ABD ile birlikte Tahran yönetiminin üst düzey isimlerine düzenlediği suikastlarla Orta Doğu'yu ateşe sürükleyen İsrail, yangını büyütecek adımlarını sürdürüyor. Saldırılara karşı Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasıyla dünya enerji krizine girerken, İsrail'in son saldırısı küresel sistem üzerinde bomba etkisi yaptı. İsrail dünyanın en büyük gaz sahası olan Güney Pars Rafinerisi'ni vurdu. Tahran da buna karşılık Katar'ın dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatçısı Ras Laffan Sanayi Bölgesi’ni bombaladı.
DOĞALGAZDA BİR GÜNDE YÜZDE 30 ARTIŞ
Ortadoğu’da başlayan ‘yangın’ sonucunda kritik enerji hatlarının fiilen kapanması, küresel petrol piyasalarında büyük bir şok dalgası yarattı. Avrupa doğalgaz fiyatları bir günde yüzde 30 fırlarken, brent petrol 114 doları aştı. Piyasalardaki 'risk primi' tehlikeli eşiği geçerek zirveye ulaştı. Gelişme Avrupa ve Asya’da yeni enerji-enflasyon baskısı yarattı. Özellikle petrol ve LNG ithalatına bağımlı ülkeler, yükselen enerji faturalarını hafifletmek için daha fazla kamu harcaması yapma baskısıyla karşı karşıya kaldı.
MECBURİ GERi ADIM
İsrail'in 'ABD onayı ve koordinasyonuyla yapıldı’ dediği Güney Pars doğalgaz tesisi saldırısından haberinin olmadığını söyleyen Trump Tel Aviv'i yalanladı. İsrail'in Orta Doğu'da yaşananlar yüzünden 'öfkeye kapılarak' İran'daki bu büyük tesise şiddetli bir şekilde saldırdığını belirten Trump 'Bir daha bu tesise saldırmayacaksınız' dedi.

ARTIK SAVAŞ DEĞİL KÜRESEL FELAKET
ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşı, artık sadece bölgesel bir çatışma değil; ulaşım, ısınma, gıda güvenliği ve küresel finansal istikrarı aynı anda vuran felakete dönüştü. İsrail’in İran’daki Güney Pars gaz sahasını vurmasıyla başlayan misilleme dalgası, Körfez’in enerji damarlarını hedef aldı. Dünya bir enerji şoku ve arz felaketiyle karşı karşıya.
Orta Doğu’daki çatışmalar, askeri bir hesaplaşmanın ötesine geçerek dünya düzenini sarsan küresel bir enerji savaşına dönüştü. İsrail’in, perşembe günü İran’ın enerji sisteminin bel kemiği olan ve Katar ile paylaşılan dünyanın en büyük doğal gaz sahası Güney Pars’ı hedef alması, Tahran’ın “meşru hedef” ilan ettiği Körfez tesislerine yönelik şiddetli misillemesini tetikledi. İran’ın balistik füzeleri, küresel LNG arzının yaklaşık beşte birini sağlayan Katar’daki Ras Laffan sanayi kompleksini vurdu. Kuveyt’teki Mina Abdullah ve Mina el-Ahmedi rafinerileri ile BAE’deki Habşan gaz tesisleri de İHA ve füze saldırılarının hedefi oldu. Bu saldırılarla birlikte, enerji hatları doğrudan savaşın ön cephesi haline geldi.
PİYASALARDA ŞOK DALGALARI
Saldırıların hemen ardından küresel piyasalar sarsıldı. Brent petrolün varil fiyatı 114 doların üzerine çıkarken, Avrupa’da doğal gaz vadeli işlemleri bir günde yüzde 35’ten fazla artış göstererek megavat saat başına 70 euroya dayandı. Analistler, Hürmüz Boğazı’ndaki aksamanın sürmesi durumunda haftalık 1,5 milyon ton LNG’nin piyasaya ulaşamayacağını, bunun da tarihin en sert arz şoklarından birini yaratacağını belirtiyor. Özellikle kıştan düşük stoklarla çıkan Avrupa ve ithalata bağımlı Asya pazarları (Çin, Hindistan, Japonya), devasa bir enerji-enflasyon baskısı altında.
ONARIMI YILLAR SÜREBİLECEK BİR YIKIM
Uzmanlar, askeri çatışmalar bugün dursa bile enerji altyapısına verilen hasarın ekonomik etkilerinin yıllarca süreceği konusunda hemfikir. Wood Mackenzie analizlerine göre, Ras Laffan ve Güney Pars gibi “upstream” (üretim) tesislerindeki fiziksel yıkım, küresel kapasite artış projelerini 2028 yılına kadar geciktirebilir. 2003 Irak işgali sonrası petrol üretiminin eski seviyesine dönmesinin iki yıldan fazla sürdüğü hatırlatılırken, mevcut teknolojik karmaşıklık ve ekipman lojistiği krizleri, onarım sürecini daha da imkansız hale getiriyor. Analizlere göre Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanma noktasına gelmesi ve enerji üretim tesislerinin doğrudan imhası, dünyayı 1970’lerdeki petrol krizinden daha derin bir karanlığa sürüklüyor.
‘İSRAİL BİR DAHA VURMAYACAK’ DEYİP TEHDİT ETTİ: 'GÜNEY PARS'I HAVAYA UÇURURUZ'
ABD Başkanı Donald Trump’ın Güney Pars çıkışı, hem panik hem tehdit hem de geri adım sinyalleri taşıdı. Bir yandan İsrail’in İran’daki Güney Pars gaz sahasına yönelik yeni bir saldırı planlamadığını söyleyerek tansiyonu düşürmeye çalışan Trump, diğer yandan Katar’daki LNG altyapısının yeniden hedef alınması halinde İran’ın Güney Pars sahasının “tamamını havaya uçuracaklarını” ilan ederek çok daha sert bir tehdit savurdu. Aynı açıklamada ABD Başkanı, İsrail’in onayı olsun ya da olmasın Washington’un doğrudan devreye girerek İran’ın en kritik enerji damarını yok edebileceğini söyledi. Uzmanlara göre, mesajın siyasi anlamı açık: Trump, bir taraftan Körfez ülkelerine “kontrol bizde” sinyali veriyor, diğer taraftan İran’a enerji altyapısını hedef alan misillemelerin bedelinin çok daha ağır olacağını göstermeye çalışıyor. Ancak bu dil, gerilimi düşürmekten çok yeni bir tırmanma eşiği yaratıyor. Çünkü Güney Pars yalnızca İran’ın değil, küresel enerji dengesinin de kilit merkezlerinden biri.
AVRUPA'DAN ENERJİ ALTYAPISI SALDIRILARINA FREN ÇAĞRISI: ‘BU MEŞRU GÜÇ KULLANIMI DEĞİL’
Avrupa’dan gelen ilk tepkiler, Ortadoğu’daki savaşın artık yalnızca askeri değil, enerji güvenliği ve uluslararası hukuk krizi olarak da görüldüğünü ortaya koydu. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının meşru güç kullanımı şartlarını karşılamadığını belirterek, AB ülkelerinin bu savaşa dahil olma isteği taşımadığını söyledi. Kallas, özellikle Katar’daki enerji altyapısına yönelik saldırıların bölgesel istikrarsızlığı büyüttüğünü, Hürmüz Boğazı’ndaki riskin ise petrol, doğal gaz ve gübre taşımacılığını tehdit ettiğini vurguladı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Katar ve İran’daki gaz üretim merkezlerini etkileyen saldırılar sonrası, enerji ve su altyapıları başta olmak üzere sivil tesislerin hedef alınmasına ara verilmesi çağrısı yaptı. Avrupa cephesinde ortak çizgi net: çatışmanın daha da yayılması engellenmeli, enerji arz güvenliği korunmalı ve diplomatik çıkış yolu yeniden öne çıkarılmalı.
