Back To Top
Bizde entelektüel niye zor?

Bizde entelektüel niye zor?

- A +

Bireyselleşme kültürünü güdük bırakan zihniyet ortamları kamuoyuna çıkan aykırı seslerin sayısını da doğal olarak asgariye indirir. Türkiye de böyle bir ülke… Halen fazlasıyla cemaatçi… O kadar ki kendilerini bireyselleşmiş addeden laik kesim aydınları bile dar cemaatler içinde yaşayabiliyorlar. Diğer deyişle ataerkil zihniyetin etki alanından kurtulduğunu düşünüp otoriter zihniyetin ideolojik kalıpları arasında ‘özgürleşme’ arayanlar, dönüp dolaşıp kendi kültürlerinin kadim kodlarına esir düşüyor.

Yine de muhafazakar ve laik aydınlar arasında çok belirgin farklar var. Muhafazakar aydınlar cemaat siyasetini kutsallaştırdıkları ölçüde aşırı pragmatik, entelektüel açıdan neredeyse ‘oportünist’ bir tavır sergiliyor. Çünkü siyasetin gerekleri her dönemeçte değişebiliyor ve aydın kendisini bu yeni tercihi savunma zorunluluğu ile karşı karşıya bulabiliyor. Kişinin kendisi ve geçmiş söylemi ile tutarlı olma kaygısı önemsizleşirken, cemaatin bütünsel siyasi hedeflerinin kollanmasına yönelik bir ‘üst ilke’ doğrultusunda davranılıyor. Ne var ki bu düşünmenin değil, eylemin ilkesi olabilir ancak… Diğer deyişle aynı hedefe doğru gittiğiniz sürece neyi önereceğinizin ve savunacağınızın önemli olmadığını söyleyen bir ‘ilke’. Böylece muhafazakar aydının önüne kolay göğüsleyemeyeceği bir ahlak meselesi çıkmış oluyor.

***

Laik aydınlara gelince, onlar da bireyselleşmeyi taşımakta zorlandıkları ölçüde katı bir ahlak mirası bırakmanın, hiçbir somut işe yaramasa da bunda övünç aramanın peşindeler. ‘Ta başından bu yana’ aynı şeyi savunmak, ‘tutarlı’ bir çizgi izlemiş olmak hayati bir ilke haline geliyor. Oysa gerçekliğin sürekli değiştiğine dair bir öğretiyi sahiplendiklerini söylüyorlar. Ve üstelik hayat siyasi aktörlerin kendileriyle tutarlı davranma zorunluluğu duymadığını ortaya koyuyor. Diğer deyişle laik aydın, tutarlılığı sürekli es geçen bir dünyada ‘söylemsel tutarlılığı’ bir ahlak meselesi haline getirmenin peşinde… Bunu sağlamanın tek yolu ise kendi tutarlılığını bir ‘üst ilke’ haline getirmekten ve işlevsel açıdan başkalarının ne yaptığından bütünüyle kopartmaktan geçiyor. Sonuçta laik aydın kendi gözünde saygınlığını koruma uğruna siyaseti etkileme imkanından tümüyle vazgeçme noktasına sürükleniyor.

Bir yanda bilerek siyasetin kişisel ahlakı boğmasına izin veren muhafazakar aydın, diğer yanda siyaset konusunda kendisini kandırmayı içselleştirerek, yapay bir ahlakın peşinden giden laik aydın… Bu iki alandan da entelektüel çıkması çok zor ve nitekim her nesilde parmakla sayılabilecek birkaç kişi dışında kimseyi bulamıyorsunuz.

***

Mesele ahlakı evrensel doğrular olarak gördüğünüz ilkeleri, kendinizi ve gerçekliği kuşatan bir alan olarak kabullenebilmek ve sonu olmayan bir irdeleme faaliyeti olarak içselleştirebilmek. Erkan Koca’nın “entelektüel için ahlak bizatihi düşüncenin kendisidir” tanımı bu açıdan tam isabet. Çünkü entelektüel ahlak kendinize sürekli ve korkusuzca soru sormayı, dahası samimi cevaplarınızı da eksiksiz olarak kamuoyu ile paylaşmayı ima eder. Yanlış yapmaktan korkma, sürekli doğru tarafta kalma kaygısı, en az cemaatine zarar verme kaygısı kadar sorunludur, çünkü gerçek düşünmeyi engeller. Aydınlar savundukları tezlerin sonuçlarından değil, yaptıkları tercihlerden sorumludur. Çünkü kişisel ahlakı ilgilendiren ve özsaygıyı yaratan şey tercihlerinizdir… Şu veya bu siyasetçinin ne yaptığı değil. 

Türkiye’nin bireysel ahlaki bakışa sahip, gerçeklikle somut bağlantı kuran, siyaset ve toplum üzerine düşünen ve bu düşünceleri korkusuzca kamuoyu ile paylaşan yeni bir kuşağa ihtiyacı var. Kültürel olarak muhafazakar veya laik olmanın ise hiçbir getirisi yok… İkisi de ‘adam’ olmayı sağlamakta yetersiz, bari ‘adam’ olmayı engellemesinler…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
S.Ç. 19 Temmuz 2017 13:03
Bence aydın insanın ilkesi siyaset, toplumsal gerçeklik vb.. olmamalı. O zaman bu tür sorunların çıkması çok tabii. İlke tektir. Her şey net, açık. İlkeli olmak çoğunuzun hoşuna gitmese de mümin olmayı gerektirir. Laik, ulusalcı, sosyalist, milliyetçi vb. uydurulmuş kavramlarla ilkeli olunmaz dolayısıyla aydın da olunmaz. Nitekim Selçuklu, Osmanlı dönemlerine baktığımızda çoğumuzun eline su dökemeyeceğimiz aydınlar vardı ve padişah onları arar bulur ve ayaklarına giderdi vesselam.
NeoTespit 18 Temmuz 2017 10:18
"Bizde entelektüel niye zor?" sorusunun cevaplarından biri de Etyen Mahhçupyan.
KARAR OKURU 19 Temmuz 2017 16:35
0
Saçma.
Sabır 17 Temmuz 2017 04:22
Bence aydın insan, kendi görüşleri, varsayımları da dahil, yaşadıkları ve gözlediklerini sorgulayabilen insandır. Olayları da tek bir açıdan ele almaz, çeşitli açılardan ele alır; yani kendisini olabildiğince başkasının da yerine koyabilen, beğenip benimsemediklerinin de görüşlerini kavramaya, doğruluk payını anlamaya çalışan insandır. Bir mesele üzerinde düşünürken, görüş oluşturmadan önce bir ne olduğunu, nasıl olduğunu öğrenmeye anlamaya çalışır. Dinlemeyi bilir. Fikirlerinin mantiki tutarlılığı olmasına özen gösterir. Vesselam gerçeklerle olabildiğince somut bir ilişki kurabilen insandır. Bu anlamda, söylem ve davranışlarında aklını kullanan, düşünen insan anlamında aydın olmak için de illa özel ya da yüksek eğitime gerek yok. Sormaya, sorgulanmaya, bilmediğini de sorup öğrenmeye, bilmediği konularda denilenleri şüpheyle karşılayıp, çok kaynaktan doğruluğunu araştırma ihtiyacı duyduğu sürece. Aydın kendini bilen insandır, bunun gayretinde olan insandır. Öte yandan, eğitim görmüş, belli bir bilim ya da sanat alanında uzman bir insan da, eğer bilip bilmediği her konuda ahkam kesiyorsa, ya da bir dediği ötekini tutmuyorsa aydın değildir. Evet, değişen koşullarla görüşler de değişebilir. Ama aydın insan, bu değişime de eleştirel bir gözle bakarak, somut gerçeklerle temelinde tutarlı bir açıklama getirebilir. Memleketimizde aydınların artması için yeni bir nesil gerekli olduğu görüşünü paylaşmıyorum. Gerekli olan, rahatça bilgi edinilebilecek, farklı görüşlerin gerekçeleri de sunularak özgürce tartışılabildiği, bunların somut gerçekle ne denli uyuştuğunun kamuoyunda rahatça sınanabildiği bir toplumsal ortam.
Karar okuru 16 Temmuz 2017 22:27
Irkcilarin bol oldugu bir ülkede entellektueller kolay bir sekilde olusmazlar. Ülkemizde var olan irkcilik baska ülkelerde az bulunur. Kendimiz, ülkemiz ve milletimiz soz konusu oldugu zaman cok demokrat ve insanciliz ama soz konusu Türk olmayanlar olunca maalesef irkci ve antidemokratiz, bu yüzdende ülkemizde entellektueller az oluyor.
