Dünya Altın Konseyi (WGC) tarafından yayımlanan son rapor, küresel merkez bankalarının altın rezervlerini artırma eğiliminin Şubat ayında da hız kesmeden devam ettiğini ortaya koydu. Jeopolitik riskler ve küresel finansal belirsizliklerin gölgesinde şekillenen verilerde, Polonya alım tarafında başı çekerken; Türkiye’nin altın stoklarındaki değişim ve Mart ayındaki swap işlemleri piyasaların odak noktası oldu.
ŞUBAT AYINDA NET 19 TONLUK ALIM GERÇEKLEŞTİ
Dünya genelindeki merkez bankaları, Ocak ayındaki durgun seyrin ardından Şubat ayında belirgin bir toparlanma sergileyerek toplamda net 19 ton altın alımı yaptı. Bu dönemde alımların lokomotifi, rezervlerine 20 ton altın ekleyen Polonya oldu. Polonya'nın bu hamlesi, geçtiğimiz yılın aynı döneminde gerçekleştirdiği 29 tonluk alımın ardından istikrarlı bir biriktirme stratejisi izlediğini gösterdi.
Raporda öne çıkan diğer alım verileri ise şu şekilde sıralandı:
Çin: 16 aydır kesintisiz altın alımını sürdürüyor.
Çekya: 36. ay üst üste net alım yaparak en uzun soluklu biriktirme serilerinden birine imza attı.
Özbekistan: 5 aydır aralıksız alım tarafında yer alırken, diğer Asya ülkeleri de bu eğilime eşlik etti.
Afrika: Kıta genelindeki bazı merkez bankaları, küresel oynaklık ve savaş risklerine karşı yeni altın alım programları başlattı.
TÜRKİYE VE RUSYA SATIŞ TARAFINDA ÖNE ÇIKTI
Ekonomim'den Şeyda Uyanık'ın haberine göre; küresel ölçekte alım iştahı kabarık seyretse de, Şubat ayında altın rezervlerinde en büyük düşüş kaydedilen ülkeler Türkiye ve Rusya oldu. Ancak Türkiye’deki azalmanın kaynağına dair yapılan teknik değerlendirmeler, bu düşüşün doğrudan Merkez Bankası rezervlerinden ziyade Hazine varlıklarındaki değişimden kaynaklandığını ortaya koydu.
MART AYINDA 50 TONLUK SWAP TAHMİNİ: "REZERVLERE GERİ DÖNECEK"
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Mart ayı faaliyetlerinde ise likidite yönetimi ve döviz işlemleri kapsamında yaklaşık 50 ton altının kullanıldığı tahmin ediliyor. Konuyla ilgili spekülasyonlara ve teknik detaylara açıklık getiren TCMB Başkanı Fatih Karahan, bu işlemlerin niteliğine dair önemli bir bilgilendirmede bulundu.
Başkan Karahan, söz konusu işlemlerin büyük bir kısmının "altın-döviz swap" (takas) işlemi olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Bu işlemler vadesi geldiğinde altınlarımızın yeniden rezervlerimize dönmesiyle sonuçlanacaktır. Başka bir ifadeyle, vadesi geldiğinde söz konusu altın yeniden rezervlerimize dahil olacaktır.”
JEOPOLİTİK RİSKLER ALTINA TALEBİ TETİKLİYOR
Dünya Altın Konseyi’nin raporunda, özellikle gelişmekte olan ülkelerin altına olan ilgisinin arkasında yatan temel nedenin "rezerv çeşitlendirme" ihtiyacı olduğu belirtildi. Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde, merkez bankalarının altını güvenli bir liman ve riskten korunma aracı olarak görmeye devam ettiği vurgulandı. Bu stratejinin sadece Asya ve Avrupa ile sınırlı kalmayıp, Afrika’daki merkez bankalarının da sürece dahil olmasıyla daha geniş bir coğrafyaya yayıldığına dikkat çekildi.
