Back To Top
Yeni ve kalıcı iklim: Kuraklık

Yeni ve kalıcı iklim: Kuraklık

 - Son Güncelleme: 12.01.2018 Cuma 00:40
- A +

Yağmur, aşırı yağmur, kar, beyaz tehlike, mutedil, parçalı bulutlu, kaba dalgalı, seyir hidrografi ve oşinografi.  Bazı hava durumu ve meteoroloji ile ilgili diğer kelimelerin yanına artık büyük harflerle bir kelime daha ilişiverdi: Kuraklık.

Kuraklık artık sadece Afrika’ya özgü bir durum gibi algılanmaktan çıktı.

İnsanın muhtelif ihtirasları için alt-üst ettiği ve hâlâ tahrip etmeye doyamadığı tabiat yapısının yıkıcı sonuçları artık her yerde; sevin ey insan bu senin eserin.

İlk duyduğumda şaşırmıştım. Bir günde yalnızca uçaklarda kullanılan plastik bardak sayısı ne kadar dersiniz? Hiç uğraşmayın, beş milyar! Yanlış okumadınız, düzelti yok, beş milyar.

Ocak ayı geldi geçecek, kar yok. Kar yağdığında da başka türlü manşetlemeler görüyoruz gerçi: Beyaz felaket, şu, bu.

Tabii temel mesele insan için hava, su.

Hava, kalitesi tartışılmakla birlikte dünyada henüz mevcut. Lâkin su öyle değil. Değişik alanlardan biraz da futuristik uzmanların raporlamalarına bakılırsa küresel su savaşları kapıda.

Manavgat’a, Düden’e bakarsan bütün dünyaya yeteceğini zannettiğin bir su akıp gidiyor. Fakat aylardır yağmur, kar bekleyen geniş arazilere bakanlar ‘kuraklık’ diyor başka şey demiyor. Rakamlar, raporlar, yorumlar cansıkıcı nitelikte bilgiler içeriyor.

İçecek su konusunda bile vahim yaklaşımlar var.

Barajlarla ilgili resmî  verilere göre 2050 yılına kadar içecek su sıkıntısı yokmuş. Tabii artık biz suyu şişelerden içtiğimiz için musluk-baraj ilişkisini pek düşünmez olduk. Sadece içme suyu değil, enerji ve sulama barajlarındaki durum da azalan yağışlar sebebiyle sinyal veriyor.

‘Bu kadar sululuk fazlaydı, belki de biraz kuraklık gerekliydi’ diyen adamı duymazlıktan geldim.

Havada her an yaklaşık 13 bin uçak varmış! İnsan bu meçhul! Aynı anda bazı insanlar da suların dibinde.

Ortası yok mu diyeceksiniz? Var ve kurak işte. İçimiz kurak, tabiat ne yapsın. Şurada bir toprak gördüm, bir rezidans da buraya mirim! Bana dolaptan bir şişe su ver, barajları da sonra konuşuruz.

Olur Belki

(…) Saat 12.26’da pis kokudan dolayı uyandığımda bir kar tanesiyle konuşup konuşmadığımı hatırlayamamıştım. Ayarsız kalorifer odayı saunaya çevirmişti. Hazır saunadayken duş almayı düşünsem de Ford f100 suratlı resepsiyonla muhatap olmamak için aceleyle ayakkabılarımı giydim. Otelden ayrılma saatini, odayı kiralarken o kadar çok tekrarlamıştı ki gören de elinde bavuluyla sıra bekleyen müşteriler olduğunu sanırdı. Neyse ki ben hazırdım. Alışkanlıkla pencereden dışarı baktım. Kar tipiye dönmüştü. Üstü karla kaplı çamur birikintilerine dikkat etmem gerektiğini kendime hatırlatıp odadan ayrıldım. Koridorun iki tarafında açık olan pencerelerden esen rüzgâr şapkamı uçurdu. Tutayım derken bavulu yere düşürdüm. Arkamı dönüp peşinden koşarken açılan bavuldan dökülen eşyalar koridorun ortasında uçuşmaya başladı. Şapkamı iki yanından tutup kafama iki yanından geçirdikten sonra eşyaları toplamak için hemen atıldım. Karşıdaki camın esintisi bitince düşecek gibi oluyor ama arkamdan gelen esintiyle savrulmaya devam ediyorlardı. Mavi gömleği yakalamaya çalışırken birden kravat daha yakın göründü. Ona koştum. Atletimi tutayım derken atkım gözlerimi kapatınca yere düştüm. Kar tanesini odama iten rüzgârın şimdi de benimle dalga geçtiğini anladım ve karşıdaki pencereyi kapatmak için koştum. Kamyonet suratlı resepsiyon tam zamanında merdivenlerden çıkıp önüme dikilince hızımı alamayıp tosladım. Yere düşerken eşyaların uçuşmasını izleme fırsatım oldu. Başım istemsizce karşı cama çevrildiği için kalktığımda pencereyi açık bırakmayı düşündüm. Zınk diye yere yapıştıktan sonra neler oldu hatırlamıyorum.

Gözlerimi lobide açtım. Yuvarlak farlarıyla bana bakan resepsiyonu sert bir şekilde itip eşyalarıma ne yaptığını sordum. O daha cevap vermeden yanında duran bavulu gördüm. (…) Yasin Çetin- Olur Belki- Şule yay.

Bir hocanın ardından

Muhterem Mevlâna İdris Bey;

Artık günlük mutadım hâline gelen KARAR okumaları için, Çarşamba günü masamın başına oturduğumda; KARAR’da, ‘’Epistemik Cemaat’in sosyoloğuna veda’’ başlık ve resmi ile karşılaştım. 11. sayfa da ise yarım sayfa, Mükremin Atmaca ilanı demeye dilimin varmayacağı, bir güzel şahitlik ile karşılaştım. 2. sayfadaki ‘’İyi bir insan, namuslu akademisyendi’’ görüşlerinde, Alper Kanca Bey’in söyledikleri zihnimde bir mihenk taşı oluşturdu. Resmine dikkatlice baktım, Hoca’yı tanımıyordum.

Perşembe günü ise, ‘’Mütevazı fikir işçisi dualarla uğurlandı’’ baş haberi ve fotoğrafı eşliğinde, üç yazarın müstakil yazıları vardı. Köşenizi açtığımda, resim ile zihnim arasındaki irtibatı buldum. Tanımadığım Hüsamettin Arslan Bey’i; oynadığı filimlerinden tanıdığım Yul Brynner’in kilo almış hâline benzetmişti zihnim. Köşenizdeki, köşeye yaslanmış resme haylı zaman baktım. Yazıların bende bıraktığı izlenim ile karşımdaki gazete bayiine gittim. İsimlerini yazmayacağım sekiz adet gazete aldım. Ulus’un bir kısmına yayın yapan 8 adet gazeteyi sayfa sayfa taradım, gözümden kaçmışsa birşey diyemem, hiçbir haber ve yoruma rastlamadım. KARAR ile tanışma sebebim Etyen Mahçupyan Bey’in yazısını okudum. ‘’Ne yazık ki...’’ aradığım değildi. Demek ki Etyen Bey’de tanımıyor dedim.

Bugün, Yusuf Ziya Cömert Bey’in tavsiyesi ile üç yazıyı tekrar okudum. Bu kez gazete bayisinden, Ulus’un diğer kısmına yayın yapan bir kaç gazete aldım; iyi ki de almışım. Fatma Barbarosoğlu Hanım’ın tavsiyesi ile üç yazıyı tekrar okudum.

Hüsamettin Arslan Bey hakkında şu üç gün içerisinde okuduklarımdan bende kalan: Yaşanılan o külfete katlanacak babayiğit varsa, son yolculukta da olsa nimetinden faydalanır.

Bu uzun girizgâhın zat-ı âlinizle irtibatına gelince; Sefere yeni başlayan, ‘VAPUR’ daki görüşmemiz(!) ve ‘’Bir Yazara 10 Soru’’ da ki, 10. soru:

‘’-Mevâna İdris kimdir?

-İşte soru bu azizim. Kimdir? Zerre-i minel zerrât değilse nedir? Geçelim.’’ Bu soruyu sorana da, cevap vermeyene de müteşekkirim.

Bu soru bundan sonra hayatımın sorusu olur. Aram kimdir? Dilerim cevabını bulmadan son yolculuğa çıkmam.

Muhabbetle, Aram kimdir?            Aram Gülmezyan

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN