Katar merkezli Arap Araştırmalar ve Politika Çalışmaları Merkezi (ACRPS), ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı ve adının "Destansı Öfke" (Epic Fury) olduğu ortaya çıkan askeri harekâtın perde arkasını sarsıcı bir raporla yayınladı. Rapor; ABD yönetiminin savaş hedefleri konusunda kendi içinde derin çelişkiler yaşadığını, Pentagon'un Kongre'ye "İran'ın saldıracağına dair istihbarat yoktu" itirafında bulunduğunu ve Cenevre görüşmelerinin sadece askeri hazırlıklar için bir "zaman kazanma" aldatmacası olduğunu ortaya koydu. Analize göre Trump yönetimi, 2026 başında Venezuela lideri Maduro'yu kaçırma operasyonunun başarısından cesaret alarak İran'ı da aynı şekilde düşürebileceği yanılgısına kapıldı.
Rapora göre, İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney ve üst düzey yardımcılarının suikasta kurban gittiği ve çok sayıda askeri/nükleer tesisin vurulduğu ilk günün ardından bölge, 2003 Irak işgalinden bu yana görülen en büyük krizin içine sürüklenmiş durumda.
ABD'NİN BELİRSİZ VE ÇELİŞKİLİ HEDEFLERİ
Rapor, İsrail'in İran'daki hedeflerinin (rejimi devirmek, ülkeyi kaosa sürüklemek ve nükleer/füze programlarını tamamen yok etmek) son derece net olmasına karşın, ABD'nin ne yapmak istediği konusunda ciddi bir kafa karışıklığı yaşadığına dikkat çekiyor.
Başkan Trump, saldırının amacını başlangıçta "Amerikan halkını savunmak, nükleer silaha izin vermemek ve terör uzantılarını yok etmek" olarak açıklasa da, aynı konuşmasında İran halkına seslenerek kurumlara el koyma çağrısı yaptı ve zımnen "rejim değişikliği" sinyali verdi. Ancak Trump'ın hemen ertesi gün "yakında atanabilecek yeni İran yönetimiyle görüşmelere açık olduğunu" belirtmesi ve "yedek adayların bazılarının bombardımanda öldüğünü" söylemesi, ABD yönetiminin stratejik bir plandan yoksun olduğunu gösteriyor.
Sürenin ne olacağı konusunda da yönetim içinde çatlaklar var. Trump savaşın "4-5 hafta veya ne kadar gerekiyorsa" sürebileceğini söylerken, Savunma Bakanı Pete Hegseth "Bu Irak gibi sonu olmayan bir savaş değil" diyerek durumu yatıştırmaya çalışıyor.
KÜRT GÜÇLERİ VE KARA HAREKÂTI İHTİMALİ
Raporun en çarpıcı iddialarından biri, kara harekâtı ihtimaline dair. Geçmişte ABD'nin "sonu gelmeyen savaşlarını" bitirme vaadiyle seçilen Trump'ın, İran'a asker gönderme ihtimalini dışlamaması büyük bir çelişki olarak değerlendiriliyor.
Daha da önemlisi, Trump'ın Irak'taki Kürt liderlerle İran'a yönelik savaşın gidişatını görüştüğü belirtiliyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun aylardır zeminini hazırladığı bu plana göre; Amerikan-İsrail hava saldırılarının açacağı yoldan, Irak'ta bulunan binlerce rejim karşıtı İranlı Kürt savaşçının İran'a sokulması ve bir halk ayaklanmasının tetiklenmesi hedefleniyor. Beyaz Saray kaynakları Trump'ın sadece Kürt liderlerle değil, aynı zamanda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile de bu meseleleri görüştüğünü doğruluyor. Ancak Türkiye'nin tutumu ve Kürtlerin "kullanılıp atılma" korkusu bu planın önündeki en büyük engeller.
İSTİHBARAT YALANLARI
ACRPS raporuna göre, ABD yönetimi savaşı meşrulaştırmak için kamuoyunun tepkisini ölçerek sürekli yeni bahaneler üretiyor. Trump'ın sunduğu üç temel iddia, bizzat ABD ve uluslararası istihbarat kurumlarının raporlarıyla çelişiyor:
Nükleer Programın Yeniden İnşası: Trump İran'ın nükleer programı gizlice canlandırdığını iddia etse de, bizzat Trump'ın kendisi 2025 yazında İsrail ile yapılan ortak saldırılarda bu programın "tamamen yok edildiğini" söylemişti. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEA) ve ABD istihbaratı da İran'ın bomba yapmaya çalıştığına dair hiçbir kanıt olmadığını doğruluyor.
Kıtalararası Balistik Füze (ICBM) Tehdidi: ABD Savunma İstihbarat Ajansı'nın (DIA) 2025 raporu, İran'ın ABD'yi vurabilecek bir füze geliştirmeye başlamadığını, başlasa bile bunun tam on yıl süreceğini belirtiyordu.
İran'ın Önleyici Saldırı Planı: Pentagon, operasyondan bir gün sonra (1 Mart'ta) Kongre'ye verdiği gizli brifingde, İran'ın bölgedeki ABD güçlerine saldırmaya hazırlandığına dair hiçbir istihbarat olmadığını itiraf etti.
Rapor ayrıca, 17 Şubat'ta Cenevre'de İran ile yapılan diplomatik görüşmelerin tamamen bir "oyalama ve aldatmaca" olduğunu; ABD ve İsrail'in saldırı için çoktan anlaştığını, ancak kötü hava koşulları nedeniyle operasyonun bir hafta ertelendiğini ortaya koyuyor.
KARARI KİM VERDİ? ABD Mİ, İSRAİL Mİ?
Savaşın tetiğini kimin çektiği konusu, ABD iç siyasetinde de krize yol açtı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, kapalı kapılar ardında Kongre üyelerine "İsrail'in tek başına vurmaya hazırlandığını, bunun ABD askerlerini tehlikeye atacağını, bu yüzden ABD'nin mecburen İsrail ile eş zamanlı önleyici saldırı düzenlediğini" söyledi. Yani kararın asıl sahibinin İsrail olduğunu itiraf etti.
Ancak bu durum, Trump'ın "Önce Amerika" (MAGA) tabanında İsrail'in peşinden savaşa sürüklenme tepkisi yaratınca, Trump alelacele bir yalanlama yaparak, "Belki de onları (İsrail'i) ben harekete geçmeye zorladım, onlar beni değil" açıklamasını yapmak zorunda kaldı.
SONUÇ: VENEZUELA SENARYOSU İRAN'DA İŞE YARAMAZ
Rapor, 2026 yılı başında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun Amerikan özel kuvvetlerince Karakas'tan kaçırılmasıyla sağlanan "başarı"nın Trump'ı cesaretlendirmiş olabileceğine dikkat çekiyor. Ancak 90 milyonluk, karmaşık bir devlet yapısına sahip İran'ın Venezuela'dan tamamen farklı olduğu vurgulanıyor.
Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi, Trump'ın havadan yapılacak bir bombardımanla sahada siyasi hedeflere ulaşma kumarının çok riskli olduğu uyarısında bulunuyor. Savaşın uzaması durumunda küresel enerji fiyatlarının fırlaması kaçınılmazken, İran'da rejimin çökmesi halinde bölgeyi saracak kapsamlı bir kaos veya intikam arayışındaki çok daha sert bir kanadın iktidara gelmesi en muhtemel senaryolar olarak masada duruyor.