tespit 16 Temmuz 2017 18:50
tamam.şimdi eksik taşlar yerine oturdu. ben hep laik kesiminde bir cemaat olduğunu ve onlardan da aydın çıkamayacağini yazmıştım
KARAR OKURU 16 Temmuz 2017 18:26
Aslında Türkiye'deki durumda Laikler de muhafazakar... Çünkü muhafazakarlık her düşünceye sirayet edebilir.. Laikler de, sosyalistler de hepsi tutucu hal alabilir... Durum bu olunca sizin tanımlarken ayırdığınız iki grupta olanlar daha çok inanarak baktıkları için entellektüel olamıyorlar, bunların dışında kelimenin karşılığını hak eden insanlar var ancak, siz bile göremiyor haldesiniz... Nedense Laik ve Muhafazakar olarak ayırıyorsunuz, bence daha fazlası var bu ülkede... Türkiye'yi bir de sanat açısından inceleseniz.. Mesela, sanat kaygısı olan ya da sanatçı muhafazakar var mı, müzik, resim, tiyatro, sinema.. TDK tanımına göre entellektüel; 1. Bilim, teknik ve kültürün değişik dallarında özel öğrenim görmüş (kimse), aydın, münevver. 2. Fikir sorunlarıyla ilgili: Entelektüel bir çalışma.
ALINTI 16 Temmuz 2017 17:59
"...‘‘Entellektüel’’ ‘‘sofistike’’ ve ‘‘rafine’’ kelimelerinin Türkçe karşılıkları yoktur. Osmanlıca'da ise ‘‘münevver’’, ‘‘arif’’ ve ‘‘zarif’’ kelimelerini karşılık olarak nispeten kullanabiliriz...Entellektüel bir insanın, evvel emirde kendi kendisine saygısı ve güveni olması gerekmektedir. Çok geniş bir bilgiye sahip olup bu bilgileri hazmetmeli ve dolayısıyla çok geniş bir bakış açısıyla olaylara bakabilmelidir. Bir insanın dünyadaki bütün bilgilere sahip olması imkánsızdır ama geniş malumat sahibi olmak mümkündür. Zaten entellektüellerin kendilerine ait konuları vardır. Bu konuya derinlemesine vakıflardır ve fakat dünya kültürüne de sahiplerdir. Bu arada kendi konularını da kültürleriyle değerlendirmelidirler. Anlayacağınız, her şeye değişik açılardan bakabilmelidirler...Türkiye'de hakiki entellektüel iki elimin parmakları kadar ya vardır veyahut yoktur diyebilirim. Üstelik Türkiye, Doğu'nun ve Batı'nın tam ortasında olduğu için hem Doğu kültüründen, hem de Batı kültüründen feyiz alınması gerekmektedir. Bu da entellektüel olmayı daha zengin ve fakat daha da zorlaştırmaktadır. Bizdeki entellektüel geçinenlere gelince: Bunlar ya solcudurlar, sadece Batı'ya bakarlar, veyahut sağcıdırlar, sadece Doğu'ya bakarak Batı'dan bihaberdirler. Ya meyhanededirler yahut camide..."
KARAR OKURU 16 Temmuz 2017 12:37
Sizi okumak yalniz ogretici degil zevkli de. Siz de olmasaniz Turkiye bir col, aydin diye bir otun bitmedigi...
KARAR OKURU 16 Temmuz 2017 17:50
1
Evet, Etyen M. betonda yeseren bir oksijen kaynagidir..tesbihte hata olmaz: sayesinde burada nefes alabiliyorum.
Abdullah 16 Temmuz 2017 09:44
Güzel yazı...Ama kanaatimce bu toplumdan gerçek entelektüeller çıkarsa da muhafazakarların içinden çıkar...
tatar 16 Temmuz 2017 17:27
0
o biraz zor kardeşim...
KARAR OKURU 16 Temmuz 2017 04:03
Çok güzel bir yazı olmuş.Bu tür analizleri daha sık görmek istiyoruz.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN