Avrupa ülkelerinin demiryolu ağları ile Türkiye'nin hat haritası karşılaştırıldığında ortaya çıkan tablo, ulaşım altyapısındaki tarihsel makası gözler önüne seriyor.
İtalya, Almanya ve Fransa gibi Avrupa devletlerinin örümcek ağı gibi demiryolu hatlarına kıyasla Türkiye'nin geride kalmasının kökeninde, sanayi devriminin kaçırılması ve 1950 sonrasında uygulanan dış kaynaklı stratejiler yer alıyor.
Günümüzde yolcu ve yük taşımacılığının ezici çoğunluğunu karayolu üzerinden sürdüren Türkiye, bu durumun bedelini ağır enerji ithalatı faturasıyla ödüyor.
AVRUPA İLE ARAMIZDAKİ AÇIK SANAYİ DEVRİMİNE DAYANIYOR
Tarihsel süreç incelendiğinde Osmanlı İmparatorluğu, sanayi devrimini kaçırdığı için çağdaşlarının çok gerisinde kaldı.
O dönemdeki İngiltere haritası yoğun bir tren hattıyla kaplıyken Osmanlı coğrafyasında kısıtlı bir ulaşım imkanı mevcuttu.
Cumhuriyet kurulduktan sonra ise kalkınma hamlesi başlatıldı ve demiryolu hamlesine öncelik verildi.
10. Yıl Marşı'nda yer alan, "Demir ağlarla ördük yurdu dört bir baştan" dizesi, yürütülen bu milli seferberliği simgeliyordu.
Ancak 1950'li yıllara gelindiğinde demiryolu yapımı aniden durdu.
MARSHALL YARDIMI İLE DEMİRYOLU YATIRIMLARI DURDURULDU
Demiryolu yapımının kesintiye uğramasının arkasında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından sağlanan Marshall Yardımları yer alıyor.
ABD'li yetkililer, demiryolu projelerinin verimsiz olduğunu iddia ederek Türkiye'ye otoyol yapması yönünde telkinlerde bulundu.
Otoyol inşası için mali yardım vaadinde bulunan ABD, bu hamleyi karşılıksız yapmadı.
Karayolu odaklı yeni ulaşım modeli; Türkiye'nin sürekli olarak ABD'den otomobil, yedek parça ve dışarıdan petrol satın alması anlamına geliyordu.
Böylece ulaştırma altyapısında dışa bağımlı bir düzen kuruldu.
TRENLER KARAYOLUNA GÖRE 4 KAT DAHA AZ ENERJİ HARCIYOR
Günümüz Türkiye'sinde hem yolcu, hem de yük taşımacılığı ağırlıklı olarak karayolu üzerinden yürütülüyor.
Bu durum ülkeyi tamamen ithal petrole muhtaç kılıyor.
Oysa raylı sistemler, karayoluna kıyasla aynı yük ve yolcu miktarını taşırken 4 kat daha az enerji harcıyor.
Çok daha verimli bir yapı sunan trenler elektrik gücüyle çalışabiliyor.
Türkiye elektriği yerli kaynaklarıyla üretebilme imkanına sahipken petrol rezervi konusunda dışa bağımlı kalmayı sürdürüyor.
RESMİ VERİLERE GÖRE DEMİRYOLU PAYI SADECE YÜZDE 1
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan dış ticaret lojistiği verileri de bu tabloyu doğruluyor.
Resmi veriler kapsamında Türkiye'nin ihracat ve ithalat taşımalarında demiryolunun payı yüzde 1 seviyesinin altında kalıyor.
Taşımacılıkta karayolunun hakimiyeti sürerken, uzmanlar demiryolu ağlarının genişletilmesinin ulusal enerji tasarrufuna ve cari açığın azaltılmasına doğrudan katkı sağlayacağını vurguluyor.
Modern şehirlerin can damarı raylı sistemler, ulaşımın çehresini değiştiriyor






