Ulusal İstatistik Bürosu’nun açıkladığı 2025 nüfus verilerine göre, Çin ana karası nüfusu 2024’te 1 milyar 408 milyon 280 bin iken, 2025’te 1 milyar 404 milyon 890 bine düştü. Böylece nüfus, 2025’te 3,39 milyon azalarak son dört yıldır devam eden düşüş eğilimini sürdürdü.
Çin’de nüfus, 2022 yılında 1960’ların başındaki kıtlık döneminden bu yana ilk kez azalmış ve bu yıl, uzun vadeli nüfus düşüşünün başlangıcı olarak kayda geçmişti.
DOĞUMLAR SERT DÜŞTÜ, ÖLÜMLER ARTTI
2025 yılında ülkede 7,92 milyon bebek dünyaya geldi. Bu sayı, 2024’te kaydedilen 9,54 milyon doğuma kıyasla yüzde 16,9’luk bir düşüş anlamına geliyor.
Doğum oranı: 2024’te binde 6,77 iken, 2025’te binde 5,63
Ölüm sayısı: 2025’te 11,31 milyon, 2024’e göre yüzde 3,4 artış
Ölüm oranı: Binde 7,76’dan binde 8,04’e yükseldi
Doğal nüfus artış hızı: Binde eksi 2,41
Bu verilerle birlikte, doğum oranı 1949’dan bu yana kaydedilen en düşük seviyeye geriledi.
ERKEK–KADIN NÜFUSU VE YAŞ DAĞILIMI
2025 itibarıyla Çin’de erkek nüfus 716,85 milyon, kadın nüfus ise 688,04 milyon olarak kaydedildi.
Yaş gruplarına göre dağılımda ise yaşlanma eğilimi dikkat çekti:
16–59 yaş (çalışma çağında): 851,36 milyon kişi, toplam nüfusun yüzde 60,6’sı
60 yaş ve üzeri: 323,38 milyon kişi, nüfusun yüzde 23’ü
65 yaş ve üzeri: 223,65 milyon kişi, toplam nüfusun yüzde 15,9’u
Kentsel nüfus 2025’te bir önceki yıla göre 10,3 milyon artarak 953,8 milyona yükseldi. Buna karşılık kırsal nüfus 13,69 milyon azalarak 451,09 milyona geriledi.
Bu gelişmeyle birlikte:
Kentsel nüfus oranı: Yüzde 67,89
Kırsal nüfus oranı: Yüzde 32,11
Analistlere göre Çin, nüfusun giderek yaşlandığı, çalışma çağındaki nüfusun payının daraldığı uzun vadeli bir demografik dönüşüm sürecine girmiş durumda. Nüfus artış hızının 2016’dan bu yana düşüşte olduğu ülkede, önümüzdeki yıllarda nüfusun daha hızlı azalması bekleniyor.
TEŞVİKLERE RAĞMEN DOĞUMLAR ARTMIYOR
Çin hükümeti, 1980’lerden itibaren uygulanan “tek çocuk” politikasını 2016’da sona erdirerek iki çocuğa, 2021’de ise üç çocuğa izin veren yasal düzenlemeleri hayata geçirmişti. Ancak aileleri çocuk sahibi olmaya teşvik eden politikalara rağmen, ekonomik büyümenin yavaşlaması, yaşam maliyetlerinin artması ve çocuk yetiştirmenin yüksek masrafları, genç kuşakların çocuk yapma konusunda tereddüt yaşamasına neden oluyor.
