Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, emekli olduktan sonra geçmişe dönük eksik ödemelerini fark eden işçiler için emsal niteliğinde bir karara imza attı. Yıllarca süren hukuk mücadelesinin ardından verilen bu karar, özellikle bordro kalemlerinde yapılan değişiklikler ve ücret zamlarının hesaplanma yöntemi konusunda yeni bir standart belirledi.
TAŞERON DEVRİ VE "SADELEŞTİRME" ADIMIYLA BAŞLAYAN SÜREÇ
Dava dosyasına yansıyan bilgilere göre olay, 1989 yılında bir şirkette çalışmaya başlayan bir işçinin, 2005 yılında aynı iş yerinde kalmak üzere taşeron firmaya devredilmesiyle başladı. Taşeron firma, 2006 yılında işçiye yazılı bir belge sunarak; yılda dört defa ödenen ikramiyeler ile sosyal yardımların toplamının 12 aya bölünerek bordroda “diğer” kalemi altında ödeneceğini bildirdi.
İşçi, işverenin "bordroyu sadeleştirme" açıklaması üzerine bu belgeyi imzaladı. Ancak takip eden yıllarda, işverenin bu ek ödeme kalemine yalnızca ilk yıl zam yaptığı, sonraki yıllarda ise miktarın asgari ücret artışlarının çok gerisinde kaldığı, hatta zaman zaman düştüğü görüldü.
ON YILLIK HAK ARAYIŞI: MAHKEMELER ARASI GÖRÜŞ AYRILIĞI
2016 yılında emekli olan işçi, 2006-2016 yılları arasındaki ödemelerin düzensizliğini ve eksikliğini gerekçe göstererek ücret ile kıdem tazminatı farkı davası açtı. Süreç içerisinde mahkemeler farklı hukuki yorumlarda bulundu:
İş Mahkemesi: İşçiyi haklı bularak, eksik ödemelerin hesaplanmasında "asgari ücret katsayısı" yöntemini kullandı. İlk yıldaki ödemeyi o dönemin asgari ücretine oranlayan mahkeme, çıkan katsayıyı tüm yıllara uygulayarak tazminat ödenmesine hükmetti.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi: İşçinin yazılı imzasını gerekçe göstererek, bunun çalışma koşullarında "esaslı değişiklik" kabulü olduğunu savundu ve davanın reddi gerektiğini belirtti.
HUKUK GENEL KURULU NOKTAYI KOYDU: HESAPLAMA NASIL YAPILACAK?
Habertürk'ten Ahmet Kıvanç'ın haberine göre; İş Mahkemesinin kararında direnmesi üzerine dosya en üst merci olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na taşındı. Genel Kurul, iş hayatındaki dengeleri değiştirecek şu temel kriterleri belirledi:
İMZA SÖZLEŞME DEĞİŞİKLİĞİ DEĞİLDİR: İşçinin bordro sadeleştirme amacıyla imzaladığı belge, işverene sosyal hakları dondurma veya azaltma yetkisi veren bir sözleşme değişikliği olarak görülemez.
ASGARİ ÜCRET ENDEKSİ YANLIŞTIR: İşverenin asgari ücret zammı oranında zam yapma gibi genel bir yasal zorunluluğu yoktur. Bu nedenle hesaplamanın asgari ücrete oranlanarak (katsayı yöntemiyle) yapılması hatalıdır.
YENİ KRİTER "BRÜT ÜCRET ORANI": Yargıtay, asgari ücret yerine daha hakkaniyetli bir formül sundu. Fark hesaplanırken; ilk yıl ödenen "diğer" kalemindeki miktar, işçinin o dönemki kendi toplam brüt ücretine oranlanmalıdır. Elde edilen bu oran, sonraki yıllardaki güncel brüt ücrete uygulanarak gerçek alacak miktarı saptanmalıdır.
Bu emsal karar, işverenlerin "bordro kalemlerini birleştirme" adı altında işçinin ikramiye ve sosyal yardım haklarını zaman içerisinde eritmesinin önüne geçiyor. Bundan sonraki davalarda bilirkişiler, asgari ücret artışını değil, işçinin kendi brüt maaşındaki artışı ve bu maaş içindeki yan hakların yüzdesel oranını baz alarak hesaplama yapacak.
