Back To Top
Krizi fırsata çevirmek!..

Krizi fırsata çevirmek!..

- A +

Son yılların en büyük ekonomik krizlerinden biri ile karşı karşıyayız ve bu krizin maliyetinin azaltılabilmesi ancak atılacak doğru adımlara bağlı. Bu nedenle alınacak tedbirlerin sadece yerlilik ve millilik söylemlerinin arkasına saklanmaması ve ekonomik gerçeklerden kopuk olmaması gerekiyor.

Çünkü bu kriz beraberinde yeni fırsatlar da getirebilir.

Krizi sadece Türk-ABD ilişkileri üzerinden okursak yanılırız. Asıl yapılması gereken ekonomimizi kırılgan kılan yapısal sorunların giderilmesidir, aksi takdirde bu tür krizlerin tekrar yaşanması her zaman için mümkündür.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşmasında terörle mücadelede müttefiklerimizin tutumunu eleştirirken bir de teşekkür etmişti: “Hani biz de bir söz var ya ‘Kötü komşu ev sahibi yapar.’ Bu kötü komşular bizi en sonunda silahsız ve silahlı İHA sahibi yaptılar.”

Krizin altında yatan temel sebep de bu cümlenin arka planında gizli. Türkiye’de maliyeti arttıran en önemli kalemler enerji ve yüksek teknoloji girdileri. Hal böyleyken en yerli dediğiniz üretiminizde bile pek çok kalem -hem de en önemlileri- dışa bağımlıysa bu tür krizlerde yapılabilecekler sınırlı kalacaktır. Öncelikle bu açmazdan kurtulmamız gerekiyor.

Firmalarımız küresel çapta sağlam ortaklıklar kurmalı, teknoloji transferleri gerçekleştirmeli, ARGE çalışmaları ve markalaşmaya önem verilmelidir. Gerekirse devlet önemli alanlardaki uluslararası patentleri satın alarak yerli üreticilerin hizmetine sunabilir.

***

Yerli üretime destek yabancı mallara ek vergi koymakla olmaz; yerli üretimden alınan vergiler makul ve teşvik edici seviyelere inmeli ve dahası kamu kuruluşları da otomobilden kağıda, bilgisayardan yazılıma hemen her kalemde yerli mallarına öncelik vermelidir.

Tabii ki bu destek yapılırken halkın vergilerinin pahalı ve kalitesiz yerli üreticilere peşkeş çekilmesini kastetmiyorum. Üreticimiz de kaliteli ve makul fiyatlarla bu ilişkinin hakkını vermelidir. Yerlilik oranları kıstasına ileri teknoloji de dahil olmalıdır.

Yerli silah sanayii nasıl devlet desteği ile büyüyüp, gelişip ve dünya standartlarında üretim yapmaya başlamışsa diğer sektörlerde de bu başarı yakalanabilir.

Apple’in muadili Samsung değildir; Vestel-Beko ya da başka yerli markamız olmalıdır. Dolara ve dövize karşı güçlenmek ancak kaliteli ve yerli ucuz üretimle mümkündür.

Ve en önemlisi inşaata dayalı ekonomik büyüme modeli artık terk edilmeli, sürdürülebilir verimliliği olan alanlara kayılmalıdır.

***

Kriz yönetiminde de sadece halktan fedakarlık beklenmemeli, devlet ve büyük sermaye sahipleri de üstüne düşeni yapmalıdır. Devlet lükse kaçan tüketimden ve halkı büyük yük altında sokan ama getirisi tartışmalı yatırımlardan kaçınmalıdır.

İş dünyasına gelince; özellikle devlet eli ile zenginleşen iş adamlarımızın da taşın altına ellerini koymaları ve yap-işlet-devret modeli ile halka büyük yük olan kazançlarından bir miktar fedakarlık yapmalarını istemek herhalde çok olmasa gerek. “Kapı gibi sözleşmelerimiz var!” diyerek kimsenin kenara çekilme hakkı yok.

Gönül isterdi ki, bu iş adamlarımız kafalarını kuma gömmek yerine çoktan çıkıp iktidardan bir talep gelmeden kendilerine anlaşmalar gereği  X dolar+KDV şeklinde verilen milyarlık garantileri TL’ye çevirerek YERLİ ve MİLLİ olduklarını gösterselerdi.

Kimse çok fazla şey beklemiyor: “X TL + TEFE/TÜFE” şeklinde yıllık artış oranı belirleyip, TL’ye geçseler yeter.

Peki, neden böyle bir açıklama duymuyoruz? Ve neden iş dünyası sadece devletten destek bekliyor?

Yoksa bu topraklarda fedakarlık sadece halka mı mahsus?

***

TL’deki ciddi değer kaybı ironik bir şekilde yabancı sermayenin de önünü açmaktadır. Üretim kalemlerinin önemli bir kısmı –hammadde ve işçi ücretleri- ciddi şekilde ucuzladı. Bu da Türkiye’yi yabancı sermaye açısından daha cazip bir hale getiriyor.

Demokrasi ve hukukun egemenliğini gösterebilir, ekonomimizi doğru parametreler üstüne oturtabilir ve doğru yönlere kanalize edebilirsek yabancı sermayenin daha hızlı bir şekilde gelmesini sağlayabiliriz.

Tabii ki bu süreçten kârlı çıkmanın yolu sadece tüketen değil aynı zamanda üreten bir ekonomi modeline geçmekten geçiyor…

Cümlemize hayırlı bayramlar.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN