Kütüphanede bir gece

Geçtiğimiz Cuma günü Kocaeli’de KBB Halk Kütüphanesinde ilginç bir gece yaşadık.

18-04/30/ekran-resmi-2018-04-30-231052.png

İsmail Kılıçarslan, Ebubekir Kurban, Hakan Albayrak ve bendeniz değerli genç okurlarla birlikte sabaha kada süren bir sohbetin yıldızlarını parlattık.

Hava güzel mi güzel bir bahar gecesiydi.

Gece saat 23.00 te başlayan sohbete olan ilgi gerçekten kayda değerdi.

Her üç yazar dostum da kendi yazma serüvenleri dışında, gündem dâhil bir çok mevzûnun içine dalıp çıktılar.

Hakan Albayrak Cat Stevens’ten yaptığı bir şarkı çevirisini okudu.

Yetmedi, Bosna Savaşı günlerindeki canlı tanıklık anlarından, orada İHH adına yaptığı kimi çalışmalardan, Kudüs/ Gazze izlenimlerinden, Mavi Marmara’dan ve daha çok sayıda değerli ayrıntılardan bahsetti.

Uzundu gece ve içinde ilerliyorduk.

Ebubekir Kurban özellikle Afrika’da İHH adına yaptığı çalışmalar sırasında, Afrikalı çocukların beyaz adama bakışı üzerine gözlemlerinden, gençlik günlerindeki kimi olaylara kadar o her zamanki delişmen çelebiliğiyle gezdi durdu. Sert içerikleri güle oynaya anlatıyordu işte.

İsmail Kılıçarslan ise hep yaptığı gibi hiçbir cümlesini karnında saklamadan gazetecilikten, edebiyattan, dergiden, ‘hocalardan’ konuştu.

Biliyorsunuz bu kütüphanede bir gece olayı ilk Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nden neşet etmişti. Kocaeli’ndeki uygulama aynı zamanda Türkiye’nin en büyük kitap fuarı olma özelliği taşıyan Ve bu yıl onuncusu yapılan fuarın da startı oldu.

Dijital dünya ile klasik kitap arasında bir dayanışma mı, yoksa bir savaş mı olduğuna tam karar veremesek de kütüphane ortamında gerçekleşen ve güncel içerikten de kopmadan süren bu sohbet, belki de sohbet kavramına yeni bir boyut ekliyor.

Bir defa zamansal olarak alışılanın dışında, gecenin içindesiniz.

Mekan ise hep ‘sessiz’ olmanız öğütlenen bir yer: Kütüphâne.

Kütüphanede geceden sabaha kadar sohbet, yeni bir gelenek olacak gibi ama nasıl söylemeli, bir yandan da çok eski bir uygulamaymış gibi bir havası var.

Ağırlığı genç ama her yaştan okurların sabrına, inceliğine ise ancak teşekkür edilebilir.

Aralarında Bedreka ve Seyyar gibi dergi ve fanzin çıkaran genç, değerli arkadaşlar da vardı, biraz yaşı ilerlemiş ve fakat gözlerindeki pırıltı hiç kaybolmamış dostlar da.

İçten misafirperverlikleri yanında çay, kahve, meyve gibi lojistik destekleriyle bu sohbete katılan herkese güzel bir gece yaşatan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin değerli ilgililerine de elbette teşekkür ediyorum.

Ne diyordu Borges: “Evrenin uçsuz bucaksız bir kütüphane olduğunu düşünüyorum.”

Biz ne diyoruz? Evren uçsuz bucaksız bir sohbet mekânı olabilir.

Robot

Önyargıyla soluk alırım. Ve Boşluk kendi kendine gülümserken fikirlerin spazmını seyre dalarım... Mekânda artık ter yoktur, hayat yoktur; en ufak bayağılık hayatı yeniden ortaya çıkaracaktır: Bir saniyelik beklenti buna kâfidir.

18-04/30/ekran-resmi-2018-04-30-231138.png

Kişi var olduğunu algıladığında, kendini çılgınlık halinde yakalayan ve boşuna buna bir isim vermeye çalışan gözleri kamaşmış bir çılgının hissine kapılır. Alışkanlık var olma şaşkınlığımızı köpürtür: Oluruz – ve bunun üzerinde durmayız, var olanlar sığınağındaki yerimizi doldururuz.

Muhafazakârım; taklit icabı, oyun kurallarına saygı icabı, özgünlükten dehşet duyarak yaşıyorum, yaşamaya çalışıyorum. Robot tevekkülü: Bir ateşlilik görünümüne bürünmek ve buna gizlice gülmek; genelgeçerlere sadece gizli bir biçimde bunlardan tiksinmek için katlanmak; bütün sicillerde belirmek ama zamanda meskeni olmamak; rezil kepaze olmak kaçınılmazken görünüşü kurtarmak...

Her şeyi horgören kişi mükemmel bir asalet havası üstlenmeli, ötekileri hatta kendini bile yanıltmalıdır: Sahte canlı görevini böylece daha rahat yerine getirecektir. Müreffeh numarası yapılabilirken düşmüşlüğünü saçıp sergilemenin ne anlamı vardır? Cehennem cilve noksanlığı çekmektedir: İçten ve görgüsüz bir insanın zıvanadan çıkmış görüntüsüdür bu; hiçbir zarafet ve uygarlık takıntısı olmadan tasarlanmış bir yeryüzüdür bu.

(...)

En derinlerimizde, bütün diğer kesinliklerden üstün bir kesinliği muhafaza edelim: Hayatın anlamı yoktur, olamaz. Öngörmediğimiz bir vahiyle bunun aksine kanaat getirseydik, kendimizi hemen o anda öldürmemiz gerekirdi. Hava bir kaybolsa hâlâ soluk alırdık; ama yararsızlığın sevinci elimizden alınsa hemen soluksuz kalırdık...

Çürümenin Kitabı-E. M. Cioran-Çev. Haldun Bayrı-Metis Yayınları.

Berat

18-04/30/ekran-resmi-2018-04-30-231322.png

Şair bir dostum şöyle bir kandil mesajı gönderdi dün: “Umulur ki bizi birbirimizin duaları aklar. Berat kandiliniz mübarek ola…” Âmin dedim tabii, başka ne diyebilirim.

YORUMLAR (3)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
3 Yorum