Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu, ABD'nin askeri müdahalesiyle sarsılan ve siyasi dengelerin yeniden kurulmaya çalışıldığı Venezuela’yı gündemine aldı. Oturumda söz alan AB’nin diplomasi şefi Kaja Kallas, uluslararası hukukun temel prensiplerine vurgu yaparak Washington ve Caracas hattındaki gelişmeleri değerlendirdi.
"EGEMENLİK HAKLARI TARTIŞMAYA KAPALIDIR"
Kallas, Nicolas Maduro’nun demokratik bir meşruiyete sahip olmadığını savunmakla birlikte, bir ülkenin iç işleyişindeki meşruiyet krizinin dış müdahaleleri haklı çıkarmayacağına dikkat çekti. Kallas’ın konuşmasındaki en çarpıcı vurgu şu oldu:
"Demokratik meşruiyetin bulunmaması, uluslararası hukukun temel kaidelerini askıya almaz. Bir devletin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyulması ilkesi tartışmaya kapalıdır. BM Güvenlik Konseyi üyeleri, BM Şartı'nda yer alan bu kutsal ilkeleri korumakla yükümlüdür."
DELCY RODRİGUEZ YÖNETİMİ İLE "PRAGMATİK" İŞBİRLİĞİ
AB’nin Venezuela’nın geleceği konusundaki tavrını açıklayan Kallas, Birliğin Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez ve sivil toplum kuruluşlarıyla diyalog kurmaya kararlı olduğunu belirtti.
AB’nin Caracas temsilcisinin geçen hafta Rodriguez ile bir araya geldiğini doğrulayan Kallas, bu görüşmede Avrupa’nın net taleplerini ilettiğini aktardı.
AB, "insan hakları ve hukukun üstünlüğü" konularında somut adımlar atılması durumunda ilişkileri derinleştirmeye hazır olduklarını muhataplarına iletti.
Tüm siyasi tutukluların derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması masadaki en kritik madde olarak duruyor.
AB VATANDAŞLARI SERBEST BIRAKILDI
Kallas, diplomatik çabaların bir sonucu olarak ABD müdahalesi sırasında gözaltına alınan 20’den fazla AB vatandaşının serbest bırakıldığını müjdeledi. Bu gelişme, Brüksel'in bölgedeki varlığını ve vatandaşlarını koruma önceliğini başarıyla yürüttüğü şeklinde yorumlandı.
AVRUPA PARLAMENTOSU’NDA GÖRÜŞ AYRILIĞI
Genel Kurul’daki oturumda milletvekilleri arasında ABD’nin müdahalesi konusunda keskin bir fikir ayrılığı yaşandı:
Bazı parlamenterler, ABD’nin askeri operasyonunun uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu ve tehlikeli bir emsal oluşturduğunu savundu.
Diğer grup ise müdahalenin, Venezuela'nın otoriter yapıdan kurtulması ve demokratik geçişin başlaması için kaçınılmaz bir "fırsat" sunduğunu ileri sürdü.
