Görüşler

ABD Başkanı Trump’ın NATO’dan çıkma tehdidi

ABD Başkanı Trump’ın NATO’dan çıkma tehdidi

Eski Devlet, Millî Savunma ve Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, ABD Başkanı Trump'ın 'kağıttan kaplan' diyerek NATO'dan çıkma tehdidini yazdı. Trump'ın üye ülkelerden İran savaşında destek istemesinin ittifakın kuruluş amacına uymadığını belirten Türk 'NATO, amacı dışında hiçbir askerî harekâta destek olamaz' dedi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in 28 Şubat 2026 günü eşgüdümlü hava saldırılarıyla İran’a karşı başlattıkları ve İran’ın da Arap ülkelerindeki Amerikan üslerini bombalamak ve İsrail kentlerine balistik füzeler göndermek suretiyle misillemede bulunduğu, bu arada Hürmüz Boğazını düşman gemilerine kapattığı savaş devam ediyor. Bu savaş, İran’ın başlattığı bir savaş değil; Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51. maddesi anlamında meşru savunma hakkını kullanarak girdiği bir savaştır. Bu savaşta ve İran’ın düşman gemilerine kapattığı Hürmüz Boğazı’nı kontrol altına almak için NATO ülkelerinden beklediği desteği alamayan ABD Başkanı Donald Trump, “kâğıttan kaplan” olarak nitelediği “NATO’dan çekilmeyi ciddî olarak değerlendirdiklerini” söyledi. Bu tehdidi değerlendirmek için konuyu NATO’nun kuruluşundan başlayarak incelemekte yarar var.

1. NATO’NUN KURULUŞU

İngilizce “North Atlantic Treaty Organization” (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü), baş harfleriyle kısaltılmış adıyla NATO, II. Dünya Savaşı ertesinde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB’nin), kısa adıyla Sovyetler Birliği’nin yayılmacı politikalar izlemesine, Doğu Avrupa ülkelerinde komünist hükümetler kurdurarak nüfuzunu artırmasına karşı Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’nın güvenliğini sağlamak, komünizmin yayılmasını önlemek amacıyla kuruldu.

4 Nisan 1949’da ABD’nin başkenti Washington DC’de 12 devlet (ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Danimarka, İzlanda, İtalya, Norveç, Portekiz) tarafından Kuzey Atlantik Antlaşması imzalandı.

2. NATO’NUN GENİŞLEMESİ: TÜRKİYE VE YUNANİSTAN’IN ÜYELİĞİ

Bu Antlaşma ile kurulan NATO’ya daha sonra yeni üyeler katıldı.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyetler Birliği, 7 Ağustos 1946 tarihli bir nota ile Türkiye’den Montreux (Montrö) Boğazlar Sözleşmesi’nde değişiklik yapılarak Boğazların Türkiye ve Karadeniz’de kıyısı olan devletlerin kontrolünde olmasını, Sovyetler Birliği ve Türkiye tarafından birlikte savunulmasını; ayrıca Gürcistan ve, Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetlerine ait olduğunu öne sürdüğü Kars ve Ardahan’ın iadesini istedi. Türkiye tarafından reddedilen bu istekler, Türkiye’nin Rusya’dan gelebilecek bir tehlikeye karşı savunma ve güvenlik için 1952’de Yunanistan’la aynı zamanda NATO’ya girmesinin en önemli nedenidir.

Türkiye’nin 1950-1953 yılları arasında komünist Kuzey Kore’nin 25 Haziran 1950’de Güney Kore’ye saldırmasıyla savaşın başlaması üzerine o tarihte 5 sürekli, 6 sürekli olmayan toplam 11 üyeli Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1’e karşı 7 oyla kabul ettiği “Kore Cumhuriyeti’ne yönelik saldırı ile barışın ihlâl edildiğini” belirten, “Birleşmiş Milletler üyelerinin bu silâhlı saldırıyı püskürtmek ve bölgede barış ve güvenliği yeniden sağlamak için Kore Cumhuriyeti’ne gerekli yardımda bulunmalarını tavsiye eden” 27 Haziran 1950 tarih ve 83 sayılı Kararına uyarak Başbakan Adnan Menderes’in başkanlığındaki Bakanlar Kurulu’nun 30 Haziran 1950’de Kore’ye bir tugay asker gönderme kararı vermesi, daha sonraki yenileme birlikleriyle toplam 14.936 askerin Kore savaşında büyük kahramanlıklar göstermesi, Türkiye’nin 1952’de NATO’ya girmesini kolaylaştırdı.

Yunanistan’da 1946-1949 yıllarında ordu ile komünist çeteler arasında bir iç savaş oldu. İç savaşı ordunun kazanması, Balkanlarda komünizmin yayılmasını önlemek isteyen Batı Blokunun politikasına uygundu. Bu durum 1952’de Yunanistan’ın NATO’ya alınmasının başlıca nedenidir.

Yunanistan ve Türkiye’nin katılması ile genişlemeye başlayan NATO’ya 9 Mayıs 1955’te Federal Almanya Cumhuriyeti (Batı Almanya) katıldı; böylece NATO’nun üye sayısı 15’e çıktı.

3. NATO’NUN DOĞU BLOKUNDAKİ KARŞILIĞI: VARŞOVA PAKTI ÖRGÜTÜ

Bu katılımla daha da güçlenen NATO’ya karşı bir denge kuruluşu olarak SSCB’nin önderliğinde komünist rejimle yönetilen ülkeler, 14 Mayıs 1955’te Polonya’nın başkenti Varşova’da imzaladıkları Dostluk, İşbirliği ve Karşılıklı Yardımlaşma Antlaşması ile Varşova Paktı Örgütü’nü kurdular. Örgütün 8 üyesi vardı: Sovyetler Birliği, Arnavutluk, Bulgaristan, Çekoslovakya, Demokratik Alman Cumhuriyeti (Doğu Almanya), Macaristan, Polonya ve Romanya. II. Dünya Savaşı sonrasındaki soğuk savaş döneminde SSCB’nin diğer üye devletler üzerindeki hegemonyası altında uygulanan Varşova Paktı, Kızıl Ordu birliklerinin bu devletlerdeki üslerde konuşlandırılmasına ve bu devletlerdeki demokratikleşme hareketlerinin kanlı bir biçimde bastırılmasına dayanak oldu. 20-21 Ağustos 1968’de Çekoslovakya’da Komünist Partisi Birinci Sekreteri Alexander Dubček’in “Prag Baharı” adı verilen siyasî liberalleşme programının uygulanmasını önlemek için SSCB, Doğu Almanya, Polonya ve Macaristan birliklerinden oluşan Doğu Bloku Ordusunun Çekoslovakya’yı işgal etmesi üzerine Arnavutluk, Varşova Paktı’ndan ayrıldı. Son olarak Eylül 1990’da Doğu Almanya’nın Batı Almanya ile birleşmek üzere ayrılması, Çekoslovakya, Macaristan ve Polonya’nın Ekim 1990’a kadar askerî uygulamalardan çekilmesi, SSCB’nin dağılma sürecine girmesi üzerine Varşova Paktı 1 Temmuz 1991’de feshedildi.

4. NATO’NUN YENİ ÜYELERLE GENİŞLEMESİ

SSCB dışındaki eski Varşova Paktı üyeleri ve Ağustos 1991’de SSCB’den ayrılarak bağımsızlığına kavuşan Baltık ülkeleri, izleyen yıllarda NATO’ya girdiler .

1955’de Federal Almanya’nın katılmasından sonra uzunca bir süre yeni üye almayan NATO, 1982’de İspanya, 1999’da Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya, 2004’te Estonya, Letonya, Litvanya, Bulgaristan, Romanya, Slovakya ve Slovenya, 2009’da Arnavutluk ve Hırvatistan, 2017’de Karadağ, 2020’de Kuzey Makedonya’nın katılmasıyla genişlemeye devam etti. Son olarak 2023’te Finlandiya’nın, 2024’te İsveç’in katılmasıyla üye sayısı 32’ye çıktı. Böylece NATO, dünyada şimdiye kadar kurulmuş en büyük ittifak örgütü konumuna geldi.

5. TRUMP’IN NATO’DANÇEKİLME TEHDİDİ

ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail ile birlikte İran’a yaptıkları saldırılarda ve İran’ın düşman gemilerine kapattığı Hürmüz Boğazı’nı kontrol altına almak için NATO müttefiklerinden beklediği desteği alamaması üzerine öfke ile dile getirdiği NATO’dan çekilme tehdidini Kuzey Atlantik Antlaşması hükümleri çerçevesinde değerlendirelim:

a) NATO bir ortak savunma örgütüdür. Antlaşma’nın 5. maddesi şöyledir:“Taraflar, içlerinden birine veya birkaçına karşı Avrupa veya Kuzey Amerika’da girişilecek silâhlı bir saldırının bütün Taraflara yöneltilmiş bir saldırı sayılması ve bunun sonucu olarak, böyle bir silâhlı saldırı olduğunda, Taraflardan her birinin Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 51. maddesi ile tanınan bireysel veya ortak meşru savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği yeniden kurup sağlamak için, silâhlı kuvvet kullanılması dahil, gerekli göreceği her harekete derhâl girişerek, bireysel olarak ve diğer Taraflarla anlaşma içinde, saldırıya uğrayan Taraf veya Taraflara yardım etmesi konusunda anlaşmışlardır.” (f. I).

Bu hükmün işlerlik kazanması için NATO üyelerinden birine veya birkaçına silâhlı bir saldırının yapılmış olması gerekir. Oysa 1949’da NATO Antlaşması’nı imzalayan devletlerden biri olan ABD, İran’ın herhangi bir saldırısına uğramış değildir. Tersine, İsrail’in kışkırtmasıyla ve İsrail ile birlikte İran’a saldıran ABD’dir. Dolayısıyla. NATO üyeleri için Antlaşma’nın 5. maddesine göre ABD’ye destek olmalarını gerektiren bir durum yoktur.

11 Eylül 2001’de El Kaide militanı 19 kişinin kaçırdıkları 4 yolcu uçağından ikisini New York’ta Dünya Ticaret Merkezi İkiz Kulelerine, birini Washington DC’de ABD Savunma Bakanlığı’nın merkez binası Pentagon’a çarptırmak suretiyle gerçekleştirdikleri terör eylemi nedeniyle Başkan George W. Bush’un El Kaide merkezinin bulunduğu Afganistan’a karşı başlattığı Terörizmle Savaş Kampanyasına başta Birleşik Krallık olmak üzere NATO üyesi birçok ülke destek verdi. Bu, NATO’nun 77 yıllık tarihinde 5. maddenin işletildiği tek olaydır.

Şimdiki ABD Başkanı Trump’ın İran’a yaptıkları saldırıda destek almadıkları NATO’dan çıkmayı düşündüklerini söylemesi, 5. madde ile bağdaşmayan, hiçbir haklı gerekçesi olmayan, diğer üyeler üzerinde baskı kurmaya yönelik, şantaj niteliğinde sözlerdir. Bu süreçte hemen her gün söylediği çılgınca sözler, dünyayı ve ABD’yi aldatmaya yönelik yalanlardır. ABD’nin İsrail ile birlikte İran’a karşı “operasyon” söylemiyle açtıkları savaş, ABD halkının büyük çoğunluğunun desteklemediği bir çılgınlık örneğidir.

6. KUZEY ATLANTİK ANTLAŞMASI’NIN 13. MADDESİ VE UYGULAMA

b) Kuzey Atlantik Antlaşması’nın Taraf olmayı sona erdirme ile ilgili 13. maddesi şöyledir:
“Bu Antlaşma yirmi yıl yürürlükte kaldıktan sonra, Taraflardan her biri, Amerika Birleşik Devletleri Hükümetine yapacağı sona erdirme bildiriminden bir yıl sonra Antlaşmaya Taraf olmayı bitirebilir. Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti, her sona erdirme bildiriminin verilişi hakkında diğer Tarafları bilgilendirecektir.”

NATO’nun kuruluşundan bu yana geçen 77 yıl içinde Antlaşma’ya taraf olan devletlerden hiçbiri, Antlaşma’ya taraf olmayı bütünüyle sona erdirme, başka bir deyişe, NATO üyeliğinden çekilme yoluna gitmemiştir. Buna karşılık iki devlet, bazı durum ve olaylara tepki olarak NATO’nun askerî kanadından çekilmiş; bir süre sonra geri dönmüştür.

Fransız Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle, Fransa’nın nükleer gücünün NATO içindeki statüsü üzerinde ve çeşitli uluslararası sorunlarda ABD ile yaşadığı görüş ayrılıkları nedeniyle bağımsız bir politika izlemeye başlamış; bu arada 1966’da Fransa’yı NATO’nun askerî komuta yapısından çekmiş, ülkedeki yabancı askerlerin çekilmesini istemiştir. Bunun üzerine NATO’nun merkezi ve genel karargâhı Paris’ten Belçika’nın başkenti Brüksel’e taşındı. Fransa’nın NATO’nun askerî kanadına dönüşü 43 yıl sonra 4 Nisan 2009’da gerçekleşti.

Kıbrıs’ta 15 Temmuz 1974’te Yunan subaylarının yönetimindeki Ulusal Muhafız Gücü’nün yaptığı bir darbe ile EOKA’cı Nikos Sampson’un Cumhurbaşkanlığına getirilmesi ve Kıbrıs Elen Cumhuriyeti’nin kurulduğunun ilân edilmesi üzerine; Türkiye’de Başbakan Bülent Ecevit’in başkanlığındaki CHP-MSP Koalisyon Hükümetinin 19 Şubat 1959’da Birleşik Krallık, Türkiye ve Yunanistan arasında imzalanmış olan Garanti Antlaşması’nın IV. maddesine dayanarak verdiği kararla Türk Silâhları Kuvvetleri, 20-22 Temmuz 1974 günleri Kıbrıs’ta Barış Harekâtı olarak adlandırılan askerî müdahaleyi yaptı. BM Güvenlik Konseyi’nin çağrısına uyularak 25-30 Temmuz 1974 günleri Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık Dışişleri Bakanları arasında, 8-14 Ağustos 1974 günleri Kıbrıs Türk ve Rum toplumları temsilcilerinin katılımıyla Cenevre’de yapılan üçlü konferansta bir anlaşmaya varılamaması, Kıbrıs’ın Rum kontrolündeki bölgelerinde Türklere karşı insanlık dışı eylemlerin sürdürülmesi üzerine Türk Silâhları Kuvvetleri 14-16 Ağustos 1974 günleri ikinci Barış Harekâtını gerçekleştirdi.

Birinci Barış Harekâtı, Atina’da 1967’de darbe ile iktidara gelen ve Kıbrıs’taki 15 Temmuz 1974 darbesinin arkasında olan Albaylar Cuntasının çökmesine ve 1967’deki darbeden sonra Yunanistan’dan ayrılarak Paris’e gitmiş olan Başbakan Konstantin Karamanlis’in 24 Temmuz 1974 günü ülkesine geri dönerek sivil demokratik yönetime geçmek üzere bir ulusal birlik hükümet kurmasına neden oldu. Başbakan Karamanlis’in başkanlığındaki Hükümet, 16 Ağustos 1974’te Türkiye’nin Kıbrıs’taki askerî harekâtını engellemediği gerekçesiyle NATO’nun askerî kanadından çekilme kararı aldı.

Daha sonra geri dönmek isteyen Yunanistan, bu konuda önce Türkiye’nin Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel Hükümetlerince savunulan Yunanistan’ın Ege’deki komuta ve kontrol sorunlarının çözümünden sonra geri dönmesi görüşüne dayalı vetosu ile karşılaştı. 12 Eylül 1980 döneminde ABD Başkanı Jimmy Carter’ın Devlet Başkanı Kenan Evren’e bu konuda yazdığı mektup ve NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Komutanı Org. Bernard Rogers’ın Türkiye’ye gelerek Evren’le görüşmesinde varılan mutabakat üzerine Türkiye’nin tutumu kabul yönünde değişti. NATO Konseyi, 20 Ekim 19802’de Yunanistan’ı yeniden askerî kanada almayı kararlaştırdı.

7. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

1949’da 12 devlet tarafından imzalanan Kuzey Atlantik Antlaşması ile kurulan NATO, sonraki yıllarda 20 devletin katılımı ile günümüzde 32 devletin üye olduğu, dünyanın en büyük ortak savunma örgütü hâline geldi. Doğu Blokundaki karşılığı olarak 1955’te kurulan Varşova Paktı Örgütü’nün 36 yıl sonra dağılmasından farklı olarak, NATO 77 yıldan beri ayaktadır. NATO’nun genişleme sürecinde 1952’de Türkiye ve Yunanistan’ın, 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken 2023’te Finlandiya’nın, 2024’te İsveç’in NATO’ya katılımında görüldüğü gibi; NATO üyeliği, dış tehlikelere karşı etkili bir güvenlik sistemi işlevini yerine getirmektedir.

ABD Başkanı Trump’ın NATO’yu “kâğıttan kaplan” olarak nitelemesi haksız ve yanlıştır. Bir ortak savunma örgütü olan NATO üyelerinden hiçbirinin ABD’nin İsrail ile birlikte İran’a saldırmasını desteklememesi, Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesinde öngörülen yardım mekanizmasının işletilmesini gerektiren bir durum olmamasındandır. Oysa 11 Eylül 2001’de New York ve Washington DC’de El Kaide militanlarının gerçekleştirdikleri terör eylemleri üzerine, Antlaşma’nın 5. maddesi işletilmiş ve El Kaide merkezinin bulunduğu Afganistan’a karşı açılan Terörizmle Savaş Kampanyasına birçok NATO ülkesi katılmıştı.

Başta ABD ve Türk Silâhlı Kuvvetleri olmak üzere dünyanın en güçlü ordularını bir askerî ittifak içinde bir araya getiren NATO’nun varlığı, başlı başına caydırıcı bir etkendir... Önemli olan, sistemin doğru ve yerinde işletilmesidir. NATO, amacı dışında hiçbir askerî harekâta destek olamaz.

ABD Başkanı Trump’ın öfke ile yaptığı NATO’dan çekilme tehdidi, uygulamaya konacak olursa; bu, yalnız NATO’yu değil, ABD’nin savunma gücünü de zayıflatır. Geçmişte NATO’nun askerî yapısından ayrılan Fransa ve Yunanistan, daha sonra bu durumun savuma sistemlerinde yarattığı boşluğu görerek diğer üye devletlerin kabulü ile geri dönmüşlerdir.

ABD’nin NATO’dan çıkması, Başkan Trump’ın tek başına vereceği bir kararla olmaz. 2023’te kabul edilen Savunma Yetkilendirme Kanunu, bu konuda Senato’nun üçte iki çoğunlukla karar vermesi koşulunu getirmiştir. Bu arada Kongre yeni bir yasal düzenleme de yapabilir. ABD’nin NATO’dan çıkması, bunu söylemek kadar kolay bir iş değil.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Bunlar da İlginizi Çekebilir