Birleşik Krallık’ta İşçi Partisi Milletvekili Melanie Ward, İngiltere ve Galler’de kayıtlı 32 hayır kurumunun, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan ve uluslararası hukuk açısından yasa dışı kabul edilen İsrail yerleşim birimlerine milyonlarca sterlin aktardığını ileri sürdü.
Ward, Yardım Komisyonu’na (Charity Commission) gönderdiği mektupta, söz konusu kurumların faaliyetlerinin ayrıntılı biçimde incelenmesini ve gerekli görülmesi halinde hayır kurumları sicilinden çıkarılmalarını talep etti.
Milletvekili, bu kuruluşların toplamda en az 28 milyon sterlinlik bağışı İsrail yerleşimlerine yönlendirdiğini savunurken, bağışlar için Birleşik Krallık’taki “gift aid” olarak bilinen vergi iadesi uygulamasından yararlanılmış olması halinde kamu kaynaklarının da dolaylı biçimde bu faaliyetlere aktarılmış olabileceğini belirtti.
Ward, bu durumda İngiliz vergi mükelleflerinin yaklaşık 5,6 milyon sterlin tutarında katkı sağlamış olacağını ifade ederek durumu “esef verici” olarak nitelendirdi.
HÜKÜMET: YARDIM KOMİSYONU KONUYU İNCELEYECEK
Birleşik Krallık hükümeti de tartışmaların ardından konunun araştırılması yönünde adım attı.
Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, salı günü yaptığı açıklamada, Yardım Komisyonu’nun İngiliz hayır kurumlarının İsrail yerleşim birimleriyle olan ilişkilerini incelemekle görevlendirildiğini duyurdu.
Açıklama, milletvekili Ward’ın gündeme getirdiği iddiaların kamuoyunda geniş yankı bulmasının ardından geldi.
“YERLEŞİMLERİN GENİŞLEMESİ BARIŞIN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGELLERDEN BİRİ”
Daha önce Filistinliler için Tıbbi Yardım (MAP) kuruluşunun icra kurulu başkanlığı görevini de yürüten Ward, Yardım Komisyonu’na gönderdiği mektupta İsrail yerleşimlerinin uluslararası toplum tarafından uzun süredir tartışma konusu yapıldığını hatırlattı.
Ward, mektubunda Filistin topraklarındaki İsrail yerleşimlerinin varlığı ve genişlemesinin, dünya genelinde barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak kabul edildiğini vurguladı.
Milletvekili ayrıca, söz konusu 32 kurumun yerleşimlerin korunması ve genişletilmesine katkı sunduğunu öne sürerek, bu tür faaliyetlerin Birleşik Krallık kamu yararıyla bağdaşmadığını savundu.
Ward, bu faaliyetlerin uluslararası hukukun ihlal edilmesi amacıyla maddi ve mali destek sağlanması riskini taşıdığını da ifade etti.
İDDİALARIN ODAĞINDAKİ KURUMLAR: UK TOREMET VE KASNER HAYIR VAKFI
Mektupta adı geçen kuruluşlar arasında UK Toremet ve Kasner Hayır Vakfı (KCT) öne çıktı.
Geçen yıl yayımlanan çeşitli raporlarda, UK Toremet’in bağışlar için aracılık yaptığı ve iki kuruluşun birlikte işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Susya yerleşimindeki Bnei Akiva Yeshiva lisesine yaklaşık 5,7 milyon sterlin aktardığı belirtilmişti.
Ward, İngilizce ve İbranice belgeleri inceleyen araştırmacıların ayrıca Kasner Hayır Vakfı’nın El Halil’de bulunan bir dini okula da bağış sağladığını tespit ettiğini aktardı.
AB YAPTIRIMI ALTINDAKİ REGAVİM’E BAĞIŞ İDDİASI
Milletvekilinin mektubunda yer alan bir diğer iddia ise UK Toremet’in, Avrupa Birliği tarafından yaptırım uygulanan yerleşimci grup Regavim’e bağış yaptığı yönünde oldu.
Mektuba göre UK Toremet, 2022 yılında Regavim’e 38 bin 479 sterlin aktardı.
Regavim, Filistinlilere ait evlerin yıkımını desteklediği gerekçesiyle eleştirilerin hedefi olmuş ve Avrupa Birliği tarafından yaptırım listesine alınmıştı.
Ward’ın mektubunda ayrıca, UK Toremet’in Birleşik Krallık para birimi üzerinden bağış işlemlerini yürüttüğü Jgive platformu aracılığıyla başka yerleşimci gruplara da bağış yapılabildiği belirtildi.
Bu gruplar arasında, Birleşik Krallık’ın salı günü yaptırım uygulayacağını açıkladığı Shivat Zion Lerigvy Admata da yer aldı.
UK TOREMET’TEN SUÇLAMALARA YANIT
İddiaların ardından UK Toremet tarafından yapılan açıklamada, kurumun faaliyetlerinin daha önce Yardım Komisyonu tarafından incelendiği ve hukuka uygun bulunduğu savunuldu.
Kurum sözcüsü, “Yardım Komisyonunun geçmişte kurumun hukuka uygun hareket ettiğini onayladığını ve Jgive ödemelerinin yalnızca gerekli incelemeler yapıldıktan sonra, hayırseverlik amaçlarına uygun projeler için onaylandığını” belirtti.
Sözcü ayrıca, Shivat Zion Lerigvy Admata’nın kurumun hibe programlarında onaylı bir alıcı olmadığını ifade etti.
Regavim’e yapılan bağışa ilişkin olarak ise söz konusu desteğin İsrail’in 1967 öncesi sınırları içinde yürütülen bir proje için verildiğini ve bu kuruluşun artık onaylı alıcılar listesinde bulunmadığını kaydetti.
KASNER HAYIR VAKFI: BAĞIŞLAR EĞİTİM AMAÇLI
Kasner Hayır Vakfı da daha önce yaptığı açıklamalarda bağışların eğitim faaliyetlerini desteklemek amacıyla gerçekleştirildiğini bildirmişti.
Vakıf, söz konusu yardımların Yardım Komisyonu tarafından onaylandığını savundu.
“BU BİR HAYIRSEVERLİK FAALİYETİ DEĞİL”
Milletvekili Melanie Ward ise açıklamalarında, Filistin’deki yasa dışı yerleşimlerin desteklenmesinin hayırseverlik kapsamında değerlendirilemeyeceğini dile getirdi.
Ward, bu tür finansman faaliyetlerinin Birleşmiş Milletler, birbirini izleyen Birleşik Krallık hükümetleri ve Uluslararası Adalet Divanı tarafından benimsenen yaklaşımla uyumlu olmadığını belirtti.
Ayrıca konunun, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçları kapsamında yürütülen incelemelerle de bağlantılı olduğuna dikkat çekti.
YERLEŞİMCİ SALDIRISINA UĞRAYAN FİLİSTİNLİ ÇİFTÇİ DE TEPKİ GÖSTERDİ
Batı Şeria’daki Turmus Ayya köyünde yaşayan Filistin asıllı Amerikalı Yaser Alkam da bağışların sahadaki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Geçen yıl zeytin hasadı sırasında yerleşimcilerin saldırısına uğradığını belirten Alkam, yerleşim karakollarına ve yerleşim projelerine yapılan bağışların Filistinli toprak sahiplerini doğrudan etkilediğini söyledi.
Alkam, bu tür finansal desteklerin söz konusu ihlallerin devam etmesine zemin hazırladığını ifade etti.
YARDIM KOMİSYONU: İDDİALAR DİKKATLE DEĞERLENDİRİLİYOR
Birleşik Krallık Yardım Komisyonu da konuya ilişkin açıklama yaptı.
Komisyon sözcüsü, Melanie Ward tarafından gündeme getirilen iddiaların ciddi nitelikte olduğunu ve dikkatle değerlendirildiğini belirtti.
Sözcü, Filistin’de faaliyet gösteren hayır kurumlarıyla ilgili daha geniş kapsamlı hukuki ve uyum meselelerini aktif olarak incelediklerini ifade ederek, konunun karmaşık ve tartışmalı yapısı nedeniyle eksiksiz bir değerlendirme yapmak amacıyla gerekli zamanın ayrılacağını kaydetti.
