İngiliz Financial Times (FT) gazetesi, ABD ile İran arasında devam eden çatışmasızlık halini "barış sisi" olarak nitelendiren kapsamlı bir analiz yayımladı. Analizde, küresel ekonomiyi tehdit eden krizin henüz zirve noktasına ulaşmadığı ve tırmanma ihtimalinin, masada uzlaşma ihtimalinden çok daha yüksek olduğu vurgulandı.
Trump, müzakere şansını zorluyor: Bugün imzalar atılabilir
Ortadoğu'daki savaşın müzakere yoluyla çözülmesinden ziyade tırmanma eğiliminde olduğuna dikkat çeken FT, savaşın o bilindik "sisi" yerine dünyanın artık ABD ve İran sayesinde yeni bir kavramla; "barış sisi" ile tanıştığını yazdı.
Mevcut durumda İsrail, Amerika ve İran arasında bir ateşkes olsa da, tablonun geri kalanının tamamen belirsizlikle dolu olduğu belirtiliyor. Haftanın ABD'nin yeni barış görüşmelerinin başlamak üzere olduğunu duyurmasıyla başladığı, ancak İran'ın bunu yalanladığı hatırlatılan analizde, çelişkili süreçlere dikkat çekildi.
ABD'NİN GEMİ HAMLESİ VE TIRMANMA RİSKİ
FT analizine göre, ABD'nin bir İran gemisine el koyması yeni bir çatışma döngüsünü çoktan başlatmış olabilir. Başkan Donald Trump'ın "İran'daki her bir elektrik santralini ve köprüyü vurma" tehdidini hayata geçirmesi halinde, Tahran yönetiminin geri adım atmak yerine çok daha sert bir karşılık vermesi bekleniyor.
İran'ın olası misillemeleri arasında Basra Körfezi'ndeki petrol rafinerilerini ve açık deniz platformlarını vurmak ya da Yemen'deki Husileri Kızıldeniz'den geçen gemilere saldırmaya teşvik etmek yer alıyor.
Körfez'de sular ısınıyor: ABD İran gemisini vurdu
HÜRMÜZ BOĞAZI VE KÜRESEL EKONOMİK TEHDİT
Cuma günü Trump'ın "İran Hürmüz Boğazı'nı bir daha asla kapatmamayı kabul etti" şeklindeki zafer niteliğindeki açıklamasına rağmen, İran'ın ertesi gün boğazı kapattığını duyurması "barış sisi"nin en somut örneği olarak gösterildi.
İki tarafın da bir barış anlaşması istediği belirtilen analizde denge şöyle özetleniyor: "İran hava bombardımanlarına karşı ne kadar savunmasız olduğunu biliyor. Amerikalılar ise Boğaz'ın kapalı kalmasının küresel ekonomiye yönelik tehdidinin farkında."
Ancak FT'ye göre dünya ekonomisinin aylarca bekleyecek zamanı yok. Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmaya devam etmesi enerji fiyatlarını yukarı çekecek, birkaç hafta içinde jet yakıtı kıtlığı hissedilecek ve gübre fiyatlarındaki artış çok yakında küresel gıda fiyatlarına yansıyacak.
"EN KÖTÜSÜNÜ HENÜZ GÖRMEDİK"
JCPOA olarak bilinen 2015 nükleer anlaşmasının tam 3 yılda hazırlandığını ancak 2018'de Trump tarafından yırtılıp atıldığını hatırlatan gazete, şu anda iki tarafın nükleer zenginleştirme, seyrüsefer özgürlüğü, yaptırımların hafifletilmesi, İsrail'in geleceği ve Hizbullah gibi konularda birbirine çok uzak olduğunu vurguladı.
Yazarın krizin gidişatına dair öngörüsü ise oldukça karamsar: "Ortadoğu ve dünya ekonomisi bu krizin henüz en kötüsünü görmedi. Tırmanma olası, çünkü hem ABD hem de İran karşı tarafı önce pes etmeye zorlayabileceklerini düşünüyor."
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in 12 Nisan'da Pakistan'da İranlılarla yapılan başarısız görüşmelerden "ablukanın İran'ı birkaç gün içinde pes etmeye zorlayacağı" iyimserliğiyle döndüğünü aktaran FT, Trump yönetiminin kriz boyunca kendi gücünü abartıp İran rejiminin dayanıklılığını hafife aldığını ve bu hatanın şimdi tekrarlandığını savundu.
Akaryakıtta 'Hürmüz' şoku: Körfez'de silahlar konuştu, motorinde dev indirim iptal edildi
İSRAİL PROVOKASYONU VE "YERSİZ" İYİMSERLİK
Önümüzdeki haftalarda masadaki bazı düğümlerin (nükleer zenginleştirmeye süresiz moratoryum getirilmesi ve Hürmüz Boğazı'nda gelirin Umman veya ABD ile paylaşıldığı bir 'geçiş ücreti/fon' sistemi kurulması gibi) yaratıcı diplomatik formüllerle çözülebileceği belirtilse de riskler hala çok büyük.
Tahran'da şahinlerin nüfuz kazandığına, Trump'ın ise askeri seçeneklerinin sınırlı doğasını gerçekten anlayıp anlamadığının belirsiz olduğuna dikkat çeken FT analizi, şu kritik soruyla son buldu: "İsrail'in rolü de öngörülemez. Netanyahu hükümeti müzakerelerin gidişatını beğenmezse yeni bir krizi provoke edebilir mi?"
Piyasaların geçen haftayı krizin en kötüsünün geride kaldığına ikna olmuş bir şekilde yükselişle kapattığını hatırlatan FT, bu varsayımın oldukça "yersiz bir rehavet" olduğu uyarısında bulundu.
