Çukurova’nın köklü geçmişinde, şık takım elbiselerin ve geleneksel Adana şalvarlarının vazgeçilmez tamamlayıcısı olan el yapımı kösele ayakkabı kültürü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Kentin kalbi tarihi Büyüksaat Çarşısı’nda mesleğini büyük bir tutkuyla icra eden 55 yaşındaki Murat Büyür, çırak yetişmemesinden dert yansa da eski kuşakların vazgeçemediği "yumurta topuk" modelini tamamen doğal deriden üreterek geçmiş ile gelecek arasında köprü kuruyor.
1936'DAN BERİ YAPILIYOR
Adana’nın tarihi alışveriş merkezi Büyüksaat Çarşısı’nda temelleri 1936 yılında atılan bu ata mesleği, o dönemden bu yana orijinalliğini kaybetmeden günümüze ulaştı. Dedesiyle başlayan, ardından babasından kendisine miras kalan ayakkabı imalatını büyük bir sadakatle yürüten Murat Büyür, makineleşmenin el sanatlarını bitirme noktasına getirdiğini vurguladı. Günümüzde piyasanın seri üretim plastik ve spor ayakkabılara teslim olduğunu belirten Büyür, "Tamamen el işçiliğiyle hazırlanan hakiki bir çift kösele ayakkabı; kesim, dikim, kalıplama ve taban montajı olmak üzere tam dört zorlu aşamadan geçiyor. Bir çiftin ortaya çıkması 3-4 günlük yoğun bir mesai gerektiriyor. Maalesef benden sonra bu bayrağı devralacak bir çırak yok, şehirde bu işi yapan son birkaç usta kaldık" sözleriyle durumun ciddiyetine dikkat çekti.

ESKİ KABADAYILARIN VAZGEÇİLMEZİ
Geleneksel Adana giyim tarzının en prestijli ögesi olan içi dışı deri kösele kunduralar, özellikle nostaljiden ve kaliteden ödün vermeyen eski kuşak tarafından hala yoğun talep görüyor. Adana ağalarının ve eski dönem kabadayılarının tarzını yansıtan yumurta topuk modelinin kendine has sırları olduğunu ifade eden Usta Murat Büyür, "Eskiden kabadayılar, ayakkabının arkasına, yani ökçesine basarak yürümeyi bir racon olarak görürdü. Biz de bu köklü alışkanlığı devam ettiren sadık müşterilerimiz için dedemin özel tasarımı olan arkası açık, ökçesiz modeller üretmeyi sürdürüyoruz. Yeni jenerasyon çok ilgi göstermese de takım elbise giyen büyüklerimiz ve Adana şalvarı kültürünü yaşatanlar için üretimimiz devam ediyor. Tamamen el emeği göz nuru olan bu hakiki deri ayakkabılarımızı kalitesine göre 1500 ile 2 bin 500 TL arasında değişen fiyatlarla meraklılarına sunuyoruz" dedi.

"PLASTİK AYAKKABI KOKUTUR, EL YAPIMI KÖSELE SAĞLIKTIR"
Murat Büyür ile aynı tezgahta omuz omuza çalışan ve meslekte yarım asrı geride bırakan 70 yaşındaki emektar usta Doğan Yetimbakan ise el yapımı ürünlerin sağlık açısından önemine değindi. Fabrikalarda üretilen modern ayakkabıların çoğunda plastik türevi malzemeler kullanıldığını ve bunun da ciddi ayak kokularına yol açtığını belirten Yetimbakan, "Hakiki kösele malzeme gözenekli yapısı sayesinde hava alır, ayağı kesinlikle kokutmaz ve terletmez. En önemlisi de biz seri üretim yapmıyoruz; her müşterinin kendi ayak anatomisine, kemik yapısına özel kalıplar hazırlayarak üretim gerçekleştiriyoruz. Bu yüzden el yapımı ayakkabılar her zaman fabrikasyon ürünlerden çok daha konforlu ve sağlıklıdır" ifadelerini kullanarak geleneksel üretimin üstünlüğünü ortaya koydu.
