Arap Araştırmaları ve Politika Çalışmaları Merkezi, tüm dünyayı sarsan ABD ve İsrail'in İran'a yönelik savaşının ekonomik bilançosunu Kovid-19 pandemisiyle karşılaştıran kapsamlı bir rapor yayımladı. Küresel enerji ve gübre arzının dörtte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla Körfez ülkelerinin 40 günde 40 milyar dolar kaybettiği belirtilirken; Rusya, Kanada ve Norveç gibi çatışma dışı enerji ihracatçılarının servetine servet kattığı ortaya kondu.
ABD iftar sofrasında vurmuştu İran'dan ultimatom geldi: Dena'nın intikamını alacağız
Dünya, Kovid-19 pandemisinin ve 2008 Küresel Finans Krizi'nin yaralarını sarmaya çalışırken, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı savaşla birlikte yeni ve eşi benzeri görülmemiş bir "stagflasyon" (durgunluk içinde enflasyon) tehdidiyle karşı karşıya kaldı.
Arap Araştırmaları ve Politika Çalışmaları Merkezi Ekonomi Çalışmaları Birimi tarafından 12 Nisan 2026'da yayımlanan "Hangisi Ekonomik Olarak Daha Ağır: Kovid-19 Pandemisi mi Yoksa ABD-İsrail'in İran'a Yönelik Savaşı mı?" başlıklı rapor, krizin kazananlarını, kaybedenlerini ve küresel tedarik zincirindeki devasa kırılmaları gözler önüne serdi.
ENERJİDE 'KAZANANLAR' VE 'KAYBEDENLER'
Raporun en çarpıcı tespitlerinden biri enerji piyasalarındaki el değiştirme oldu. Çatışmaların merkez üssündeki Hürmüz Boğazı'nın ticarete kapanması, bölge ülkelerine ağır bir fatura kesti. İran'ın savaşı komşu ülkelere taşıyarak küresel ekonomik baskı yaratma stratejisi sonucunda, Körfez ülkeleri ve Irak'ın hidrokarbon ihracatı savaşın ilk 40 gününde %76 oranında düştü. Bu ülkelerin sadece enerji ihracatından kaynaklanan kaybı 40 milyar doları, gübre ihracatındaki kaybı ise 1 milyar doları aştı. Rapora göre Körfez ülkeleri, savaşın devam ettiği her gün 1 milyar dolardan fazla ihracat geliri kaybediyor.
Buna karşılık, savaş bölgesinin dışındaki enerji ihracatçıları adeta altın çağını yaşıyor. Rusya, Kanada, Norveç, Brezilya, Kazakistan ve Nijerya gibi ülkeler, günlük 17 milyon varillik ihracatlarıyla artan fiyatlardan faydalanarak kısa sürede 15 milyar dolar ek gelir elde etti.
POMPAYA YANSIYAN FATURA: TÜKETİCİ EZİLİYOR
Brent petrol fiyatlarının 132 dolar seviyelerini test ettiği kriz, dünya genelinde akaryakıt fiyatlarını uçurdu. Mart 2026'nın son haftasında benzin fiyatları Filipinler'de %50, ABD, Avustralya, Nijerya ve Kanada'da ise %25'in üzerinde artış gösterdi.
Japonya, Brezilya, İngiltere ve hatta Hürmüz Boğazı krizinden en çok etkilenmesi beklenen Çin gibi ülkeler ise devlet sübvansiyonları, vergi indirimleri ve fiyat kontrolleri ile bu artışı %10 seviyesinin altında tutmayı başardı. Üretim ve lojistiğin can damarı olan dizel fiyatlarındaki artış ise benzini katlayarak Filipinler'de %81, ABD'de %41, Kanada'da %36 seviyelerine ulaştı.
İran'ın nokta atışı vuruşlarının sırrı çözüldü: ABD ve İsrail TEE-01B'ye yenildi
GÜBRE FİYATLARI YÜZDE 45 FIRLADI
Kovid-19 dönemiyle kıyaslandığında nakliye maliyetlerindeki artış şimdilik daha sınırlı kaldı. Pandeminin zirvesinde nakliye fiyatları %35 artarken, savaşın ilk ayında (Şubat-Mart 2026) bu artış %16 seviyesinde gerçekleşti. Ancak asıl kriz tarım girdilerinde yaşanıyor. Hürmüz Boğazı'nın kapanması küresel Üre (gübre) arzının üçte birini kesti ve gübre fiyatları anında %45'in üzerinde sıçrama yaptı.

KÖRFEZ'İN YUMUŞAK KARNI: GIDA TEDARİKİ
Rapor, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin gıda ithalatının %70'inin Hürmüz Boğazı'ndan geçtiğini hatırlatarak ciddi bir "gıda güvenliği" uyarısında bulundu:
Suudi Arabistan Kızıldeniz'e olan doğrudan erişimi sayesinde avantajlı konumda.
Katar (2017 ambargosundan bu yana) ve BAE, 4 ila 6 aylık stratejik rezervleri sayesinde şoklara şimdilik direnebiliyor.
Kuveyt ve Bahreyn ise krizden en çok etkilenen ve en kırılgan ülkeler ("çok yüksek" risk grubunda) olarak öne çıkıyor. Bu ülkelerde balık ve et fiyatları şimdiden %30'un üzerinde arttı. Alternatif rota olarak Ürdün'ün Akabe Limanı ve Suriye üzerinden karayolu ticareti öne çıksa da, bu yolların maliyetli, yavaş ve kapasite açısından yetersiz olduğu vurgulandı.
KOVİD-19 MU, SAVAŞ MI?
Raporun sonuç bölümünde, piyasaların savaşa verdiği tepkinin pandemiye kıyasla bazı açılardan daha sert olduğu belirtildi. Kovid-19 döneminde tüm dünyanın tıbbi bir amaç uğruna kenetlendiği, ancak bu savaşta siyasi kutuplaşmaların, ahlaki standartlardaki çöküşün ve belirsizliğin piyasaları felç ettiği ifade edildi.
Ayrıca pandemiden miras kalan rekor seviyedeki "küresel borç yükü" nedeniyle, hükümetlerin bu savaşın ekonomik şoklarına karşı vatandaşlarını ve piyasaları koruyacak finansal gücünün (teşvik paketleri sunma kapasitesinin) büyük ölçüde tükendiği uyarısı yapıldı.
