslümanların önünde, inmeye devam eden bir vahiy ve yaşayan bir peygamber yok. “Mushaf” olarak bildiğimiz Kur’an metni ile Peygamberimizin 23 yıllık peygamberlik süresinde ortaya çıkan “hadisler” var. Artık Müslümanlara düşen ellerindeki bu iki kaynağı okumak ve anlamaktır; tikel örnek ve açıklamalardan ilkeler çıkarmak, Kur’an ve sünnetin vermek istediği mesajı kavramaktır. İşte tam burada devreye akıl ve yorum, anlama ve tefekkür girer. Bu olunca da farklı görüş ve yorumların, her bir bölge ve toplumda farklı anlayışların olması kaçınılmaz olur. Bu çok seslilik dinde risk ve bozulma değil, doğal bir durumdur, hatta zenginliktir. Din içi çoğulculuktan da korkmamak gerekir.

DİN-İÇİ ÇOĞULCULUK

Din-içi çoğulculuk diyorsunuz, bu ‘nifak’ olmaz mı?

Tarih boyunca Müslümanlar bunu zaten yaşadı. Önemli olan din içi çoğulculuğu nifak değil, zenginlik, rahmet olarak görebilmektir. Müslümanlar dinin uluhiyet, ahiret, nübüvvet, temel ibadetler ve haramlar gibi ana esaslarında zaten müttefiktir. Ama bunun dışında kalan ve form olarak dinin unsurları arasında bulunmayan sosyal hayat ve ilişkiler, ekonomik ve siyasal yapı, aile, kamusal hayat, eğitim gibi birçok alanda Müslümanlar kendi çağlarının gerçekliklerini, dinin ana ilkelerine bağlılık içinde yürüteceklerdir.  Bunlarda farklı anlayışları doğal karşılamak gerekir.  Yani, evrensel bir dine mensup olan Müslümanlar için bu çoğulculuk doğal bir durumdur. “Madem aynı kitaba ve peygambere inanıyoruz, öyleyse her Müslüman hayatı tek tip yaşamalıdır, dini aynı şekilde anlamalıdır” demek ya geleneğimizi hiç bilmemek ve körlüktür ya da bağnaz bir ideolojik tutumdur.

Bizim tarihimiz aynı ayeti veya hadisi farklı farklı anlayan, aynı olaydan farklı ilkeler üreten ilim insanlarıyla doludur. Biz içe kapanmadığımız ve özgüven sahibi olduğumuz dönemde dinin akide ve şeriat alanındaki birçok ana konusunu özgürce tartışabildik. Bu ilim ve tartışmalardan sonra din yok olmadı, aksine dini bilgi daha güçlenerek çıktı.

Bugün kendimizi merkeze alarak ve hakikat tekelciliği yapıyor, görüşüne katılmadığımız kişileri yok saymaya, İslam dairesinin dışına atmaya böylece Allah’ın dinini korumaya çalışıyoruz. Birisi İbn Arabi’yi, birisi İbn Teymiye’yi, birisi İbn Rüşd’ü dışlıyor. Bu hastalıklı bir tutumdur. Kendi görüşümüzü dinle özdeşleştiren bir kibirdir. Özgüven yoksunluğunun ve söylediklerimizin toplumda karşılığının olmamasının iç dünyamızda yarattığı hıncın adeta dışavurumudur.

KUR’AN, SÜNNET VE...

Bütün Müslümanlar Kur’an ve Sünnet diyor ama anlayışlar çok fraklı hatta zıt. Doğruları araştırırken çok önem verdiğiniz ‘yöntem’ nedir?

Burada belki de ilk yapılması gereken Müslümanlar arasındaki farklı din anlayışlarının ve bunların hayat tarzına dönüşmesinin hak-batıl, hidayet-dalalet, iman-küfür gibi akide/inanç ekseninde değil, isabetli-isabetsiz, doğru-yanlış gibi tanımlamalar üstüne kurulmuş eleştirel ve analitik bir yaklaşımla ele alınmasıdır. Allah’ın dediği ile kişisel görüşlerin birbirinden ayrı tutulması gerekir. Vardığımız bir görüşün de neticede subjektif ve zannî karakterde olacağını akıldan çıkarmamalıyız. Dinle ilgili konuları, kutsalı temsil eden din sahipliği edası içinde değil, ilmi müzakere usulüyle tartışmalı, her konuyu bir din-iman tartışmasına dönüştürmekten kaçınmalıyız.

İslam’da tek dinî otorite, ilahî vahyi alması cihetiyle Hz. Peygamberdir. Onun dışında din alimlerinin, hocaların, şeyhlerin ve devlet adamlarının dinî nitelikte bir otoriteye sahip olmadığını, İslam’ı anlamanın hiçbir zümre ve sınıfa tahsis edilemeyeceğini daima göz önünde tutmak zorundayız. Bu aynı dine inanan, aynı kıbleye yönelen ama bizden çok farklı düşünen kesimleri -kendi düşünce ve tercihimizin en doğrusu olduğuna inanma hakkımız baki kalarak- dinlemek ve ciddiye almak demektir. Daha doğrusu, geleneksel hoşgörü sınırlarımızı genişletmemiz ve hakikat tekelciliğinden vazgeçmemiz gerekiyor.

Allah dinini kıyamete kadar koruyacaktır. İslam hakkında konuşanlar, yazıp çizenler din muhafızlığına soyunmak ve insanların imanını, dindarlık derecesini ölçmek yerine Allah’ın son dinini daha iyi anlamak, önce kendi dindarlığını gözden geçirme ve koruma, sonra da diğerlerine iyi örnek olma yolunu seçseler ne iyi ederler.

TARİH VE TOPLUMSAL METOT

Tarih ve toplum şartlarını dikkate alma yöntemi eskiden de var mıydı?

Kur’an veya sünnette yer alan bir açıklamayı anlarken zaman ve toplum faktörünü göz önüne almak, yeni değil ta dört halifeden itibaren önem verilen bir husustur. Hz. Ebu Bekir Medine’de yeni oluşan devlete vergi (zekât) vermeyerek siyasi birliğe katılmak istemeyen Müslümanlarla savaş kararı almıştır. Çünkü Arap yarımadasının siyasi birliği önem taşıyordu. İslam’a karşı mesafeli duran kesimlerin gönlünü kazanmak için onlara devlet gelirlerinden pay verilmesi ayette geçtiği halde buna gerek görmemiştir. Hz. Ömer, artık ticari değer taşıdığı için -sünnette aksine uygulama olsa da- atlardan vergi (zekât) alınmasına, fethedilen Irak topraklarının yeni bir statüde olmasına karar vermiştir. Sahabe ve sonraki dönemde alimler zaman ve toplum şartları değiştikçe buna uygun yeni hükümler vermişlerdir. Ancak bu, dinin ana gövdesini teşkil eden inanç, ibadet ve temel haramlarda değil muamelat denilen alanda olmuştur. Yani sosyal ve ekonomik yapı, yönetim ve kamusal alan, diğer toplumlarla ilişkiler, belli ölçüde aile ve günlük hayatla ilgili konularda zaman ve toplumsal şartlar etkili olmuştur. Biz, ancak dini bildirimle bilinebilecek alanlardaki bilgilere “semiyyât” deriz. Uluhiyet ve tevhid, vahiy ve peygamberlik, ahiret gibi inanç esasları böyledir. Namaz, oruç gibi ibadetler böyledir. Domuz eti, içki, kumar, zina, adam öldürme gibi haramlar böyledir. Bunlarda zaman ve mekân faktörü olmaz. “Akliyyât” denilen, hayatın tabii akışı ve insanların içinde bulundukları şart ve imkanlar içinde şekillenen davranış kalıpları ve kuralları ise daha çok üst ahlakî değerler ve insanî erdemleri gerçekleştirmeleri yönüyle dinle ilişkilidir. Müslümanlar da onları bu yönüyle sürekli gözden geçirmek ve hayatla din arasında bağı sürdürmek zorundadır. Bu da ancak zaman ve toplum bilincini korumakla olur.   

Bu konuda birkaç örnek verir misiniz?

Dini anlamada zaman ve toplum bilincinin önemsendiğinin belki de en çarpıcı örneğini İslam’ın Arap yarımadası dışına taşmasının akabinde “mevâlî” dediğimiz diğer kavim ve kültürlere mensup yani Arap kökenli olmayan Müslüman alimler arasında görürüz. Ebû Hanife başta olmak üzere Irak rey ekolü, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Endülüs’te gelişen dini düşünce zaman ve toplumsal şartlara göre dini metinlere yeni bakış açıları getirmişlerdir. Zaten bu çabalar olmasaydı dinin evrensel davetini anlamak ve anlatmak mümkün olmazdı; din dar bir kültürel çevrenin anlayış ve şartlarına hapsolmuş olurdu.

Bugün İslam uleması arasında zamanın ve toplumsal şartların değişimini görmezden gelmekte direnen, yok sayan, aradan geçen on küsur yüzyıla rağmen hala insanları eski dönemlerin şart ve kültürleri içinde yaşamaya zorlayan ve bunun dinin gereği olduğunu düşünenler hayli ağırlıktadır. Buna biraz da sürekli o dönemde yazılan kitaplarla haşir neşir olup yaşanan hayattan kopmamız ve böylece zihinleri tarihe kilitlememiz yol açıyor. Böyle yaparsak Müslümanlar açısından tarihin sonu gelmiş ve İslam’ın bugüne ve yarına dair bütün öngörü ve mesajını yok saymış oluruz.

Günümüzde İslâm’ı anlamaktan ve İslam dininin günümüze hitap etmesinden söz edeceksek, İslam’ı tarih ve toplum bilincini koruyarak anlamak zorundayız. Kur’an ve sünnet boşluğa hitap şeklinde gelmedi. İslam’ın insanlığa yaptığı hitabın tarihin ve toplumun akışı içerisinde neye tekabül ettiğini fark etmeliyiz. Konuya böyle baktığımızda da dinî hayatın sahabe dönemindeki biçimini sabit kalıplara sahip teorik ve ideolojik öğretilere dönüştürmek yerine, insanlık ve vahiy tarihinin akışı içerisinde, vahyin toplumla diyalektik ilişkisini göz önünde bulundurarak anlamak daha önemli hale gelmektedir. Toplumların sürekli bir değişim içinde olduğu gerçeğini kabullenmek ve bu değişime verilecek cevapları nasların anlam çerçevesi içinde aramak, bu çabanın hareket noktası olacaktır. Yorum tarihimizde rey ekolünün yapmaya çalıştığı da bu olmuştur. 

CAN YAKICI SORUNLAR

Kitabınızda “Din alanında can yakan olumsuzluklar gözümüzün önünde cereyan ediyor ve hepimizi mahcup eden bir hal alıyor…” diyorsunuz. Neler bunlar?

Son ve mükemmel İslam dinine mensubuz. Derin ve zengin bir medeniyet geçmişimiz var. İslam ülkelerinin insan kaynağı da doğal zenginliği de azımsanmayacak ölçüde. Ne var ki bugün altmışa yakın İslam ülkesi huzur ve güven, adalet ve hukuk, insan hakları ve özgürlükler, insan onuru ve insana saygı, eğitim, bilim ve teknoloji, sosyal refah, çevre gibi birçok temel konuda ciddi sorunlarla boğuşuyor. Üstelik yüce dinimizi anlayış tarzımız, dini eğitim ve öğretimimiz bu sorunların üstesinden gelmede bize ciddi bir destek üretmiyor. Sağlıklı bir din-dünya dengesi kuramadık. Allah dünyada geçerli belli bir düzen ve sebep-sonuç ilişkisi içinde yürüyen kurallar yaratmıştır. Buna “sünnetullah” denir.

Allah bizden dünyayı kendi kuralları içinde, sebep-sonuç ilişkisini keşfederek yaşamamızı, dünyayı yaşarken de dinin gösterdiği rotada kalmamızı, dinin koyduğu sınırları aşmamamızı, ahiret hayatının da dünyada yapıp ettiklerimize bağlı olduğunu bildirdi. Kur’an, “Allah, içinizden iman edip salih amel yapan kimselere vaad etti ki, kendilerinden öncekilere verdiği gibi onlara da yeryüzünde iktidar verecek, rızasına vesile kıldığının dinlerinin yerleşip yayılmasını sağlayacak, korkularını bundan böyle güvenliğe çevirecektir.” buyurarak dünya egemenliğinin inanma ve yararlı iş (salih amel) işleme temeline dayandığını bildirir. Bir başka ayette Allah’ın “Yeryüzü salih amel yapan kullarıma kalacaktır” buyurduğu bildirilir. Salih amel, Allah’ın yeryüzü kurallarıyla ve diniyle uyumlu, insanlığın ortak hayrına işler demektir.

Din, dünya, akıl, düşünce, bilim, bunların hepsi Allah’ın yaratması ve lütfunun eseridir. Buna göre insan, dünyanın işleyişinde sebep-sonuç ilişkisinin cari olduğunu görüp bir davranışının sonuçlarını öngörebilecektir; insanın akıllı, iradeli, özgür ve davranışlarından sorumlu bir varlık olması bu demektir.

Yani, kendi yapmamız gereken işleri Allah’a havale edip fiillerimizin sonucunu ona yüklememiz ve bu suretle olup bitende bizim payımızın olmadığını ileri sürmemiz doğru olmaz. Kader, tevekkül, dua, irade ve özgürlük anlayışının da bu zemine oturması gerekir. Sebep-sonuç ilişkisini ve Sünnetullah’ı kavrayamamış bir İslam dünyasında bilim de dinî düşünce de gelişemez.

MÜSLÜMAN ÖRNEK OLMALI

Yani ‘tabiat kanunu’ gibi bir kavram mı?

Tabiatın da insan gibi fıtratı vardır. Kur’an, bu kainat kitabının özeti ve ilahî hikmet açısından tanımlanmasıdır. Dinin insana yönelik bildirimi de yine insan fıtratına metafizik bir aydınlatma getirmedir.

Müslüman elinden ve dilinden herkesin güvende olduğu kimse olmalıdır. Kendisi için istediğini kardeşi için de samimiyetle isteyebilmelidir. Müslüman, dünyada örnek ve gıbta edilen bir kişilik profili sergilemelidir. İnanarak ve yararlı iş yaparak dünyada “Allah’ın halifesi” olduğunu insanlığa göstermeli, etrafına barış ve esenlik saçmalıdır. Öyleyse, niye Allah’ın cennetini birbirimizden kıskanarak, birbirimizi sırat köprüsünden aşağıya atmaya çalışarak hayatımızı birbirimize zehir ediyoruz. Bu öfke niye ve kime? Yüce Yaratanı tanıyıp O’nun huzurunda hesap vereceğimize inanmamız, yani Allah ve ahiret inancımız izim bu dünyada daha ahlaklı, daha adaletli, daha merhametli olmamıza, özü-sözü bir dosdoğru insanlar olmamıza yol açmalı değil mi?

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU EK 09 Aralık 2019 22:09
19.32. 600 karakterle bu kadar olur... Sıradan cemaat liderlerini kastetmedim. Bilakis. Her millet ve mezhepten Yetkin Âlimlerden oluşan bir Komisyonca verilen fetvaların daha âdil ve isabetli olacağını düşündüm. Türkiye ve dünyada kabul gören âlimler. Yani, hiçbir millet ve zihniyet tarafını tutmasın, dedim. Sadece İslam'ı esas alsın... Ben de bu kadar tepkiye mana verememiştim. Uyardığınız için teşekkür ederim... Vesselam.
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 22:05
TAha bey eğrisi doğrusu karar tv’de olsa olmaz mı. Uzun uzun köşenizde sıkılıyoruz. Bir de ortak akıla çıkmıyor musunuz artık.
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 23:03
0
Burda okuyabildigine sukret azizim.Sizin şehir üni. ilgili durumlardan haberin yok sanırım. ..
remzi d. 09 Aralık 2019 21:52
birbirimizi anlamaya daha çok ihtiyacımız olduğu bu günlerde ,farklı pencerelerden de güzellikleri görebilmenin mümkün olduğunu unutmamak adına kaliteli bir söyleşi ....teşekkür ederim.
İbrahim Erdoğan 09 Aralık 2019 21:03
Değerli hocam, kaliteli insan Prof. Dr. Ali Bardakoğluna saygı ve selamlarımı yolluyorum... Teşekkürler Sayın Akyol...
Vatandaş yurtsever 09 Aralık 2019 20:43
Sn Bardakoğlu islam çoğrafyasında bilgisiyle, düşüncesiyle ,felefesiyle kuran'ın ve hz Resul'un hedefini en iyi şekilde anlayan ve açıklayan taktire şayan bilge alimlerindendir.Asrı saadet döneminde bir ayet indiğinde sahabeler o ayeti hayatlarında tatbik edene kadar diğer ayeti ezberleyip yorumlamaya geçmiyorlardı.23 yılda nazil olan kuranı ve sünneti bizler 1-2 yıl lık sürede anlayıp tatbik etmeye çalışıyoruz. İslam çoğraqfyası genişleyince hac vesilesiyle alimler ve müslümanlar muamelattaki bahsedilen zenginliği fark edip farklılığı ayrışyırıcı olarak görmemişler.
Vatandaş yurtsever 09 Aralık 2019 20:43
Hz .mevlana zamanında Konya'ya farklı çoğrafyadan gelen müslümanlar namaz kılarken yerli halk tarafından hışıma uğrarlar. Gürültü ,patırtıya Celaledin rumi gelir olayı anlamaya çalışır. Yerli halk cevaben bunlar başka şekil namaz kılıp din icad etmeye çalışıyor cevabını alır.Hz mevlana horasanı ,kumu, şamı bağdat,ı hicazı, yemeni gördüğü için bu olayı yadırgamaz. Sizler dışa kabuğa bakıp içi çekirdeği göremiyorsunuz diye ikaz edip bunların normal olduğunu o zaman söylemiştir. İslamiyeti sadece kendi tarikat ve şeyhinden öğrenen insana 1-2 yılda bunları anlatmak mümkün değildir.
Ünal Kalender 09 Aralık 2019 19:56
Cami ye Allah ın evi diyorlar cami Allah ın evi değildir cami ibadethanedir sen ben kimizde Allah a ev yaptırıyoruz . Falanca adam Allah dost diyorlar sen ben nereden biliyoruz o adamın Allah ın dostu olduğunu belki de Allah o adamı hiç sevmiyor . Bu dünyayı sevmeyeceksin diyorlar usulü dairesinde bu dünyanın nimetlerinden istifade edeceksin zaten ölüm saati geldi mi Allah senin sevip sevmediğine bakmaz. Bunların hepsi Allah a şirk koşmaktır.. Daha çok saymakla bitmez
Vatandaş yurtsever 09 Aralık 2019 22:26
0
Beyt arapça ev demektir . Kuranda el beyt olarak gectiği ayetler vardır. El takısı arapça ve ibranicede aidiyet, kişye özel kuranda el ALLAH'ait olan demektir.Beytullah(ALLAH'ın evi) ise bir tabir olup sadece ALLAH' ibadet edilen ev (yer) anlamına gelir. Camiler ise kabenin yani beytullahın şubesi olduğu için cami ALLAH'ın evi tabiri ,benzetmesi ALLAH'için ibadet yapılan yer ev olarak düşünmemiz gerekir
Kamil Dönmez 09 Aralık 2019 19:31
Bakara makara diye kutsal kitabımızla alay eden siyasetçiler oldu . Peygamberlerinde diploması yoktu diyen siyasetçiler oldu halbuki Kuran ın her sayfasında Peygamberlerin isimleri geçiyor senin benim beşyüz diplomamız olsa tövbe haşa Kuran da ismimizi geçirebilirmiyiz bunlara hiç kimse bir şey demedi..
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 18:38
Her cemaat bizim yol doğru deyip digerkerini dislarsa Islâmın özünden sapma baslamis demektir.
e.k 09 Aralık 2019 18:30
Sn hocamızın goruslerını saygıyla karsılıyoruz. Sn Akyol a bunları kosesıne tasıdıgı ıcın tesekur edıyoruz.
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 18:18
Şüphesiz ve değişmemiş olan Kuran'dır. Sünnet diye anlatılanlar, Kuran kadar kesin doğruluk taşımaz. En güvenilen hadislerin yazarı Buhari, sevgili Peygamberimizin vefatından 200 yıl sonra yaşayan bir hadisçi. 16 yıl gezmiş, yaklaşık 600 bin hadis dinlemiş ve uygun gördüğü 7397 hadisi kaleme almış.
Mehmet Yılmaz 09 Aralık 2019 18:01
Gavur dediğimiz insanlar Hollandada Phılıps marka elektronik ev aletleri üretiyorlar ve bunları dünya ya yayıyorlar hangisi ihtiyacınsa alıyorsun içinde el kadar bir kağıt çıkıyor garanti belgesi ve servisinin adresi arızalı çıkarsa şu adrese git diyor aldığımız şey 100 Tl lik bir şey gavur dediğimiz insanlar böyle yapıyor Beş tane oda kapısı yaptırdım bazı eksikleri var ustalar aylar oldu yıllar oldu geleceğiz dediler gelmediler şimdi ben ne yapayım kime şikayet edeyim her gün kahroluyorum . Ben ölecekmişimde öteki dünyada hakkımı alacakmışım insan çok üzülüyor..
timur 09 Aralık 2019 21:32
0
mehmet yılmaz duruma bakarsa yurt dışındasınız hollandada yaşamış bir gurbetçisiniz ,Anı zamandada türkiyede bulunan evin kapılarını değiştirmiş yada yeni evinize kapı almışsınız, kapılar hasarlı çıkmış hakkınız arıyorsunuz alamıyor ve gelipte tamir edemiyorlar. şimdi sıkı dur ne diyeceğim avrupada her şeyin garantisi var avrupayı türkiye geldinmi unut. Tc ülkemiz afrika orta doğuya yakın, türkiyede bir iş yapmadan bitirmeden beş kuruş bile peşin verme, peşin iş yapma işin yarım kalır bitirmezler gelmezler gitti gider. işi yapmadan böyle şöyle diye şart koş sonra gerekirse kontrat ya
Din ticareti yaptilar,din sömürüsü yaptilar.toplumun ahlak degerleri giderek bozuldu,cürüdü ve yok olmaya yöneldi.Haksizlik ve zulüm artti.Toplum ruh sagligini ve utanma duygusunu iyice kaybetti. Saygi ve sevgi kalmadi,toplum umudunu da kaybetti.Türkiye'nin güncel ve aci gercekleri.Ne derler "ne ekersen,onu bicersin'AKP'nin eseri bunlar..
Mehmet Yılmaz 09 Aralık 2019 16:06
İşte Fetullah Gülen dünya ya örnek oldu . Ordumuza kurulan kumpaslar ne ad altında kuruldu.. Yeşil kuşak projesi,ılımlı islam siyasal islam biz bunlar da yokuz.. Dünya kadar Amerika ya bağlı tesirci var bunlar dinden ellerini çekerlerse biz öyle varız..
KARAR OKURU EK 09 Aralık 2019 14:20
Allah'ın Dinine uymakla görevli bir DİB Başkanı, Atatürk ilkelerine uyacağına yemin etmişse, Dînî fetva veremez. Yani, Devlete aykırı fetva veremez. Nitekim laiklik, Başkan Rıfat Börekçi zamanında kabul edilmiştir. Aslında, İslam ülkelerinde durum aynıdır. Şehzadelerden Alevilerin katline kadar. Şeriat isteyen Şeyh Saidden, Kürtçenin yasaklanmasına, Ermenilerin tehcirine kadar... Çare nedir ? Ülkelerdeki her millet ve mezhepten yetkin âlimler, Kur'an ve sünnete uygun olarak fetva vermeleri gerekir. Adaletsizlik olmaz. Bütün halkların hakları da böyle verilse, problemler çözülür. Vesselam.
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 19:32
0
Şimdi o fetva verenlerden çokça var. Bazılarının kapısında maaile sıraya giren burada kendilerine yapılanları nakletmeye bile ne aile terbiyemiz ne de hukukçuluğumuz elverir. Mahkeme zabıtlarından veya kitaplardan okuyabilir, köşe yazılarında görebilirsiniz. Suistimal edilen kişiler bizim insanlarımız, başka gezegenden değil.
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 14:15
Konu dışı bir şey : Gül, Babacan ve Davutoğlu, bu ay içinde kuracakları partinin tabelalarını asacaklar. Erdoğan, ellerinden tutup Cumhurbaşkanı ve Başbakan koltuklarına oturttuğu isimlerin kendisine ihanet ettiğini düşündüğü için giderek sertleşecek. Hürriyet yazarı gerçekten döktürmüş,ayıp ayıp.
Takipci 09 Aralık 2019 12:41
Ulkemizde, hicbir Katma Deger yaratmadan, Din uzerinden gecimini saglayan buyuk bir kesim var, isimiz zor vesselam.
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 12:29
..cilik ..culuk yapmadan, deve kuşu gibi başımızı kuma gömmeden, at gözlüğü takmadan, ulemaya (ehliyetli olanlara) kulak kesilerek yolumuza devam edeceğiz vesselam.
Karar okuru 09 Aralık 2019 12:28
A kalite örnekler çok,kibirden,menfaatinden,cahilliğinden,alimliğinden uyan az.İnsana insan gibi,inanca eşit,ahlaka,adalete,tarafsızlığa,seffaflığa tam uyum ve takip belki aradaki makası azaltır.İyilikleri çoğaltıp ,kötülükleri azaltmalıyız.
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 12:11
Başkasının hakkhına göz dikmeyeceksin. Bunu anlamak için vahiy ve elçiye bile gerek yok. Hakkın olmayanı almayacaksın. Sana yapılmasını istemediğin şeyi, sende başkasına reva görmeyeceksin. Niyet iyi olursa, en cahil insan bile bu idrak eder. Kalplerimizi temizleyelim. Her şeyden önce kalbimizi ele geçiren nefis ve şeytanı oradan kovup, kalbimizdeki tahtın hakiki sahibi olan Rabb'imizin aşkını ve Allah sevgisini oraya nakşedelim. Kalplerin hakiki sahibi Allah'tır. Mel'un hırsız nefis ve şeytandan kalbimizi geri alıp hakiki sahibine verelim. Göreceksiniz hiçbir meselemiz kalmayacak.Samimiyet!
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 12:03
Niçin işi sürekli yokuşa süreriz bilmem ki? Bu tesbitim muhafazakâr olarak bilinen kesim içinde geçerli, diğer taraf içinde geçerlidir. Allah akıl ve fikir vermiş, vicdan vermiş, duygular vermiş. Doğruyu ve yanlışı anlayabilecek daha birçok şey vermiş. Mesele irademizi doğru ve haklıdan yana kullanmak. Sadece bu kadar. Ayrıca Rabb'miz elçileriyle doğrunun ve yanlışın ne olduğunuda bildirmiş. Velev ki vahiy ve vahiy elçileri olmasa idi, adam öldürmenin, hırsızlık yapmanın ve daha birçok yanlışların bütün insanlarca kabul edilmiş ortak değerler olduğunu biliyoruz. Başkasının hakkına göz dikme.
Hakkı 09 Aralık 2019 11:32
Ahireti önceleyip dünyadan kopuk yaşamanızın bedelini yeni nesillerin sizden kopmasıyla ödeyeceksiniz. Sorumluluklarınızı yerine getirmediğiniz için Allah sizi lanetledi fakat daha farkında değilsiniz. Kısa süre sonra panikle kendini din uleması sananlar bir araya gelip çözüm aramaya çalışacak ama iş işten geçti. Ateşiniz bol olsun.
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 12:52
2
11.32, Bu ülkede, ahireti öncelemiyenler Ay'a mı gitti.
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 16:32
0
11:32 Kardeş bu klişe lafları bırakalım artık. Bu ülkede pozitif anlamda ne olmuşsa laik ve seküler insanlar tarafından olmuştur.Dindarlar önce laik sekulerleri belli konularda elestirir; daha sonra kendileri onu taklit eder.Ornegin açık büfe, herşey dahil tatiller vs...Diger yandan bir Orhan Pamuk veya Aziz Sancar hangi kesimden çıktı. ..vs, vs...boş işler soylediginiz..
2-Meselâ Hz Hüseyin ve onun izinden giden Şia'nın devlet ricalinin yaptigi yanlislari elestirmesini hakli buluyor ama bugünkü hükümetin yanlışlarının kaçını eleştirmiştir? Ayrıca tasavvuf ve batinilik konusunun daha fazla aciklanmaya ihtiyacı var. Velayet, imamet, mehdilik ve kıyametle ilgili hadisler konusundaki görüşleri net değil gibi geldi bana.Bu ve benzer çağdaş bilimsel mantık ve anlayış ve akılla izah edilemeyen konularda açıklamaları ve düşünceleri yetersiz. Ama Islâm dünyasının uyanmasi ve uygulanacak metot hakkında güzel bir başlangıç yapmış. Yine de eline saglik. Size de teşekkür.
1-Ben de bu hafta bu kitabı okudum.Genelde yazarın görüşlerine katiliyorum.Ancak is icraata geldi mi bir sey yok. Iyi bir metodoloji oneriyor. Ancak çelişkili fikirleri de yok degil.Hem cemaat ve tarikatleri elestiriyor hem de çok seslilikten bahsediyor. Islamin kaynaklarini da 4 ten 2 ye indiriyor.Bu konuda selefilerle ayni görüşte.Bir de görüşlerini makamda iken niçin uygulamadin diye bir soru kendisine sorulabilir.İslami ilimlerin ve akimlarin gelişim surecini iyi analiz etmiş.Ancak her akimin haklı bulduğu görüşlerini niçin uygulamadigi veya en azindan savunmadigi konusunda eleştirilebilir
Karar Okuru 09 Aralık 2019 11:08
Islam kadina hak ettigi estligi ve ozgurlugu vermedikce dunyaya soyleyecek bir sozu olamaz.
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 16:24
0
Islam demiyelim; müslümanlar dersek daha doğru olur kardeş. ..
Karar Okuru 09 Aralık 2019 11:04
Onbes yuzyildir anlasilamayan bir sey bu vakitten sonra anlasilsa ne olur. Tarih olmus bir kere.
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 11:04
Müslüman hayatını İslam'a göre düzenlemelidir. Ölçü İslam'dır. Zamanın ve coğrafyanın değişmesi ölçü değildir. Medine'de hurma, Rize'de çay yetişir. 1400 sene önce kılıç, kalkan, ok, yay kullanılırdı şimdi başka silahlar kullanılır. Ama ne amaçla kullanılacağı değişmez.
Hermes 09 Aralık 2019 10:50
Ibn-i Arabi, Fütuhat-ı Mekkiye'de diyor ki: "Onların aralarında görüş ayrılığının ortaya çıkması Allah'a aittir. İlahi isimler, özellikle de zıt anlamlı olanlar, görüş ayrılığının nedenidir. O halde alemde ortaya çıkan görüş ayrılıkları hakkında verilecek hüküm; onların, görüş ayrılığına düşenlerin suretinde kendini gösteren Allah'ın hükmü olduğudur". O halde bu gün, farklı görüşte olanları fitne ve hainlikle suçlayan iktidar partisi mensupları esas sapkın yolda olanlardır, Allah'ın hükmüne karşı gelmektedirler ve kendilerini derhal düzeltmeleri gerekmektedir.
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 11:07
1
İslama göre mesela ateistlik görüş ayrılığı değildir. Onun bir adı vardır. Tanzimat ile bu adı söylemek yasaklanmıştı.
Özay İbrahimbaş 09 Aralık 2019 10:26
Sizler 1500 yıldır hala daha İslamı anlamak için boğuşur ve ter dökerken, elin gavuru (!) "Göğün yedinci katını" da çoktan aştı, Mars'a gitti. Hele bir bin yıl daha geçsin, belki bir metre yol kadedersiniz islamı daha iyi anlamak için...
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 11:10
10
İslamı anlamaya çalışmak gelişmeye mani değildir. Eğer öyle olsaydı, İslamı anlamayan herkes Marsa giderdi.
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 21:53
0
Ateistlerimiz marsta geziyor, yeter. İslamı anlamak isteyenler de bu dünyada kalsın.
FD 09 Aralık 2019 10:03
Aklı başında, biatçı ve dogmacı anlayıştan uzak herkes için bu değerlendirmeler bir manifesto olmuş, defaatle okunmalı
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 09:15
Sayın yazar bence dinden ziyade vicdan karakter ve eğitim önemli
Karar Okuru 09 Aralık 2019 11:10
1
Guzel yorumunuza katiliyorum.Durust ve vicdanli olmak icin dindar olmak sart degil. Insan, icinde insan olmanin onurunu tasimali.
evin 09 Aralık 2019 08:34
islamın çok ciddi bir reforma ihtiyacı var ama korkak din adamları hala top çeviriyor...
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 21:36
0
Belkide çapları o kadar
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 07:49
Hakikaten ciddi bir analiz olmuş. Allah sizlerden razı olsun. Kaleminize, gönlünüze sağlık ve afiyet. Selametle
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 06:32
İslam adalet demek huzur demek eşitlik demek ... ne adalet var ne de huzur . Dinin de zaman için de güncel olması gerek
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 06:29
Tarikatlar cemaatler şeyhler imamlar ... neredeyse her yerde farklı bir islam anlayışı karşımıza çıkıyor...bunlar islamı değil yaşamak yaşatmak altını oydular..
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 06:26
islam'in anlasilmayacak bir yani yok, Sayin yazar. Kuran'i, Hadis'i okuyan lise mevzunu her insan islam'i anlar. Kuantum fizik degil bu. Kuran yaman celiskilerle dolu bir kitap. Kuran'da yazili iyi ogutler de var, kotuluk yapmaya elverisli ogutler de. iyi ogutler orijinal fikirler degil. ibrahimi dinler ortaya cikmadan binlerce sene once, insanlar toplum olarak yasamaya basladiklari donemlerden beri cinayetin, hirsizligin, yalanin, sahtekarligin, zulmun, vs kotu seyler oldugunun bilincindeydiler. islam'in guncellesmesi lazim. Bu da sorgulamakla, elestirmekle olur. Bu kadar basit.
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 03:34
Erdoğan’ın ‘dolandırıcılık’ suçlamasına karşı hodri meydan: TBMM’de komisyonlar kurulsun, hepimizin mal varlığını araştırsın!
23 09 Aralık 2019 03:17
İslamı anlamaktan yorulmadiniz mi Uygulamaya gecmicekmisiniz Ey muslumanlar.......
Hasan Akseki 09 Aralık 2019 02:58
İslam'ı anlamak neden bu kadar zor olsun ki? İslam'ın temel kaynağı Kur'an. Açar okursun. Olmadı bir kez daha okursun olur biter. Sünnet, hadis, fıkıh, tefsir Kur'an'a aykırı olmayacağına göre ortada sorun olmaması lazım. Muhafazakar aydın ve entelektüeller Müslümanların İslam'ı nedense yanlış veya eksik anladığını düşünüyorlar. Kim bilir belki de selefi gruplar da, Taliban da, İŞİD de İslam'ı doğru anlıyor, fakat muhafazakar aydınlar yanlış anlıyordur. Olamaz mı?
Ondan 09 Aralık 2019 02:29
Mehmet Gormez neden degil de Ali Bardakoglu? Gormez hoca sizin istediginiz gibi konusmazdi da ondan degil mi?
İsmail Özcan 09 Aralık 2019 09:54
0
Şu yorumunuz bile yazarı destekliyor aslında. Zımnen diyorsunuz ki görmez ile bardakoğlunun islam yorumu ve anlayışı farklı. Yazının konusu da tam bu aslında.
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 21:28
1
Tam adamına sormuşsunuz! İstediğinin ne olduğu konusunda fikriniz ne? Keşke aynı soruları ona da sorsa bir din adamının milyarlık mercedese binmeye neden ihtiyacı olduğu sorusunu da ekleyiverse mükemmel olurdu.
musto 09 Aralık 2019 01:48
Cenabı Allah da anlaşılan aynı yerde durmuyor yarattığı kullarının davranışına göre ilahi yasalar koyuyor.Daha önce gönderdiği bazı peygamber ve kitaplarda domuz eti yemek ve şarap vd yasaklanmamış,birinde sana bir tokat atana öbür yanağını dön diğerinde cihat yap diyor.Çelişkiler yumağı anlaşılan dini bütün müslüman diyerek seçtiklerimiz de bunların farkındalar'ki 100 binlerce senedir yaşayıp giden iyi ve kötü amel ile yaşayan insanlardan bu güne kadar gittikleri yerden bir haber gelmemiş.
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 13:02
4
01.48, Sen gidince haber yollarsın.
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 21:20
0
Bizim memlekette yasa yapma işi yaz-boz tahtası. İktidarına ve adamına göre kanun yapılır. İnsanımızın elinden gelen bu kadar. Yasal müeyyideden çekinen, insanlıktan utanan, vicdanına hesap verenler çok fazla kalmadı. İyi ki gittikleri yerden bir haber gelmemiş. Bir de gelseydi ne olurdu?
KARAR OKURU 09 Aralık 2019 00:53
Bazı yazıları okurken yazı bitmesin diye yarım bırakırım. Ta ki tadı damakta (zihinde) kalsın diye. Bu yazı da röportaj da böyle oldu. İnşaallah devamı vardır diye hemen yazının sonuna baktım. Üzüldüm. Elinize sağlık. Topluma aktarılması gereken birikim. devamı dileğiyle.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN