Küresel piyasalar 2025 yılını değerli metallerin hakimiyetinde kapatırken, 2026 yılına dair yayımlanan projeksiyonlar "güvenli liman" talebinin artarak süreceğini gösteriyor. Geçtiğimiz yıl ons bazında yaklaşık yüzde 63, gümüşte ise yüzde 140’ı aşan devasa değer kazançları, yerini daha dengeli ancak güçlü bir yükseliş beklentisine bıraktı.
Gerçekgündem'in haberine göre analistler; ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirim döngüsü, merkez bankalarının iştahlı rezerv biriktirme stratejileri ve dinmeyen jeopolitik risklerin altını 2026'da da favori yatırım aracı yapacağı görüşünde birleşiyor.
KÜRESEL FİNANS DEVLERİNİN 2026 ONS ALTIN TAHMİNLERİ
Dünyanın önde gelen bankaları, yayımladıkları raporlarda ons altın için hedeflerini yukarı yönlü revize etti. İşte öne çıkan tahminler:
UBS & HSBC: En iyimser beklentiye sahip kurumlar arasında yer alan UBS, 2026’nın ilk dokuz ayı için 5.000 dolar hedefini koydu. HSBC analistleri de makroekonomik koşulların uygunluğu halinde bu seviyenin kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.
Goldman Sachs: Banka, perakende yatırımcıların portföy çeşitlendirme talebinin etkisiyle Aralık 2026’ya kadar 4.900 dolarlık bir seviye öngörüyor.
JP Morgan: Küresel Emtia Strateji Başkanı Natasha Kaneva, ana trendin çok güçlü olduğunu belirterek yıl sonunda 5.000 dolara yaklaşan bir tablo çizdi.
Morgan Stanley & Bank of America: Morgan Stanley ETF alımlarında yavaşlama beklese de 4.800 dolar bandını korurken; BofA, 5.000 doların mümkün olduğunu ancak ortalamanın 4.000 dolar civarında seyredeceğini tahmin ediyor.
YÜKSELİŞİ TETİKLEYEN 3 TEMEL DİNAMİK
Uzmanlar, 2026 yılında altının yönünü belirleyecek ana unsurları üç başlıkta topluyor:
Gevşek Para Politikaları: Fed ve diğer majör merkez bankalarının faiz indirimlerine devam etmesi, getirisi olmayan altının fırsat maliyetini düşürerek yatırımcıyı cezbediyor.
Merkez Bankası Alımları: Özellikle gelişmekte olan ülkelerin merkez bankaları, rezervlerini dolardan arındırarak altına yönelme eğilimini stratejik bir kararlılıkla sürdürüyor.
Jeopolitik Belirsizlikler: Orta Doğu ve Doğu Avrupa’daki gerilimlerin yanı sıra küresel ticaret savaşları, yatırımcıları "en güvenli liman" olan altına sığınmaya zorluyor.
