Back To Top
Post modern popülizm

Post modern popülizm

 - Son Güncelleme: 31.08.2017 Perşembe 19:29
- A +

Ekonomiyi nedensellik zincirinin başına koyanlar kapitalizmin modernliği yarattığını iddia edebilirler. Muhakkak ki kapitalizm ile birlikte farklılaşan bir modernlik ortaya çıkmıştır… Ancak modernliğin çok daha önceden, 10-11. Yüzyıllarda tomurcuklandığını, kendisine uygun ve kapitalizme evrilmeye müsait bir ekonomi yarattığını öne sürebiliriz. Yani her ne kadar bugün modernliği çok ‘kaygan’ bir zemin olarak, kapitalizmi ise bir ‘üst akıl’ şeklinde anlamlandırmaya müsait olsak da, aslında temeli oluşturan, vazgeçilemeyecek ve ‘hayati’ olan modernliktir.

Nitekim modernlik kapitalizmin krizine alışıktır. Hatta krizi kurumsallaştırmış, neredeyse ‘gerekli’ bir olgu olarak sunmuştur. Çünkü kapitalizmin krizi devrevidir… Yani yaşanır ve yeni bir denge içinde yeniden eski noktaya dönülür. Bunun son derece rahatlatıcı olduğuna kuşku yok. Düşünün ki krizin boyutları ne olursa olsun, yine eski güvenli ve istikrarlı günlere döneceğinizi biliyorsunuz… Nitekim bu bakış ve onu destekleyen deneyim insanların ve kurumların kapitalizmin krizine adaptasyonunu kolaylaştırmıştır.

Buna karşılık modernliğin krizi hiç öngörülmeyen, hatta düşünülmeyen bir şeydi… Bu krizle nasıl başa çıkılacağı bilinmiyordu. Çünkü modernlik devrevi değil, doğrusal bir değişim çizgisinin üzerinde varsayılıyor ve uzun bir dönem boyunca (belki ilelebet) hükmünü sürdüreceği düşünülüyordu. Dolayısıyla insanlar ve kurumlar modernliğin krizine hazır değillerdi… Bu durum Batıda tam olarak seslendirilmeyen ve açık yüreklilikle tartışılamayan bir panik hali yarattı. Modernliğin ‘bitebiliyor’ olması ve hele bunun iç dinamikler sonucu yaşanması o denli akıl almaz bir olguydu ki, Batılılar modernliğin tıkanmasının sebeplerini kendi dışlarında aradılar.

***

Bu tepkide, belki de en modernist disiplin olan ‘ortodoks’ tıbbın ‘insan/dış dünya’ ilişkisine dair varsayımlarının etkili olduğunu düşünebiliriz. Pasteur’yen bir yaklaşımla kendimizin saf ve temiz, dış dünyanın kirli ve tehlikeli olduğunu kabullenen, hastalıkların ‘dışarıdan’ geldiğini söyleyen bir bakış… Modernliğin sıkıntıya girmesinin küreselleşme dönemine rastlaması, söz konusu varsayımın çok daha kolay kabullenilebilmesini sağladı. Çünkü dış dünya hem teröristleriyle sokağınızda, hem de göçmenleriyle evinizin içindeydi…

Bu ortam sadece ‘siyasi hayaletler’ ve ‘ideolojik hurafeler’ üretmedi… Bunların var olduğu bir dünyada nasıl yaşanabileceği sorusunu gündeme getirdi ve ilk cevap kendini korumak üzere tedbir almak, bu tedbirlere dair demokratik kaygıları unutmak, kısaca otoriterleşmeyi normalleştirmek şeklinde oldu.

Böylece Batılı demokrasilerin merkez partilerinin krizine tanık olduk… Çünkü bu partilerin bütün cazibesi çoğulcu bir toplum yapısında farklı talepleri buluşturmak, oradan sentezler ya da uygulanabilir pazarlıklar üretmekti. Diğer deyişle bu partilerin gücü demokratik mekanizmanın kullanılabilirliği ile bağlantılıydı ve toplum tarafından anlamlı bulunmalarının nedeni de, bizzat toplumun kendi sorunlarını çözmek ve bir arada yaşayabilmek için söz konusu demokratik mekanizmalara muhtaç olmasıydı. Kısacası Batıda demokratik sistem toplumsal bir ihtiyaca karşılık geliyor, çoğul yapının karmaşık talep zenginliğinin somut siyasi hedeflere yönelmesi, buna uygun dinamikler yaratması mümkün kılınıyordu.

***

Ne var ki, modernliğin küresel bir ortamda dışarıdan ve içeriden ‘modern dışı’ tehlikelerle kuşatıldığı bir ortamda, iç dinamiklerin ürettiği talepler ikincil hale geldi… Soru dış dinamikle kimin başa çıkabileceğiydi ve cevap ‘merkezkaç’ siyasette bulundu. Çünkü tehditlerden paranoya üretebilen ve her şeyi ‘millileştiren’ bir söylemleri vardı… Altı boş ama rahatlatıcı bir söylem… Popülizmin yeniden sahneye çıkması böyle oldu.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
GB 03 Eylül 2017 12:39
Etyen bey yazmaya devam edin lutfen hem de hic durmadan yazin. Zihinlerde cok guzel ufuklar aciyorsunuz. Modernligi kendi pencerenizden tanimlar misiniz lutfen?
GB 02 Eylül 2017 01:34
yorum yapanlara: "Bu gün Kurban Bayramı... Dünyayı kan gölüne çeviren mezalmi, tek başına demokrasinin olmayışına bağlayan zihniyet, kendisini küresel emperyalizme kurban etmiş demektir... Herkese iyi bayramlar." şeklinde yorum yapan okura: ne alaka? son 3 yazidan bunu çıkarmak için bir hayli anlamamak gerekiyor? yazarin herhangi bir görüşüne katilmamanizi saygiyla karsilarim fakat modernitenin bugunki krizini anlatan yazi dizisinden bu yaptiginiz yorumu cikarmak icin epey bir anlamamis olmak gerekiyor... belki basitlestirmekte fayda var, bati artan kuresellesme ve sözümona demokratiklesmeyle yakinlastigi cografya ve icine kattigi toplumlarla kriz yasiyor. ve bu kirizi de populizm ve ice kapanmayla savusturmaya cabalasa da bu krizi cozmeyip daha da derinlestiriyor. yazarin herhalde en sadelestirilmis tesbiti bu olsa gerek. ornekleri ise ortada: modern batida göçmenlere karsi gelisen tutum, yabanci dusmanligi, trump, brexit vs vs vs. simdi mezalimin demokratiklesmeden uzaklasmasi falan derken? 2-"Sayın Etyen bey, siz çocukluğunuzda můslüman bir komșunuzdan hiç mi bayram șekeri almadınız? Bugün Kurban Bayramı. Bu konuda İki kelime yazmak çokmu, zor? Bayramın, size de sağlık ve güzelliklerle dolu günler bahșetmesi dileğiyle" diye yorum yerine talimat dolu satirlar yazan sevgili okur: bence siz de gasteye muracat edin ve ne yazmak istiyorsaniz yazin kime ne yazmasi ya da yazmamasi konusunda talimat salık vermekten iyidir. begenmediginizin yazilari elestirmekten ziyade şöyle ya da böyle yazin demek yazani kim oluralsa olsun bir hakka tasallut etmek degil midir? ayrica kurban bayrami müslumanlar için mukaddes bir bayram, paskalyada da bir cesit hiristiyanlara özel hassasiyeti bekleyen bir hiristiyan topluluk arasinda kisa bir sure yasamak dumunda kalmis bir musluman olarak tek cevabim banane olmustu...."lekum dinikum veliyedin", bunu biz muslumanlarin çokça hatirlamasında fayda olsa gerek... sevgili yazar: son 3 yazidir bati etrafindaki tahlilleriniz siyasi dusunce literaturunde birhayli cokca yer etmis tespitleri (örn wallerstein, balibar, badiou hatta kismen zizek vs) tekrarliyor...hatta ayni tespitleri belki bati dışı modern toplumlar için de yinelemek mümkün diyebiliriz. hele postmodern populizm diye baslik atinca bu literatur fransa etrafinda bir hayli yazdiginiz hikayeyi tekrarlayip duruyor. modernite hernekadar batının mali gibi dursa da post modern oncesi veya suresince surekli kapitalizmin aksine dongusel olmayan krizler yasayip duruyor. modernitenin krizini demokrasinin krizi olarak da okumal pek ala mumkun...iyi de soru şudur modernitenin veya demokrasini bir etosu var mi (ya da varmiydi ki)? kapitalizme dair ayni suali sorarsan ahlaken belki cok sorunlu fakat net cevaplar alabiliyorken ayni sey demokrasi ya da modernite icin pek de gecerli degil artik...oyleyse post modern populizme bir de boyle bakmak gerek belki de...
Cemalettin Gulec 01 Eylül 2017 20:28
Bugun harika bir yazi okuduk modernlik kapitalizm iliskisi son kuresellesme sirasinda batinin caresizligi ve ice kapanmasi .Benim merak ettigim bu surecin nereye kadar devam edebilecegi ve daha yogun bir sicak catismanin daha cok gundemde olacagidir.Bu durumda dunyanin en guvenliksiz bolgesinin Bati avrupa ve amarika olacagidir
KARAR OKURU 01 Eylül 2017 18:16
arkadaşlar etyen bey fanatiği olmanızda bakalım yazarın modernizmi ortaçağ ürünü olduğuna itiraz etmenizi engelleyebilecekmi. fanatikliğinizi değerlendirmek için size güzel bir fırsat. modern batıda bu yazıyı okuyan ortalama bir felsefeci yazıyı 2nci paragrafından sonra çöpe atar herhalde.şu anda batı nın modernlikten çok birçok yönden modernizmi eleştiren postmodern bir dünya olduğunu da unutmamak gerek fakat yazar halendaha batıyı modern toplum olarak değerlendirmekte. bu arada yazar bize batıda demokrasinin zayıflamaya başladığını anlatmaya mı çalışıyor acaba. populist ve diktatör olan akp mi yoksa batı mı bir türlü anlayamadık. yazardan bunu da açık etmesini isteriz.
Karar okuru 01 Eylül 2017 14:45
Bu gün Kurban Bayramı... Dünyayı kan gölüne çeviren mezalmi, tek başına demokrasinin olmayışına bağlayan zihniyet, kendisini küresel emperyalizme kurban etmiş demektir... Herkese iyi bayramlar...
KARTAL GÖZÜYLE 01 Eylül 2017 13:26
Sayın Etyen bey, siz çocukluğunuzda můslüman bir komșunuzdan hiç mi bayram șekeri almadınız? Bugün Kurban Bayramı. Bu konuda İki kelime yazmak çokmu, zor? Bayramın, size de sağlık ve güzelliklerle dolu günler bahșetmesi dileğiyle.
KARAR OKURU 01 Eylül 2017 23:45
0
kurban bayramı. ramazan ( şeker bayramı ) değil a be gözümm.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN