Back To Top
“Müslümanlara yeni bir medeniyet bilinci lazım”

“Müslümanlara yeni bir medeniyet bilinci lazım”

 - Son Güncelleme: 19.08.2019 Pazartesi 12:02
- A +

Prof. Bekir Karlığa İslam ve Batı tarihlerindeki bilim ve medeniyet hareketleri üzerine yirmi yıl süreyle Batı kütüphanelerinde araştırmalar yaptı. İlahiyatçı Karlığa, Arapça eserleri orijinallerinden inceledi. Düne ve bugüne ilişkin sorularımızı cevapladı.

Hocam kitaplarınızda, Müslümanların eski Pers, Yunan, Hind medeniyetlerinin varisi olduklarını, İslam’ın hikmet anlayışıyla bunları özümseyip geliştirerek büyük bir medeniyet kurduklarını anlatıyorsunuz. Sonra geri kaldılar, kendi medeniyetlerini bile unuttular. Bugün dünyanın en sorunlu toplumları. Sebep taassupsa taassubun sebebi ne?

Her medeniyetin başına gelenler İslam medeniyetinin de başına geldi. Daha çok kendi iç sorunlarına odaklanarak, dışa bakamadılar. Bir süre sonra bu durum içe kapanmaya, bu da toplu bir tıkanmaya yol açtı, medeniyet krizine dönüştü. Bugünkü içler acısı durumu hazırlayan sebepler oluştu.  Bu durum bir bilinç kaybı halidir. Bu badireden ancak yeni bir medeniyet bilinci geliştirerek kurtulabiliriz.

Medeniyet bilincini yitirmeye varan sebepler, 13. Yüzyılda başlayıp 18. Yüzyılda zirveye tırmanan uzun tarihi sürecin eseridir. Sorun taassubun ortaya çıkmasında değil, binlerce yıldır medeniyet üreten bu topraklarda taassubun bu kadar zaman devam edip gelmesini sağlayan etkenlerin neden bir türlü ortadan kaldırılamamış olmasındadır.

BATI AYDINLANMASI VE İSLAM

  Sizin İslam Düşüncesinin Batı Düşüncesine Etkileri kitabınızda, Gazali’ye karşı İbn Rüşd’ün felsefeyi savunan Tehafüt’üt-Tehafüt adlı eserinin 17. Yüzyıl Avrupa’sında 12 defa matbaada basılıp yayıldığını, Osmanlı kütüphanelerinde ise sadece 4 tane el yazması bulunduğunu yazıyorsunuz. Bu tabloyu nasıl okuyalım?

Bu tespit, İslam dünyasındaki zihin tıkanıklığının nasıl başladığını ve zamanla hangi noktaya geldiğini çok açık ve net olarak ortaya koymaktadır. Batı dünyası, 13. Yüzyıldan itibaren İslam düşüncesinin temel kaynakları Batı dillerine çevrildikten ve başta Kindi, Farabi, İbn Sina, İbn Rüşd ve İmam Gazzali gibi İslam düşünürleri Batı içine düştüğü dogmatik ve skolastik uykusundan dünyasında tanındıktan sonra uyanmış ve Rönesans’a doğru hızla yol almaya başlamıştır.

İslam Düşüncesinin Batı Düşüncesine Etkileri ve Batı’yı Aydınlatan İslam Düşünürü İbn Rüşd isimli araştırmalarımda ben özellikle bu konu üzerinde yoğunlaşmaya çalıştım. 20 yılı aşkın bir süre muhtelif Batı kütüphanelerinde yaptığım araştırmalarda ana kaynaklara inerek İslam medeniyetinin hemen hemen her alanda zirvede olduğu dönemde neredeyse tamamen yerlerde sürünen Batı dünyasının içine düştüğü bu durumdan nasıl çıktığını tespit etmek istedim.

Geçen yüz yılın başlarından beri Batı’da İslam bilim tarihi konusunda oldukça zengin bir literatür oluşmuşsa da İslam düşüncesi alanındaki çalışmalar hem geç başlamış hem de çok cılız kalmıştır.     

İBN RÜŞD’Ü UNUTMAK

  İbn Rüşd’ü bizde medrese dışlıyor, Orta Çağ Avrupa’nda kilise yasaklıyor? Bu benzerlik nedir, İbn Rüşd neyin simgesi?

İran’da İbn Rüşd’ün özel olarak dışlandığını söyleyebiliriz. Doğu ve Batı İslam dünyası, yani Sünni dünyası ise İbn Rüşd’ü dışlamıyor ama Fatih devrindeki kısa bir tartışma süreci hariç, onunla hemen hemen hiç ilgilenmiyor. Hatta 19. yüz yılın sonunda Batılılar tarafından yeniden ele alınmaya başlanıncaya kadar neredeyse tamamen unutuveriyor.

Bunun önemli bir nedeni var: Doğu İslam dünyasını toptan istila eden Moğollar, İslam medeniyetini temelden yıkmakla kalmadılar,  bir süre sonra Müslüman oldular ve İslam düşünce ve bilimini yeniden yapılandırarak İslam medeniyetine de yeni bir rota çizmeye çalıştılar. İlhanlılar döneminde yaygınlaşan bu yeni bilim ve düşünce modeli, mantık, fizik ve metafizikten oluşan Aristo bilim ve felsefesinin yeniden şekillendirilerek İslam ilahiyatı ile uzlaştırılan İbn Sina, Gazzali, Fahreddin Razi felsefe ve Kelamı ile Sühreverdi ve Muhyiddin İbnü’l-Arabi teosofisinden oluşuyordu.

Kısa zamanda bu model, İran ve Azerbaycan medreselerinden Anadolu Selçuklu, Memlüklü, Osmanlı, Timurlu ve Safevi medreselerine geçerek bütün Doğu İslam dünyasına hakim oldu. Yirminci yüzyılın başlarına kadar da bu model devam edip geldi. Bu modelde İbn Rüşd’e hemen hemen hiç yer yoktu. Muhtemelen bundan dolayı İbn Rüşd bizim dünyamızda unutuldu.

İslam dünyasının Batı kesimine ve Kuzey Afrika’ya gelince, Endülüs’ün İspanyollar tarafından zaptı (Reconquista) ve Haçlı seferlerinin ağır baskısı nedeniyle ölüm-kalım derdine düştü ve İbn Rüşd’ü hatırlamaya vakit bulamadı. İki asır sonra kendine gelmeye başladığında ise artık Doğu İslam dünyasına hakim olan modele alternatif oluşturacak gücü yoktu. Hakim modeli eleştiren İbn Haldun bile İbn Rüşd ile ilgilenmedi. Ünlü Mukaddime’sinde, sihir, büyü ve falcılık konusunda eser yazan Afrikalı bilim adamlarına sayfalar ayıran İbn Haldun, İbn Rüşd felsefesine bigane kaldı, hatta karşı gibi durdu.   

Batı dünyasına gelince, On üçüncü yüzyılın ortalarında Katolik Kilisesi ile büyük bir mücadeleye girişen İmparator İkinci Frederick, önce İbn Rüşd’ün eserlerini Latinceye tercüme ettirdi, sonra bu eserlerin Bolonya, Padoa, Sorbonne ve Oxford Üniversitelerine aktarılıp okunmasını sağladı.

Böylece Batı üniversitelerine giren İbn Rüşd, kısa zamanda liberal ve laik aydınlar tarafından benimsenerek yaygın bir düşünce akımı haline dönüştü. İbn Rüştçüler (Averroist) olarak bilinen bu akımın mensupları Katolik Kilisesi’nin doğmalarına karşı büyük bir mücadele vererek Engizisyon mahkemeleri tarafından meydanlarda ateşlere atılarak yakıldılar. İbn Rüşd’ün temel tezleri Rönesans’ın, Modern düşüncenin ve Aydınlanma felsefesinin ortaya çıkmasında da etkili oldu.

FELSEFE GEREKLİ Mİ?

  İslam’da felsefe kurumlaşmadı diye yazıyorsunuz. Bu ne demek? Felsefe lazım mı?

Varlığı bir bütün halinde algılayıp yorumlamanın en önemli araçlarından birisi olan felsefe, elbette ki önemli ve lüzumludur.  Çünkü felsefe bize doğru, sağlıklı, tutarlı ve yeterli düşünmenin yolunu ve yöntemini gösterir. Muhataplarını doğru bilgiler ve tutarlı fikirler ile besleyip tatmin edemeyen düşünce ve inanç sistemleri kalıcı ve uzun ömürlü çözümler üretemezler.

İslam evrensel bir din, amacı da bütün insanları dünya ve ahirette mutlu etmek olduğundan, felsefenin yol ve yöntemlerini kullanması kadar tabii bir şey olmazdı. Bu nedenle daha ilk yüz yıldan itibaren Müslümanlar felsefe ile yakından ilgilenmişler ve antik düşünceye dair bütün eserleri Arapçaya tercüme ederek İslam düşüncesi adını verdiğimiz yeryüzünün en canlı düşünce sistemlerinden birisini kurmuşlar ve buna bağlı olarak İslam medeniyeti oluşup gelişmiştir.

Yukarda kısaca temas ettiğimiz etkenler sonucu zamanla İslam düşüncesi canlılığını yitirmiş ve böylece İslam medeniyeti bir tıkanma ve durgunluk dönemine girmiştir.

ABDÜLHAMİT’LE NEDEN ANLAŞAMADI?

Kitabınızda Tunus Hayreddin Paşa’nın 19. Yüzyılda en büyük İslam düşünürü olduğunu yazıyorsunuz. Abdülhamid çağırdı, kendisini Sadrazam yaptı, Tunuslu reform layihaları verdi ama anlaşamadılar. İkisi de İslamcı, nelerde anlaşamadılar?

19. Yüzyılda genel olarak İslam dünyasında, özel olarak da Osmanlı’da devlet mekanizmasında üst görevlerde bulunan aynı zamanda entelektüel düzeyleri zamanlarına göre çok ileri düzeyde olan üç paşadan birisi Tunuslu Hayrettin Paşa’dır. Diğer ikisi ise Ahmet Cevdet Paşa ve Sait Halim Paşa’dır.

Batı’yı çok yakından tanıyan Hayrettin Paşa, Avrupa emperyalizminin hedeflerini çok önceden fark etmiş ve Müslüman aydınları, devlet adamlarını, özellikle de medrese ulemasını uyarmış ve acil tedbirler alınması gerektiğini yazdığı eserleri ve yaptığı uygulamaları ile ortaya koymuştur.

Tunuslu Şeyh Zafir aracılığı ile bundan haberdar olan Sultan Abdülhamid, onu İstanbul’a getirterek İstanbul’u ve Osmanlı imparatorluğunu çok yakından tanımamasına rağmen Sadr-ı A’zamlık makamına getirmiştir. Fakat uygulama ve çözümler konusunda Padişahın otokratik yaklaşımıyla uyum sağlayamayarak kısa zamanda ayrılmak zorunda kalmıştır.

Sultan Abdülhamid şüphesiz ki son yüz yılların en önemli padişahlarından birisidir. Onun en başta gelen amacı imparatorluğun devamını sağlamak olduğundan ister istemez otoriter davranmak gereğini duymuş ve bu nedenle de Paşa’nın çok önemli ve köklü çözüm önerilerine sıcak bakmamıştır.

Pek çok konuda ileri adımlar atmış olan Sultan Hamit kuşkularından kurtulsaydı da Paşa’nın önerilerini dikkate alsaydı belki de imparatorluğun akibeti biraz daha farklı olabilirdi.  Ben, Paşa’nın daha çok Batı’yı yakından ve içinden tanıyan, Pratikten gelen ve başarılı uygulamalara imza atan, İslam dünyasının geleceği ile ilgili çözümler üretebilen, ıslahatçı devlet adamı yönüyle ilgilendim.

‘DAHA ÇOK ÖZGÜRLÜK’

Bugün Müslümanların zihni bir aydınlanma için en çok nelere ihtiyacı var?

Bugün İslam dünyası her zamankinden daha fazla köklü bir zihniyet değişimine ve kapsamlı bir aydınlanmaya muhtaç. Uzun lafa gerek yok, bugün her konuda daha çok çalışmak, daha çok bilgi elde etmek, daha çok şeffaflık, daha çok özgürlük, daha çok istişare ve daha çok demokrasi. Belki içine düştüğümüz durumun farkına varmamıza sebep olur ve yeni bir medeniyet bilinci oluşturarak yeniden dirilişin kapılarını aralamamızı sağlar.

PROF. BEKİR KARLIĞA KİMDİR?

İslam aydınlanmasını araştıran bilim adamı

Arapça, Fransızca ve İngilizce bilen ilahiyatçı, bilim tarihçisi Bekir Karlığa Batı’ya Doğru Akan Nehir Medeniyet belgeselinin müelleifidir.  Prof. Karlığa İslam Düşüncesinin Batı Düşüncesine Etkileri adlı eserinde Avrupa’da Rönesans ve rasyonel düşüncenin doğmasına büyük katkıda bulunan İslam filozof ve bilim adamlarını inceledi.

19-08/18/6-1566160204.jpg

Prof. Karlığa Batı’yı Aydınlatan İslam düşünürü İbd Rüşd kitabında, Batı Rönesans’ına etkilerini yazdı. İbni Rüşd’in vahiy-akıl sorunsalını ele alan Faslu’l Makal adlı eserini de ilk defa Türkçeye çevirerek yayınladı.

19-08/19/bekir-karliga-kimdir-h1479906354-7ea7f2.jpg
Prof. Bekir Karlığa

Prof. Karlığa Bir Medeniyet Düşünürü Farabi adlı eserinde Farabi’nin medeniyet görüşünü ve Batı’ya etkilerini anlattı.

Karlığa’nın Islahatçı Bir İslam Düşünürü Tunus’lu Hayrettin adlı eseri eseri modernleşme sorunlarımız bakımından bilhassa önemlidir.

19-08/18/7-1566160212.jpg

Neden bu üç isim? Prof. Karlığa şöyle diyor:

“Bugün artık eskisinden çok farklı bir dünyada yaşıyoruz. Günümüz insanının ihtiyaçlarına cevap verecek çözümler üretmek zorundayız. Bunu başarabilmek için geçmişin çözümlerini çok iyi bilmeli ve bunları doğru tahlil ederek yeni ve sağlıklı çözümler bulmalıyız.  Bu bilgin ve düşünürler bu konuda kapsamlı, tutarlı ve gerçekçi analizler yapıp köklü çözümler getirdikleri için, araştırmalarımı daha çok bu isimler çevresinde yoğunlaştırdığımı söyleyebilirim.”

"Varlığı bir bütün halinde algılayıp yorumlamanın en önemli araçlarından birisi olan felsefe, elbette ki önemli ve lüzumludur.  Çünkü felsefe bize doğru, sağlıklı, tutarlı ve yeterli düşünmenin yolunu ve yöntemini gösterir."

"Daha çok şeffaflık, daha çok özgürlük, daha çok istişare ve daha çok demokrasi. Belki içine düştüğümüz durumun farkına varmamıza sebep olur ve yeni bir medeniyet bilinci oluşturarak yeniden dirilişin kapılarını aralamamızı sağlar."

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 21 Ağustos 2019 22:58
Sayın okurlar 52 tane kendisini islam ülkesi formatında gören ülke var ve hiç biri ama hiç biri yaşadığımız bu evren de bir söz sahibi degil peki sorun ne diyen bir kaç cılız sesin dışında kimse yok.yahu sorun nerede niye istişare ve meşveret toplantıları yapılmaz daha ne kadar uyuyup uyutulacağız yeter artık yeter.
KARAR OKURU 20 Ağustos 2019 09:26
„ At izi it izine karışıp, dost ile düşman ayırt edilemediğinde, oklara bakınız, oklar kime çevrilmişse dost odur.”
KARAR OKURU 20 Ağustos 2019 06:53
Bekir Karlığa hocayı Tebrik ediyor, yeniden bir medeniyet anlayışının gelişmesini temenni ediyorum.
BySosyolog 19 Ağustos 2019 22:54
Sayın Akyol’u tebrik ederim. iyi iş çıkarmış.Yazar da konuyu içi dolu işlemiş.Tabi konu biraz idrak edebilme meselesi.Merak ettim, yrmları üşenmeden Okdm.İçi boş olmakla beraber kendi tarihsel bilgisini test etmeden yapılan yorumlar..yüzeysel. Konular birbirine karıştırılmış.Aydınlatıcı ve tamamlayıcı açıklamalar az.Din,kültür,felsefe ve medeniyet knsunda öğreneceğimiz daha çok şey var.Kolaycılıktan ve basitlikten uzak,derin fikirlere daha da tahammül etmeli ve ilgi duymalıyız.Bir sosylg olarak yazının Ufuk açıcı olduğu kanaatindeyim.Bu konulrn her platformda işlenmesi ve tartışılması gerekir.
Ali rıza 19 Ağustos 2019 21:23
Taha bey en az otuz yıldır sizi okuyan biri olarak inancım odur ki sorunun en iyi cevabını siz verirsiniz amma kenarda durup top çeviriyorsunuz , bir müslümanın müspet yani pozitif bilimlerle iştiğal etmesi şeran haramdır eğer müspet bilim yani fizik kimya matematik astronomi ilmi ile iştiğal ederse allahı sorğular zındık olur diyen binlerce hadis uyduran aklı ve akılcılığı red eden eşaariye ekolu deyilmi? Başta buhari gazali ibni teymiye hasan basri v,s deyilmi yani emevilerin islam yorumunu haşaHz,Muhammed’in dini diye yutturup kuraanı kerime paralel bir din bin beşyüz yıdır ümmeti uyuttular
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 20:36
Müslümanların medeniyeti ve bilinci apaçık bellidir. Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-ı Seniyye'dır. Diğer medeniyetler tek dışı kalmış canavarlardır. Günümüzde sözde medeni ülkelerin vahşet ve hukuksuzluklarını görüyoruz.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 18:36
Burada Sayın Akyol ve Sayın Karlığa’ya muhalefet ve hatta hakaret edenlere soru: Müslüman ülkelerin halinden memnun musunuz? Değilseniz çözüm önerileriniz var mı? Burada yazmak için kullandığınız cihazlardan hiç birinin teknolojisi Müslüman ülkelerden birine ait olan var mı? Yoksa sizce neden? Yoksa bu kadar soru size fazla mı geliyor?
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 20:47
0
Denilen tutarsız veya kısmen de olsa temelsiz ise (bana göre tabii), muhalefet etmek için müslüman olmak veya sorduğun soruların cevabını bilmek gerekmez bence. Ama her halükarda Sayın Karlığa'nın -kimbilir ne çabalarla- bilime yaptığı katkı için eli öpülesi bir insan olduğunu herkes kabul edecektir sanırım.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 18:32
Hocam elhamdülillah müslümanız.Memnununuzda . Ama bize medeniyet bilinci gerek hemde yenisinden derseniz bakın burda anlasamayiz. Yeni kelimesi bize absürt kaçar . Birde bilinç filan diyorsunuz o da ne demek ki . Çünkü bizler binlerce yılın kabuğu altında yüreği bir gaz lambası kadar kalmış , aldanmak korkusuyla sürekli birbirimizi aldatmış insanlarız. Erkeklik işareti olarak karılarını döven ,dünya gelişimine bir katkısı olmayan,hiç bir yeniliğe inanmayan,hayal güçleri kıt,mülk düşkünü ,zamanın derin ırmakları önünde şu geçirmeden duran kayalar gibi inatçı ve dikiz. Boşuna kendinizi yormayin.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 17:40
Şeffaflık, istişare, katılım, demokrasi vs, hepsi de Erdoğan 'ın hazzetmediği şeyler. Mevcut şartlarda diriliş mümkün görünmüyor.
Karar Okuru 19 Ağustos 2019 17:11
Korur beyefendi Karlığa ile olan konuşmasını ya eksik veya kendi yorumu ve anlayışı çerçevesinde köşeye aktarmış. Eğer İbn-i Rüşd'ü batıda liberaller ve laikler benimsemiş ve tercih etmişlerse İslam fikir dünyası onu unutması gayet yerinde ve normaldir. Korur İbn-i Rüşd üzerinden bize laik ve liberal bir medeniyet dünyası tavsiye ediyorsa bu tavsiyesi İslam dünyasında hiçbir zaman kabul görmez.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 16:05
Sorun, a) Batının son 500 yılda, askeri ve ekonomik güçle elde ettiği hükümranlığının verdiği küstahça bir üstünlük duygusu içinde, hristiyanlık dışı inanç sistemlerini ötekileştirerek herşeyi kendi penceresinden ve kendi ekseni etrafında dönerek görmeye başlamış olması. b) Bu batı tekeline ayran budalası hayranlığı ile ağzı açık teslim olan edilgen batı dışı sözde entellektüel unsurların kendi toplumlarını batıcı bir gözle görüp o gözle yargılamaya başlamaları.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 16:35
3
Cok yanlis bir yaklasim. Bu yapilana batinin yaptigi olarak bakmamak lazim, keske biz yapabilseydik, keske dogu yapabilseydi. Yapilana daha iyi adalet sistemi, daha iyi egitim, daha iyi kamu yonetimi olarak bakilirsa, bunun neresi kotu anlamiyorum.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 17:38
1
Sorun bu zihniyet!
Malik Bin Nebi 19 Ağustos 2019 22:07
1
@16:35 -- Evet, maalesef bizim bu İslamci ve dindarların körü körüne müzmin Batı karşıtlığını anlamak mümkün değil. Yıldiray OĞUR bir hafta önce “Süleymaniye’de bir Bayram Sabahı” başlıklı makalesivle aynı trajik meseleyi İzzetbegoviç'in feryat edercesine sözkonusu bu zavallı günümüz müslümanlarına yönelik acı gerçeklerle dolu eleştirilerini gündeme getirdi -- tıpkı bugün köşesinde Allah razı olası değerli hocamız Taha Akyol'un yaptığı gibi.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 15:44
İbn-i Rüşdü neden İslam dünyasında yer bulmadı? Cevabı kolay ama hoca söylemiyor, yada çekiniyor. İbn-i Rüşdü evrenin yaratılmış olduğuna, ruhun ölümsüz olduğuna karşı çıkıyor. Bence özünde ateist biri. Zaten Katolik kilisesi görüşlerine şiddetle karşı çıkıyor. Kendisi döneminin en büyük Aristocusu. Beş vakit namaz kılıp, hacca giden, kurban kesen biri değil bence. Olmasına da gerek yok. Özgür düşünce eninde sonunda dinlerin insan icadı olduğunu görür.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 17:41
2
İbn Rüşd de iki cümlede tamam. Kaldığımız yerden devam.
Hasan 19 Ağustos 2019 19:41
0
Kanımca mutezile hangi nedenlerle tutunmadıysa İbni Rüşt de o yüzden tutunmadı. Malum, aydın ve akıl eksenli düşünen alimler nabza göre şerbet vermedikleri için, daha doğru bir ifadeyle avamın sultasına teslim olmadıkları için karşıtları kadar düşünceleri yer bulamıştır. Nitekim karşıtları keskin kanıta dayandıkları için değil, iktidarların keskin kılıcına ve avamın o kılıçtan da daha keskin cehaletine dayanarak onlara her türlü zulmü reva gömüşlerdir. Katolik kilisesi İslam’a da karşıdır!?
Hasan 19 Ağustos 2019 19:58
0
Ayrıca İbni Rüşt maliki bir fakihtir ve üstelik kadılık yapmış bir Müslümandır ateist değil...Bir iki aykırı görüşünden dolayı bir Müslüman düşünür ateist oluyorsa o zaman övündüğümüz İslam düşünürlerinin büyük bir kesimi İslam dairesinin dışına çıkar. Sadece bir örnek: İbni Arabi’nin, “Cehennem ebedi mi? Azabın manası nededir? Mürid kimdir?” sorularına verdiği cevablara bir bakın. Ben söylemiyorum çünkü sevdiğim o büyük insanın da mazallah kafir veya ateist olarak damgalanmasını istemiyorum...
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 22:44
0
Hocam, ateist olmayı niye kötü bir şey olarak görüyorsunuz ki? Belki agnostiktir. Kültürel müslümandır belki.
Malik Bin Nebi 19 Ağustos 2019 22:47
0
15:44: evet, katolik kilisesi'nin o dönemde İbn Rüşd'e karşı olduğu açıkça biliniyor ... Fakat aynı kilisenin 16.yüzyıl'da -- yani Rönesans akımının doruğunda -- dönemin en ünlü ressamı Rafael'e bugün Vatikan'ın ana salonunu süsleyen meşhur "Atina Okulu" freskosunu yaptırdığını ... ve sözkonusu freskoda görülen Aristo, Sokrat, Oklid ve Diegones gibi bir çok Roma ve Grek bilim, tıp, matematikçi ve felsefeci dev adamı ile birlikte beyaz sarık ve yeşil hırkalı olarak İbn Rüşd'ün de boy gösterdiğini biliyormusunuz??
Hasan 19 Ağustos 2019 23:57
0
Özgür düşünce ve özgür bir ortam hakiki din için, çalışkan ve aklını çalıştıran dindarlar için bulunmaz bir fırsattır; çünkü ne kadar haklı düşünceleri varsa, ne kadar güzel faziletleri varsa tüm yönleriyle ortaya çıkar ve bütün insanlara ulaşır; sahte dinler için, tembel, beleşci dindarlar, din tacirleri için de gerçekten bir kabustur; çünkü bütün sahtelikleri tüm çıplaklığıyla ortaya çıkar ve artık insanları aldatmak kolay olmaz. Ne hakikatın kendisi ne de hakikatin hatrını her şeyden üstün tutanlar asla özgürlükten korkmazlar.
KARAR OKURU 20 Ağustos 2019 08:12
0
Malik Bin Nebi, işte aynı kendini batı gözü ile, batıcı bir aşağılık kompleksi içinde görenlerin kaçınılmaz tipik tepkisi. Mozart’ın “Saray’dan Kız Kaçırma” sında adı geçtiği için övünen kişiliksiz zavallılık. G.Amerikadan gaspedilen tonlarca kızılderili altını ile yapılan Vatikan’daki müsrifliği bilip görmeden, Papa’nın, ücretini o altınlardan verip ısmarlayarak yaptırdığı resimdeki sarıklıya mest olmak. Allah kimseyi bu tür bir haleti ruhiyeyi düşürmesin.
@08:12 --- Amin .....!!
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 15:07
Sayın Yazar, şimdi istenirse, batı dünyasından tarihte ve günümüzde olagelen insanlık dışı yüzlerce uygulama sayılabilir. Ne hikmetse bu en büyük zulüm ve en kanlı savaş ve kaliamların sorumlularının din ve kültürleri, bu cürümlerinden dolayı hiçbir şekilde eleştirilmezken, bizde tarih boyunca olagelen bütün olumsuzluklar dine malediliyor. Bu anlayışta bir sakatlık yok mu?
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 17:43
1
Bu okuğunu anlamyanlarla nasıl ilerleyeceğiz?
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 22:47
1
17:43, çok bilenler bir anlatıversinler de herkes anlasın. Ama anlatacak şeyi olmayanların yağ gibi yüzeye yayılmaları yeni birşey de değil...
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 14:59
Muhterem hocam:Şu anki İslâm dünyası islâmı yaşamıyor ki, faturayı İslâm'a keselim. Dindar ve takva sahibi zannettiklerimiz bile Avrupai hayat tarzı ile yaşıyor. Genel olarak öz değil, şekli bir İslâmi hayat söz konusu günümüzde. Hani siyasette meşhur bir söz var:"Fabrika ayarlarına dönelim." Müslüman olarak da İslâmın özünü yaşamak ve yaşatmak, müslüman olarak üzerimize vaciptir. Selâm ve dua ile.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 15:32
2
14:59 yani diyorsunki 56 İslam ülkesi İslamı yaşamıyor? Elle tutulur bir argümanın olmayınca işin kolayına kaçıyorsun gibi geliyor bana. Müslümandan terörist olmaz diyenler gibi.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 15:46
2
Daha ne yapsınlar. Her köşeye imam hatip, cami, kuran kursu. Hala islamı yaşayamıyoruz takıntısı
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 17:11
1
Bana bir tane islamı yaşamakta olan veya yaşamış bir devlet gösterebilecek var mı.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 17:46
