ABD ile İran arasındaki Hürmüz Boğazı krizinde tansiyon küresel sulara taşıyor. The Wall Street Journal, ABD ordusunun önümüzdeki günlerde Orta Doğu'nun dışına çıkarak dünyanın dört bir yanındaki uluslararası sularda İran bağlantılı petrol tankerlerine ve ticari gemilere el koymak için operasyon hazırlığında olduğunu yazdı. 28 Şubat'ta İsrail'le birlikte İran'a saldırmasıyla başlayan operasyona "Epik Öfke" verilmişti, Trump yönetiminin "Ekonomik Öfke" adını verdiği bu yeni abluka planıyla Tahran'ın nükleer tavizlere zorlanması hedefleniyor.
ABD ve İran arasında Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen barış görüşmelerinin sonuçsuz kalması ve geçici ateşkesin süresinin gelecek hafta dolacak olması, Washington'ı yeni ve radikal adımlar atmaya yöneltti. The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre; ABD ordusu, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı sivil ticarete kapatma tehditlerine misilleme olarak deniz ablukasını küresel boyuta taşıyor.
OPERASYON DÜNYAYA YAYILACAK
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), şu ana kadar İran limanlarından ayrılmaya çalışan 23 gemiyi deniz ablukası kapsamında geri çevirdi. Ancak WSJ'ye göre bu sadece bir başlangıç.
Yeni kampanya ile ABD ordusu, Basra Körfezi'nin çok ötesinde, uluslararası sularda seyreden ve İran petrolü ya da silahı taşıyan gemilerin güvertelerine çıkıp el koymaya başlayacak.
ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, operasyonun hedefini şu sözlerle özetledi: "İran bayraklı veya İran'a maddi destek sağlamaya çalışan herhangi bir geminin peşine aktif olarak düşeceğiz. Buna İran petrolü taşıyan ve uluslararası kuralları delen 'karanlık filo' (dark fleet) gemileri de dâhildir."
ABD Hint-Pasifik Komutanlığı'nın da (USINDOPACOM) aktif rol alacağı bu küresel operasyon, Trump yönetiminin Tahran'a karşı başlattığı "Ekonomik Öfke" (Economic Fury) adlı yeni baskı aşamasının belkemiğini oluşturacak.
MASADAKİ MİLYARLARCA DOLAR
ABD'nin bu sert hamlesinin arkasında iki temel hedef yatıyor: Hürmüz Boğazı'nın yeniden ticarete açılmasını sağlamak ve nükleer programda taviz koparmak.
Başkan Donald Trump, İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu ABD'ye teslim etmeyi kabul ettiğini öne sürse de Tahran bu iddiayı kesin bir dille reddediyor. Nükleer zenginleştirmeden ne kadar süreyle vazgeçileceği ve İran'ın dondurulmuş milyarlarca dolarlık fonlarına erişip erişemeyeceği, masadaki en büyük pazarlık konuları olmaya devam ediyor.
ASKERİ SEÇENEK MASADA AMA 'EKONOMİK BASKI' TERCİH EDİLİYOR
Ateşkesin bitmesine günler kala her iki taraf da olası bir çatışmaya hazırlanıyor. Savunma Bakanı Pete Hegseth, görüşmelerin çökmesi halinde ABD güçlerinin askeri operasyonlara yeniden başlamak için "maksimum pozisyon" aldığını belirtti. Ancak WSJ'ye konuşan kaynaklara göre Trump yönetimi; ABD askerlerinin can kaybı riskini barındırması ve Amerikan kamuoyunda sevilmemesi nedeniyle kara birliklerini kullanmaya sıcak bakmıyor.
Aynı şekilde, İran'ın enerji santrallerinin vurulması da Suudi Arabistan ve ABD müttefiki diğer Arap ülkelerinin enerji altyapılarına yönelik misilleme riskini doğurduğu için tehlikeli bulunuyor. Bu nedenle Beyaz Saray, askeri bir tırmanış yerine "ekonomik boğma" taktiğine ağırlık veriyor.
HEDEFTEKİ İSİM ŞAMHANİ
Ekonomik ablukanın en önemli ayaklarından biri de yaptırımlar. ABD Hazine Bakanlığı, Çarşamba günü İran'ın yasadışı petrol ticaretini hedef alan listesini genişletti. Hazine Bakanı Scott Bessent, yeni yaptırım uygulanan gemi ve şirketlerin, savaşın başında İsrail saldırısında öldürülen Ayetullah Ali Hamaney'in baş güvenlik danışmanı Ali Şamhani'nin oğlu Muhammed Hüseyin Şamhani tarafından kontrol edildiğini açıkladı.
ABD'li yetkililer, İran'ın günlük 1.6 milyon varillik petrol ihracatının büyük kısmının Çin'deki küçük ve bağımsız "çaydanlık" (teapot) rafinerilerine gittiğini hatırlatarak, General Caine'in denizlerdeki el koyma uyarılarının aslında Pekin yönetimine verilmiş net bir mesaj olduğunun altını çiziyor.
