Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayımlanan son veriler, ekonomideki nakit akışı baskısının borç çevrim kapasitesini aşındırmaya başladığını kanıtlıyor. 2025 yılı mart ayında 349,1 milyar TL seviyesinde olan takipteki alacaklar, son bir yılda net 317,6 milyar TL artarak finansal sistem üzerindeki risk algısını yükseltti.
ENFLASYONDAN ARINDIRILMIŞ "REEL" BOZULMA
Takipteki kredi hacmindeki büyüme, sadece nominal bir artış değil, reel bir bozulmaya işaret ediyor. TÜFE bazında %30,87 olan yıllık enflasyonla indirgendiğinde, takibe düşen kredilerin reel olarak %45,9 oranında büyüdüğü görülüyor. Bu oran, bankaların toplam kredi hacmindeki reel büyümenin yaklaşık dokuz katı bir hıza tekabül ediyor.
BİREYSEL BORÇLARDA KREDİ KARTI ÇIKMAZI
Dünya Gazetesi'nden Naki Bakır'ın aktardığına göre, Mart sonu itibarıyla takipteki alacakların 273,5 milyar TL'sini bireysel borçlar oluşturuyor. Özellikle hanehalkının gelir aşınmasını krediyle telafi etmeye çalışması, şu tabloyu ortaya çıkardı:
Bireysel Kredi Kartları: Takipteki borç hacmi yıllık %94,1 artışla 143,2 milyar TL'ye ulaştı.
İhtiyaç Kredileri: Nakit açığını kapamak için kullanılan bu kalemde takipteki miktar 128,6 milyar TL oldu.
REEL SEKTÖRDE "KOBİ" KIRILGANLIĞI
Sistemin en büyük risk yükünü ise üretim ayağındaki şirketler taşıyor. Ticari ve diğer kredilerde takibe düşen miktar, yıllık %94,2 artışla 393,2 milyar TL’ye yükseldi.
KOBİ’lerin Payı: Takipteki ticari kredilerin yaklaşık üçte ikisi (231,6 milyar TL) KOBİ’lere ait. Bu durum, küçük işletmelerin finansman stresine karşı daha savunmasız olduğunu gösteriyor.
Kurumsal Kartlar: En hızlı bozulma %130,9 artışla kurumsal kredi kartlarında yaşandı. Şirketlerin kısa vadeli likidite ihtiyacını kart limitleriyle yönetmeye çalışması, finansman stresinin boyutunu gözler önüne seriyor.
BANKALARDAN 500 MİLYAR TL’LİK "ZARAR" KARŞILIĞI
Finansal kurumlar, artan riskleri bilançolarında erkenden fiyatlamaya başladı. Bankalar, geri dönmeme ihtimali yüksek krediler için ayırdıkları "özel karşılık" miktarını son bir yılda %93 artırarak 501,5 milyar TL’ye çıkardı. Bu hamle, bankaların bilanço sağlığını koruma çabası olsa da, kârlılık ve yeni kredi verme iştahı üzerinde baskı oluşturması bekleniyor.