1
Değerli kardeşim. Yazar faturayı İslam a kesmiş değil. Taasubun bu kadar uzun süre giderilemeyişine kesmiş.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 18:12
4
17.11, Osmanlı yıkılana kadar Müslümanlara ait bütün devletler İslam Devletidir. Bazı eblehler, İslam Devleti ile cenneti birbirine karıştırıyor. Bu dünyada Müslümanlar dahil olmak üzere her beşer hata yapacaktır. Asıl olan meşruiyetin Tanrıya ait olduğunu kabul etmektir. İslam Devleti meşruiyetin Tanrıya ait olduğunu kabul etmekten ibarettir. Bazı seküler beyinler devlet işlerinde Tanrıya saygı duymaktan rahatsız oldukları için İslam Devletini bir ütopya gibi sunmak isterler. Dünyada her sistemde kötü insanlar fenalık eder. Hiç bir sistem, kötü insanı yok edemez. Demokrasilerde de bir çok kö
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 14:48
Muhterem hocam:Akıl büyük bir nimet,ücreti ise onu fıtratına uygun ve Yaradanın izni dairesinde istimal etmektir. Hayatımızı aklımızın eline verip, sair duygu ve latifelerimizi devre dışı bırakırsak, dalâlete düçar oluruz. Ancak kalbimizi kumandan tayin edip akıl ve vicdanı ve sair duyguları imanlı kalbin eline verir isek hakikata vasıl oluruz. Bediüzzaman hazretlerinin güzel bir vecizesi var. "Eski hal muhal, ya yeni hal, ya izmihlal." Evet müslümanlara yeni bir medeniyet bilinci lâzım. Ama bunun referansı materyalist batı felsefesi değil, Kur'an ve Sünnet referans alınarak oluşturulmalıdır.
Hasan 19 Ağustos 2019 20:45
0
Muhterem Karar Okuru, dinin temel ilkelerini ne ile ispatlıyoruz? Mesela Allah’ın varlığını, nübüvvetin zaruretini ne ile kanıtlıyoruz? Akılla değil mi? Yani burada akla güveniyoruz. Peki dini bildiğimiz bir hüküm (mesela köleleğin cevazı gibi) aklın, fıtratın kesin hükmüyle çelişirse ne yapacağız? Hangisini diğerine tercih edeceğiz? Eğer dini hükmü tercih edersek o zaman aklı ve fıtratı geçirsiz ve dolaysıyla da dini ilkelerin temilini oymuş olmuyormuyoruz? Akıl temel tartıdır o bozulursa bütün tartılar bozulur...
Hasan 19 Ağustos 2019 22:50
0
İnsanın iki boyutu vardır; eğilim/duygu/irade/istek boyutu ve bir de biliş/şuur/ kavrayış/ görüş/akletme boyutu vardır. Birinci boyut arabanın motoru, lokomotif gücüdür. İkincisi de arabanın ışıklarıdır. Eğer motor öne ve ışıklar arkaya alınırsa her an kendimizi kuyunun dibinde bulabiliriz. İkinci boyutumuza güvenmezsek, itibarını yıkarsak onun üzerine kurduğumuz her şey yıkılır. Bir de tarihe bir bakalım: Delaletin nedeni akıl mı cehalet mi? İnsanların çoğu aklı çalıştırdıkları için mi delalete gitmişler yoksa tatil ettikleri için mi?
Felsefe bağımsız bağlantısız bir düşünce tarzı değil.Genel anlamda vahiy karşıtı kökleri olan olan bir düşünme tarzı.Vahiyle beraber bir gerçekliği ve anlamı var.Buna hikmet denebilir.Ama özerk olması gerektiği kesin.Karşı kanadını tasavvuf oluşturur.Böylece kuşatıcı ve fonksiyonel gerçek ortaya çıkar.Vahiyden bağımsız felsefe sadece bir düşünce yöntemidir ama üretici varedici olamaz.Üçünü mezceden Said Nursi' yi sevenler sade Gazali, dışındakiler ibni Rüşt muamelesi( yok!) yapıyor.Yakında bu sorun da aşılır inşaallah.
Muhtefi. . 19 Ağustos 2019 15:57
1
Doğru dediniz zaten felsefe etimoljisi Bilgelik, Hikmet Seven demek. Malumumuz. Ama molla kasım anlamaz. Akrep, Yelkovan(Ruh,Beden ) gibi Devran eder Merkeze bağlı olarak.:)))
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 13:35
Bekir karlığa 90 lı yılların başından ismini yüzeysel bildiğim. Yanlış hatırlamıyorsam Haseki eğitim vakfında hocalara ders veren yani hocaların hocası olarak bilinirdi .burda Hayrettin karaman ,Halil günenç hoca ve kıymetli birkaç hoca ile ilahiyatçı akademisyenlere hocalık yapıyordı. Birçok önemli tercümede ve mealde ismi geçerdi. Artık bu 3 kitabınıda çok merak ediyorum.Ülkemizin gizli yani çok bilinmeyen değerlerinden biri. Bu değerli röportaj için sayın Taha akyolu da kutlamak isterim.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 15:46
1
Hayrettin Karaman’a hocalık yapmış ama öğrencisinin hali ortada
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 13:17
Hayreddin Paşa'yı biryerlerde okumuştum. Doğru dürüst Osmanlıca bile bilmiyormuş adam. Sunduğu reçete sınanmamış ki... Kedinin boynuna çan takalım geldiğinden haberimiz olsun gibisindendi belki. "..felsefe bize doğru, sağlıklı, tutarlı ve yeterli düşünmenin yolunu ve yöntemini gösterir." denmiş. Onun için mi dünya kadar felsefi akım ile dedikleri birbirini tutmayan filozof var. Boşverin bunları ya
Ali BİRADEROĞLU 19 Ağustos 2019 13:10
Sayın Karlığa’nın “ Medeniyet bilincini yitirmeye varan sebepler, 13. Yüzyılda başlayıp 18. Yüzyılda zirveye tırmanan uzun tarihi sürecin eseridir. “ tesbitinin doğru olmadığını, daha öncelerden başlamak gerektiğini düşünüyorum…İlk düğmeye yanlış iliklenirse …Bu münasebetle, yıllar yıllar ötesinden selamlar…
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 12:26
Siyasal islamın yürütmediği bir Rönesansla-Reform vardı...Medeniyeti dinlere göre tasvir et...Sonra medeniyet de.Mağara gravürlerini nereye koyacağız.Medeniyet insanlık ailesinin edinimleri-birikimleri-kazanımlarıdır.
Muhtefi. . 19 Ağustos 2019 12:05
Muslumanlara lazimmış kim bunlar siz mi,biz mi ?.Bizim eve Hoşgörü,Sevgi, Sabır ve fedakarlık ile kanaatkarlik vb lazim..Topluma ise Ahlak,Edeb,Adalet ile İlmi Irfana ceviren Hikmet lazim ve fedakarlık icinde Vatan,Millete hizmet lazim. *Kendisini kurtaran Kaptan değil, Topluma Önderlik edip Götüren Kaptanlar lazim**..Gazteci Abi de lazımmış deyu Muselmanlara yeni bi seyler...yazık çok yazık boşa giden senelere ...!!..yeni bişeyler madem vardı niye ortaya çıkarmadınız. :))..yıllarca yazdınız, çizdiniz ne için ? .
ali namlı 19 Ağustos 2019 10:36
