Küresel ısınmanın mevsimsel etkileri, özellikle kış ayları üzerinde kendini göstermeye başladı. İklim araştırma kuruluşu Climate Central tarafından paylaşılan veriler, kış mevsiminin takvimsel olarak yerinde kalsa da sıcaklık bazlı tanımının değiştiğini ortaya koyuyor. Amerika genelinde yapılan incelemeler, 195 şehirde kışın ortalama 9 gün kısaldığını kanıtlarken; İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü'nden Dr. Öğretim Üyesi Deniz Demirhan, bu değişimin su güvenliğinden doğal afetlere kadar pek çok alanda riskleri tetiklediğini vurguluyor.
KIŞ MEVSİMİ TAKVİMDEN DEĞİL TERMOMETREDEN EKSİLİYOR
1970-2025 yıllarını kapsayan karşılaştırmalı analizde, ABD'deki 245 büyük şehirden 195'inde kış sıcaklıklarının daha geç başlayıp daha erken sona erdiği saptandı. Karbon kirliliğinin neden olduğu bu durum, kışın en soğuk 90 gününün yaklaşık %10'luk bir kayba uğramasına neden oldu. Sıcaklık ortalamalarındaki bu artış, kış mevsiminin karakterini tamamen değiştirerek ılıman ama ekstrem hava olaylarının yaşandığı bir döneme dönüştürüyor.

SICAK HAVA ŞİDDETLİ YAĞIŞLARI BESLİYOR
Dr. Öğretim Üyesi Deniz Demirhan, "kışlar ısınıyor" ifadesinin fırtına veya sağanakların azaldığı anlamına gelmediğini belirtti. Isınan atmosferin %7 daha fazla nem tutma kapasitesine ulaştığına dikkat çeken Demirhan, bu durumun 0 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda şiddetli yağmura ve taşkınlara, 0 derecenin altında ise yoğun kar fırtınalarına yol açabileceğini ifade etti. Yani kışlar kısalırken, yaşanan hava olaylarının şiddeti artıyor.
KAR ÖRTÜSÜNÜN AZALMASI SU GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDİYOR
Isınan kış aylarının en büyük faturası su kaynaklarına kesiliyor. Dağlardaki kar örtüsünün erkenden erimesi veya kar yerine yağmur yağması, yer altı su rezervlerinin beslenmesini engelliyor. Bu durum sadece tarım ve gıda güvenliğini değil, aynı zamanda buzullarda hapsolmuş bakteri ve kirleticilerin eriyerek içme suyuna karışması gibi biyolojik riskleri de beraberinde getiriyor.

EKONOMİDEN EKOSİSTEME GENİŞ ÇAPLI RİSKLER
Kısalan ve ılıman geçen kış mevsimleri, birçok sektörde ekonomik kayıplara neden oluyor. Colorado gibi bölgelerde kar kıtlığı sebebiyle kayak merkezlerine yapılan ziyaretler %20 oranında azalmış durumda. Bunun yanı sıra, orman yangınlarının kış aylarından itibaren hazırlık bulması, tür kayıpları ve iklim kaynaklı göç dalgaları, gelecekte bizi bekleyen en büyük tehlikeler arasında yer alıyor.
TÜRKİYE'DE KIŞ ORTALAMALARI ALARM VERİYOR
Dr. Demirhan, Türkiye'de de benzer bir tablonun hakim olduğunu; 1991-2020 kış ortalaması 3,9 derece iken, 2025 kışında bu değerin 4,7 dereceye yükseldiğini vurguladı. Uzmanlar, bu riskleri en aza indirmek için karbon emisyonlarının azaltılmasının ve acilen iklim değişikliğine uyum politikalarının hayata geçirilmesinin şart olduğunu belirtiyor.
