BAE’den ikili İran oyun: Ticaret Tahran’la, savunma İsrail’le

BAE’den ikili İran oyun: Ticaret Tahran’la, savunma İsrail’le

BAE, İran’la yaşanan savaşın ekonomisi ve güvenlik algısı üzerinde yarattığı ağır etkinin ardından iki yönlü bir strateji izliyor. Abu Dabi, Tahran’la diplomatik ve ticari kanalları yeniden açarken aynı zamanda ABD ve İsrail’le savunma işbirliğini derinleştiriyor, Hürmüz Boğazı’na bağımlılığını azaltacak altyapı yatırımlarını hızlandırıyor.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’la yaşanan çatışmaların ardından bölgesel politikasında dikkat çekici bir denge arayışına girdi. Financial Times’ın analizine göre Körfez ülkesi, İran’la “soğuk barış” kurmaya çalışırken savunma kapasitesini büyütüyor ve Washington ile Tel Aviv’e askerî açıdan daha fazla yaklaşıyor. Abu Dabi yönetimi böylece coğrafi olarak karşı karşıya bulunduğu İran tehdidini diplomasi, ekonomik ilişkiler ve caydırıcılık yoluyla aynı anda yönetmeyi hedefliyor.

İRAN UÇUŞLARI YENİDEN BAŞLADI

Yumuşama sürecinin en somut göstergelerinden biri, İran ile BAE arasındaki hava ulaşımının yeniden başlaması oldu.

Tahran’dan kalkan bir yolcu uçağı, 29 Haziran’da Dubai Uluslararası Havalimanı’na indi. Bu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının başladığı 28 Şubat’tan sonra Tahran’dan Dubai’ye gerçekleştirilen ilk uçuştu. Savaş öncesinde iki ülke arasında haftada onlarca sefer düzenleniyordu.

FT’ye göre BAE makamları ayrıca savaş başladığında ülke dışında bulunan ve BAE’de oturma iznine sahip yaklaşık 20 bin İranlının geri dönmesine izin vermeye başladı. Dubai limanlarından İran’a mal taşıyan geleneksel ticaret tekneleri de yeniden sefer yapıyor.

DUBAİ İÇİN İRAN’LA TİCARET HAYATİ ÖNEMDE

İran’la ilişkilerin yeniden kurulmasında güvenliğin yanı sıra ekonomik zorunluluklar da etkili oluyor.

Yüz binlerce İranlının yaşadığı Dubai, uzun yıllardır İran’ın dış dünyaya açıldığı başlıca ticaret ve finans merkezlerinden biri konumunda. İran’ın Körfez üzerinden gerçekleştirdiği ithalat ve ihracatta Dubai şirketleri, limanları ve finans kuruluşları önemli rol oynuyor.

Bu ekonomik karşılıklı bağımlılık, BAE yönetimi açısından Tahran’ın saldırganlığını sınırlayabilecek araçlardan biri olarak görülüyor. Abu Dabi, İran’ın BAE üzerinden yürüttüğü ticareti kaybetmek istemeyeceği hesabıyla ekonomik bağları aynı zamanda bir güvenlik mekanizması olarak kullanmayı amaçlıyor.

YUMUŞAMA SÜRECİNİ ÜÇ İSİM YÜRÜTÜYOR

FT’nin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid, İran’la gerilimin düşürülmesi sürecini üç kardeşine emanet etti.

Süreci Devlet Başkan Yardımcısı Şeyh Mansur bin Zayid, Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Şeyh Tahnun bin Zayid yürütüyor.

İlk temaslardan biri Şeyh Mansur ile İran’ın ABD’yle yürüttüğü müzakerelerde rol alan Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf arasında gerçekleşti. Ardından Şeyh Abdullah, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile savaşın başlamasından sonraki ilk telefon görüşmesini yaptı.

BAE Dışişleri Bakanlığı da haziran ayında yaptığı açıklamada, sorunların çözümünde diyalog ve diplomasinin öncelikli olması gerektiğini belirterek Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliğinin korunması çağrısında bulunmuştu.

“İRAN’A GÜVEN YOK”

Ancak Abu Dabi’nin Tahran’la başlattığı yakınlaşma, kalıcı bir normalleşmeden çok kontrollü ve kırılgan bir ateşkes olarak değerlendiriliyor.

İran’ın son çatışma turunda BAE topraklarını doğrudan hedef almaması, iki ülke arasındaki gerilimin yönetilebildiğine ilişkin sınırlı bir güven oluşturdu. Buna karşılık İran’ın Hürmüz Boğazı’nda BAE bağlantılı iki tankeri hedef alması, riskin ortadan kalkmadığını gösterdi.

Emirlik yetkilileri, İran’a güvenmediklerini ancak savaştan sonra yalnızca askerî yöntemlerle sonuç alınamayacağının görüldüğünü düşünüyor. Bu nedenle BAE’nin yeni yaklaşımı; caydırıcılığı artırma, diplomatik kanalları açık tutma ve ekonomik gücü kullanma üzerine kuruluyor.

İSRAİLLİ SAVUNMA ŞİRKETLERİNİN VARLIĞI BÜYÜYOR

BAE, İran’la gerilimi azaltmaya çalışırken İsrail’le savunma işbirliğini de genişletiyor.

FT’ye konuşan İsrailli bir yetkili, İsrail savunma şirketlerinin BAE’de kalıcı olarak faaliyet gösterdiğini ve savaşın ardından bu varlığın daha geniş bir alanı kapsayacak şekilde büyüdüğünü söyledi.

İran’ın savaş sırasında gönderdiği füze ve İHA’ların büyük bölümünün; BAE sistemlerinin yanı sıra ABD, İsrail, Güney Kore ve Ukrayna menşeli savunma teknolojileriyle önlendiği aktarıldı. İngiliz ve Fransız savaş uçakları da hava savunmasına destek verdi.

Abu Dabi ile Netanyahu yönetimi arasında Gazze savaşı ve bölgesel politikalar nedeniyle görüş ayrılıkları bulunsa da BAE, İbrahim Anlaşmaları kapsamında İsrail’le kurduğu ilişkilerin stratejik önemini koruduğu görüşünde. BAE yönetimi, İsrail’le ilişkilerin açık ve resmî anlaşmalar çerçevesinde yürütüldüğünü belirtiyor.

HÜRMÜZ BOĞAZI’NA ALTERNATİF GÜZERGÂH

Savaşın BAE’ye verdiği en önemli derslerden biri, ülkenin enerji ve ticaret altyapısının Hürmüz Boğazı’na yüksek düzeyde bağımlı olması oldu.

Dubai merkezli liman işletmecisi DP World, BAE’nin doğu kıyısındaki Füceyre’de iki yeni terminal kurmak üzere 50 yıllık imtiyaz anlaşması için prensipte uzlaşmaya vardı. Al Rugaylat’ta konteyner ve çok amaçlı terminal, Dibba’da ise genel kargo terminali geliştirilecek.

Devlete ait petrol şirketi ADNOC da Abu Dabi’deki petrol sahalarını Hürmüz’ün dışında bulunan Füceyre’ye bağlayacak yeni Batı-Doğu boru hattının yapımını hızlandırıyor. Projenin 2027’de faaliyete geçmesi ve ADNOC’un Füceyre üzerinden gerçekleştirdiği petrol ihracat kapasitesini iki katına çıkarması hedefleniyor.

DUBAİ EKONOMİSİNDE TOPARLANMA KIRILGAN

Dubai’nin finans ve ticaret merkezlerinde çalışanların geri dönmesiyle ekonomik faaliyet kademeli olarak canlansa da turizm ve konaklama sektöründeki kayıplar henüz telafi edilemedi.

FT’nin aktardığına göre Dubai Finans Merkezi’ndeki bir restoranın işleri savaş sırasında yüzde 80’e kadar geriledi. Bazı işletmeler personel ücretlerini azaltmak, menülerini küçültmek ve artan tedarik maliyetlerini karşılamak zorunda kaldı.

Buna karşılık Dubai Uluslararası Finans Merkezi’ne kaydolan yeni şirketlerin sayısı, haziran sonuna kadarki bir yıllık dönemde yüzde 30 arttı. Bu veri, savaşın turizm ve tüketim sektörlerini ağır biçimde etkilemesine rağmen Dubai’nin finans merkezi kimliğinin direnç gösterdiğine işaret etti.

Otel yöneticileri ise tam toparlanmanın 2026 sonunu veya 2027’yi bulabileceğini değerlendiriyor. Turizmdeki asıl sınavın, okulların açıldığı ve yabancı çalışanların dönüş yaptığı sonbahar döneminde yaşanması bekleniyor.

BAE’NİN YENİ GÜVENLİK MODELİ

Financial Times’ın analizine göre BAE’nin İran politikasındaki değişim, Tahran’a duyulan güvenden değil ekonomik ve coğrafi gerçeklerden kaynaklanıyor.

Abu Dabi yönetimi bir yandan İran’la doğrudan çatışma riskini azaltmaya çalışırken diğer yandan hava savunmasını, ABD ve İsrail’le askerî ortaklığını ve Hürmüz dışındaki lojistik altyapısını güçlendiriyor.

Ortaya çıkan strateji, İran’la dostluk kurmaktan ziyade ülkenin turizm, enerji, finans ve ticaret merkezi statüsünü yeni bir bölgesel savaşın etkilerinden korumayı amaçlayan yüksek riskli bir denge politikası olarak öne çıkıyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN