İşgal altındaki Doğu Kudüs’te, bölgesel savaşın gölgesinde geçen 41 günlük kısıtlama dönemi bu sabah sona erdi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri harekat başlattığı 28 Şubat tarihinden bu yana kapıları kilitli tutulan Mescid-i Aksa, diplomatik kanallardan gelen ateşkes haberinin ardından kapılarını yeniden açtı.
HAREM-İ ŞERİF’TE DUYGUSAL DAKİKALAR
Sabah ezanının okunmasıyla birlikte kapıların açılması, Doğu Kudüs sokaklarında büyük bir heyecana yol açtı. Haftalardır namazlarını kentin dar sokaklarında ve küçük camilerde eda etmek zorunda kalan yüzlerce Filistinli, Harem-i Şerif’in avlusuna girerken gözyaşlarını tutamadı. Çok sayıda kişinin avluda şükür secdesine kapandığı görülürken, kılınan ilk sabah namazında saflar yeniden doldu.
OLAĞANÜSTÜ HAL VE KUTSAL MEKANLAR
Savaşın patlak verdiği ilk günden itibaren İsrail makamları, Mescid-i Aksa’nın yanı sıra Hristiyan dünyası için kutsal kabul edilen Kıyamet Kilisesi’ni de girişlere kapatmıştı.
41 gün boyunca kutsal mabetlerde sadece görevli personelin namaz kılmasına izin verilmiş, bu durum uluslararası kamuoyunda "ibadet özgürlüğü" tartışmalarını beraberinde getirmişti.
Kutsal mekanın kapalı olduğu 6 Nisan tarihinde İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskın, bölgedeki tansiyonu zirveye taşımıştı.
DİPLOMASİ TRAFİĞİ VE ATEŞKESİN ETKİSİ
Kudüs’teki bu yumuşama, ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Nisan’da duyurduğu 15 günlük geçici ateşkesin ilk somut yansıması olarak değerlendiriliyor.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açma taahhüdü ve İslamabad’da yapılması planlanan nihai görüşmeler, bölgede temkinli bir iyimserlik yarattı.
Türkiye, Pakistan ve Mısır’ın yürüttüğü yoğun mekik diplomasisi, ateşkesin zeminini oluştururken; İsrail hükümeti de Lübnan dosyasını ayrı tutma şartıyla sürece destek verdi.