Bu uzun yazıyı ilgiyle ve dikkatle sonuna kadar okudum. Ancak böylesine bir birikimi ,böylesine yıllarca sürmüş bir inceleme ve araştırmayı böyle kısa bir köşe yazısında ortaya koymaya haliyle imkan yok ! Bence Taha Akyol hocamızın bunu bir dizi halinde devam ettirmesi çok yerinde olur; bu vesileyle Bekir Karlığa hocamıza da minnet ve şükranlarımızı sunarız.Neticeten şunu belirtmek isterim ki hangi islam dünyası bu görüş,düşünce ve tavsiyeleri dikkate alacak ve de ADAM olacak ; bu bir hayal ,bu bir rüya ! Asla ve kata mümkün değil !
Yavuz Karahan 19 Ağustos 2019 13:15
5
@Ali Namli —— Size aynen katılıyorum, ve takdirinzle daha da ileri bir öneriyi muhterem Akyol hocamıza sunuyorum: İbn Rüşd, Reşit Rıza, Muhammed Abduh, Beddiüzzaman, Malik Bin Nebi, Ali Şeriatı, İzzetbegoviç, Abdülaziz Bayındır, Mustafa İslamoğlu ve Ahmet Davutoğlu gibi değerli müslüman alim, düşünür ve entellektüellerin düşünce ve çözüm reçetelerini konu alan çok dilli trans-ulusal ebedi bir belgesel yapmak
Kaan 19 Ağustos 2019 10:30
İnsanlara yeni bir medeniyet bilinci lazım mı?Dünya globelleşti.Turizm bölgelerine in çeşit çeşit millet,uçağa bin anında dünyanın bir ülkesindesin.İnsanlar için gerekli olanı son parağrafta yazılmış ve geliştirebiliriz.Daha çok ultra şeffaflık,daha çok özgürlük ve ultra insan hakları,demokrasi,ama söylemde değil eyleme geçen demokrasi,güçlünün ve zayıfın aynı anda uyacağı demokrasi,konuşarak anlaşma,güçlü olanın,parası olanın söz sahibi değil insanın insan olduğunana değer veren yönetim,kural,kurulların eyleme,hakka ,adil adalete bürünmesi ile güven bilinci oluşur.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 10:00
Müslümanlara, Müslümanlık lazım. Başka bir şey değil. Bu gün Müslüman olmayanlar, insanlık bakımından daha beter durumdadırlar. Onlara da Müslümanlık lazım.
KARAR OKURU Yasin 19 Ağustos 2019 11:50
2
Hangi Müslümanlık ama. İhsan Eliaçık v.b. çizgide olanlar mı; yoksa Hayrettin Karaman mı? Mesela Atatürk Müslüman dünyaya ait değil mi. Orada başucunda duruyor. Bir dikkat kesilseniz iyi olur bence...
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 16:15
5
11.50, Müslümanlık bir tanedir. Tanrı, kendini bulmak isteyenin yolunu açar? Maksadın Tanrıyı bulmak değilse, hangi Müslümanlık der durusun...
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 09:47
Gazali doğruyu bulmanın yolunun inançtan geçtiğini İbn Rüşd ise mantık, sağ duyu ve akıldan geçtiğimi iddia etmiştir. Bu yüzden dinciler Batı’da da Doğu’da da İbn Rüşd’e karşı olmuştur. Sonuçta İbn Rüşd’ünün düşünceleri Batı’da etkin olurken Gazali’nin düşünceleri Doğu’da etkin olmuştur. Bizim doğma dincilerin her şeyin Kuran’da var olduğunu iddia etmesi bir rastlantı değildir.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 15:48
2
İbn-i Rüşd tipik ateist. Doğru yolu bulmuş
Muhtefi. . 19 Ağustos 2019 17:59
1
Dusuncesiz inanç koyluluktur/Bedeviilk. .:)..Düşünce ve Inanç Beraber olursa güzel olur. .Kuran i Kerimde var Örnekleri. Mesela Hz ibrahim a.s.Yarabbi evet tekrar bir araya getireceksin çürümüş kemikleri. Fakat Göreyim dedi nasıl olacak. !..Gosterirmisin. ? .Bakara Süresinde var. Düşünmeden nasıl bu Hal oluşacak. !..el vicdan. İnanç ve Düşünce olmazsa olmaz. Molla Kasimlara bakmayalım. Kafaları basmaz onların. !..
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 20:47
1
Ateistler bulsa, bulsa ancak Demirel'in Doğru Yolunu bulur. Onu bile bulamazlar...
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 09:35
Muhterem hocam:Felsefe Tevhid inancını esas alarak ve tevhid inancıyla barışık olarak yoluna devam ederse Hikmet adını alır ve müslümanlar da bunu baş tacı yapar. Alternatif bir yolda gidip, antitezler üretmeye çalışırsa yolu ancak dalâlete çıkar. Bu böyledir ve hep böyle olacaktır. Yaratıcıyı yok sayıp veya eksik ve yanlış isimlendirip ve vasıflandırarak yola çıkan felsefi akımların yolu kapkaranlık ve bataklıktır. Çırpındıkça batarlar. Bu şekilde gün ışığına ve kurtuluşa çıkmaları imkănsızdır. İbni Rüşt Kur'an'da Ad kavmi anlatılır.Buna efsane diyen bir filozof. Güvenmiyoruz.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 10:56
1
Onun için mi Müslüman ülkeler uçmuş ve Batı medeniyeti yerlerde sürünüyor?
KARAR OKURU Yasin 19 Ağustos 2019 11:55
0
Herhalde düşünceleriniz ve fikirlerinizi çarpıştırmaktan korkuyorsunuz. Kendinize güveniniz yok. Felsefe dünyasına bu yüzden cephe alıyorsunuz. Size uygun düşünce üretilmeyince felsefe dünyasını tukaka görüyorsunuz. Korkaklık ve fikir dünyanızın acizliğinden başka bir şey değil bu...
Merhum Nurettin Topçu der ki: "dinin de bir felsefesi olmalı" Bu bağlamda felsefe ve düşünme yetisini yitirdiğimizde doğru karar verme ve istikametimizi kaybettik diye düşünüyorum. Felsefi düşünce doğruları bulmanın en müstakim pusulası... Felsefî düşünce'ye dinsizlik nazarıyla bakan bir İslam coğrafyasında gelişme ve özğürlük bağlamında bir mesafe katedilemez...
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 09:23
Bu zihniyet yenilenmesine İbn Rüşt, İbn Sina, İslâm felsefesi gibi ezberleri bırakarak başlanmalı. İbn Rüşt zamanının büyük filozofuydu ama bugün aşılmadı mı sizce? Ya İbn Sina? İslâm felsefesi diye bir şey olabilir mi? Nasıl Hristiyan felsefesi, Hindu bilimi vb. yoksa İslâm felsefesi diye bir şey de olmaz. Çünkü doğa ve akıl dinlere göre değil kendi ölçülerine göre işler. Yok dinî ölçülere de uysun diyorsanız ona skolastik felsefe deniyor, sonuçsuz çaba yani. İbn Rüşt, İbn Sina da bir yönüyle buna girer. Bunlar klasik anlamda İslâm akaidine tam uymasa da felsefeyi dine göre budamaya çalışır.
HERMES 19 Ağustos 2019 12:20
1
Felsefenin haşa "Allah yokmuş" gibi evrene bakmak olduğunu düşünmek yanlıştır. Felsefe, "ne ne için vardır, ne nedir" gibi sorulara odaklandığından eşyanın hakikatini inceleyen bir hikmet bilimidir aslında, din ile de çelişmez, çelişmesi, Felsefi yorum, felsefecinin inancına göre değişir. Antik çağda, Origenes, tüm sevginin yaratıcıya adanması gerektiğine inanmış ve cinsel organını kesmiştir. Georgeous, tanrıya yaklaşıldığında(Yakin hali), insanın sürekli ağlamaktan başka birşey yapamayacağını söyler...hepsi felsefeci, din adamı da değil...
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 09:19
Muhterem hocam:Biz müslümanlar demokrasi karşısında değiliz. Sadece demokrasi bahane edilerek, müslümanları ensesinde demoklesin kılıncı kimi sallandırılmasına karşıyız. Mütedeyyin müslümanlara baskı aracı olarak kullanılmasına karşıyız. Çarpıştırmayın artık İslâm ile demokrasiyi tekrar tekrar. İslâm ile demokrasi arasında savaş yok. Bağnaz ve mutaassıp bazı müslümanlar karşı olabilirler. Lütfen bunları genellemeye çalışmayın ve 1400 senelik İslâm medeniyetini yargısız infaza tabi tutmayın. Selâm ve dua ile.
ÖTÜKENLİKURT 19 Ağustos 2019 09:12
Taha Bey çok doyurucu ve yararlı bir yazı. İslamcı olduğunu söyleyen mollaların cehaleti kutsamaları, hocanın önemine işaret ettiği istişare, özgürlük gibi müesseseleri işlevsiz bırakıyor! Düşünmeyen, okumayan, muhakeme kabiliyeti olmayan kişi özgürlüğü ne yapsın, istşareye kalksanız ne söylesin! Bugün en büyük düşmanımız cehalet ve devleti yönetenlerin cehalete desteğidir! Aydınlanmanın yolunun açılmasını diliyorum...
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 09:15
Muhterem hocam:Yazılarınızla hangi fikir sahiplerini sevindirdiğinizi, hangi fikir sahiplerini derinden yaraladığınızı düşünüyormusunuz acaba? Bir zahmet düşünün Allah rızası için lütfen. Din ile arasına kalınca duvarlar ören, dini değerlere değil amma, demokratik değerlere(oda kendi menfaati açısından, karşısındakine hayat hakkı bile tanımayan, ki bunu istiklâl mahkemelerinde gördük, günümüzde ise Amerika ve Avrupanın tasarruflarında görüyoruz.) din gibi bağlanan insanlar sizi alkışlıyor. Acaba niçin?Bırakın İslâm ile Demokrasiyi çarpıştırmayı. Biz demokrasiye karşı değiliz.
ÖTÜKENLİKURT 19 Ağustos 2019 16:03
2
Taha Beyi anlamaya birikimin yeterli değil muhterem! Biz demokrasiye karşı değiliz derken siz kimsiniz? İslamcılar mı? Eğer onu kastediyorsan gerçek değil dediğin! Bugün hangi islam ülkesinde demokrasinin kırıntısı var! Aydın insan doğruları yazar, yazının kimi memnun ettiğini asla düşünmez! Ne kadar yüzeysel düşündüğün ilk cümlede ortaya çıkıyor! Yazık!
Yavuz Karahan 19 Ağustos 2019 08:57
Mükkemel bir makale fakat sayın Akyol hocamızdan nihai dileğimiz İslam aleminin cübbeli, cübbesiz bir sürü sözde aiim taassup şahsiyetlerin etkisiyle yüzyıllardır girdiği derin uykudan uyanması umuduyla başta İbn Rüşd olmak üzere bu değerli makalede ismi geçen İslam müteffikirlerinin yanısıra, M. Abduh, Beddiüzzaman, Malik bin Nebi, A. Şeriati, İzzetbegoviç, M. İslamoğlu, Abdülaziz Bayındır ve A. Davutoğlu gibi son iki yüzyıl müslüman alim ve entellektüllerinin felsefe ve çözüm önerilerini ele alan Diyanet'in finansal ve manevi desteğiyle evrensel çok dilli devasa bir belgesel hazırlaması
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 08:31
Yazının girişinde Pers,inan medeniyeti demiş iran mı denmek isteniyor? Öyleyse Pers ve iran medeniyeti farklı şeylermi ki ayrı ayrı sayılmış. Bilen yorumda cevaplarsa...
KARAR OKURU-3 19 Ağustos 2019 07:22
İslamla Batı-Avrupa medeniyetlerinin kültürü arasındaki ilişkiden bahsederken burada Müslümanların aşırı uçlara gitmekten kaçınmaları gereken bir seçimle karşı karşıya olduklarını belirtmemiz gerekir. Söz konusu uçlardan biri Batı medeniyetini tamamıyla reddetmek, diğeriyse onu körü körüne takip etmektir. Bunlardan ikisi de eşit derecede tehlikelidir. Batıyla işbirliği içinde olmazsak bizim zaafımız artar. Bu medeniyeti her şeyiyle kabul edersek de kendi kimliğimizi kaybeder, kendimiz olmaktan çıkarız. Kendimizi dünyadan soyutlayamayız. Burada Peygamberimizin (sas) bir sözünü hatırlamalı, “ili
KARAR OKURU-1 19 Ağustos 2019 07:19
Aliya İzzetbegoviç Konuşmalar adlı eserinde Bosna Savaşı sırasında Avrupalıların Saraybosna’ya ilgisiz kalışlarını anlatır uzun uzun. Savaşı engellemek için insanlığa örnek olacak bir duruş sergileyen İzzetbegoviç, savaş sırasında vuku bulan elim cinayet ve soykırım vakalarından örneklerle, Batı medeniyeti gerçeğini bütün çıplaklığıyla serer önümüze. “Kültür ve insanlık onların yanında değil, bizim yanımızda yerini aldı. Neredeyse bütün savaş teamülleri onlar tarafından ihlal edildi, bizim tarafımızdan değil. Bu, Avrupa için bir başka sürprizdi. Eğer birileri kutsal şeyleri, köprüleri, kült
Yıldıray OĞUR'un bir hafta önce “Süleymaniye’de bir Bayram Sabahı” başlıklı makalesinden sonra KARAR'da aynı trajik meseleyi gündeme getiren Taha AKYOL'a wallahi çok dua ediyoruz. Bilge kral İzzetbegoviç'in zavallı günümüz müslümanlarına yönelik eleştirilerin feryat edercesine özetle yer bulduğu sayın Oğur'un sözkonusu makalesindeki ana temayı şimdi sayın Taha Akyol'un ele alarak gündemde tutması hem çok sevindirici hem de umut verici.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 06:07
Çok ilginç ve değerli bir makale. Sayın Taha Akyol ve Prof. Dr. Karlığa’ya teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Bu konunun yaygınlaşmasını çok önemsiyorum çünkü Müslumanların genelde köklerini oluşturan tarih, felsefesi ve tasavvuftan bihaber olduklarını görüyorum. İslamı sırf cennet beklentisine sıkıştıran anlayış son bulmalı. Ve umarım bu işin başını Diyanet çeker. Felsefe, tasavvuf ve dinler tarihini bilmeyenler İmam olmasın artık lütfen. Saygılar Mehmet Ünal
Kim bilir, belki de o yüzden İbni Rüşt bu her iki düşünce tarzının birbirinden bağımsız ve farklı karakterde olduğunu savunmuştur. Her halükarda rasyonal düşünce İbni Rüşt’ün de etkisiyle Batı’da bir kez daha boy gösterince bu sefer bağımsızlığını yetirmedi, hatta Batılı filozoflar Hıristiyan felsefesini paranteze alarak rasyonal düşüncenin beşiği olan antik Yunan’ın felsefi mirasını yeniden okuyarak yola çıktılar ve dünyanın çehresini değiştiren muasır medeniyetin temelleri atılmaya başlandı...
Rasyonel düşünce ilk defa Egen’in Doğu ve Batı yakalarında irrasyonal düşünceden bağımsızlaşarak ortaya çıktı ve orada mühteşem bir medeniyet ve rasyonal düşünce birikimi oluştu. Sonra bu birikim sırayla, Yahudi, Hıristiyan ve İslam medeniyetileri tarafından kullanıldı ve Filonlar, Thomaslar ve İbni Sinalar gibi büyük filozoflar yetişti ama rasyonal düşünce dini düşünceyle sentezlendiği için hem kendisi hem de dini düşünce hadımlaştı ve tıkanma mukadder oldu.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 05:44
Bizim Tayyip gibi bir lidere ihtiyaçımız vardı çok şükür oldu kıskananlar çatlasın.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 02:55
Yirmi yil bosa harcanmis bi yasam. Hamaset. Aydinlanma buhar gucu kullanmak ile baslar. Yani yiginlarin uretime cekilmesi. Islamcilarin panzehiri de internet onlarin yalankarini aninsa ifsa etmesi ve basortulu kadinkarin uretime katilmalari. Islam, hiristiyanlik uygarligi diye hamasetleri birakmak gerek.
okur 19 Ağustos 2019 02:03
" Felsefe bize doğru, sağlıklı, tutarlı ve yeterli düşünmenin yolunu ve yöntemini gösterir." Bu sözü bir ilahiyatçının söylemesine ilk kez tanık oluyorum.Sayın Bekir Karlığa' yı günümüzün İbn Rüşd' ü olmaya aday görüyorum.Medeniyetimizin böyle insanlara çok ihtiyacı var.Teşekkürler Taha Akyol.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 01:37
Hocam, iki kelimede ibn-i Rüşdü’nün felsefesinden bahsetseydiniz de birşey öğrenseydik. Gene hamasete döktünüz işi. Avrupa İbn-i Rüşdü’nün eserlerini latinceye çevirdiği için Rönesans’a ulaşmış. Bu kadar kolay mı be hocam.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 05:57
0
Ibn-Rüshd kitaplarını bulmak zor değil. Gerçekten önemsiyorsanız bulup alırsınız. Bu ilginç ve değerli makaleyi ve Prof. Dr. Karliğa’yı eleştirmeniz hoş değil. Şu kadarını söyleyeyim: Ibn-Rüshd felsefesi bugünün Laik-Antilaik çekişmesini sonladırabilir aktüaliteye sahip.
Malik Bin Nebi 19 Ağustos 2019 09:29
1
Batı'da Averroes adıyla bilinen İbn Rüşd, bugünkü Avrupa medeniyetinin temellerini oluşturan Rönesans akımına olan derin katkısı gerçekten olmasaydı, 16.yy İtalyan ressam Raffaello meşhur "Atina Okulu" tablosunda Aristo, Platon, Michelangelo, Oklid, Diyojen gibi dev Grek ve Batılı felsefeci, matematikçi ve mimarların arasında İbn Rüşd'ü de gösterirmiydi??
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 09:48
2
Aktüaliteye sahip olmak neymiş? Bu tipik avrupa medeniyetini islam’a borçlu avunması. İbn-i Rüşdü özünde ne demiş siz söyleyin. Kitapları var okuyun diyerek kaçmayın
Yeniden Endülüs 19 Ağustos 2019 10:14
0
bu arada Rafael'in sözkonusu meşhur Rönesans tablosunu Google'da "The School of Athens" yazarsanız görebilirsiniz. Orijanlı bugün Vatikan'ın en büyük salonunu süsleyen bu gerçekten dev tabloda beyaz bir sarık ve yeşil bir cübbe ile detaylı gösterilen İbn Rüşd aynı tabloda kitap yazarken gösterilen Pisagor'a arkadan meraklı gözlerle eğilerek bakarken görülüyor
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 15:02
2
Eee tamam işte o tabloda bile bir sürü kişi var. Bir kişinin eserleri latinceye çevrildiği için Rönesans’a ulaştı demek hamasettir.
musto 19 Ağustos 2019 01:00
Bu ülkede her yıl on binlerce genç cemaat ve tarikatların okullarında ezberci zihniyet ile imam ve imame yetişiyor ve bunların çoğunluğuda devlet kadrolarında iş buluyor tek verdikleri ders örtünün ve tarikata cemaata bağış yapın.Atatürkün yaptığı gibi radikal kararlar alacak bunları toptan belli bir süre kapatıp meslek okullarına çevirip mecburi hizmete alacak sahaya süreceksin ekmek parası nasıl kazanılıyor öğrensinler.
Alâ, ağzınıza sağlık güzel yazi güzel başlangıçlar. Devamını bekleriz Taha Bey.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 00:49
Şu anda neredeyse tüm dünyada batılı bir yaşam tarzının girmediği yer kalmamıştır. İster kabul edelim isterse reddedelim hepimiz böyle bir dünyada yaşıyoruz, farklı inanç ve değerler sistemine sahip olsak da batılı yaşam tarzını kendimize uyarlayıp hayatımızı idame ettiriyoruz. İlk önce kendimizin de inanacağı bir yaşam tarzı ile medeniyet kurmaya belki başlayabiliriz...Batı’nın bu denli etkili olması sadece silah ve teknoloji ile açıklanmayacak ciddi bir felsefi altyapıya sahiptir. Yazarın yorumları bu açıdan takdire şayandır.
Rubil GÖKDEMİR 19 Ağustos 2019 00:45
Taha AKYOL bugün köşesinde, İlahiyatçı Prof.Dr. Bekir KARLIĞA'nın 40 yıllık bilim tarihi üzerine yaptığı çalışmalarından hareketle, ilmi ve zihni dünyamızda ufuk açıcı ve dikkatle okunması gereken muhteşem bir yazıya imza atmış....ÖMRÜNE BEREKET...
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 00:24
Evet acilen hem de.bu gün bakarsak hangi islam ülkesinde adalet ve demokrasi var ??
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 00:01
belki de korktuğumuz içine sürüklendiğimiz gerçek bilgiden uzaklıktır. Doğru bilgiye ulaşmanın imkanlarının kamu gücüyle dönemsel olarak kısıtlanması ile doruğa ulaşan karanlık dönemler hep temkinli, tetikte olmaya zorlamış, önyargılara yolaçmış, bu dönemin merdivenaltı istismarcı odakların artmasına sebeiyet vermiş olamaz mı? Pergeldeki sabit ayak doğru/gerçek bilgi, akaid, temel ilkelerdir. Bu olmadan diğer ayak serbest kalabilir mi? özgüven, felsefe, özgür düşünce, sadece Allaha kulluk/mevcut geleneksel cemaat türü siyasi tüm oluşumlarda katılımcı birey/akledebilme/demokrasi/ mümkün mü
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN