Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmesinde, yaşanan can kayıplarının boyutuna dikkat çekerek bu eylemlerin meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmesinin güç olduğunu ifade etti. Kallas, saldırıların aynı zamanda ABD ile İran arasında sağlanan ateşkesi de zorladığını vurguladı.
Sosyal medya platformu üzerinden açıklama yapan Kallas, “Hizbullah Lübnan’ı savaşa sürükledi ancak İsrail’in kendini savunma hakkı, bu kadar büyük bir yıkıma yol açmayı haklı çıkarmaz.” ifadelerini kullandı.
İsrail’in son saldırılarında yüzlerce kişinin hayatını kaybettiğine işaret eden Kallas, “İsrail’in dün geceki saldırılarında yüzlerce kişi öldü, bu nedenle bu kadar sert eylemlerin meşru müdafaa kapsamına girdiğini savunmak zor.” değerlendirmesinde bulundu.
Kallas, açıklamasında bölgedeki ateşkes sürecine de değinerek, “İsrail’in eylemleri ABD-İran ateşkesini ciddi bir baskı altına sokuyor. İran ateşkesi Lübnan’ı da kapsamalıdır. Hizbullah, kabul ettiği gibi silahsızlanmalıdır. AB, Lübnan’ın Hizbullah’ı silahsızlandırma çabalarını desteklemektedir.” ifadelerine yer verdi.
NE OLMUŞTU?
ABD ve İsrail’in İran’a 28 Şubat'ta başlattığı saldırıların ardından İran’ın misillemeleriyle bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen süreçte ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan'da saat 01.30 sularında ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.
Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması şartıyla 2 haftalık ateşkesi kabul ettiklerini, İran'dan 10 maddelik teklif aldıklarını ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğunu ifade etti.
“İran'ın savaştaki hedeflerine ulaştığı" açıklamasında bulunan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi de nihai müzakerelerin İslamabad'da en fazla 15 gün içinde sonuçlandırılmasının hedeflendiğini bildirdi.
Türkiye, Pakistan ve Mısır; ABD-İran arasındaki mesaj alışverişinin sürmesi ve sonuca ulaşması için yoğun çaba gösterdi.
Geçici ateşkesi desteklediğini açıklayan İsrail yönetimi ise uzlaşmaya Lübnan konusunun dahil olmadığını savunarak Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor.
