İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, mart ayı sonunda Birleşik Arap Emirlikleri’ne kamuoyundan gizlenen bir ziyaret gerçekleştirdiği öğrenildi. CBS News'in diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre Netanyahu, BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed ile Abu Dabi'de bir araya geldi.
Ziyaret haberi basına yansıdıktan sonra Netanyahu’nun ofisi görüşmeyi doğrulayarak, bu teması İsrail-BAE ilişkilerinde “tarihi bir ilerleme” olarak nitelendirdi. BAE makamlarından ise görüşmenin içeriğine veya hedefine dair henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
İSRAİL'DEN BAE'YE DEMİR KUBBE DESTEĞİ
Gizli görüşmenin sadece diplomatik bağları değil, derinleşen askeri iş birliğini de kapsadığı belirtiliyor. ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin açıklamalarına göre, artan İran tehdidine karşı İsrail, BAE'ye Demir Kubbe hava savunma bataryaları ve askeri personel desteği sağladı. Savunma sistemlerinin Abu Dabi'ye teslim edildiği iddiaları, 2020 yılındaki İbrahim Anlaşmaları (Abraham Accords) ile başlayan normalleşme sürecinin, tüm bölgesel tepkilere ve devam eden savaşlara rağmen güvenlik ekseninde ilerlemeye devam ettiğini gösteriyor.
ZİYARETİN ZAMANLAMASI TEPKİ ÇEKTİ
İsrail Başbakanı'nın bu gizli ziyareti, bölgesel krizin zirve yaptığı son derece hassas bir dönemde gerçekleşti. İsrail'in Gazze'ye yönelik sürdürdüğü ve on binlerce masum sivilin hayatını kaybetmesine neden olan katliamları uluslararası toplumun büyük tepkisini çekmeye devam ediyor.
Bölgedeki yıkımın yanı sıra savaşın Lübnan'a sıçraması, İsrail ordusuna yönelik "etnik temizlik" suçlamalarının uluslararası kamuoyunda ve hukuki platformlarda yüksek sesle dile getirilmesi ve İran ile doğrudan askeri operasyonlar yapması bu dönemin en belirgin özellikleri arasında. Hal böyleyken; tüm bu sivil kayıpların ve yayılan savaşın siyasi sorumlusu olarak görülen Netanyahu'nun, Müslüman ve Arap bir ülke olan BAE'de üst düzeyde ağırlanması yoğun eleştiri oklarının hedefine oturdu.
Bölgedeki birçok siyasi gözlemci ve insan hakları savunucusu, İsrail ile bu dönemde diplomatik ve askeri iş birliği yapılmasını "Filistin ve Lübnan halkının yaşadığı trajediye karşı bir duyarsızlık" olarak değerlendiriyor.
