Prof. Dr. Demiralp'ten ekonomi yönetimine uyarı: Dezenflasyon programı tıkanıyor

Prof. Dr. Demiralp'ten ekonomi yönetimine uyarı: Dezenflasyon programı tıkanıyor

Ekonomist Prof. Dr. Selva Demiralp, Türkiye’nin ithal ara malına bağımlı üretim yapısının cari açığı artırarak dezenflasyon programlarının sürdürülebilirliğini zayıflattığını söyledi. Üretim yapısını dönüştürecek kapsamlı bir sanayileşme programına ihtiyaç olduğunu belirten Demiralp, “Geç bile kaldık. Ne zaman başlarsak ilerideki para politikasının sağlığı açısından en büyük yatırım olur” dedi.

Koç Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, Bloomberg HT canlı yayınında Türkiye ekonomisinin cari açık, üretim yapısı ve dezenflasyon programları arasındaki ilişkisine yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin enerji ithalatçısı olmasının cari açığın önemli nedenlerinden biri olduğunu belirten Demiralp, sorunun yalnızca enerjiyle sınırlı olmadığını söyledi. Üretimin büyük ölçüde ithal ara mallarına dayanmasının, uygulanan dezenflasyon programlarını belirli bir aşamada tıkadığını ifade etti.

“Enerji ithalatçısıyız, onu bir kenara koyalım. Ancak bunun ötesinde ithal ara malına dayalı bir üretim yapımız olduğu sürece uyguladığımız dezenflasyon programları hep bir yerde tıkanıyor. Bugün olduğu gibi.”

“ÜRETİM YAPISINI DEĞİŞTİRECEK BİR PROGRAMA İHTİYAÇ VAR”

Demiralp, ithal ara malına bağımlılığı azaltacak ve yurt içi üretim kapasitesini güçlendirecek bir sanayi politikasının Türkiye’nin en önemli yapısal sorunlarından birinin çözülmesini sağlayabileceğini söyledi.

Bu dönüşümün yalnızca cari açığı azaltmakla kalmayacağını belirten Demiralp, gelecekte uygulanacak para politikalarının da daha sağlıklı ve sürdürülebilir hale geleceğini ifade etti.

“İthal ara malına dayalı üretim yapısını değiştirecek bir üretim modelinin desteklenmesi ve bu yönde bir plan oluşturulması, Türkiye’nin en önemli yapısal sorunlarından birinin önüne geçecek bir program olur.”

FAİZ ARTIŞI, SERMAYE GİRİŞİ VE CARİ AÇIK DÖNGÜSÜ

Dezenflasyon programlarının işleyişini geçmiş ülke örnekleri üzerinden anlatan Demiralp, yüksek faiz politikasının ilk aşamada yabancı sermaye girişini artırdığını ve yerel para biriminin değer kazanmasına yol açtığını söyledi.

Ancak değerlenen yerel para biriminin ithalatı teşvik ettiğini ve cari açığı büyüttüğünü belirten Demiralp, cari açığın finansal istikrar açısından risk oluşturmaya başlamasıyla dezenflasyon programlarından geri adım atılabildiğini kaydetti.

“Faizi artırıyorsunuz, enflasyonu düşürmeye çalışıyorsunuz. Bu, sermaye girişi sağlıyor ve yerel para birimi değer kazanıyor. Ardından cari açık artıyor. Cari açık finansal istikrar riski haline geldiğinde dezenflasyon programından geri adım atıyorsunuz.”

Demiralp, 1970’li yıllardaki Arjantin, Uruguay ve Şili örneklerinin yanı sıra Türkiye’nin 2001 sonrasındaki dezenflasyon sürecinde de benzer dinamiklerin görüldüğünü söyledi.

“2008’DE PROGRAMDAN BİLİNÇLİ VE DENGELİ ÇIKILMADI”

Türkiye’nin 2001 sonrası dezenflasyon programının genel olarak başarılı kabul edildiğini hatırlatan Demiralp, programdan çıkış sürecinin 2008 küresel finans krizinin etkisiyle gerçekleştiğini belirtti.

Demiralp, “2001 sonrasında bunu 2008 kriziyle gördük. Programdan çok dengeli ve bilinçli bir çıkış değildi” ifadelerini kullandı.

Mevcut programın da nasıl sonlandırılacağının önemli bir soru olduğunu belirten Demiralp, cari açığın yükselmesinin finansal istikrar üzerinde tehdit oluşturabileceğini söyledi.

“Ortada şu anda bir kriz görmüyoruz ancak bu programdan nasıl çıkılacak? Çıkılamazsa cari açık bir risk ve finansal istikrar tehdidi olacak.”

“SANAYİLEŞME PROGRAMI PARA POLİTİKASINDAKİ TIKANMAYI AŞABİLİR”

Cari açığı azaltacak ve üretim yapısını dönüştürecek bir sanayileşme programının, mevcut para politikasının karşı karşıya olduğu sınırlamaları aşmaya yardımcı olacağını belirten Demiralp, böyle bir dönüşümün uzun vadeli etkilerine dikkat çekti.

“Bunu yapabilirsek yalnızca bugünkü para politikasındaki tıkanmanın önüne geçmeyiz. Uzun vadede dezenflasyonun daha sağlıklı ve sürdürülebilir biçimde uygulanmasını da sağlarız.”

TEŞVİKLERDE ÜRETKENLİK ŞARTI

Sanayileşme programının ayrıntılarının kapsamlı biçimde çalışılması gerektiğini söyleyen Demiralp, verilecek teşviklerin sonuçlarının düzenli olarak izlenmesi gerektiğini ifade etti.

Ekonomist Prof. Dr. Ufuk Akçiğit’in çalışmalarına atıfta bulunan Demiralp, teşviklerin üretkenliği artıran şirket ve sektörlere yöneltilmesi gerektiğini söyledi.

Teşvik alan firmaların bu kaynakları üretkenlik artışı sağlayacak biçimde kullanıp kullanmadığının takip edilmesini isteyen Demiralp, desteğin devamının da performansa bağlanması gerektiğini belirtti.

“Teşviklerin nereye gittiği ve sonrasında nasıl kullanıldığı doğru şekilde takip edilmeli. Üretkenlik artışı sağlıyorsa desteğin devam edeceği bir modele ihtiyaç var.”

“GEÇ KALDIK ANCAK NEREDEN DÖNÜLSE KÂRDIR”

Türkiye’nin üretim yapısını dönüştürmekte geciktiğini söyleyen Demiralp, buna rağmen kapsamlı bir sanayileşme programına başlanmasının önemli kazanımlar sağlayacağını ifade etti.

“Geç bile kaldık. Ancak ne zaman başlarsak, zararın neresinden dönülse kârdır. Böyle bir program, ileride uygulanacak para politikasının sağlığı açısından yapılabilecek en büyük yatırımlardan biri olur.”

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN