Görüşler

Sosyal medya ve yapay zeka çağında televizyon vaizleri

Sosyal medya ve yapay zeka çağında televizyon vaizleri

İletişim profesürü Hakan Temiztürk, sosyal medya ve yapay zeka çağında Ramazan boyunca televizyonlarda nasihatler veren vazilerin dediklerini artık anlamsız kaldığını yazdı. Temiztürk, ‘Ekrana çıkanların atalarıyla övünmeyi bırakıp bugünün nesillerine bugünün meselelerini, bugünün çözümlerini, bugünün teknikleriyle anlatması daha faydalı olacaktır’ diyor.

Bir Ramazan daha geldi geçti. Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başladığı Kadir gecesini içerisinde barındırdığı için “Kur’an ayı” olarak nitelenen Ramazan, bu vurguyla ama yine büyük acılara şahitlik ederek geçti. Yeni bir savaş ve onun getirdiği daha büyük yıkımlar da cabası. Çok daha büyük yıkım planlarının kokusu da gelmeye başladı. ABD/İsrail katliam şebekesinin Müslümanları birbirine düşürme tuzağının işaretleri ortaya çıkıyor yavaş yavaş… Kutsal kitapları Kur’an’ın “kâfir topluluklar”a karşı bir ve beraber olma, gevşememe, gücü dağıtmama uyarılarına rağmen mezhebini, soy sop ve asabiyetini öne çıkaran Müslüman ülkelerin yöneticileri, kendilerine yönelik bu tuzağın zeminini oluşturmakta bir beis görmüyor!

Son olarak İran’da ve Körfez ülkelerinde karşımıza çıkan acı tablo, ABD/İsrail’in sebep olduğu bir tablo ama Müslümanları mağdur edecek katliam, saldırı ve savaşların “kâfirler” tarafından yapılmasına gerek de kalmıyor aslına bakılırsa… Son olarak Pakistan ile Afganistan’ın yüzlerce binlerce masumun ölümüne sebep olmaları, benzerlerine ne yazık ki çok sık rastlanan gaflet, dalalet ve ihanetlerin en son ve en gereksiz örneği oldu.

(İran’ın ABD/İsrail saldırıları sebebiyle uğradığı yıkım ve binlerce insanının ölümü, bu ülkedeki mezhepçi yönetimin hem kendi ülkesinde hem başka ülkelerde on binlerce insanın ölümünden sorumlu olduğu gerçeğini değiştirmez. Daha iki ay önce kendi vatandaşlarının eylemlerini şiddetle bastırarak binlercesini katlettiğini gördü bütün dünya! Kötülük her yerde kötülüktür, zulüm kimden gelirse gelsin zulümdür, katil katildir!)

Kur’an ayında bütün bunların olması, Kur’an’ın uyarılarına, ilke ve kurallarına rağmen olması başlı başına bir sorun. Türkiye’de ve dünyada Müslümanlar ay boyunca Kur’an’ın önemini, değerini, yüceliğini, üstünlüğünü, uyarıcı olduğunu konuştular, birbirlerine bunları anlattılar, bu bağlamda her sene yaptıklarını tekrarladılar ama Kur’an’ı anlamayı başaramadılar!
Ortaya çıkan tablo bunu gösteriyor: Kur’an’ın yapmayın dediğini yapmakta beis görmediler, yapın/uyun dediği kuralları ihmal ettiler, bu sebeple yaşadıkları iç huzursuzluğunu gidermek için de mazeretler uydurdular.

TÜRKİYE’NİN DURUMU

Bu kadar tehlikeli, bu kadar zor, bu kadar acı dolu bir coğrafyanın tam da ortasında olmasına rağmen çok şükür ki bu süreci en az hasarla atlatacak gibi görünen Türkiye’deki Müslümanların Ramazan ayı nasıl geçti peki? Kur’an’ın gölgesine sığındık mı? Kur’an’ı anlamak, anlatmak, yaşamak ve yaşatmak için çabaladık mı? Siyasette, medyada, sosyal yaşamda, okulda, adliyede, alışverişte Kur’an’ın emir ve yasaklarını gözeterek mi davrandık bu ayda?

Hem evet hem hayır!

Yardımlaşmada, dayanışmada, sosyal medya mesajı oluşturmada, etrafındakilere tavsiye ve telkinde bulunurken Kur’an’dan istifade edenler, onun hükümlerini hatırlayanlar, ötekine, başkasına, başkalarına yönelik tutum, tavır ve davranışlarında aynı duyarlılığı göstermeyi gerekli görmedi… Bu, işin bir boyutu.

Öte tarafta ‘televizyon vaizleri’nin bu ve benzeri konuları da içeren nasihatleri yer aldı. Yıllardır yaptıklarını yine yaptılar; Ramazan boyunca beliğ ifadelerle, ayet ve hadislerden örneklerle sunumlar yaptılar. Bu, onların iyi bildikleri ve iyi yaptıkları bir şeydi. Ama İslam coğrafyasında olduğu gibi ülkemizde de dine diyanete uymayacak bir sürü kötülük olmaya devam etti. Söylenenler havada kaldı bir bakıma.

Ama bu yazının asıl konusu bu da değil…

Sosyal medya çağında, dahası yapay zekâ evreninde klasik iftar ve sahur programlarının, Ramazan sohbetlerinin iş görmeyeceği teması bu yazının konusu…

Çocukları ve gençleri (aslında daha ileri yaştakileri de) ekran başına çekmek için 10-15 yıl öncesinin anlatım/sunum “tekniği” ve “teknolojisi” artık yeterli olmuyor. Sosyal medyanın cazip, albenili, çeşitli içerikleri, yapay zekânın neredeyse her şeyi mümkün kılan üstünlüğü televizyon vaizlerinin yer yer şovenizm, gurur, kibir içeren konuşmalarını anlamsız hale getiriyor.

Atalarının diniyle övünenleri yeren bir dinin temsilcisi olarak ekrana çıkanların atalarıyla övünmeyi bırakıp bugünün nesillerine bugünün meselelerini, bugünün çözümlerini, bugünün teknikleriyle anlatması daha faydalı olacaktır. Usta işi retoriklerin, büyük ve pahalı prodüksiyonların artık biraz daha ‘işe yarar’ hale getirilmesi gerekiyor. Kur’an’ı güzel okumak değerli, anlamlı ve önemli, iftar programları ve Ramazan etkinlikleri gerekli ama daha ötesine geçmek lazım. Kur’an ayında insanları Kur’an ile buluşturmak, gençleri, çocukları, yabancıları Kur’an mesajıyla tanıştırmak, bunları yaparken hamasetten uzak durmak lazım.

Başta Diyanet ve Millî Eğitim Bakanlığının din öğretiminden sorumlu birimleri olmak üzere bu kapsama dahil olan bütün aktörlerin dini anlatmak, Kur’an mesajını öğretmek ve yaymak için zamanın dilini, zamanın standartlarını ve zamanın teknolojisini yakalaması şart. İletişim çağının zirvelerinde bulunduğumuz bu günlerde Youtube’da gezinirken az ya da çok takipçili, monoton ya da çok etkili konuşan, ekranı kullanmada çok usta olan veya çok acemi görünen, yapay zekâyı verimli kullanan ya da bundan haberdar olmadığı izlenimi veren birbirinden farklı onlarca kanala rastlamak mümkün oluyor.

Cemaati küçük, tanınırlığı sınırlı, ‘şöhret’i az olan birinin ama konulara hakimiyetiyle, hitabetiyle, karşısındaki kitlenin ihtiyacına göre yaptığı hazırlığıyla, teknolojiyi kullanmasıyla bir anda insanları kendisine çektiğini görmek de mümkün, o sınırları belirsiz evrende…

Yani niyet halis olunca, işi becerecek bir ekibe ve imkâna sahip olununca Kur’an’ı anlatmak, hem de yormadan yorulmadan, sıkmadan bıktırmadan anlatmak pekâlâ mümkün oluyor. Sosyal medyadaki bu tür kanalların izlenme ve etkileme düzeyleri klasik televizyon vaizlerinin çok üzerine çıkmış bulunuyor. Bu durumun farkında olan dikkatli takipçiler, “Koca Diyanet, 100 bin personeli olan koca kurum, hepsi hepsi 5-10 kişiyle gerçekleştirilecek etkili bir Kur’an kanalı nasıl kuramaz? Cami kürsülerinde, kendi kanalında, TRT başta olmak üzere diğer kanallarda yüzlerce görevlisini topluma dini anlatmak üzere görevlendiren bir kurumun ürettiği, beğendirerek izlettiği, ‘işte budur’ dedirttiği hangi programlar vardır? Mesela tefsir öğrenmek isteyen, Kur’an bilgisini geliştirmek isteyen, kelam, fıkıh vb. alanlarda derinleşmek isteyenler için Diyanet ekranda hangi imkânları sunmaktadır?” diye sorguluyor Diyanet’i…

Öyle ya, Diyanet teşkilatında 100 bin personel, bunların içerisinde çok verimli ve bilgilendirici tefsir dersleri yapan hocalar kadar bilgiye, tecrübeye ve hitabete sahip olan yüzlerce hoca bulunuyor. Ama ortada nitelikli ürün yok! Dinini öğrenmek için cemaatlere ya da ‘sakıncalı’ hocalara yönelmesi istenmeyen insanımıza, gençlerimize, çocuklarımıza uygun ortamlar ve kanallar hazırlamayı görev saymalı bu alanın yetkilileri… 5-10 kişinin desteğiyle çok etkileyici, bilgilendirici, öğretici dersler yapan, bu sebeple her programı on binlerce genç tarafından takip edilen bir hocanın yaptığını yapmalıdır Diyanet. Özellikle bu iş için görevlendirilecek, dersine müdahale edilmeyecek, teknik ekiple desteklenecek hocalar, bu toplumun hâlâ çok ihtiyaç duyduğu Kur’an eğitimini yapay zekâ destekli sunumlarıyla/dersleriyle Youtube üzerinden vermelidir. Bunun çok güzel örnekleri bulunuyor; Diyanet de bunu yapabilecek kapasiteye, potansiyele ve imkânlara sahiptir, klasik Ramazan programları formatının ötesine geçmeli ve toplumu Kur’an’ın mesajıyla buluşturmalıdır.

YENİ BİR FORMAT LAZIM

Unutulmasın ki toplumun büyük bir kısmı okumayı geçmişte sevmedi; dini bilgilerini çoğunlukla sohbetler yoluyla edindi. İçerisinde bulunduğumuz sosyal medya çağında ise okuyarak öğrenenlerin sayısı iyice azaldı; başta çocuklar ve gençler olmak üzere toplumun büyük bir kısmı için devir, ekran devri! O ekranlara nitelikli içerikler ve bilgili becerikli hatipler çıkarmak ve böylece zamanın ruhunu yakalamak lazım.

Klasik televizyon vaizlerinin modası geçti artık. Kur’an’ı anlatma iddiasıyla toplumun karşısına çıkarılan bu tipler, tam tersine menkıbeler anlatarak, hamaset yaparak, hurafeleri karıştırarak insanları adeta Kur’an’dan uzak tutmaya çalışıyorlar. Bu durum kimseye bir şey kazandırmaz, uzun vadede herkese kaybettirir.

Devir değişti, insan değişti, formatlar değişti; bunun farkına varmalı ve Kur’an aylarının gerçekten Kur’an’ın anlatıldığı aylara dönüşmesi sağlanmalıdır.

*Prof. Dr. Hakan Temiztürk, Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Bunlar da İlginizi Çekebilir