Görüşler

Anthony Braxton: Yeni yaratıcılık ve yeni müzik

Anthony Braxton: Yeni yaratıcılık ve yeni müzik

‘Ütopyanın Sesleri’ ve ‘Tuhaf Günler Peşimizde’ kitabının yazarı Halil Turhanlı, 1960’lı yıllarda cazla bağlarını sorgulayan siyahi müzisyenleri yazdı. Turhanlı, cazı önyargı etiketlerinden kurtarmaya çalışan ve yenilik arayan bu müzisyenler arasında Anthony Braxton’ın ön safta olduğunu söylüyor.

1960’larda birçok siyah müzisyen cazla olan bağlarını sorguladı. Cazı önyargı ve etiketlerden kurtarmak için kolları sıvadılar, yepyeni olanın ardına düştüler. Deneysel formlar keşfetmeye uğraşıyorlardı. Özgür caz akımı ve diğer çığır acıcı yenilikler bu dönemde doğdu. Cazın yerleşik türlerinden olabildiğince uzaklaştılar; bunu beyaz ideolojinin normlarına bir meydan okuma olarak görüyorlardı.

Anthony Braxtonbu bu müzisyenler arasında, cazdaki yenilikçilerin ön saflarındaydı. Uzun yıllardan beri avangart eğilimleri dikkatle izliyor; ilginç kompozisyon dilleri ve doğaçlama yolları geliştiriyordu. Saksafoncu, besteci, teorisyen, doğaçlama ustası Braxton deneysel müzik çevrelerinin devrimcisidir. Deneysel çalışmaları denli büyük orkestra müziğiyle de tanınır. Operalar besteler ve sahneler. Ancak o salt yaptığı müzikle değerlendirilmemeli. Bu sınırlı bir tanımlama olur. Son elli yılın en önemli eğitimcisi ve müzik düşünürü olarak da görülmeli ve kabul edilmelidir. Kuşaklar boyu yeni müziğe ilgi duyan genç müzisyenlerin ilham kaynağı oldu; yol göstericilik yaptı. Onun müziği ortak insanlığımızı kutlar. Çalışmalarında yenilikçiliğin ve günümüz entelektüel araştırmalarının yanı sıra eski kültürlerden de etkilenmiştir.

Kariyeri 1960’lar Amerika’sının kültürel ortamına denk düşen Braxton’ın daha o tarihlerde çığır açan özgür ve yaratıcı bir müzik doğurmak üzere olduğu anlaşılıyordu. En başından itibaren müziği alışılmadık biçimde ele aldı. Haklı olarak bir caz vizyoneri kabul edilir; pek çok heyecan verici çalışma ve deneyde onun imzası vardır. Başlangıçtan itibaren sanatsal araştırmalarıyla yeni alanlar ve yollar açmıştır. Müziği büyük ölçüde böyle bir akış sunar. Heyecan verici bir ses dünyası yaratılmıştır. Denilebilir ki müziği kısmen kavramlardan oluşan çeşitli kültürel, sosyal ve elbette sanatsal kesişim noktalarını birbirine bağlama ve belirleme çabasından doğar. Doğa ve kültür bu müzikte tuhaf bir biçimde birleşiyor ve yankı buluyor. Deneysel müzik alanında verimli bir döneme doğru seyreder. Yankı uyandıran materyalleri ve yöntemleri yavaş yavaş belirler.
Siyah kültürün bütün zenginliğini onun cazında duymak mümkün. Siyah kültürün dinamiklerinin uygulayıcısı; bu kültürü tarihselliği ve güncelliğiyle kavrar. Ancak altını çizelim ki dünya yaratıcılığının sonuçları olmaları itibariyle tüm kültürleri eşit derecede değerli ve önemli görür. Braxton tüm bilgi ve yaratıcılığı bir arada düşünür; bunların tarihsel olarak birbirine bağlı olduğuna inanır. Afrika kültürünün dünya kültürüne inkar edilmez katkıda bulunduğunu hem de Avrupa kültürünün olumlu dönüşümünde rol oynayacağını ileri sürer

Braxton 1945’de Chicago’nun Güney Yakası’da doğdu. Lisede klarnet ve saksafon çalmaya başladı. 1960’ların başında New York’a yerleşti. Orada deneysel topluluk Musica Electronica Viva ile bazı performanslarından işbirliği yaptı. Daha sonra 1967’de Chicago’da AACM’e (Assciation for the Advencement of Creative Musicians-Yaratıcı Müzisyenlerin Gelişimi Derneği) katıldı. 1965 yılında kurulan AACM, (Chicago) Güney Yakası topluluğuydu. Kurucusu piyanist Muhal Richard Abrahs diğer topluluk üyelerinin ufuklarını genişletiyor, onlara yardım ediyor, caz sanatçılarını ve bestecilerini destekliyordu. 1969’da Braxton ve deneysel caz topluluğu AACM’in altı üyesi Paris’e konserler verdiler. Başarılar elde ettiler. Braxton, AACM ile geçirdiği süre boyunca bazı erken dönem yaratıcı eserlerine imza atmıştır. AACM’den sonra yapısal ve titreşimsel dinamikleri, doğaçlama müzikteki son gelişmeleri inceledi. İncelemelerine savaş sonrası Batı sanat müziğinden yenilikçi düşünceler de kattı. Cage, Stockhausen, Boulez gibi bestecilerin aleatorik tekniklerinden yararlandı.

Caz özünde Afrika estetiği içinde doğmuştur. Afrika yaratıcılığına çok şey borçludur. Bununla birlikte Braxton yaratıcı katkıları açısından tüm kültürleri eşit görür. Ne ki Batı uzun süre tarihe yanlış bakmış ve tarihi yanlış belgelemiştir. Nesnellikle incelememiştir. Afrika hakkında ırksal temelli çarpıtmalarda bulunmuştur. Halen bu tutumunu sürdürmektedir. Batı böylelikle giderek tüm tarihe yanlış bakmakta ve belgelemektedir. Oysa, Afrika yaratıcılığına çok şey borçludur. Beri yandan Afrika, Batı’da yaygın ve etkili olan siyah karşıtlığına alternatif sunmuştur.

Braxton’a göre insan yaratıcılığı temelde evrenseldir. Her kültürel ve ırksal grup aynı temel güçleri kullanır ve sonuçta insanlığa hizmet eder. Bu kolektif olarak insanlığın nereden gelip nereye gittiğiyle ilgilidir. Dolayısıyla dünyanın belirli bir bölgesinin ya da ülkesinin değil, dünya yaratıcılığından söz edilebilir. Fakat özellikle Batı’nın tarihi bu bakımdan yanlışlarla maluldür. Yeniden ele alınıp değerlendirilmesi gerekir. Batılı insan Afrika hakkında çarpıtmalarla yüklü ırksal temelli anlatılara rağbet eder. Afrika uygarlığı hakkında yanlış bilgiler edinir.

Braxton’ın notalaması çoğu kez karmaşıktır. Analize ve anlaşılmaya direnir. Bazı eserlerinde geleneksel notasyonun yanı sıra grafik tekniklerini de kullanmıştır. Bu tür notalamaları onun deneyciliğinin sınırlarının genişliğini gösterir. For Trio albümündeki “Composition 76” grafik notalama ile yazılmıştır. Bir dönüm noktası niteliğindeki bu eserin oldukça karmaşık notasyonu vardır; alışıldık olandan çok farklıdır. Siyah emeğin olağanüstü yaratıcılığını kanıtlayan çalışmalardan biridir. Braxton böylelikle cazın köklü tarihine çok farklı bir katkıda bulunmuştur.

Hayli üretken bir müzisyen olan Anthony Braxton antik kültürlere, mistik inançlara ilgi duyar. Antik Mısır ve Çin’den Avrupa Rönesans dönemi hermetizmine kadar birçok eski kültür onun ilgi alanındadır. Kariyeri boyunca eski ve köklü kültürlerin müziğiyle yaratıcı bir ilişki kurmuştur. Müziği renkler ve şekiller olarak kavramış, antik kültürlere bağlamıştır. Astrolojik işaretlerle müzik arasında paralellikler kurar. Bu biraz onun sesleri resim olarak görmesinin ya da tam tersi şekilleri ses olarak duymasının bir uzantısıdır. Astrolojik işaretleri, sayıları,beden parçalarını (organları), mevsimleri, gezegenleri, yıldızları, kısacası kozmik evren onun ilgi alanındadır.

Hem doğaçlamaları hem de besteleri açısından ana akım kültürün dışında var olan bir müziktir onunkisi. Adorno’nun kavramıyla “kültür endüstrisi”ne dahil edilemez. Çok farklı kültürel değerlerin taşıyıcısıdır. Bir tür kültürlerarası ilişki kurar; bu ilişkiden yola çıkarak işitsel yanı ağır basan ama edebi tonlar da taşıyan evrenselliğe ulaşır. Oldukça geniş bir müzikal-kültürel bilince sahiptir Müziği edebi alanla birleştirir. Onun librettosu ile müzik arasındaki ilginç deneysel bir ilişki mevcuttur. Afrika ve Avrupa’yı uzlaştırmaya çalışır. H.G Wells’den Philip K. Dick’e, oradan Samuel R.Delaney’e bir çok bilim kurgu yazarının onda etkisi mevcuttur. Müziği ve dünya edebiyatını bir bütün olarak kucaklar

Braxton’ın ütopik-teolojik temaları çekici bulduğu biliniyor. Müziğini bunlar elbette etkiledi. Müziği 1960’lardan bu yana kesintisiz gelişmiştir. Özellikle müzik-tiyatro projelerinin librettolarının bilim-kurgu edebiyatından beslendiğini söylemek abartılı olmaz. Onun Trllium X operası dille olan bağları nedeniyle teorik bir çalışma ve incelemedir aslında. Toplumsal adaletsizliği, kitlesel sömürüyü, maddi kazancı her şeyin üstünde tutan şirket yöneticilerini ele aldı. Trillim operası egemen kültürün çok uzağında durur. Ünlü Darmstadt Yaz Okulu’nda canlı kaydı gerçekleştirilen Trillium egemen kültürün çok uzağında durur. Başyapıtı sayabileceğimiz bu eser üzerinde beş yıl çalıştı. Aslında Trillium bir opera döngüsü. Döngü 1980’lerde Trillium X ile başlamıştır. Olay örgüsü karmaşık ama bir o kadar da zengindir, felsefi fikirler içerir. Trillium’da ırkçılığı, emperyalist kültürü her türlü kültürel ve ekonomik sömürüyü, Batı’nın kendini üstün gören son derece yanlış bakış açısını ele alır ve eleştirir Aslında her opera Tri-Axiun Yazıları’ında geliştirdiği felsefeye dayanır. Geleneksel operaya ve bilinen formlara meydan okur. Şekiller ve semboller teoriyi birleşiyor, şematik yapıları ise parçalıyor .Trillium dizisi opera formunun ve türünün sınırlarını zorluyor. Bu iddialı eser dinleyicinin önünde yeni ufuklar açar.

Braxton “yaratıcı orkestra” kavramına başvurdu ve “büyük topluluk müziği” de besteledi Bu tür besteleri bir anlamda büyük orkestra geleneğini izler, ama bir başka anlamda söz konusu gelenekten köklü biçimde kopuşu ifade eder. Braxton’ın geniş topluluk anlayışını büyük orkestra geleneğiyle yan yana getirmek pek mümkün değildir. Onun müziği batının bilinen büyük orkestra müziğine sığdırılamaz. Braxton’ın orkestrası müzikte yenilikler yapan, son derece dinamik bir topluluktur.

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Bunlar da İlginizi Çekebilir