Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Pekin’de düzenlenen olağan basın toplantısında konuya ilişkin değerlendirmede bulundu. Öldürücü silahların ihracatına imkân sağlayacak düzenleme hakkında ciddi endişeleri bulunduğunu ifade eden Mao, şu ifadeleri kullandı:
"Uluslararası toplum, İkinci Dünya Savaşı'nın sonuçlarını birlikte korumalı, Japonya'nın pervasız yeniden askerileşme adımlarına karşı çıkmalı."
Mao, Japonya’nın saldırganlık geçmişi nedeniyle güvenlik ve askeri alandaki adımlarının Asya’daki komşuları ve uluslararası toplum tarafından yakından izlendiğini belirtti. Tokyo yönetiminin son yıllarda güvenlik ve savunma politikalarını yenileme girişimi içinde olduğunu kaydeden Mao, Japon yetkililerin nükleer silahlara sahip olmaktan ve silah ihracatına ilişkin kısıtlamaların kaldırılmasından söz ettiğini dile getirdi.
Çinli Sözcü ayrıca, "Bu son adım, Japonya'nın sağ kanat güçlerinin, savaş sonrası uluslararası düzeni aşıp yasaları ihlal ederek ülkeyi yeniden askerileştirme özlemlerini bir kez daha açığa vuruyor." dedi.
LDP’NİN SAVUNMA İHRACATI ÖNERİSİ
Japonya’da iktidardaki LDP’nin Savunma Araştırma Komisyonu, “Savunma Donanımları ve İhracatına İlişkin Üç İlke” adı verilen ulusal politikanın değiştirilmesine yönelik öneriyi kabul etti.
Düzenlemeye göre, savunma donanımı ihracatının yalnızca kurtarma, nakliye, uyarı, keşif ve mayın temizleme işlevlerine yönelik ürünlerle sınırlandırılması kuralı kaldırılıyor. Böylece öldürücü işlevdeki silahların ihracatına yönelik kısıtlama da ortadan kalkmış oldu.
ÇİN’DEN JAPON ŞİRKETLERİNE İHRACAT KONTROLÜ
Çin Ticaret Bakanlığı, aralarında Mitsubishi Heavy Industries’in savunma sanayi ve gemi yapım iştiraklerinin de bulunduğu 20 Japon şirketini, Japonya’nın askeri yapılanmasına katkı sağladıkları gerekçesiyle ihracat kontrolü listesine aldı. Ayrıca, aralarında Subaru iştiraklerinin de bulunduğu 20 Japon şirketi, ürettikleri askeri ve sivil ikili kullanıma sahip ürünlerin son kullanıcılarının tespit edilemediği gerekçesiyle ihracat izleme listesine dahil edildi.
Pekin’in bu kararı, Çin ile Japonya arasında son dönemde artan diplomatik gerilimin bir parçası olarak değerlendirildi.
TAYVAN GERİLİMİ
Çin’in ihracat kontrol kararının, Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae’nin Tayvan’a ilişkin açıklamaları sonrasında tırmanan gerilimle bağlantılı olduğu belirtildi. Takaiçi, 7 Kasım 2025’te Japon Parlamentosu Ulusal Diet’te yaptığı konuşmada, Tayvan Boğazı’na yönelik bir müdahaleyi “ülkesinin varlığını tehdit eden durum” olarak değerlendireceğini ve askeri güç kullanabileceğine ilişkin ifadeler kullanmıştı.
Bölgeyi kendi topraklarının parçası olarak gören Çin, bu açıklamalara tepki göstermişti. Takaiçi’nin sözleri, ilk kez bir Japonya Başbakanı’nın Tayvan’ın işgali halinde Japonya’nın askeri olarak dahil olabileceğine dair açık beyanda bulunması açısından dikkat çekmişti. Bu yaklaşım, Japonya’nın daha önce benimsediği “stratejik belirsizlik” politikasından farklı bir tutum olarak değerlendirilmişti.
Tepkiler üzerine Takaiçi, Tayvan’a ilişkin ifadelerinin varsayımsal olduğunu ve gelecekte benzer yorumlardan kaçınacağını belirtmiş, ancak sözlerini geri almayı reddetmişti.
Pekin yönetimi, açıklamalar nedeniyle Japonya’ya protesto notası verdi. Kriz sürecinde seyahat uyarıları, uçuş iptalleri, engellenen konserler, ithalat yasakları, siyasi polemikler ve askeri sürtüşmeler gibi çeşitli gelişmeler yaşandı.
