Talasemiyi kök hücreyle tedavi etmek mümkün

Talasemiyi kök hücreyle tedavi etmek mümkün

Talasemi tedavisinde düzenli kan değişimiyle vücutta demir artıyor ancak kök hücre naklindeki yeni gelişmeler bu sorunu da ortadan kaldırıyor. İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Siret Ratip, ağır talasemi vakaları da dahil olmak üzere, kök hücre naklinin ise kesin sonuç alınabilen bir tedavi seçeneği olduğunu söylüyor.

Halk arasında tedavisi olmadığı zannedilen talasemi (Akdeniz Anemisi) dokulara oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerindeki hemoglobin molekülünün yapımının genetik bir hasar sonucu bozulması ya da yetersizlik oluşması durumunda gelişiyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ülkemizde 1 milyon 300 bin taşıyıcı ve 5 bine yakın da talasemi hastası bulunuyor. Türkiye genelinde 40-50 kişiden biri, hastalığa neden olan geni taşırken Antalya, Adana ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde her 10 kişiden birinin bu genlere sahip olduğu biliniyor. 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü kapsamında açıklamalar yapan Acıbadem Altunizade Hastanesi İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Siret Ratip, ailesinde talasemi hastası ya da taşıyıcısı olan kişilerin hamile kalmadan ve mümkünse evlilik öncesinde mutlaka tarama testlerinden geçmeleri gerektiğinin altını çiziyor.

Hastanın hemoglobin düzeyini istenen seviyede tutabilmek için sürekli kan transfüzyonu tedavisi uygulanması gerektiğini, bu sayede ise olası komplikasyonların engellenebildiğini ve çocuklarda herhangi bir gelişme geriliği yaşanmasının da önlenebildiğini belirten Ratip, “Ancak tedavide, düzenli kan alımına bağlı hastanın demir düzeyleri yükselebiliyor. Bunun önüne geçmek ve fazla demirin vücuttan atılımını sağlamak için ilaç tedavisinden yararlanıyoruz. Demiri vücuttan atmak için ilaç tedavisinin artık ağızdan alınabilmesi talasemide son yıllardaki en önemli gelişmelerden biri” diyor. Kök hücre naklindeki gelişmelerin de tedavide yerine aldığını hatırlatan Ratip, “Ciddi talasemi ile doğan çocuklar da dahil olmak üzere uygun vakalarda hematopoetik kök hücre nakli, kesin sonuç alınabilen bir tedavi seçeneği” sözlerini kaydediyor.

Prof. Dr. Ratip ayrıca hastalığın tedavisinde de son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığına işaret ediyor. Talasemi genine sahip olmanın hastalığın görüleceği anlamına gelmediğini söyleyen Ratip, anne ya da babadan gelen tek genle talasemi taşıyıcıyı olarak ömür boyu sağlıklı yaşamanın mümkün olabildiğine dikkat çekiyor. Bununla birlikte her biri taşıyıcı olan çiftlerin evlenmesi halinde doğacak çocuklarla ilgili tablo biraz farklılaşıyor. İstatistiklere göre bu çocukların taşıyıcı olarak doğma ihtimali yüzde 50’yken, hastalıklı olma ihtimali yüzde 25 seviyesinde gerçekleşiyor. Artık bu sonucun oluşmasının önüne geçilebildiğini söyleyen Ratip sözlerine şöyle devam ediyor: “Evlilik öncesi yapılacak kontrollerde riskler belirlendiği için gebelik oluşmadan önce gerekli önlemleri almak mümkün olabiliyor.”

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar
YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN