İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Birleşik Arap Emirlikleri’ne yaptığı gizli ziyaretin yankıları sürerken, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in de İran’la savaşın sürdüğü sırada Abu Dabi’ye gittiği ortaya çıktı. İsrail basınına konuşan güvenlik kaynakları, Zamir’in ABD heyetiyle birlikte BAE’ye giderek İran’a karşı savunma ve saldırı senaryolarını görüştüğünü bildirdi. Gelişme, Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’da İsrail saldırıları sürerken Körfez’de yürütülen gizli güvenlik iş birliğinin boyutlarını yeniden gündeme taşıdı.
İsrail basınında yer alan haberlere göre Zamir, “Roaring Lion Operasyonu” sırasında Birleşik Arap Emirlikleri’ne gizli bir ziyaret yaptı. Ziyarete ABD’den bir heyetin de eşlik ettiği belirtildi.
İRAN’A KARŞI SAVUNMA VE SALDIRI SENARYOLARI GÖRÜŞÜLDÜ
Haberde, İsrail Genelkurmay Başkanı Zamir’in BAE’deki temaslarında İran’la savaş senaryolarına ilişkin askeri iş birliği başlıklarının ele alındığı aktarıldı.
Görüşmelerde yalnızca savunma değil, saldırı operasyonları dahil farklı askeri senaryolarda koordinasyonun güçlendirilmesinin gündeme geldiği öne sürüldü.
İsrailli güvenlik kaynakları, Zamir’in Abu Dabi ziyaretini, İsrail ile BAE arasındaki stratejik iş birliğinin “istisnai düzeye” ulaştığının göstergesi olarak değerlendirdi.
NETANYAHU’NUN ZİYARETİ DE TARTIŞMA YARATMIŞTI
Zamir’in ziyareti, Netanyahu’nun BAE’ye yaptığı gizli görüşmenin yankıları sürerken ortaya çıktı.
Netanyahu’nun BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed ile görüştüğü önce uluslararası basına yansımış, ardından İsrail Başbakanlık Ofisi bu ziyareti doğrulamıştı. İsrail tarafı görüşmeyi, “İsrail-BAE ilişkilerinde tarihi bir ilerleme” olarak nitelendirmişti.
Ancak bölgede ve İslam dünyasında oluşan tepkilerin ardından BAE Dışişleri Bakanlığı ziyareti yalanlama yoluna gitmişti. Buna karşılık Netanyahu cephesinden ziyaretin gerçekleştiği yeniden teyit edilmişti.
MOSSAD VE ŞİN BET BAŞKANLARI DA BAE’YE GİTMİŞ
İsrail basınındaki bilgilere göre, savaş sürecinde Abu Dabi’ye giden tek üst düzey İsrailli isim Zamir değildi.
Wall Street Journal’ın daha önce aktardığına göre Mossad Başkanı David Barnea ve Şin Bet Direktörü David Zini de savaş sırasında BAE’ye giderek güvenlik başlıklarında temaslarda bulundu.
Bu ziyaretler, Gazze ve Lübnan’da saldırıların sürdüğü, İran’la gerilimin tırmandığı bir dönemde İsrail ile BAE arasında perde arkasında yoğun bir askeri ve istihbari koordinasyon yürütüldüğünü gösterdi.
DEMİR KUBBE VE LAZER SİSTEMİ İDDİASI
İsrail’in BAE’ye hava savunma desteği verdiği iddiaları da yeniden gündeme geldi.
Daha önce İsrail’in BAE’ye Demir Kubbe bataryaları ve lazer savunma sistemleri gönderdiği öne sürülmüş, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee de İsrail’in Körfez ülkesine Demir Kubbe sistemleri gönderdiğini doğrulamıştı.
Bu gelişme, iki ülke arasındaki iş birliğinin diplomatik normalleşmenin çok ötesine geçerek askeri güvenlik mimarisine dönüştüğü yorumlarına neden oldu.
ABRAHAM ANLAŞMALARI’NIN GÖLGESİNDE KİRLİ İTTİFAK TARTIŞMASI
BAE, 2020’de ABD arabuluculuğunda imzalanan Abraham Anlaşmaları kapsamında İsrail’le ilişkileri normalleştiren ilk Körfez ülkelerinden biri olmuştu.
Ancak Gazze’de on binlerce Filistinlinin öldüğü, Batı Şeria’da yerleşimci şiddetinin arttığı ve Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarının sürdüğü bir dönemde BAE ile İsrail arasında yürütülen gizli temaslar, bölgedeki tepkileri daha da büyüttü.
Netanyahu’nun ardından İsrail Genelkurmay Başkanı’nın da savaş sırasında Abu Dabi’ye gittiğinin ortaya çıkması, İsrail-BAE hattındaki iş birliğinin yalnızca diplomatik değil, askeri ve istihbari boyutlarıyla da derinleştiğini gözler önüne serdi.
İRAN GERİLİMİ ÜZERİNDEN BÖLGESEL BLOKLAŞMA
İsrail kaynakları, Abu Dabi temaslarının İran tehdidine karşı yürütülen savunma ve saldırı planlamalarıyla bağlantılı olduğunu belirtiyor.
Bu tablo, İsrail’in Gazze’deki saldırıları nedeniyle uluslararası alanda giderek daha fazla yalnızlaştığı bir dönemde, bazı Körfez ülkeleriyle güvenlik ortaklığını derinleştirdiğini ortaya koyuyor.
Gizli ziyaret trafiği, bölgedeki savaşın yalnızca Gazze ve İran hattında değil, Körfez’de kurulan yeni ittifaklar üzerinden de şekillendiğini gösteriyor.

